• 126
    avenged sevenfold 6 gün kadar önce aslında aslında hail to the king albümüne ait olan ama orada yayınlanmayan 'set me free' adlı şarkısını yayınladı. hail to the king albümünün agresif tarzından (acid rain haricinde) uzak bir havası olan şarkıyı ben açıkçası oldukça beğendim.

    https://www.youtube.com/watch?v=KMpIMi55VSs

    sevenfold ilk 2 albümünde (sounding the seventh trumpet ve waking the fallen) gerçekten asıl tarzları olan metalcore'u çok iyi yansıtıyordu. daha sonra seize the day albümü ile birlikte yavaş yavaş (özellikle nightmare albümü sonrasında kendini daha çok hissettirdi) saf thrash metal ve heavy metal'e evrildiler. bence en zayıf albümleri olan hail to the king (the rev sonrası fetret devri) ile albümlerine akustik içerikli şarkıları monte etmeye başlamışlardı. özellikle 2016'daki son albümleri olan the stage'deki roman sky ve yarı enstrümental olan exist beni mest etmişti. ayrıca the rev'dan sonra davula arin ilejay'ı getirmişlerdi fakat ilejay ile olacak gibi değildi ve brooks wackerman sonrasında iyi bir seçim oldu. the stage albümü ile birlikte de grup bence eski dönemlerine döndü.

    bu sene de yeni albüm bekleniyor kendilerinden.
  • 127
    kenarda ne sözlükteki bilmem ne dinleyicileri görürsem yapistiricam anasını satayim. afedersiniz ana baci karistirmak istemedim de, yapistiricam yani onu diyorum.

    neyse, hazir 23 ocak 2020 galatasaray çaykur rizespor maçıni bekliyorum, eve gelmişim yarim saat once iki sigara iceyim dedim, aslında baska janradaydim da metala gecelim.

    davulda ilk caldigim şarkıdan başlayayım, eskilere goturdun beni sozluk:

    black sabbath -- paranoid
    https://www.youtube.com/watch?v=0qanF-91aJo

    bizim orlarda çok sevmezler, derler ki konserlere bi turkler bi de kopekler alinmiyormus filan, ama malum reklamcılıkta filan calistim, dolayisiyla, özellikle reklam, reklamlar, televizyon, medya, ve şiddet uzerine dediklerinden oturu cok severim soad'i. herhalde bu da ikinci caldigim sarkidir:

    system of a down -- toxicity
    https://www.youtube.com/watch?v=64FrYGRrKVY

    ziplayin ulan -- simdi, pu*t diyecegim kizacaklar, neyse ki turkce harfler yok, cunku hakikaten kotu bi laf yani anlamını dusununce -- keratalar:

    in flames -- only for the weak
    https://www.youtube.com/watch?v=EmCA7EwE3rY

    bi gun iron maiden'dan cikmisiz bi bucuk saatlik soganlik dolmuşundayım taa ebesinin orekesinden geliyoruz karşıda, bi abiyle muhabbet ediyoruz tiesto'dan cikmis, dedi büyüyünce sen de tiestolardan cikarsin, hakliymis abi ama sonra inip senle yuruyim mi dedi bu p ile baslayan baska bi güzel turkce lafımız olan abimiz, dedim ulan ne diyosun indim yurudum zaten boynum oram buram ağrıyor, malum ergeniz:

    iron maiden -- run to the hills
    https://www.youtube.com/watch?v=86URGgqONvA

    neyse, istanbul demisken, gördüğüm en güzel konserlerden rammstein'i atlarsam olmaz:
    https://www.youtube.com/watch?v=bQ9HAc6mHm8

    bi de boyle garip gurup seyler dinlerdim:

    aaskereia -- aaskereia
    https://www.youtube.com/watch?v=TjC2VFqsS-U

    oyle iste. yazicam hepsine yapistiricam youtube'u. 33 dakika kaldı geçmiyor zaman allah'in belası.
  • 129
    bu hafta bizler için oldukça verimli bir hafta oldu. sevenfold bundan yaklaşık 20 gün kadar önce hail to the king albümünde yayınlamadığı 'set me free' adlı şarkısı yayınladığını duyurmuştu. ayrıntı için: (bkz: #2848388)

    şimdi de taaa 2008'de dijital platformda yayınladığı diamond in the rough adlı albümlerini, ki bu albüm zaten mevcut şarkılarının derlenmiş ve remastered edilmiş halinden oluşuyordu, bir kez daha güncelleyerek ve yeni şarkılar ekleyerek 8 şubat'ta yayınladılar. toplam 16 şarkıdan oluşuyor ve içinde pantera'dan walk ve black sabbath'tan paranoid yer alıyor. hemen hemen 10 yıllık sevenfold hayranı olarak daha 2011'de çıkarttıkları 4am adlı şarkılarını maalesef ki bu remastered albümleri sayesinde keşfettim. yazıklar olsun bana!

    https://www.youtube.com/...NGutRE1gOgsKnESywB58

    ayrıca zaman zaman dinlediğim ve geçen sene türkiye'ye gelen latin metalinin öncülerinden sepultura da 7 şubat'ta yeni albümünü piyasaya sürdü. adı quadra.

    https://www.youtube.com/watch?v=e393HFQ7pV4

    5 yıldır sesi soluğu çıkmayan lamb of god da tekli yayınladı.

    https://youtu.be/lNwHjNz6My4

    grindcore'un öncülerinden napalm death de 2 tane tekli yayınladı: logic ravaged by brute force ve white kross

    https://www.youtube.com/watch?v=ecqiuhmHeK0
    https://www.youtube.com/watch?v=nQS6BqXEe9w

    daha önce hiç dinlemediğim ancak norveç'in black metal öncülerinden olarak gösterilen (zaten black metal diyince neresi akla gelecek ki? tabiki iskandinavya!) ihsahn da bir tekli çıkartmış.

    https://youtu.be/PzP9yXvSzeM

    bu arada black metal demişken başta burzum olmak üzere behemoth ve gorgoroth'u öneririm. yalnız içiniz bir miktar kötü olabilir. benden söylemesi.
  • 130
    mgla isimli polonyalı black metal grubu, bu sene nisan ayı içerisinde ülkemizde bir konser verecek. özellikle; exercises in futility ve age of excuse gibi iki mükemmel albüme imza atan polonyalı grup, karanlık melodileriyle baharı kışa çevirecek gibi gözüküyor nisan ayında.

    eğer imkan bulabilirsem, mutlaka canlı performanslarına tanıklık etmek isterim. şehir dışından gelip, mgla'yı izlemek için bütün şartları zorlayacağım. konserin tek sıkıntılı tarafı zorlu centerda olması:(

    edit: konser beşiktaş if performance hall’da gerçekleşecek. 9 nisan.
  • 131
    küçükken metalciydim. sene 1992. metallica unforgiven albümü çıkarmış. metali falan bırak yabancı müzik bile dinlemiyorum o zaman ama anadolu lisesi hazırlıktayım. ingilizce yeni öğreniyorum, bi merak uyanmış. almanya'da bi akraba var, ara tatile geldiler ocak ayı falan. çocuklar 15-16 yaşlarında, kasedi getirmişler. taze çıkmış daha yeni. 1-2 ay olmuş. türkiye'de yok bu kaset daha diyolar. merakla dinlemeye başlıyorum, elimde sözlük sözleri anlamaya çalışıyorum. tam bir listening dersi. sonra zaten 1-2 seneye türkiye'de metalci patlaması yaşanıyor. metalci olmayanı yolda çevirip dövüyorlar, o derece bir furya. herkes metalci. bi anda saçları uzun erkekler türüyor, herkes asker akraba eş dosttan postal siparişi veriyor. postal önemli, postalsız metalcinin amk, öyle metalci mi olur. o zaman öyleydi.

    gel zaman git zaman istanbul maceram başladı. üniversite, kemancı, caravan. kafa sallaya sallaya kafa kalmadı amk daha 1. sınıftan okul uzadı. dedim clocky bu metalle bu okul bitmez. sonra alternatif müzik çok ağır bastı o yıllarda. sene 1998 1999. ardı ardına çok iyi albümler vs derken metal müzik serüveninin de sonuna geldik. sonra bi baktım bi gece spica'da kenan doğulu dinliyorum. hep kızlar amk, nereye sürükledilerse oraya gittik.

    özet geç diyenler için, hala metal müzik dinlemek büyük meziyettir. koruyun, kollayın böylelerini, hepsine selamlar.
  • 132
    şimdi bu arkadaşlara bir hikaye anlatayım. *

    ben öyle metalci bir adam sayılmam. istanbul'a geldiğimin 3. yılı. ocak 2008. dershanenin birinde öğretmenlik yapıyordum.

    o dönemler metallica dinliyorum sürekli. ama böyle metalcilerin pek de matah bulmadığı, hatta bazılarının metale ihanet olarak gördüğü turn the page, nothing else matters falan. öğrencilerim de biliyor metallica sevdiğimi.

    ocak ayında bu öğrencilerim heyecanla yanıma koşup dediler ki; "hocam metallica türkiye'ye geliyormuş"

    "ne diyonuz lan" deyip hemen bir araştırma, 27 temmuz 2008 ali sami yen stadı'nda metallica konseri, gününe dek hatırlıyorum.

    fakat öğrenciyiz, biletler de 50 tl tribündü sanırım. 50 lira şimdi bi şey değil de, 2008'de para yani. bi de tabi çat diye tükendi biletler ben para bulamadan. saha içi falan düşünmüyorum bile zaten.

    kaldık biletsiz. ama çareler tükenmez. kimmiş lan bunun organizasyon şirketi diye bir araştırma yapıyorum, taksim'de alman hastanesi civarında projunction adında bir ajans.

    hemen alıyorum iki ev arkadaşımı, topuklar kıçımıza vura vura tutuyorum ajansın yolunu. "abiii biz bu konserde çalışmak istiyoruz" diyoruz kapıyı açan abiye.

    tabi aldığımız cevap; "durun bakalım gençler, o işler öyle olmuyor. isminizi alıyoruz, uygun etkinliklere biz çağırıyoruz"

    abi yapmayın etmeyin falan derken, sağolsun oradan bir abla lafa dalıyor, "lan çocuklar 6 ay önce gelmiş, yazalım isimlerini tamam" diyor. ellerinden öperim ablam.

    iş burada bitmiyor tabii. ne iş yapacağını organizasyon günü söylüyorlar ki büyük sıkıntı. adamlar diyebilir ki stadın dışında t-shirt satacaksın. hop, gitti konser.

    ben işimi garantiye alayım arkadaş diyorum. bir arkadaşım bulmuş tribün bileti ama bir yandan da work&travel'a başvurmuş. başvurular mart veya nisan'da açıklanıyordu sanırım. açıklandı, çocuğun gideceği belli oldu. hop hemen çöküyorum bilete, paramı da hazırlamışım tabi, veriyorum 50 lirasını alıyorum biletimi. karaborsaya karşıyız.

    tamam diyorum, çok iyi bi yer denk gelirse çalışmak için girer çalışırım, yoksa kaçarım işten gider biletle girerim.

    konser günü geliyor. iki ev arkadaşımdan birincisi, maalesef stat dışı.

    ikincisi, tribünle saha içi arası organizasyonda. yani yaptığı iş saha içinden işemeye gidenlere bileklik takmak.

    bana gelen görev inanılmaz. kuliste bira dağıtacaksın diyorlar bana. hasiktir, noluyor lan.

    hemen bileti birinci ev arkadaşıma veriyorum o da girsin diye, koşa koşa işime sarılıyorum sonrasında.

    kolay mı lan, metallica'nın sahne arkasında, ali sami yen'in çimlerinde, hetfield'ın dwarf fiziğindeki babasına bira verip sakallarından süzülen biraya kahkaha atacaksın, metallica çalmaya başlayacak sen biranı bedava açıp içeceksin, rüya gibi amk.

    (bkz: bu da böyle bir anımdır )
  • 133
    o kadar yil oldu, saclar beyazladi, hala dinliyorum; son 10 yilda prog metal daha one ciksa da benim icin, hala eskileri de keyifle dinlerim. eskiler derken eskiden de kotu buldugum alt turlerin cogunu hala kotu buluyorum. genel olarak istikrar semboluyum*

    ne kadar yil oldu derseniz... master of puppets'in kasedini fear of the dark'in cd'si ile degistirecek kadar yil oldu. *

    iyi ki de degistirmisim; metallica iyidir, severim ilk albumlerini, ama maiden'in muzisyenligi apayridir, ayri seviyedir.