• 1484
    ilişkimiz biteli neredeyse 1,5 ay oldu sözlük. ama ben hala kendimi toparlayamadım. ne kadar bazen öyle görünsem, dışarıya pek belli etmesem de ilk günkü gibi kalbim paramparça.
    işin kötü tarafı ben unutmak istedikçe sürekli bir şekilde karşıma çıkması. evlerimiz birbirine çok yakın. çok fazla ortak arkadaşımız var. takıldığımız mekanlar aynı.

    ama en çok koyanı da onun için çoktan bitmiş olmam. bir insanın duyguları bu kadar kısa sürede nasıl değişir sözlük ? daha doğrusu bir insan nasıl böyle duygusuz olur ? tamam soğuk bir kızdı, duygularını kolay belli etmeyen tiplerdendi ama bu kadarını da beklemiyordum. böyle kolay silinmeyi beklemiyordum.
  • 251
    sözlük, şu 'dost' olayı fena yalan lan. sözlük insanlar çok şerefsiz olm. ya da neydi, ben kötü bi insandım di mi sözlük? kangren olan kol keslilir ama sözlük! sözlük? hadi bakalım.

    edit: şu an stardoll oynuyorum sözlük, gerisini sen düşün işte. küçük kuzenimin adresinden girdim, bi kız çizdim ama sorma, üf afet :(
    buraya kadar her şey güzel de, chattten tüm kişilere laf atıp (yaş ortalaması muhtemelen 8) muhabbet ettim lan. beşinci cümlemden sonra 'yha benlen bi daa konuşma kib bye' yazdılarsa da sorun değil :( bi de evini ziyaret ettiğim bi stardoll gönüllüsünün ziyaretçi defterine küfür yazdım. kuzenim ağlıyor şu an :( sözlük, stardoll pek de iyi bişe değil :(
  • 1870
    aşırı unutkan bir adam oldum be sözlük. çocukluğuma dair neredeyse hiçbir şey hatırlamıyorum. çocukluğu geçtim günlük işlerim de bile inanılmaz unutkan oldum. bazen öyle önemli şeyleri unutuyorum ki başıma dert oluyor. hayır işin kötüsü bir yere yazıyorum yazdığımı da unutuyorum. durum vahim sözlük. 32 yaşında alzheimer mi olacam nedir.
  • 353
    her şey bugün 14.30 sularında babamdan gelen telefonla başladı...

    + alo baba naptın nasıl gidiyo?
    - biletleri aldın mı?
    + gerek kalmadı. kuzen hallediyor.
    - bana cebeu - cbü celal bayar üniversitesi - dan mesaj geldi, halk edebiyatından 42 almışsın..
    + ........10 saniye ...................... 30 saniye aaaa haha hadi ya!

    bundan sonra inanın konuşmayı nasıl bitirdiğimi hatırlamıyorum. dışarı çıktım servisi bekliyom, okula gitcem. artık ne hale geldiysem caddede 1 metre önümden geçen servisi göremeyip okula gidemedim. servis de bu http://www.otobustr.com/...9/manisa-seyahat.jpg

    hala aklım almıyo; kayıtta nasıl olur da kendi numaram yerine babamın numarasını veririm? lan vize notunu kendisinden önce babası öğrenen üniversite öğrencisi olarak tarihe geçtim resmen. en son lisede yaşadığım; üzerinden yıllar geçen o veli toplantısı gerginlikleri geri döndü.

    buradan halk edebiyatı ve halk bilimi dersinin hocası gürol a da seslenmek istiyorum: vizelerin bittiği gün (9.12.2011 cuma günü) not açıkladın, yetmezmiş gibi 35 verdin ve hafta sonu tatilimi zehir ettin, sesimizi çıkarmadık. ama bu son darbeyi vurmayacaktın; notları bilgi işlemde girmeden sms yollatmışsın. notu babamdan öğrendim lan. adam " 42 almışsın " deyince akıl tutulması yaşadım. o kağıdın ölüsü 70 ti. olmuyo gürol, küçük düştüm senin yüzünden.

    en kötüsü de önce sınıfta, muhtemelen şu sıralar da fen edebiyat fakültesinde, adım mala çıktı. koca sınıfta bir tek benim lan notları babasına giden. adaletinle tokuşayım dünya. artık fakültede birisine tarif edilirken: " hani mal var ya? şu bizim vize notları babasına giden .." olarak tarif edilcem.

    artık son bir umudum kaldı. o da; yarın bilgi işlemi arayıp sms lerin geçilceği numarayı değiştirmem. bunu yarın yaptım yaptım.. yapamazsam bittim. an itibariyle 8 dersin vizesi açıklanmadı. bu da cumartesi - pazar en az 3 vize notunu daha babamdan öğreneceğim anlamına geliyor. bir başka deyişle hayatımın sıçışı...
  • 1179
    yaklaşık 2 saat önce canım köpeğimi kaybettim sözlük... 7 yaşında, dişi, sevimli bir labradordu; adı lara'ydı.. alanya belediyesinin sokak köpeklerini yok etmek için çimenlere, parklara koyduğu zehirin kurbanı oldu, tıpkı bu hafta alanya'da başka 5-6 köpeğin başına gelmiş olduğu gibi.. 10 gündür kurtarmaya çalışıyorduk kızımı; serumlar, iğneler.. kalbi dayanamadı ama... az önce kendi ellerimle toprağa verdim onu. dağlarda, güzel manzaralı bir yere, ferah bir mezar yaptım sözlük kızım için... içim yanıyor, ben ne yapayım şimdi? ne yapayım sözlük...

    edit: neyini ofsaytlıyorsun? insan mısın sen?
  • 830
    vizesinden 70 çaktığım dersin finaline girdim bugün. final test olmasına rağmen boş kağıt verip çıktım.

    ben çoğu zaman her şeye yeniden sıfırdan başlamayı seviyorum galiba. hayat yoldan çıkınca tam çıksın istiyorum.

    evi, eşi, işi her şeyi sıfırdan kurmayı seviyorum lan sanki.
    ama bu defa olmuyor çoğu şey. hatta hiçbir şey olmuyor be.

    s*kt*r g*t dediğimde kalmış bir parçam, neyi sıfırlayıp yeniden başlamak istesem de olmuyor.

    bırak olmasını teğet bile geçmiyor ulan...

    hayatından insan silmeyi adet haline getirmiş, 25 yaşına kadar sadece 2 insan biriktirebilmiş bir adam bir gidişle ancak bu kadar saçmalar,eder. neyse, ne yapalım.

    ben bu defa galiba gerçekten çok ağır s*çtım be sözlük!
  • 321
    hayat ne garip lan sözlük, tahtırevanlar filan.

    mutlaka bizim cinsten çoğumuzun başına gelmiştir, benim de az önce geldi. elim ayağım titredi, beyin travması* geçirmiş bulundum.

    tee ortaokul dönemlerimde bu sıfatımla bana bakabilecek, bayağı aşk mektupları filan yazabilecek*, yanımı her boş gördüğünde oturabilecek, benden başka kimseye kafasını çevirip bakmayacak, sağa sola adımı yazabilecek yegane kızla karşılaşmıştım. ama hani kezban dedikleri bir hadise var ya, hah işte bu da tam olarak öyle. ama ne kezban. yani ne sen sor, ne ben anlatayım. benim de gözüm başkasında haliyle. arkadaş, kız da öyle böyle değil. aklıma düşünce karnıma ağrılar sokuyor. gözüm görmüyor hiçbir şeyi. kör kütük seviyorum. kız ''çok terledik ya.'' diyor, ben tutup da beni gördüğü yerde sopayla kovalayacak kantinciden sağ salim kola almaya çalışıyorum. ''acıktım ya.'' diyor, yine aynı kantinciden balık kraker almaya çalışıyorum. yakalattığı kopyaları üstleniyorum, çocuğun biri sesini yükseltti diye kavga çıkarıp müdür yardımcısından dayak diyorum, kalemini evde unuttu diye kalem çalıp getiriyorum, kendi kalemimi verip kalemim olmadığı için dersten atılıyorum, sırf izliyor diye sınıfın hightower'ına bilek güreşinde kafa tutup müdürün arabasıyla apar topar ortopediye götürülüyorum.* şu an aklıma gelmeyen daha neler neler. ama yok arkadaş. bakmıyor yüzüme. doğru dürüst konuşmuyor bile. ne yaptım, ne ettiysem olmuyor. bu arada tek talihlim olan kız kahroluyor, ağlıyor, biliyorum. ama benim de içimde ne fırtınalar kopuyor işte. bu olaylar ortaokulun sonuna kadar devam ediyor. kezban'ı en son orta üçün karne günü görüyorum, sonra bir daha da görmüyorum. o beni fırtınadan fırtınaya gark eden kızla evlerimiz yakın o dönem. lise dönemlerimde devamlı karşılaşıyoruz çarşıda pazarda, selamlaşıyoruz o kadar. üniversite zamanlarım geliyor. bu arada bu facebook hadisesine de eşin dostun da iteklemesiyle heves ediyorum.

    bu akşam birisi arkadaşlık isteği gönderiyor, bakıyorum ki benim kezban. yani isim soyisim ona ait ama fotoğraftaki o değil. değil yani. ulan kim bu acaba diyorum, bilgilerine bakmak için onaylıyorum. o an öyle bir hassiktir çekiyorum ki babam içerden çüş ulan çüş diye bağırıyor. allah'ım o nedir? nasıl olmuş o? nasıl öyle değişmiş? evrim diyorum bu, başka bir açıklaması olamaz. o kadar güzel olmuş ki, yahu nasıl anlatayım? anlatamam, dilim kısa kalır. gülüyorum, fotoğraflara bir daha bakıyorum, kendi kendime konuşuyorum filan. şoktayım lan, kafam bildiğin duruyor. eski defterlerimin, kitaplarımın, o yazdığı mektupların hatıralarına değer verdiğimden saklarım hepsini. çıkarıyorum yazdığı mektupları bazanın altından, okumaya başlıyorum. sonra kızın fotoğraflarına bir daha bakıyorum. allahım diyorum, nasıl olur yahu? kafam almıyor. yavaş yavaş kendime gelmeye başlayınca bor'a sürecek eşşeğim dahi olmadığını anımsıyorum. sonra bir merhaba dahi demeden allah sahibine bağışlasın nidaları eşliğinde siliyorum.

    karnıma ağrılar sokan kız mı? akrep nalan'dan bir beden daha küçük giyiyor.
  • 1699
    şöyle bir haber var;

    http://www.cumhuriyet.com.tr/...inda_bir_kiz....html

    kendisinin birilerini yumrukladığı görüntülerle belgelenmiş durumda.
    bunun yanında, 15-16 yaşlarında bir kız çocuğunu, kafasını koltuk altına sıkıştırıp defalarca vurduğu söyleniyor.

    artık samimi söylüyorum kafamın arkasından sanki beynimin içine bir çengelle sabitlenmiş halatla beynimden çekiliyormuş gibi hissediyorum.
    annemi kaybettiğimde hastanede doğru düzgün teşhis koymayan, ilgilenmeyen, aortunda yırtıkla onu eve gönderen doktorlar ve ambulanslardan doktorları kaldırıp yerlerine acil müdahale teknikerlerini yerleştirenleri hatırladığımda hissettiğime benzer bi duygu bu.

    sadece öfke diyemem.
    hani psikopatça bir duygu değil bu.
    hani yargılanmayacağını bilsen, hapse girmeyeceğini bilsen, yani sadece vicdanına kalmış olsa yapacakların, sakin sakin yapacağın şeyler vardır.
    aslında böyle bir adam değildim ben. normalde de değilimdir.
    yani tamam, eskiden çok kavga ettim, dayak yedim, dayak attım falan ama lise zamanları, tamamen sebepsiz esasında birçoğu.
    ama bu çok farklı.

    anlatmayı severim ben. en çok da yazarak anlatmayı. bir defa rayına oturtursam anlatamayacağım şey de yoktur. yani, en azından ben öyle düşünüyorum. bir de geçmiş deneyimlerimden, aldığım tepkilerden öyle bir çözümleme çıkarıyorum.
    gel gör ki, anlatamıyorum bunu.
    buz gibi bir halat düşünün, kuyruk sokumunuzun bir karış üstü ve bir karış sağ tarafından, böbreğinizin oraları diyelim, kafanızın arkasının sağ kulak hizasına kadar o soğuk ve yapışkanlığını hissettiğinizi, ucunun kafanızın arkasına, ama kafatasınızın içinde bir kancayla beyninize bağlı olduğunu ve ara ara ufak ufak çekildiğini düşünün.
    bunun canınızı acıtmaktan çok sizi sinirlendirdiğini düşünün.
    ama bu öyle bir pis bir karanlıktır ki, elinize verseler bu şeyleri, vicdanınıza bıraksalar, yapabileceğiniz hiçbir şey bu halattan kurtulmanızı sağlayamaz. çünkü esas haksızlığa uğrayan siz değilsinizdir. çünkü sebep oldukları yıkımların zihinlerden silinmeleri mümkün değildir.
    işte böyle değildim ben.
    ömrümde kimseye kin gütmedim. kimseden intikam almaya uğraşmadım. mevki, para, pul hırsım olmadı. lükse düşkün değilim. alkole eğilimim vardır. sigarayı bıraktım çok oldu rahmetli annem de cesaretlensin sevinsin bıraksın diye. o bırakamadı ama. olsun.
    neyse işte.
    ben böyle değildim. bunları hissettiğim için kendime kızıyorum bazen. kendimden korkuyorum. çünkü sakince düşünüyorum ve yapabileceklerimin bir sınırı olmadığını görüyorum. kendimden utanıyorum bunları düşündüğüm için. ama biliyorum ki olanağım olsa durmam.

    çünkü ortada bir bok varsa, birilerinin elini kirletmesi gerekir. bunu öğrendim ben.
    mevzu kahraman olmak falan değil.
    mevzu intikam almak falan da değil.
    mevzu göze göz dişe diş de değil.

    bu karanlık nokta beni korkutuyor.
    soğuk, karanlık, kuru.
    bu hale geldiğim için senden özür dilerim anne.
    bir gün olanağım olursa yapacaklarım için de şimdiden özür dilerim.
    ama bu kara deliği ben yaratmadım.
    bu artık öfke, nefret, kin falan değil.
    bu benim insanlığa olan borcum.
  • 339
    çocukluğumun trt'si çok güzeldi lan. kömür sobasının önünde babamın dizine uzanıp türkü türkü türkiyem'i, bir nefes anadolu'yu izleyerek uyuyakalmayı özledim. şimdi o kömür sobasının yerini ısıtamayan sikindirik bir kombi, o küçük çocuğun yerini bu küfürbaz sakallı bıyıklı adam, o güzel programların yerini de gülben ergen diye birisi aldı. ya çabuk büyüdüm, ya da hiç büyüyemedim.
App Store'dan indirin Google Play'den alın