• an itibariyle "galatasaray'ın avrupa kupaları'nda en çok gol atan yabancı futbolcusu" unvanını ele geçirmiştir. nonda 12 gole ulaşarak, 11 golde kalan süper mario jardel'i sollamıştır. meraklılarına golleri hatırlatalım tabii ;

    1) bordeaux-galatasaray maçı: 2-1 yenilmiştik. (bkz: nonda) ümit karan'a yapılan penaltıyı affetmemişti. aslında kongolu golcümüz sarı-kırmızılı formayla neredeyse hiçbir penaltıyı affetmedi. 2007-08 sezonunda 7. haftada sami yen'deki sessiz derbicikte beşiktaş'a penaltıdan attı ve 2-1 kazandık. tıpkı birkaç hafta sonra denizli'de yine (bkz: penaltı) golüyle 2-1 kazanacağımız gibi. onun dışında galatasaray formasıyla ilk golünü de konya'ya penaltıdan atmıştı. kral, jest yapıp golle tanışsın diye topu bizzat kendisine vermişti. ulan ne büyük adamsın sen (bkz: hakan şükür) valla geçen sezon nonda penaltı golü atmadı, bu sezon da belki netanya'ya hat-trick yaparken bir tane attı... konudan çok saptım, entry bitmeyecek.

    2+3) galatasaray-helsinborg: 3-2 yenildik. iki golümüzü de (bkz: nonda) attı. asistler (bkz: arda turan)'dan idi. sabri 45'i görememiş, aykut kalede güven vermemişti.

    4+5) galatasaray-steaua bükreş: 2-2 berabere kaldık. iki golümüzü de (bkz: nonda) attı ve bir tane de yüzde yüz kaçırdı. o zamanlar işe girmemiştim ve doğal olarak galatasaray'ın her maçına gidiyordum. yeni açık'taydım. kalede aykut berbattı.

    6+7+8) galatasaray-maccabi netanya: 6-0 kazandık. (bkz: nonda) hat-trick yaptı. son golü frikikten geldi. tanju vari sağ ayak içi sert plase... aydın yılmaz o gün top oynadı kayıtlara düşülmesi adına...

    9) levadia tallinn-galatasaray: 1-1 berabere kaldık. (bkz: nonda) tek golümüzü attı. asisti (bkz: elano) çok ince bir şekilde verdi.

    10+11) galatasaray-dinamo bükreş: 4-1 kazandık. nonda keita'nın iki güzel asistinde iki gol attı.

    12) dinamo bükreş-galatasaray: 3-0 kazandık. (bkz: nonda) bu kez sabri'nin mükemmel asistinde kafayla bir gol attı. sabri'nin orta iyiydi, nonda'nın zamanlaması iyiydi ama kaleci hatası da vardı alanen. akıllara 1993-94 sezonunda sami yen'de bize şampiyonluğu getiren derbide hayro'nun (bkz: kemalettin şentürk)'ten yediği gol geldi. ya da sadece benim aklıma geldi işte..

    evet nonda 12 gole ulaştı ve 2000-01 sezonunda sarı-kırmızılı formayla avrupa arenasında 11 gol atan (bkz: süper mario jardel')i geçti. hagi'nin ve baros'un ise 10'ar golleri var. aslında onları da sayardım da, saat geç ve entry hiç bitmeyecek.

    bu kadar gereksiz istatistiki bilgi verdik, bir iki kelam da nonda'nın golleri yerine futboluna edelim.

    bize geldiği ilk sezon oynadığı futboldan memnun kalmıştım. geçen sezona da çok iyi başladı. ligde 5 hafta olmadan 5 gole ulaştı ama sonrası bence fiyasko. sezon sonu toplam 7 gol.

    "satılsın" bile demiştim ne yalan söyliyeyim.. beni utandırdı. sağolsun varolsun... ligde 7, avrupa'da 7, toplam 14 gol. golleri dışında da alanen oyunda var. inanılmaz şekilde kafasını kullanıyor. elbette baros'u kesemez ama o kalitede kimse de kolay kolay yedek kulübesinde oturmaz. sorun çıkarmıyor ve sadece futbolunu oynuyor. baros yokken de aslanlar gibi oynamaya devam ediyor.

    ayrıca çok sistem uzmanı blogger-vari bir yorum olacak ama bu adam monaco'da iken sakatlanmasa, şu an galatasaray'da oynuyor olmazdı.

    son olarak kendisi baros'tan iyi değil ama misal ümit karan'dan 10 gömlek daha iyi. seviyorum ben bu adamı işte...
  • geldiğinde çok büyük sükse yapmasan da,

    http://fotocdncube.fanatik.com.tr/....jpg?w=658&h=370

    oynadığın oyunla ve mücadeleyi hiç bırakmamanla hep sevildin, saygı duyuldun.

    http://store.donanimhaber.com/...c43fd1e76397b654.jpg

    ama öyle anlar vardır ki insan hayatında zaman durur, işte sen benim için 27 nisan 2008 galatasaray fenerbahçe maçında zamanı durdurandın.

    http://www.spordefteri.com/...-kafa-golu-14127.jpg

    https://www.gscimbom.com/...bani-nonda_82777.jpg

    http://www.itusozluk.com/...673147/shabani+nonda

    http://i.milliyet.com.tr/...7/fft17_mf34148.Jpeg

    http://imgarsiv.sabah.com.tr/...5FA9D4991974170r.jpg

    içten gol sevincin ve yaşattıklarınla hep sevildin.

    https://encrypted-tbn1.gstatic.com/...NJzEp_hoadUIPoIZS57Q

    http://img.sabah.com.tr/...3DA0346B5EAAF7Dr.jpg

    http://im.htspor.com/.../1092359_620x410.jpg

    http://img.mynet.com/spr/Nonda10.jpg

    http://img.haberler.com/...llanda-kampina_o.jpg

    https://pclion.files.wordpress.com/...0/01/nonda-antep.jpg

    https://encrypted-tbn3.gstatic.com/...vMru43hGW5y_JbI8xk1w

    https://encrypted-tbn3.gstatic.com/...NHe6-YtcNKt6eOR8Llx6

    bir alemci piç yüzünden gönderildin belki ama hiçbir zaman unutulmadın kardeşim.

    20.000 entrym sana gelsin 20 numarayla yaşattıkların için...
  • tribüne çağırırken, maçta oyuna girerken veya çıkarken, gol attığında "shabani nondaaa shabani nondaa otuz santimlik bilmem ne" diye bağırılmasından artık ciddi anlamda tiksinti duyduğum oyuncumuz. hiç utanma yok, o kadar insan toplu halde bu şekilde bağırıyor. acaba o tribünde bulunan kadınların da oyuncularını çağırırken tezahurat yapmak istediklerinin ama bu kadar iğrenç bir şekilde bağıramadıkları için sustuklarının farkındalar mı? (belki bağıran da vardır bayanlardan böyle, ben hiç görmedim). acaba nonda bu tezahuratla anılmak istiyor mu? böyle çağırılmak istiyor mu? hakikaten gına geldi bana, bu besteyi çıkaran arkadaş ne kadar da emin santim olayından, şaşırtıcı yani. gerçekten utanç verici!

    nonda bilmem neresi ile övünüyoruz diye tezahurat yapılan ama aslında bizzat kendi taraftarı tarafından aşağılanan, küçük düşürülen oyuncumuzdur. kendisi için salako müziği ile yapılan tezahurat daha da iğrençtir. kayserispor maçı çıkışında kulağıma geldi, hazırlayanın ciddi anlamda bir yerden cezasını bulmasını istiyorum. tezahuratı buraya yazmak isterdim ama tamamını nokta nokta yapmam gerekecek ve hiçbir şey anlaşılmayacak, o kadar rezil yani. aslında onu bu tezahuratlarda kullananlara daha ağır laflar etmek istiyorum ama gerçekten terbiyem müsade etmiyor.
  • az önce hakkında uzun bir entry yazdığım fakat "çok duygusal oldu lan bu" diyerek sildiğim futbolcu.

    ama sana yemin ederim ki o penaltıyı kaçırdığında sana bir tek kötü kelime bile söylemedim. biliyorum ayağın sakat ve ağırıyor çünkü. o kadar sevdirdin ki bize kendini, o yaptıklarından sonra artık futbol yaşantının son demlerinde bir de ben vurmak istemedim yüreğine. adım gibi de emindim penaltıyı kaçıracağından, kalecinin de o köşeye atlayacağından. herkes sinirden ayağa kalkıp elleriyle sana bela okudular nonda, inan ki yerimden bile kalkmadım, sadece "güle güle" dedim içimden. üzüle üzüle güle güle.

    umarım yanılırım nonda. covanninin gelmesini o kadar çok istesem de umarım yanılırım. belki başka bir çare bulurlar, seni sezon sonuna kadar burada tutabilirler hem de o adamı getirebilirler. hiç biri de olmazsa sağlık olsun. sen başımıza gelen en güzel adamlardan birisin nonda. bunu böyle bil. o öptüğün arma sana minnettar nonda, çünkü o armanın üzerine eklenecek yıldızda büyük katkın var. yaptıkların asla unutulmaz kara manço'm. iyi ki bizimle zaman geçirdin.

    http://yfrog.com/15340xhij
  • linnes sezon başında kadro dışı kalınca aklıma ilk olarak nonda gelmişti, formanın hakkını veren nonda yeni transferlerden jo için kontenjan gerektiğinden sözleşmesi feshedilmişti. nonda’nın ahı tutmuş olsa gerek nonda’nın olduğu ilk devre 17 maçta 11 galibiyet 3 beraberlik 3 yenilgi ile 36 puan ile kapatan galatasaray ligin ikinci yarısında nonda olmadan yeni transferler jo ve giovanni dos santos ile 8 galibiyet 4 beraberlik 5 yenilgi ile 28 puan alarak tamamladı ve toplamda 64 puanla lifi üçüncü sırada bitirdi. nonda ligin ilk yarısında oynadığı 13 maçta 7 gol atmış yerine gelen jo ise 13 maçta 3 gol atabilmiş ve bu gollerden birisini penaltıdan atmıştır. nonda’nın ahı tutmuştur. o dönemde herkes orta saha ve defansın zafiyetine dem vurmuştur. lakin ligin ilk yarısında 33 gol atarken ikinci yarısında 22 gol atabilmiş bir galatasaray vardı. aynı hareketin benzerini bu sene linnes’te yaptık adamı ortada bıraktık mariano ve nagatomo gerek fizik gerekse oyun kalitesi açısından linnes’i arattılar. yaşları nedeniyle dışarıda kalması gereken kişiler mariano ve nagatomo iken gidip linnes’i ortada bırakıldı ve bence onunda ahı tuttu.
  • santimetre hesaplarından öte bir sevgiyi hak eden, demokratik kongo vatandaşı eski golcümüz. nevi şahsına münhasır bir insandı. yedek kalınca triplere girmez, oyuna girdiği maçlarda golünü yazardı. arka direk capone'nun her direkte etkili olabilen bir versiyonu, sebastian perez ekolünün nadide temsilcilerinden biriydi. belki monaco'da tam yıldızını parlatacağı yıllarda geçirdiği ağır sakatlıklar olmasa avrupa piyasasında iyi kötü bir yerlere gelebilecek bir futbolcuydu. kewell mı nonda mı ikileminin epeyce de kamuoyu baskısıyla kaybedeni olup bir devre arası transfer sezonunun son günlerinde gönderilmişti takımdan. yine de çıkıp taraftara teşekkür etmişti mikrofonlardan, kazanılsa da kaybedilse de her maçtan sonra yaptığı gibi...

    (bkz: seviyoruz seni seviyoruz)
  • haketmediği kadar yedek kaldı. hakettiği değeri de pek görmedi. ha kötü oynadığı maçta çok olmuştur ama çok kaliteli ve efendi bir furbolcuydu. kendisini çok severim.

    fener maçı arefesinde şu tezahüratı ilaç niyetine şuraya bırakıyorum.

    onda bunda şundadır.
    şunda bunda ondadır.
    fenerbahçe bu sene
    senin kocan nondadır.
  • bu adamın adını ne zaman duysam hüzünleniyorum. adam gayet iyi bir sezon geçirirken hem yabancı sınırı saçmalığı, hem de adnan polat'ın transfer çılgınlığına kapılıp jo ve gio dos santos'u devre arasında getirmesi nedeniyle sezon ortasında apar topar sözleşmesini fesh ettiğimiz eski forvetimiz. hayır kendisinin yerine aldığımız jo'nun da nasıl yanlış bir transfer olduğu 1 ayı bulmadan ortaya çıktı, nonda da gönderilene kadar 24 maçta 16 gol atmış o sezon. jo için sözleşmesini fesh ettik adam geldi, parti falan yaptı burada takıldı gitti.

    işin bir diğer boyutu da nonda'nın mı sözleşmesini fesh edelim kewell'ın mı diye düşünülmesiydi. kewell da yanlış hatırlamıyorsam sakatlıktan dolayı sezonu kapatmıştı ama biz baya takır takır oynayan nonda'nın sözleşmesini fesh etmiştik sezon ortasında, sonrasında da futbolu bırakmış zaten.

    nonda denildiği zaman şu maçlarla hatırlarım kendisini.

    (bkz: 27 nisan 2008 galatasaray fenerbahçe maçı)

    (bkz: 13 ağustos 2008 galatasaray steaua bükreş maçı)

    (bkz: 21 eylül 2009 kasımpaşaspor galatasaray maçı) -> en efsanesi budur bence. ali güneş kasımpaşa kalesi önünde ağlara gidecek olan elano'nun şutunu plonjon yaparak eliyle çıkartmış ve hakem pozisyonu net görmesine rağmen kırmızı kart+penaltıyı vermemişti. (görmemek mümkün değil, hakikaten plonjon yapmıştı adam.)
    bu arada da takım 1-0 mağluptu. biz hakem bu penaltıyı nasıl çalmaz diye sinirden köpürürken ikinci yarı oyuna giren nonda 45 dakikada 3 gol atıp hakemi de yenmişti.

    en iyi 3 nonda anısı yukarıdaki maçlarda oluşmuş bende. bu 3 maç dışında 07/08 çaykur rizespor deplasmanı ve 09/10 avrupa ligi elemelerinde oynadığımız dandik takıma karşı asy'de biri frikikten 3 gol attığı maçlar da kendisiyle ilgili aklımda kalanlardan olmuş.

    bıraktığı güzel anılar için teşekkürler, keşke gayet iyi oynadığı 09/10 sezonunu tamamlayarak futbola veda etseydi.
  • monaco takımını o dönem playstation oynarken giuly ve nonda için alırdım. roma takımında oynarken geçirdiği ağır sakatlık olmasa bize belki drogba gibi 35 yasında falan gelirdi. o sene nonda gönderilecek dendiğinde cok üzülmüştüm ve mantıksız bulmuştum. mantıksız bulmayanlar ise o kadar çoktu ki jo, giovanni dos santos transferlerini havaalanında karsılarken haldun abilerini de kral yapıyorlardı. nonda gelen futbolcuların hepsini cebinden cıkarırdı.
  • vakti zamanında köle pazarından satın alınıp bir numaralı afrika sömürgecisi fransa'ya getirilen futbolcu, güzel insan. ankaraspor maçından sonra güntekin onay bu durumu tekrar dillendirince şöyle bir düşündüm, içim cız etti. köle pazarı... yeri gelmişken de buradan at hırsızı için "modern köle" diyen sepp blatter kişisine selam ederim. (bkz: bsg çay koy)

    rıdvan hoca'nın hemen hemen her hafta türkiye'nin bir numaralı forveti dediği, buna rağmen milli olup olmadığını bilmediği nonda demokratik kongo cumhuriyeti'nin george weah'ıdır. bunu bir yazar arkadaşımız belirtmiş bir yazısında. çok güzel bir benzetme. nereden geldiğini asla unutmayan nonda ülkesinde yüzlerce çocuğun yaşama tutunuşuna destek veriyor. 16 yaşında kongo'daki iç savaş nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalan güzel forvetimiz konsolosluk vasıtasıyla sık sık ülkesine yüklü miktarlarda yardım göndermekte, kongo'nun fakir ve umutsuz gençlerine yüzlerce galatasaray forması göndererek onları bir nebze mutlu etmekte, evlerinden ayrılmak zorunda kalan vatandaşlarının acılarını dindirmek için birşeyler yapmak çabasındadır.

    ülkesi, sık sık yüzbinlerce kişinin evsiz kalmasına neden olan içsavaşlarla çalkalanan nonda karşımıza ilk defa lucescu'nun ilk senesinde şampiyonlar ligi grup ilk maçında monaco formasıyla çıktı ve o maçta bir gol atıp bir de penaltı yaptırdı. 2004'te didier deschamps yönetimindeki monaco ile şampiyonlar ligi finali oynayan nonda kariyerinin zirvesini gördü ve 1 yıl sonra roma'ya transfer oldu. sonrası sakatlıklar, blackburn rovers günleri ve yolunun istanbul'a düşüşü...

    iyi ki de yolu buralardan geçmiş. nonda'nın istatistiklerine bakın; bugüne kadar oynadığı takımlarda nerdeyse her 2 maçta 1 gol atmış. aynı istatistik şu an bizde de farklı değil. ama benim için bununla beraber çok önemli olan bir konu var ki o da nonda'nın çok iyi niyetli, çok efendi bir futbolcu olması. bugüne kadar saha içinde herhangi bir kötü niyetli hareketini görmedim. çıkıyor topunu oynuyor. yedek kalmayı sorun etmiyor gibi bir hali var. e daha ne isteriz? nonda gibi bir yedeğimiz var. nonda'nın iyi veya kötü günleri oldu, hatta geçen sene çok kötü dönemleri oldu. çok üzülüyordum nonda'yı o halde görünce. bu sene o da mutlu ben de mutluyum. aman nazar değmesin. gerçi bu kadar etkili olmasa da, hiç gol atamasa da nonda'nın ismi yeter benim için. shabani christophe nonda. galatasaraylı nonda... bir süre daha buralarda kal...
  • hiç mi hiç nazlanmamış, surat asmamış aslan. yedek de oturdu, hiç oyuna girmediği de oldu, son beş dakika oynadığı da. sonra ilk 11'de oynatılmak zorunda kalınca, hep kendini formda tuttu ve çıkıp görevini yaptı. eğer tüm yazılıp çizilenler doğru ise (ki hiç belli olmaz), gidecekse keşke öncesinde bilebilseydik de uğurlasaydık onu tribünlerde. nonda bu formayı hak etti, hala da hak ediyor.
  • çok değil birkaç ay önce bazı taraftarların baros'a bile tercih ettiği adam. evet bu kadar moralmen tükenen bir adama penaltı kullandırmak belki hataydı ama muhtemelen gole çevrilip adının haykırılması ile onun mental halini düzeltmek hedeflenmişti. taraftarın ne çabuk bir oraya bir buraya dönebildiğini kendisi sayesinde görüyoruz; 4-5 maç oynayamadı diye küfürlerle gönderilmek isteniyor ve bu adam 3 (yazıyla 3) yıldır bizim forvetimiz. kendini bilmeyen taraftardan nasıl nefret ettiğimi bana bir kez daha hatırlattı kendisi. bugün tribünde yuhlandıktan sonra, iyi tezahuratı yaptıranlara da teşekkürü bir borç bilirim. rijkaard iyi ki kendisini yaka paça çıkarıp hem takımı hem de onu demotive etmedi. kimbilir belki de kendisine sözleşmesinin feshinden bahsedildiyse belki de aklı buradaydı, kulubedeki jo'ya bakıp bakıp kendini veremedi maça. ama tabii canım, nolcak? nasıl olsa yerine adam aldık, eksi futbolcumuza nankörlük etsek de olur. futbol her yönüyle adaletsizliği hatırlatmak zorunda mudur insana?
    (bkz: 24 ocak 2010 galatasaray gaziantepspor maci)