• 1976
    saat 13:30 sularında haber ilk yayılmaya başladığından beri kişisel gündemimde özgecan ve failleri var. daha geçenlerde yazmıştım her ölüm üzücüdür ama insanın genci ve güzeline ölümü daha bir yakıştıramıyorum diye, haliyle de bu haberi görünce daha bir sarsıldım psikolojik olarak.

    ulan insanın boğazı kesilir mi? insan yakılır mı? ciddi ciddi öldürmüşler ve de yakmışlar. çok ilginç yani inanılır gibi değil. insan üzülür lan, insanın içinde olmalı yani o vicdan.

    keşke hemen şu an doğaüstü bir olay olsa ve insan ırkı olarak soyumuz tamamen tükense. bu kadar çirkinlik ve korku yüreğime fazla geliyor. yeryüzünden silinmeliyiz. birbirimize acı vermekten başka bir boka yaradığımız yok. dünyamız acı üzerine kurulmuş resmen.
  • 1977
    özgecan'la aynı yaşta kız kardeşim var da aynı şey onun başına gelse kafayı yerdim herhalde, gerçi bu haliyle bile ürperiyorum ama. insan unutkan ve bencil bir varlık. maalesef kimse kızcağızın ve ailesinin neler yaşadığını anlayamaz. bu gencecik kıza bunu yapanların içinde en ufak bir merhamet, vicdan ve empati yok. canavarlaşma yolundaki kritik eşiği çoktan aşmışlardır. ve bunlara uygulanacak adalet, bırakın türkiye'yi henüz yeryüzünde yok.

    hepimiz tedbirli olmalıyız. türkiye gibi halkı muhafazakar olan ancak yöneticileri ve yasaları muhafazakar olmayan ülkelerde güven ortamı oluşturamazsınız. hiç beğenmediğimiz iran'da bile bunu yapacak canileri 1 günde yargılayıp ertesi güne asarlar. sense mahkeme mahkeme sürünürsün, bakarsın canileri aklarlar da. herkes şunun farkına varmalı: bu insanlar kahvede, okul bahçesinde, stadyumda, avmde, kısaca her yerde. o yüzden güvenliğinizi de gerekirse adaleti de kendiniz sağlayacaksınız. ilkçağlara döndüğümüzün resmidir bu maalesef.
  • 1979
    suthanede gördüm ilk bu haberi süt almaya annemle gitmiştim. görünce istemsizce ağzımdan küfür çıktı annemin ve ordaki abinin yanında. onlarda etti az bile dedi. nasıl bir ülkede değil nasıl bir dünyada yaşıyoruz diyelim çünkü heryerde var böyle pislikler. bize düşen tek şey cevremizdekileri korumak, kucuklerimizi daha dikkatli büyütmek. allah sabır versin diyeceğim de böyle bi canilige nasıl sabır edilir.
  • 1981
    #özgecanaslan
    hiç bir suçu olmayan bir kızı böylesine bir vahşete layık görenlere kısas uygulanması gerektiğini düşünüyorum.
    böyle konularda idamın uygulanması gerektiğine inanıyorum. en ileri demokrasi denilen amerika'da bile hala bazı eyaletlerde idam var ise bu adamların bir bildiği var arkadaş. özgecan'ın yaşadığı tramvayı bir an olsun düşünmek yetiyor. daha fazla düşünemiyorsun zaten çünkü insanlığından, erkekliğinden utanıyorsun. sessiz kalmak da çözüm değil. tecavüz ve nefsi müdafa dışında cinayetler idam kapsamında değerlendirilmelidir.
    toplum bunu talep edecek, isteyecek başka yol yok.
  • 1983
    korkuyorum.

    haberler gün geçtikçe biraz daha iğrençleşiyor. yıllardır yaşadığım minibüste tek yolcu olma tedirginliği giderek artıyor. haftada iki kez akşam saat 7de spora gidiyor, 8de çıkıyorum. soğuk havalarda yürüdüğüm o 7 dakikalık yolda hiç kimse olmuyor, ya da bazen başka bir aktivite için daha geç döndüğümde eve duraktan yürüdüğüm on dakika boyunca arada bir beslediğim yaklaşık on sokak köpeğine daha yakın olmaya çalışıyorum. sevgilime yazıyorum "indim ben, yürüyorum" diye. eve gittiğimi haber vermezsem, bana ulaşamazsa merak etsin istiyorum. bazen onu, bazen annemi arıyorum o koşar adım yürüdüğüm yol için.

    izmir'de yaşıyorum, tekin olmayan ya da ıssız bir yerinde de değil. ama bu bile tedirginliğimi geçirmiyor.

    24 yaşındayım, ve sokağa çıkmaktan korkuyorum. yanımda arabayı kullanan kişi birine kızdığında,"boşver" diyorum, kızdığı kişinin önümüzü kesip pompalı ile ikimizi de öldürmeyeceğinin garantisini kim verebilir?

    otobüs beklerken korkuyorum. hızını alamayan bir öküzün durağa girmeyeceğini söyleyebilir misiniz? son 5 yılda bile kaç tane insan yaya kaldırımında ezildi ve öldü bu ülkede?

    yayalara yeşil yandığında karşıya geçmeye korkuyorum, çünkü biliyorum gelen araba durmayacak ve evet, durmuyor, onun geçmesini bekliyorum, geçen ay biraz canım sıkkındı, iş çıkışı servisten indim, yayalara yeşil yanması için konulmuş o sarı şeye dokundum ve bana yeşil yandığından yola bakmadan yürüdüm. sonuç mu? belediye otobüsünün altında kalıyordum. ama şoför geçerken özür diledi eliyle. acaba ezilseydim de böyle sadece eliyle özür mü dileyecekti?

    biliyorum ki biri kötü niyetle yaklaşsa bana, ne koşup kaçabilirim, ne kendimi savunabilirim. çığlık atsam duyan olmaz. kaçırılmış, tecavüze uğramış, öldürülmüş, parçalanmış veya yakılmış olarak bir çöplükte bulunur bedenim.

    ve beni suçlarlar, etek mi varmış üstümde, tayt mı giymişim, ayağımda topuklu mu varmış, çok mu güzel kokuyormuşum adamı öyle mi baştan çıkarmışım yolda yürürken; bir kulp bulunur bana takılacak. çünkü benim de bu ülkede tecavüz edilen, işkence gören, öldürülen ve suçlanan o yüzlerce kadından hiçbir farkım yok.

    özgecan'ın yerinde ben olabilirdim, ablam, en yakın arkadaşım, annem olabilirdi. bir sonraki haberin bizden birinden söz etmeyeceğini kim söyleyebilir?

    ama kimin umrunda ki? haftaya özgecan'ı da unutmuş olacağız biz. tıpkı adını çoktan unuttuğumuz onlarcası gibi...
  • 1985
    (bkz: yeni türkiye)

    neden bakınız diyerek başladım, neden direk hedefi bu ülkeyi yönetenler gösterdim? nedeni çok basit bir ülkenin bakanı, tecavüze uğrayanlar çocuklarını doğursun devlet baksın diyorsa diğeri, kadınlar kahkaha atmasın diyorsa adına tasavvuf sanatçısı denen mahluk, hamile kadınlar sokağa çıkmasın ayıptır diyorsa bir diğeri trt'de yayın yapan kadının kıyafetine kadar karışıp, açıklamak yapıp işten attırabiliyorsa yine bu ülke'de tecavüze uğrayan kadınla tecavüzcünün evlenmesi durumunda koftiden cezalarla yırtmasını sağlalayacak cezalar veren hakimler varsa diyecek konuşacak hiçbir şey yok demektir. allah ailesine sabır versin diyemiyorum ne sabrı kardeşim ya neyin sabrı bu insanların yaşamaya hakkı yok bu insanların nefes aldığı her dakika ailesine yakınlarına küfür demektir yazık çok yazık. arkadaş tek sorun bu ülkede doğman bu gibi insanlarla yaşaman idi. seni ben bizler bu toplum koruyamadı hakkını helal et diyemiyorum arkadaş çünkü suç hepimizin affet be arkadaş cinsiyetimiz farklı diye hep duyarsız kaldık elimizden geleni yapamadık günü birlik hareket ettik illa bize de dokunmasını bekliyoruz harekete geçmemiz için lanet olsun yediremiyorum.
  • 1986
    canım çok sıkkın sözlük çok.

    ben ki bir kadının bir kızın arkasından yürürken özellikle tenha, karanlık bir yer ise hemen önüne geçen, hatta beklerim bazen gitsinde rahatsız olmasın sapık sanmasın adamlar gencecik arkadaşımızı 20lik özgecan'a tecavüz edip, yakıyorlar ?

    nerede adalet ? nerede soruyorum ak. o kız bu kadar çabaladı belki bir çok zorluktan sıyrılıp buralara geldi. üniversitesini okuyup mezun olacaktı ama izin vermediler lan. neden bir insan bir kıza tecavüz edip yakacak kadar aciz olur ? anlamıyorum sözlük valla.

    hayatımda en çok beklediğim şeylerden biri allstardır bugün baya buruk izleyeceğim.

    allah rahmet eğlesin. toprağı bol olsun. bu şerefsizlere inat umarım cennetin en güzel köşesinden bunların cayır cayır yanışını izlersin.
  • 1988
    https://www.facebook.com/...hp?v=955749834459729

    --- alıntı ---

    ben hiç bu kadar değerli bir şey kaybetmemiştim.
    o video'nun sonundaki gülüşü kaybettim.
    hepimiz kaybettik.
    ve yemin ediyorum bir şeyi kaybettiğime hiç bu kadar üzülmedim.
    özgecan'ın o video'nun sonundaki gülüşünü gönderirken ötelere
    ben de burada ne yazık ki galiba umudumu kaybettim.

    --- alıntı ---

    son saniyesinde duman oldum zaten. üç gündür öfke ve nefret ağır basıyordu, ilk kez şu an gözyaşı döktüm ulan. canım yandı canım.
  • 1989
    insanın başına ne gelirse ya meraktan ya meraktan gelirmiş.

    sabahın köründe 'insanların gizli fobileri' diye bir galeri açtım ulan neler varmış diye, açmaz olaydım kafama sıçayım. tripofobi ve scatporn diye iki nalet bir şey gördüm, ulan hem kaşınmaya başladım* hem de midem bulandı. uykumun kaçması da cabası.
    bok vardı o galeriyi açtım. siz açmayın dostlar :(
  • 1990
    biz..
    henüz bir kızı sevmenin ağırlığını yıllarca sırtında taşımadan atmamayı bile beceremiyorken...
    içten bir gülümseme için bile emekoğlu emek harcamaktan çekinmezken...
    hala daha aşk acılarımızı birbirimize "pardon, gözüme toz kaçtı!" hissiyatı içinde fısıldarken...
    tutamadığımız elleri ya da sarılamadığımız vücutları yıllar sonra hatırlayıp usul usul gözyaşı dökebiliyorken...
    arada bir kasık ağrılarını dindirmek için kurcalayıp "gazını almak"(!)tan başka bir şey için kullanamadığımız o malum organın topluluk içinde şahlanmasından(!) bile utanıyorken...
    en yakın arkadaşımız karşı cinsten olduğu için en yakından en uzağa herkes tarafından aramızda "birşeyler"(!) olması gerektiğine inanılıyor ve "birşeyler" olmadığını anlatmak için her seferinde kavgalar veriyorken...
    öyleyken, ya da böyleyken; hayat bir şekilde devam ediyorken...

    hala daha gördüğü her dişi canlıya "bön bön"(!) bakıp duran adamlar(!) var...
    hala daha gördüğü her karşı cinse lafla-sözle-gözle-elle taciz etmeyi marifet hatta hak sanan adamlar(!) var..
    hala daha karşı cinsle alakalı fikri-zikri sikmek-sokmaktan ibaret adamlar(!) var...
    hala daha skoruyla(!) övünen adamlar(!) var...

    ve daha da acıklısı...

    sırf bir yerden bir yere gitmek için bir toplu taşıma aracına tek başına bindiği için becerilmesi gerektiği(!) düşünülen, karşı koyunca öldürülen, dna eşleşmesi yapılmasın diye(!) elleri kesilen, ölüsü bile rahat bırakılmayıp yakılan birileri varmış...

    ben de bir erkeğim. daha da hor görmeniz için söyleyim, eline dişi sinek bile konmamış "abazan" bir erkeğim.
    sayenizde utanıyorum, utancımdan ölüyorum...
    kendimden de, erkekliğimden(!) de, ikide bir kalkıp durmaktan başka bir boka yaramayan * o organımdan da...

    lanet olsun artık...

    yazarın notu: aslında uzun zamandır bekleyen, bekletilen, bir türlü yazı haline gelemeyen bir serzenişti. özgecan aslan olayından sonra, birazcık da hedefinden saparak toparlamak ancak mümkün oldu. şeklen yılmaz özdil'e, edebiyen pek bir boka benzemeyen bir yazı oldu ama; olanlar olmuş zaten, sanırım çok bir önemi yok...
  • 1994
    aklımdan çıkmıyor sözlük.
    tek suçu kadın olmak olan özgecan aslan'ın yaşadıkları, ailesinin ruhsal durumu, özgecan'ın bu dünyayı terk ediş şekli...
    hepimizin ablası, kız kardeşi, sevgilisi, annesi var. ama ne yazık ki her yerde özgecan'a o betimlenemeyecek zulmü reva gören, kanı iğrençlikler ile dolu insanlar da var.

    özgecan ve ailesine olan üzüntümü anlatacak kelimeler de bulamıyorum, o adi şerefsizlerin hapishanede başına gelmesini temenni ettiğim hadiseleri de anlatamıyorum, kelimeler kifayetsiz kalıyor.
  • 1997
    neden bu kadar ciddiyiz be memleket olarak.

    yahu neden en ufak meselede levyeye, tornavidaya, bıçağa, silaha sarılıyoruz hemen.

    aslında meseleye bile gerek yok. düğünlerde bile kafamıza kurşun yiyebiliriz. katili de taksirle adam öldürmeden 3-5 yıla hapisten çıkıyor zaten.

    yok abi, bizden bi bok olmaz. genç arkadaşlara söylüyorum, aklınız varsa kaçın gidin ülkeden. gittikçe daha da iğrençleşiyor.

    özgecan'ın üzüntüsünü bahane ederek otobüslere bedava girenleri gördüm dün haberlerde. zaten ondan diyorum, bizden bi bok olmaz. daha üzülmeyi, teselli etmeyi, destek olmayı bile beceremiyoruz. ayarları bozulmuş milletimizin, ne yapsak milletçe intihar mı etsek?!
  • 1999
    - “arama neticesinde evinizin alt katında bulunan ve kullanılmayan klozetin içerisinde, üzerine moloz dökülerek gizlenen ve özgecan aslan’a ait olduğu değerlendirilen iki adet bileklerinden kesilmiş el bulunmuştur. bu konu hakkında açıklamanızı yapınız”

    + “benim evimin kapısı yoktur. ellerin oraya nasıl geldiğini bilmiyorum. ancak suphi koymuş olabilir”

    - “merdiven üzerine bıraktığınız kitap ve diğer malzemeleri ne yaptınız?”

    + “jandarma karakolundan evime geldiğim sırada sabahleyin suphi bana ‘bunları yak’ dedi. ben de avlu içerisinde kasanın dibinde bluz, fular ve çantanın kemerini yaktım. sonra ablam beni çay içmeye çağırdı. yukarı çıkarken kitapları da götürdüm ve sobanın içerisinde yaktım”

    mutsuzluk...

    hayat=mutsuzluk
  • 2000
    ben bugün yine ağlıyorum.

    her gün bir yenisini duyduğumuz kadın cinayetlerinden,
    eğlenmeyi bilmeyen insanlardan,
    eğlenmeyi bilenleri kınayıp, tehdit olarak görenlerden,
    kar topu oynamanın zevkine hiç varamamış canilerden,
    hayvanlara yapılan eziyetlerden
    bıktım artık yeter.

    ben yeter diye haykırsam kim duyar sesimi?

    az önce izledim, en fazla 10 yaşında çocuk, köpeği tekmeliyor, başını taşla ezip öldürüyor.
    bunu video çeken daha büyük bir cani var yanında.

    nasıl yaşamaya devam ederim ben bu ülkede, bu insanların arasında?
    nasıl çocuk sahibi olur da, kafayı yemeden onu normal bir birey gibi yetiştirebilirim bunca manyağın arasında?

    nasıl sağlam kalabilirim? fiziksel olarak sağlamım belki, tecavüze uğramadım, parçalara bölünmedim, uğradığım tacizlere sesimi çıkaramadım korktum, küçük bir taciz diyip kendimi avuttum.
    şanslıyım çünkü henüz bir psikopata denk gelmedim. belki de bizim gibilerine her şey müstehak, bilmiyorum.

    ama o köpeğin suçu neydi?

    n'olur gidelim artık buralardan.
App Store'dan indirin Google Play'den alın