• çatlak bir başkanları var: aurelio de laurentiis. herif aslında film yapımcısı ama öyle erşan kuneri gibi filan değil, bayağı bayağı büyük bir yapımcı. amcası müteveffa dino de laurentiis kendisinden daha da namlıydı hatta bu işte; güzeller güzeli la strada'dan tut da hollywood'daki yüzün üzerinde filmin yapımcılığını üstlenmişti. aurelio'ya tekrar dönecek olursak dilinin kemiği olmayan hafif(?) çatlak bir tip. "isteyen oyuncum ingiltere'ye elbette gidebilir ama kötü yaşayan, kötü yiyip içen insanlara ve götünü yıkamayan kadınlara sahip bir ülkeye niye gitmek istesinler ki?" diyecek kadar patavatsız, serseri bir yaşam tarzını benimsemiş lavezzi'ye ithafen: "bir sporcu fahişelerle düşüp kalkmaz ve sabah 4'e kadar içip sıçmaz!" diyecek kadar asabi, teknik direktörünün gıyabında: "donadoni benden bir tane orta saha istedi, çok istiyorsa gitsin kendisi alsın..." diyecek kadar vurdumduymaz, lavezzi'yi ayartmaya çalışan menajerine yönelik: "eğer mazzoni salaklıklarına devam ederse onun taşaklarını keserim!" diyecek kadar gözü kara biri. birkaç maç gol atamayan higuain'i "dombili" diye eleştirmesinin üstünden de çok geçmedi: (bkz: #1979048) lakin tüm bunlardan çok daha sansasyonel ve komik bir hareketi var. 2011-2012 sezonu arefesinde serie a fikstür çekimine katılan aurelio'nun aklında görece kolay ve ayarlanmış bir fikstürle karşılaşmak var çünkü napoli o sezon şampiyonlar ligine katılmış ama bir de bakıyor ki üçüncü haftadaki milan maçı tam da şl grup maçlarının arasına denk gelmiş... e bizimki de delleniyor: "film yapmaya geri döneceğim, italyan olmaktan utanıyorum, hepiniz birer bok parçasısınız!". hatta videosu da mevcut bunun ki sağa sola bağırıp çağırdıktan sonra yoldan geçen motorlunun arkasına binip gitmesine her izleyişimde yarılırım: https://www.youtube.com/watch?v=ZzSPLsQPh_0

    neyse, biz sportif icraatlerine bakalım. napoli'yi 2004'te aldığında kulüp serie c'deydi. iki sene içinde nasıl başardıysa başardı kulübü serie a'ya kadar yükseltti. öyle atla deve de harcamadı hani, bol bol oyuncu da sattı yeri geldiğinde. öyle asansör kulüp de yapmadı, neredeyse hep kafaya oynadı kulüp. bu süreçte iki defa 2. iki defa 3. bitirdiler ligi.

    napoli, italya'nın fakir güney kesiminde yer alan bir kulüp. juventus, inter, milan gibi büyükbaşlara nazaran oldukça underdog bir takım. eti budu belli, tam bir şehir takımı. tarihlerinde sadece iki scudetto yatıyor, onlar da maradona döneminden kalma. aurelio da kuzeylilerle transfer konusunda aşık atamayacağını bildiğinden başkanlığının ilk yıllarında genellikle henüz parlamamış gençleri getirdi napoli'ye. bu hamle hem sportif açıdan tuttu hem de kulübün maddi açıdan katbekat büyümesine yaradı. 2012'de lavezzi'yi 30'a, 2013'te cavani'yi 65'e psg'ye okuttuktan sonra bence çok doğru bir hamle yaptı: rafael benitez'i takımın başına getirdi. o da cavani'den gelen parayla real'den üç tane adam aldırdı: callejon, albiol, higuain. aslında şurada bu hamleleri ve meyvelerini uzun uzadıya yazmıştım: (bkz: rafael benitez/#1956265)
    benitez'in iki sezonunun bilançosu bir 3.'lük, bir 5'lik, bir italya kupası, bir italya süper kupası oldu. sonra benitez real'e gitti, aurelio gene çok doğru bir ata oynayarak maurizio sarri'yi takımın başına getirdi. vakti zamanında hem bankacılık hem teknik direktörlük yapmış, işler dallanıp budaklanınca bankacılığı bırakıp teknik direktörlüğe odaklanmış sarri; geçen sezon (15-16) mükemmel bir sistem kurdu napoli'de. tandemde biri atletik, biri lider; koulibaly, albiol ikilisi vardı. şu an o koulibaly için 30+ milyon avro vermeye hazır ve nazır bir sürü pl takımı mevcut. beklerde iki tane ciğersiz vardı: ghoulam ve hysaj. defansif orta saha mevkisinde regista ve anchor man rolünü aynı kotada eritmeyi başaran ve sene boyu muhteşem oynayan bir jorginho vardı. önünde energizer tavşanı gibi koşan allan ve incecilerin kralı, modern trequartista'ların şahı hamsik vardı. ileri üçlünün solunda rakibin belinden su almayı hobi haline getirmiş insigne, sağında madrid'den arkasına teneke bağlanarak gönderilen ama çizmeye geldiğinden beri çok iyi oynayan callejon ve en ileri uçta hayatının futbolunu oynayıp 66 yıllık serie a gol rekorunu yerle yeksan eden higuain vardı. takım o kadar iyi bir hücum futbolu oynuyordu ki şampiyonluk konusunda herkes bir "acaba?" çekmiştir herhalde. lakin gerek juve'nin hayvani form tutması gerek higuain'in üç maçlık kırmızı kart cezası belli bir saatten sonra yarıştan kopup 2. olmalarına neden oldu ki bence ekonomik güçlerine nazaran çok iyi bir derece bu.

    pik noktasına çıkan higuain'i ellerinde tutamayacakları aşikardı. taraftarlar her ne kadar pipita'ya tapsa da o da emekli olmadan daha fazla kupa görebileceği bir kulübe gitmek istiyordu. bayern, psg, atletico derken arsenal ciddi ciddi ilgilenmişti yaz başında ama gocuk reyiz wenger cebindeki akrebi havalandırmamaya ant içmiş bir kere... orta sıra pl takımları bile gözünün yaşına bakmadan 40 milyon avroya transfer yapabilirken arsenal'in bu cimriliği de başka bir tez konusu ya neyse. sonuç olarak arsenal'den de ses gelmeyince direkt bir golcü arayan juventus 90 milyon avroyu bastırıp aldı kopardı herifi napoli'den.

    bu hamle napoli adına son derece menfi gibi görünse de aurelio'nun daha evvelki icraatlerine bakarak çok da üzülmeye gerek yok gibi geliyor bana. zaten sarri de çok ehil ve aklı başında bir hoca. higuain'in yerini dolduracaklar hatta bununla da kalmayıp başka takviyeler bile yapacaklardır. bir haftadır filan icardi'ye salça oluyorlar ama inter'in 50 milyon avroya bile bu transfere karşı çıktığı söyleniyor ki aman diyeyim, henüz o paraların adamı değil icardi. milik söylentileri de var etrafta dolaşan ama o da 35 milyon avro eder mi emin değilim. neyse, biz değil de aurelio düşünsün bunları artık.

    (bkz: make napoli great again)
  • ancelotti, kağıt üzerinde çok büyük isim. belki de dünyanın en kariyerli faal hocası ama sarri sonrası işi kolay olmayacak. çünkü bu yiğitlerin yoğurt yiyişleri çok farklı. sarri takımda kaldığı müddetçe kendi faunasını yaratmıştı. misal reina vasat bir kaleciydi ama sarri'nin sisteminde düzgün ayağıyla sırıtmıyordu ya da gerekirse mertens'i sahte 9 oynatarak takımdaki forvet eksikliğini absorbe edebiliyordu. şimdi kadroda büyük bir değişim yaşanmasa* ve büyük ihtimalle artık yaşanmayacak da olsa hem sistem hem ekol değişecek. hem de öyle böyle değişmeyecek.

    reina'nın ayağı iyiydi ama gapıcılığı vasattı. bir sene gecikmeyle de olsa milan'a, donnarumma'nın yedeği olmaya gitti. yerineyse udinese'den meret ve kernezis geldi. 22 milyon avroya alınan 21'lik meret'in namını birkaç seneden beri duyuyor idik. donnarumma'yla beraber buffon'un halefi olarak gösteriliyordu. asli görevini reina'dan iyi yapacağı kesin ama kadere bak ki birkaç gün önce omuzundaki bir kemiği kırmış antrenmanda. sanırım birkaç ay yok.

    takımın efsanelerinden maggio benevento'ya gitti. ghoulam'ın sakatlığının ne olacağı veya ne şekilde döneceği de belli değilken hem sağ hem sol beki yedekleyebilecek birisinin alınması şart. darmian harika olurdu mesela ama arias'ı alacakları konuşuluyor. albiol'le sözleşme uzattılar. koulibaly'yi yine muhafaza edeceğe benziyorlar. hatta de leuretiis; sarri'nin sözleşmesini chelsea'ye verirken sadece 8 milyon avroyu almakla kalmayıp jorginho'dan başka napolitana sulanmamaları konusunda chelsea'yle centilmenlik anlaşması yapmış. bu "başka napolianlar" da zielinski ve koulibaly oluyor.

    jorginho, sarri'nin oynattığı futbolun en mühim parçasıydı. onun gitmesi bile napoli'deki sarri-esk esintilerin kesilmesi için başlı başına bir sebep. manchester city'ye gidecekken chelsea kaptı. (guardiola niye böyle bir şeye göz yumdu anlayamadım ama sarri eğer sistemini chelsea'de de tesis edecekse jorginho bunu çok kolaylaştıracaktır.) jorginho sonrası ancelotti, defansif orta saha rolüne ilginç bir şekilde hamsik'i çekti. çin'e ha gitti ha gidecek derken hem istenen teklifin gelmemesi hem de ancelotti'nin ısrarıyla takımda kalan hamsik artık bir regista. yaşını almasıyla ofansif özelliklerini büyük ölçüde yitirmişti zaten ama vizyonu ve tekniğiyle çok iyi bir regista olacaktır gibi geliyor bana. gozzano'yla oynanan hazırlık maçında da çok iyiymiş.

    jorginho'nun gitmesiyle orta sahaya betis'ten fabian ruiz alındı. oyuncuyu çok iyi bilmiyorum ama büyük ihtimalle en azından bu sezon yedek kalır. 4-3-3 oynatacağını varsayarak ancelotti'nin orta sahayı hamsik-allan-zielinski üçlüsünden kuracağını sanıyorum. daha delikanlılar, diawara ve rog da var. orta saha napoli'nin en güçlü yeri.

    futbol piyasasının en underrated* adamlarından callejon'un otuzlu yaşları da yemeye başlamasıyla sağ tarafa simone verdi alındı. kışın da çok istemişlerdi ama verdi vermemişti*. ben kendisini çok beğenirim. iki ayağını da frikik atacak kadar iyi kullanabilen bir oyuncu. callejon'un da milan'a gitme durumu var bu arada.

    ancelotti, mertens'i en uçta oynatmaz. o da eğer satılmazsa* asli mevkisine geçer. milik'in sakatlıklardan sonra ne yapacağı meçhulken oraya bir adam şart. cavani söylentisi var ama de leurentiis'in de söylediği gibi bunun gerçekleşmesi için cavani'nin psg'de aldığı maaşının üçte birine tamam demesi lazım. bence ancelotti faktörüyle birlikte benzema daha makul bir isim. gelirse de harika olur doğrusu. insigne'nin soldaki yeri zaten garanti. insigne-benzema-mertens ileri üçlüsü çok yahşi duruyor.

    velhasıl artık izlemesi çok zevkli olan o napoli olmayacak. daha pragmatik daha sonuç odaklı bir napoli ortaya çıkacak. ha bu kötü bir şey mi? bence değil. napoli, sarri zamanında denizleri geçip derede boğuluyordu. ancelotti gibi pragmatist, winner ve tecrübeli bir adam bu hataları tekrarlamayacaktır diye düşünüyorum ama artık hem juventus hem roma hem de inter daha güçlü, bu bir. ikincisiyse yukarıda bahsettiğim üzere oyuncuların üç senedir alıştığı bir oyun anlayışı vardı, şimdi bunu yıkıp kendi sistemini ikame etmesi lazım. ancelotti bunu yapabilecek kalibrede ama işi çocuk oyuncağı değil. zaten bayern'den ayrılış şekliyle de karizması çizilmiş durumda. napoli onun için de bir bakıma challenge olacaktır.

    benim için bir diğer merak konusu: son üç seçiminde de (mazzari-benitez-sarri) muvaffak olmayı başaran de leurentiis ancelotti'yle dördüncü kere zıplayabilecek mi bakalım. eğer yine tutturursa şerbetli olduğunu inanmaya başlayacağım.
  • bu yaz çılgınlar gibi transfer yapan takım.

    kendileriyle alakadar yazdığım son entry'de, başkan de lauretiis ve hoca sarri ikilisinin higuain'den gelecek parayla iyi işler yapabileceğini belirtmiştim ama bu kadarını beklemiyordum. vallahi aşk olsun.

    bakalım:

    euro 2016'da yarım yarım yardıran emanuele giaccherini'yi 1,5 milyon avro gibi sembolik bir paraya sunderland'den satın aldılar. her ne kadar 31 yaşına girmiş olsa da euro 2016'daki italya-ispanya maçında 13 km koşalı daha 2 ay filan oluyor. ilk 11'de oynaması zor ama sarri için iyi bir yedek olur.

    stoper mevkisine empoli'den tonelli'yi getirdiler. hediyesi 10 milyon avro ama daha 26 yaşında ve geçen sezonu iyi geçirdi. albiol ve koulibally'yi kesmesi imkansız olsa da sakatlık veya ceza durumunda savunmacı yönünden zayıf olan napoli kulübesini şenlendirecektir.

    higuain'in gidişinden sonra ellerinde forvet mevkisi için bir tek gabbiadini kalmıştı, galatasaray olmadıkları için koca sezonun tek forvetle geçmeyeceğini hesaplamış olacaklar ki, ajax'tan 32 milyon avroya arkadiusz milik'i transfer ettiler. meblağ uçuk ama piyasa artık böyle. yaşı da daha 22.

    geçelim orta saha transferlerine. işte burada destan yazdılar, yazıyorlar.

    önce, udinese'den 22 yaşındaki polonyalı piotr zielinski'yi aldılar. bu transfer için 14 milyon avro ödediler. geçen sezon udinese'de coşmuştu.

    son birkaç haftadır alabilmek için yırtındıkları bologna'nın asi ginelisi amadou diawara'yı bugün sağlık kontrolüne sokmuşlar. roma ve milan almak için çok uğraştılar ama napoli'nin bileğini bükemediler. bu çocuğa dikkat. daha 19 yaşında ve geçen sezon hayvanlar gibi oynuyordu. bu wonderkid'in maliyeti de yaklaşık 15 milyon avro olacak napoli'ye.

    ve son bomba. dinamo zagreb'in 21'lik orta saha oyuncusu marko rog'u almak üzereler. hırvat milli takımında da oynayan bu genconun büyük bir takıma kapağı atması epeydir bekleniyordu zaten. tahmini transfer bedelinin 15 milyon avro olması bekleniyor.

    evet, durumlar bu. cavani'den gelen parayla yapılan 3 transfer* ve onlar etrafına tesis edilen kadro, kulübe level atlattırmıştı. o üçlüden birinin satılmasıyla yapılan bu transferlerle de geleceğin napoli'si kuruluyor. eğer hepsi tutarsa birkaç sezon sonra bambaşka bir napoli ortaya çıkabilir. zaten ellerindeki kadro kaliteliydi şimdi hem çok kaliteli hem de çok genç bir kadroya sahip oldular. bilhassa orta sahaya getirilen zielinski ve getirilmeye çalışan diawara, rog gibi adamlar; kulübün gerçekten belirli bir vizyonla yönetildiğini kanıtlıyor. böyle hamlelere fm'den alışkınız da demek ki istenince gerçek hayatta da yapılabiliyormuş.
  • juventus gerçeği olduğu sürece 3. şampiyonluğunu kazanması zor olan kulüp. zira zaten hocasız dahi her takıma karşı defans yapabilecek bir jenerasyon yakalamış, 90 m euro'ya forvet alıp utanmasalar o sezon bile kar edebilecek (pogba'nın satılması faraziyesinde) bir takım ve agnelli ailesi ile rekabet halindeler.

    yaklaşık 10 senedir sürdürülebilir bir başarıları ve belirli bir çizgileri var. önemle belirtmek gerekir ki italyan halkı ve italyan futbolu içinde bu kadar sürede bu kadar az dalgalanma yaşamaları iyi yönetildiklerini gösteriyor.

    haginin topugu zaten kendileri hakkında söylenecek bir çok şeyi söylemiş. ben kendisiyle ayrıştığım tek noktadan yola çıkarak açıklama yapayım:

    italyanlar tıpkı dortmund, valencia, leeds, mallorca ve hatta bizim gibi futbolun endüstriyelleşme hızını yakalayamadılar. nasıl ki biz ve valencia dönemsel başarıyı yakalarken bugün dahi uğraşılan mali sıkıntıları yaşadık, aynı sıkıntıyı italyan devleri de yaşadı. aradaki fark, bizim ve valencia'nın aksine o takımlar zaten dev takımlar olduğundan harcamaları da buna paraleldi.

    2000'li yıllarla başlayan gerileme dönemi çöküşe yol açarken, küme düşüp altyapıdan world class gençler (chiellini, marchisio) ile geri dönen, italyan zenginlerinin, her daim akıl ile yönetilen takımı juventus ile, endüstriyelleime döneminde küçük bütçeli olduğundan bu geçiş, daha doğrusu italya genelinde geçemeyişten etkilenmeden lige çıkan napoli halen dahi bocalayan rakiplerine karşı prime dönemlerini geçiriyorlar.

    juventus'un oturtmuş bir iskeleti var ve a gidip b geldiğinde (geçen sezon örneğinde olduğu gibi) max 3-5 hafta sallanıp sonra "babalar selam" diye ayağa kalkıyorlar. sistem dışında ezelden beri rekor satışlar da yapan (zidane, cannavaro, ibra, thuram vb.) bir takım olduklarından paraları da var ve bu da onların elde patlama ihtimali gözetilerek genç oyuncu almalarını mümkün kılıyor. morata'dan bile kar etti herifler, dybala ve rugani geliyor, coman satılmadı ise dönecek. böyle değişik bir takım, porto'nun avrupa scouting şubesi gibiler.

    napoli'nin juve ile baş edememesi özünde küçük bir takım olmasından ileri geliyor. altyapısı ile destekleyemiyor üst tarafı. iyi oyuncular var ama iyi bir rotasyonları olduğunu söylemek zor. bazı bölgeleri italya gibi en kötüsü bile defansif olarak iyi oynayan sert takımlara karşı mücadelede zayıf kalıyor. 3-5 sene daha bu çizgide devam edip cl gelirleri ile takılabilirlerse, juventusun buffon, chiellini, barzagli, evra, lichsteiner, gibi 3-5 sene içerisinde futbolu bırakacak veya seviyeden düşecek topçuların yerine yenisini koyamaması faraziyesinde belki hamsik'in kariyerinin son döneminde bir şampiyonluk görmesi heyecanı yaşayabiliriz
  • 22 nisan 2018 juventus napoli maçını son dakika golüyle 1-0 kazanarak lider juventus ile arasındaki puan farkını 1'e indiren takım.

    bu da maç sonu çekildikleri zafer pozu: http://gss.gs/IvL

    kalan 4 haftada juventus, inter ve roma deplasmanlarına gidecekken; napoli'nin kalan maçları sırasıyla fiorentina (d), torino, sampdoria (d) ve crotone ile. umuyorum kalan 4 haftada saçmalamazlar da juventus'un yıllar süren hakimiyeti sonunda yıkılır ve tabii napoli'nin uzun şampiyonluk hasreti de sona erer.

    (bkz: o sene bu sene)
  • taraftarının bok yemesiyle nefret ettiğim takımlar listesine tepeden giriş yapmış italyan kulübü. hayır avrupa'da birçok ülkede, hele hele italya'da ırkçılık zırvası almış başını gidiyor siyahi oyunculara karşı fakat balotelli'yi üzen melo'yu üzmüş demektir, melo'yu üzenin de yedi ceddini sikerler.

    ananın amı, amı napoli
    siksin seni mario balotelli
  • oynadıkları futbol, göze o kadar hoş geliyor ki...

    maurizio sarri'den öncesi ve sonrası diye ayırmak doğru olmaz. hatta bana kalırsa bu taktiğin ceremesini, bütün cefasını iki italyan, edoardo reja ve walter mazzari çekmişti desek daha doğru olur. çünkü marek hamsik, ezequiel lavezzi, german denis, michele pazienza ve kaptan paolo cannavaro'lu o 2009'lu yılların 'potansiyel geleceği' napoli, şimdiki başarısını o günlerine borçlu.

    tabi yalnızca mazzari ve reja değildi bu napoli'ye bugünlerini verenler. elbette teknik direktör ve staff kadrosunun arkasında, her ne kadar dediğim dedik bir görüntü çizip, skandallara meze verecek şeyler yapan aurelio de laurentiis de büyük pay sahibi. daha doğru bir kronolojik sıralama yapacak olursak eğer:

    edoardo reja'nin salık verdiği, roberto donadoni'nin temellerini attığı, walter mazzari'nin filizlendirdiği ve nihayetinde geçtiğimiz sezon başına dek takımda kalan rafael benitez'in meyvelerini topladığı o meşhur oyunun ana karakterleri. yönetmen koltuğunda da o dengesiz adam, aurelio de laurentiis var işte. hem ki laurentiis, 2004 yazında kulüp patronu olmuştu. façası da hepsine yetiyor haliyle!

    2015-2016 yılını ikinci bitiren ssc napoli'nin hocası sarri, büyük düşünmüş olacak ki, gonzalo higuain'den boşalan başrolü bu sene iki oyuncu arasında bölüştürdü. tabi bunu düşünmeye iten şey, elbette sakin kafayla aklında olanlar değil, biraz da senaryonun böyle olmasından kaynaklı. higuain'in satışıyla afc ajax'ın polonyalı yıldızı arkadiusz milik'in bu role adapte olacağını düşündü. düşündü düşünmesine de, işler pek de planlanan şekilde gitmedi haliyle. önce polonyalının sakatlığı, ardından mertens'in de gitmek için yer araması hasebiyle olaylar bu yönde gelişti. tabi italyan hocanın her durum için bir acil çıkışı vardı, bu durumda da şunu düşündü: tek kişilik rolü ikiye bölüştürmek!

    bu kadar basit değil elbette, ancak bir anlamda mantıklı da duruyordu, ki oldukça verim de alındı bundan. milik'in sakatlığı sonrası manolo gabbiadini ilk başta düşünüldü ve oldukça kötü bir performansla oynadı.* sonrasında tutmayan bu aşı, yerini insigne ve callejon'un önünde oynayan beleşçi golcü mertens'in (ki aslında oldukça yetenekli, birden fazla rolde ve pozisyonda başarılı işler çıkaran bir futbolcu) sahte 9'a evrilmesine, bir anlamda, takımın skor yükünün daha eşit dağılmasına da yol açtı. bunun yanı sıra callejon ve insigne de daha skorer bir sezon geçirmeye başladılar. ayrıca bu durum, gabbiadini'nin southampton'a satılmasının da önünü açmış oldu diyebiliriz. mesela geçtiğimiz sezon serie a'da toplamda 12 gol atan lorenzo insigne, daha şimdiden 12 golü buldu bile! aynı şeyleri jose callejon için de söyleyebiliriz. daha sezon bitmeden geçtiğimiz sezonki gol sayısına ulaştı o da.

    bu taktiğin verimli olmasının en önemli sebeplerinden birisi, üç oyuncunun her birinin de hem gol vuruşu, hem de top taşıyabilen isimler olması ile birlikte, birbirlerini oldukça tamamlayan tipte oyuncular olmaları.

    topu reina, hemen önündeki ikili, kalidou koulibaly ve raul albiol ile buluşturuyor. bu iki oyuncunun herhangi birisinden çıkan top önce amadou diawara'ya (veya jorginho) geliyor. bu durumda taktiğin evrildiği 4-5-1 veya 4-3-3'ün durumuna göre kanat ve hücum oyuncularının pozisyon yerleşkeleri devreye giriyor. eğer çizgi oyuncuları, elseid hysaj ve faouzi ghoulam'dan herhangi birisi açık durumdaysa onlar üzerinden gelişiyor. yok eğer bir kontra şansı veya önünde açık bir alan varsa top derhal jorginho, alan ve marek hamsik ile buluşturuluyor top. tabi burada iş biraz da oyuncuların yaratıcılığına kalmış. bu konuda allan ve özellikle hamsik oldukça sorumluluk üstlenen bir vaziyetteler. ayrıca bu iki oyuncu, rakibi karşılama ve doğru pozisyon alma özellikleri sayesinde takım hem defans, hem de ofansif anlamda elini oldukça güçlendiriyor. zaman zaman gerek top almaya ve alan açmaya; gerekse demarke duruma geçip, kanatları daha aktif etmek adına ilerideki insigne, callejon ve mertens üçlüsünden herhangi biri veya ikisi geri de gelebiliyor. tabi top bu noktaya geldiğinde kendi aralarında oldukça al-ver yapıp, gerek orta, gerekse uzun mesafeli paslarla seri şekilde hücuma çıkmak için de fırsat kolluyorlar. bu oyuncular zaman zaman rotasyon ve sakatlık-ceza durumunda yerlerini marko rog, piotr zielinski, ivan strinic ve vlad chiriches'e bıraksalar da sistem bu şekilde işliyor. rakibin pozisyon almasını beklemeden bir an evvel atak yapma istekleri var ve bu durum, bu sezona kadar oldukça yüksek sayıda sayılabilecek kontratak golü sayısına ulaşmalarını da sağladı.* kaldı ki napoli, aslında kendi oyun mantalitesini maçın geneline yayarak, topa sahip olan taraf olmasına rağmen yapabiliyor bunları.

    http://www.footballuser.com/...8/1497877_Napoli.jpg

    biraz evvel 4-5-1 ve 4-3-3 demiştim. bu taktikte diawara (veya jorginho) stoperlere daha yakın ve gömülü bir konumda kalıp, defansı zaman zaman beşlemesine, ayrıca hysaj ve ghoulam'ın da çizgiye gelip, artık top hangi kanattaysa oradaki oyunculara karşı marke edecek adam durumuna geçmelerini sağlıyor. elbette ilerideki üçlü de orta alana, hatta rakibin atak pozisyonuna göre daha da kendi ceza alanlarına yaklaşıyor, olası bir top kazanımı durumunda da ok gibi ileri fırlamalarının önünü açabiliyor.

    http://spielverlagerung.com/...oal-kicks.png?x34335

    bu takımın eksiği var mı peki? elbette var. hem de büyük bir eksiklik bence. defans hattı her ne kadar kaliteli ve ayağı iyi isimlerden oluşsa da, boy ortalamaları oldukça kısa. takımda düzenli oynayan oyuncular arasında en uzun oyuncu ispanyol defans oyuncusu raul albiol, boyu 190 cm. o boya rağmen kafa toplarına hakimiyeti ne derecedir, elbette tartışılır. onun dışında nikola maksimovic'i de sayabiliriz, ancak rotasyon işlediğinde forma şansı bulabilen bir oyuncu olduğu için ne kadar çare olur bilinmez. kaldı ki beşiktaş maçında izlediğimiz napoli, oldukça duran top kazanmasına rağmen, herhangi bir varlık gösterememişti. bir anlamda 2016 model galatasaray ile bir tek bu anlamda ortak diyebiliriz malesef :(

    https://vimeo.com/206493906

    https://vimeo.com/199420768

    2 nisan'da oynadıkları ve 1-1 biten juventus maçındaki oyunları da herhalde nirvana'ydı desek yanlış olmaz. khedira'nın golünden sonra juventus'un herhangi bir organize atağı yoktu. ayrıca bir adet ofsayttan sayılmayan golleri, bir de lichtsteiner'in güme giden penaltılık hareketi verilse çok yüksek bir ihtimal ile üç puanı alacaklardı. maurizio sarri, maçtan sonra juventus için yapılabilecek her şeyi yaptıklarını, fakat golü bulamadıkları için bir puanla yetindiklerinden bahsetmiş, takımıyla da gurur duyduğunu belirtmişti.

    hakikaten de juventus'a karşı da en fazla bu kadar oynanır.

    https://www.youtube.com/watch?v=gCtFOb2VC4E

    2 nisan'dan sonra oynadıkları kupa maçını bence boşverelim. zira rezillik çıkar :(
  • arek milik geri döndü fakat mertens'in en uçta gözüktüğü sistem bence napoli için ideal.

    arkasında sürekli hareket halinde olan callejon, insigne, hamsik, zielinski, allan, jorginho gibi tam takım oyuncuları ile harika bir sezon napoli'yi bekliyor gibi.

    22 ağustos 2017 nice napoli maçı ve ayrıca hafta sonu oynanan 19 ağustos 2017 hellas verona napoli maçında oynanan futbol geçen senenin bir tık ilerisinde gözüküyor.

    sarri defans hattını o kadar ileride tutuyor ki oyunun boyu inanılmaz daralıyor, neredeyse 25-30 metrelik bir mesafede oynanıyor napoli maçlarında futbol.

    dün oynayan 22 ağustos 2017 nice napoli maçında ilk golde hamsik'in callejon'a attığı pasa bakarsanız, hamsik'in kafasını bile kaldırmadığını göreceksiniz. callejon'un arka direğe koşu yapacağını topla buluştuğunda biliyordu zaten. ezberlenmiş setler üzerinden oynuyorlar hucümları neredeyse.

    burada o bahsettiğim takım boyunu görebilirsiniz.

    http://gss.gs/13y.jpg

    burada da 22 ağustos 2017 nice napoli maçında hamsik'in callejon'a yaptığı asisti bulabilirsiniz.

    http://gss.gs/4Sc

    juventus'un bu sezon için yine güçlü bir kadrosu var fakat napoli'nin bu sene onları daha da zorlayacağına inanıyorum. geçen sene belki mertens'in en uçta oynadığı sistem ile sezona başlansaydı şampiyonluk gelebilirdi fakat kadro bu sene bozulmadı. milik iyileşti ve kulübe için çok sağlam bir alternatif oldu.

    bu sene o sene olabilir. sarri'ye dileniyorum ve bu bankacılık kariyerine şampiyonluk çok yakışır hocam diyorum.

    edit : aseriousman'in uyarısıyla youtube linki yenilendi.
  • sarri kendi ağzından; bir gün önce italya ligi'nin daha önemli olduğunu, lige odaklanacaklarını söylemesine ve baya rotasyonlu bir kadroyla çıkmalarına rağmen napoli'ye oynayan arkadaşlara şaşırdım ve üzüldüm; geçmiş olsun. :(

    (bkz: 15 şubat 2018 napoli rb leipzig maçı)

    ekleme: kaynak: http://www.gazzetta.it/...o-250276854928.shtml

    “leipzig heyecan verici bir takım, fakat bizim hedefimiz scudetto. avrupa maçları her zaman güzel olur fakat avrupa liginin perşembe günü olması bizi zora düşürüyor; sadece 60 saat sonra spal ile karşılaşacağız."

    genç bahisçileri üzse de bence kurnaz bahiscileri sevindirmiştir bu akşam. :(