• yani sporla alakalı bir platformda tüm sporlara yönelik en fonksiyonel egzersizlerden biri hakkında bu kadar yanlış bilgi verilmesi inanılır gibi değil. arkadaşlar öncelikle squatın profesyoneller tarafından yapılan(veya yapılması gereken ) bir hareket olduğu bilgisi tamamen eski badici kafası merdiven altı bilgisinden başka bir şey değil. squat başlı başına insanın günlük hayatta yaptığı çömelme eyleminin replike eden bir hareket. dolayısıyla hayatımızın her alanında yeri var. öncelikle squat yaparken beline yük bindiğini(ki elbet binecek) söyleyen arkadaşlar muhtemelen valsalva manevrasını bilmiyor. nefesinizi karnınıza doldurup vücudu sıkı tuttuğunuz taktirde sorun yaşamazsınız. ikinci olarak dizlerin ayak parmaklarını geçmeyeceği bilgisine gelecek olursak bunda da kesinlikle bir kafa karışıklığı söz konusu. herkesin vücudu bacak uzunluğu vs farklıdır. dikkat etmeniz gereken tek nokta barın ayağınızın ortasıyla yani vücudun ağırlık merkeziyle aynı yönde dikey bir hareket gerçekleştirmesi. bunun için de klasik söylenen kalçayı geriye atarak oturuyormuş gibi yapmak yerine iki bacağın arasına oturmaya çalışacaksınız. dizlerinizi seviyorsanız da muhakkak dışa zorlamaya çalışın(püf noktası ayakları hafif v şeklinde tutmak). smith machine konusuna ise hiç girmiyorum. sağlığını düşünen ve kendisine saygısı olan kullanmaz.

    ezcümle: sağlık için squat. dizini seviyorsan squat. belini karnını seviyorsan squat.
    "i don't know the question but the answer is squat"

    not:130 kg low bar squat.
  • kas koordinasyonu ve dengesizliği yüzünden serbest barla squat yaparken geriye düşüp omuriliğini çökerten, kıran, en basitiyle inciten sporcuları gördükten ve hastası olarak onların tedavisini yaptıktan sonra insanların hala hakkında nasıl genelleme yaparak konuştuğunu anlamadığım hareket.

    bize fakültede ilk derste iki şey söylendi ve bu iki şeyi meslek hayatınız boyunca unutmayın dendi. bunlardan birincisi o zamanlar sınıftan da bayağı tepki yükselmesine rağmen profesör hocamızın dediği ilk şey 'hastalarınızı aptal biriymiş gibi düşünüp öyle konuşun öyle anlatın zira ilerde ne dediğimi anlarsınız' ve 'egzersiz kişiye özeldir asla belli bir kalıba sokmayın'.

    prof. hocamızın dediği şeyi yazıma başlarken anlatmak istediğim şeyi örneklemesi amacıyla yazdım. spor salonlarında özellikle spora başlayan kişilerin veya sporcuların vücut analizi yapılmadan uzaktan şöyle süzülerek program vs. çıkartılmaya çalışılıyor. (işini iyi yapan ve dediğim şeylere özen gösteren yerleri ve kişileri tenzih ederim)

    en çok sinir olduğum şeylerden birisi de spora yeni başlayanları direkt barda çalıştırmak. kardeşim adamın koordinasyonu yok yok! ne barına geçiriyorsun adamı? sonra azer bülbül gibi titreye titreye yapmaya çalışıyor garibim. sen önce düzgün bir şekilde hatadan kaçınacak şekilde makine ve dumbellar ile çalıştır sonra belli bir alışma sürecinden sonra bar tuttur.

    neyse şunu söylemek istiyorum, istanbul'da yaşarken gittiğim kurumsal (!) denen salonda hocanın söyleyişi ile gidip serbest barda squat yapmak isteyen bir genç dengesini kaybedip yana doğru barla birlikte düşerek omuriliğini kırdı. ve bunu söyleyen hoca orada bile değildi hatta ambulansa bile gitmedi çünkü umurlarında bile değil. kimse sorumluluğu almayıp kaydolurken imzaladığı boktan kağıt parçası ile kendilerini akladılar. kendi vücudunuzu tanıyın, ne yapabildiğinizi ne yapamadığınızı bilin ve limitlerinizin üstüne çıkmayın. golginize ek iş çıkartmayın len. *

    not: hiçbir zaman çok zorunda olmadıkça serbest barda squat yapmayan ve smith machine'de 185 kg squat yapan kendine saygısı en çok da kendi sağlığına saygısı olan bir fizyoterapist.

    zorunlu edit: daha boş barın 20 kilo olmadığını bilmeyenler gelip size tavsiye vermeye kalkarsa dinlemeyin. spor fizyoterapisti olan birinden daha çok bildiğini iddia eden bilgili görünümlü cahillerden ise asla tavsiye almayın. sağlıcakla, iyi sporlar herkese.
  • yediden yetmişe, bir haftadır salona gitmeye başlayıp her tarafı ağrıdan inim inim inleyen azimli gençlerden ömrünü bu işi vermiş dinazor yavrularına kadar, bütün vücut geliştirme sporcularının korkulu rüyası. salona her seferinde koşa koşa giden ayakların bacak gününde geri geri koşmasına sebep olur, salona bir şekilde gidilse bile ısınma hareketleri sırasında insanda burak yılmaz misali yere atlayıp sakatlanmış numarası yapma isteği uyandırır. mecazi ya da argo anlamda değil, bayağı bayağı göt isteyen bir harekettir. hem hareketin doğrudan etkilediği bölgelerden biri olması, hem de vücutta oluşan fiziki ve psikolojik baskı sebebiyle nefes alış verişinin o yöne doğru kaymasından mütevellit; bu harekette aslan yükünü genellikle çalıştırılmak istenen bacak kaslarından ziyade bu güzide uzvumuz yüklenir. herşeye rağmen o barın altına bir şekilde girilir, binbir stres altında setler tamamlanır. zira vücut geliştirmenin en kral hareketlerinden biridir, büyüme hormonu tetikleyicisidir. iki dakika mantıklı düşününce yapılacak iş değildir ama alınan riski fazlasıyla karşılayan bir harekettir.