• 3003
    benim gördüğüm en iyi milli takım eleme performansına imza atan teknik direktör. bence bu gruptan bu kadar rahat çıktıysak en büyük nedenlerinden biri fiziksel olarak ayakta kalmamız gereken, dayak yemememiz gereken maçlarda çıkardığı sert orta saha kurgusudur. arnavutluk deplasmanında bildiğimiz teknik ama yumuşak türk milli takımı net yenilirdi mesela. dün de izlanda karşısında doğru bir kadro seçimi ve maç yönetimi olduğunu düşünüyorum. büyük turnuvaları sıklıkla kaçıran bir ülkenin şov yaparak kazanıcaz diye riske girmesinin bir anlamı yoktu.

    fatih terim, şenol güneş'ten çok daha büyük bir teknik direktördür, bunu tartışmaya gerek yok. şenol güneş'i de beşiktaş zamanından çok antipatik buluyorum artık. fakat yok terim olsaydı bu maçta ezip geçerdik falan muhabbetleri anlamsız bir fanatiklik içeriyor. adam gruptan elini kolunu sallayarak çıkardı, dünya şampiyonu fransa'dan 4 puan aldı. belki başka bir teknik direktörle bu izlanda maçına kadar bile gelemeyecektik. kendi teknik direktörümüz bence biraz bize avrupa'da maç kazandırsın da sonra başka takımlarda olsa şöyle yapardı diyebilelim.
  • 3005
    dolayli yoldan fatih terim'in ekmegini yiyen antrenör.

    oynanan pozitif futbol'u çok büyük ölçüde geli$imlerini yabanci liglerde sürdüren ve tamamlayan futbolculara baglarsak, bunun ana sebebinin yabanci futbolcularla rekabet etmek zorunda olan ve daha fazla çali$an, hatta para yerine kariyeri tercih etmek zorunda kalan öz ve has yerli (dev$irme degil) futbolcularimizi bu zihniyette olmaya sevk eden yabanci kuralidir.

    yabanci serbesti geldi, büyük, küçük tüm takimlar kaliteli yabanci transer etti. dolayisi ile bir rekabet ortami olu$tu. rekabette ba$ariyi getirdi.
  • 3006
    euro 2020 elemelerinde gösterdiği başarılı performansla bizim toplumun klasik özelliklerinin yeniden ortaya çıkmasını sağlamış kişi.

    bizim toplum günlük yaşar. ne geçmişi hatırlar ve ders çıkartır ne de geleceği düşünüp planlı iş yapar. bu günlerde aldığı övgülere bakarsanız sanırsınız ki kısa süre önce beşiktaş'tan küfür kıyamet ayrılmadı. sanki gelecekte de milli takımla başarısız olduğunda hakaret ve küfürler başlamayacak.

    bizim toplum duygularını uçlarda yaşayan bir toplum. buna bağlı olarak övgü de yergi de abartılı oluyor. son birkaç gündür şenol güneş ile ilgili bu övgülerde öyle yüceltmeler okudum ki, inanılmaz. "konya'ya deniz getirdi" seviyesinin bir tık altına dayanmış durumda. bu övgülerde yazılanlara tek tek değinirsem bu entry de bitmez. sanırsın dün gökyüzünden indi bu adam. ilerde başarısız olursa yergiler de bu şekilde abartılı olacak. yine beşiktaş dönemini hatırlamak yeterli.

    yine de umarım milli takımda hep başarılı olur, halkımız da sevinir.
  • 3007
    begendigim bir teknik direktor. trabzon'da sampiyonluga oynadigi iki degisik donemdeki takimlar, bursaspor ve besiktas'ta ilk iki senede oynattigi akici futbol ilgimi cekti cogu zaman. her ne kadar bulundugu kuluplerdeki gorev suresi 2 seneyi her gectiginde takimlari dususe gecse de genel olarak oynattigi direkt futbol izlenesi maclar ortaya cikariyor.

    milli takim kariyeri ise enterasan. dunya ucunculugune ulastigi ilk donemde cok buyuk potansiyelde ve zaten basarilara aliskin bir kadro vardi elinde. oynattigi futbol, oyuncu degisiklikleri, taktikler falan da devamli elestiriliyordu. ben de kulupler de oynatmayi basardigi akici futbolu pek hatirlamiyorum. ama gene de iyi oyunculari ve biraz da fikstur sansi ile iyi sonuclar aldi, basarilidir.

    simdiki milli takim donemi de basarili sayilmak zorunda, zira milli takimin boyle son maca, play-off'a, hatta birbiriyle ilgisiz yedi macin skoruna bagli kalmadan gruptan cikmasi pek olan bir durum degil.
    ancak bu grupta oynadigimiz fransa maclari ve arnavutluk deplasmani disinda cok iyi performans gostermedik aslinda. fransa'dan anormal sekilde kopardigimiz puanlar olmasaydi, grupta esas rakibimiz olarak gorulen izlanda'ya turu veriyorduk. icerideki andorra, arnavutluk maclari ise tam bir felaketin kenarindan donme durumu oldu. yani gayet sansliydik. fransa ic saha maci hem performans hem de taktiksel olarak cok iyiydi, hocaya arti yazar. disaridaki macta sonuc iyi olsa bile yine sans faktoru ve kaleci-defans hattinin olaganustu bir gunde olmasi isimize geldi.

    yani sonuc olarak, cok etkileyici bir sonuc cikti ortaya ama aslinda cok cok buyuk bir temel gelisme henuz yok.
  • 3009
    fatih terim'den sonra türkiye'nin en iyi ikinci teknik direktörü olmayan isim. belki faal olarak kariyerine devam eden olarak denilirse biraz daha kabul edilebilir. zira mustafa denizli türkiye'de 3 büyüklerde şampiyonluk yaşamış, galatasarayımız ile dönemin şampiyonlar ligi olan şampiyon kulüpler kupasında yarı final, çok bilinmeyen galatasaray ile ikinci döneminde ise 92-93 sezonunda dönemin uefa kupası olan kupa galipleri kupasında çeyrek final oynatmış, günümüzde şenol güneşin beğenilen milli takım grup eleme performansı ile hemen hemen aynı başarıyı (euro 2000 elemelerinde almanyalı gruptan 8 maçta 5 galibiyet, 2 beraberlik 1 mağlubiyet almış, grup 1.s olan almanya'dan bir galibiyet bir beraberlik ile 4 puan almış) çok önceden göstermiş, euro 2000 de ise çeyrek finale kadar yükselip dönemin süperstarı olan figo'lu portekize elenmişti. ayrıca sportif başarı olarak istenilen performası göstermemiş de olsa almanya'da aachen'i çalıştırarak avrupa'da teknik direktörlük yapmış ender isimlerden biridir. şenol güneş'in asla cesaret edemeyeceği bir şekilde ikinci ligden bir takımı çalıştırıp birinci lige çıkarmıştır.

    şenol güneş'in denizli'den tek artısı dünya üçüncülüğü sayılabilir ancak genel başarılarda mustafa denizli şenol güneşin çok önünde. denizli'yi çoğu kişi 3. dönem galatasaray performansı ve kasımpaşalı dönemi ile hatırmalakta ancak denizli isminin arkasında başarılarla dolu bir tarih yatmakta...
  • 3010
    --- alıntı ---

    "kimin çıkacağı önemli değil" diyen güneş, "bundan sonra bizim ne yapacağımız önemli. rakip ayırmıyorum, fark etmez ama en güçlüler gelsin" dedi.

    "aklınızdan geçen takımlar yok mu?" şeklinde soruya ise güneş şöyle cevap verdi: "almanya olsun, fransa olsun. ikisi de gelebilir, teknik olarak mümkün. izlanda da gelsin hatta. ben en güçlülerle oynamak istiyorum"

    --- alıntı ---

    (bkz: 30 kasım 2019 euro 2020 kura çekimi)
  • 3012
    sezon sonuna kadar trabzonspor'un başına geçeceğini düşünüyorum. ahmet ağaoğlu kendisini şampiyonluk hamlesi olarak düşünüyor bence ve ancak bu durumda ünal karaman'ın ayrılığı mantıklı bir zemine oturuyor. galatasaray, fenerbahçe ve beşiktaş'ın bu kadar kötü olduğu sezonda iyi de bir kadro yakalamış olan trabzonspor şampiyonluk rüyaları görüyor olabilir ve bu fırsatı daha önce buraları hiç görmemiş ünal karaman ile harcamak istememiş olabilir. buraları oynamak için de şu an tek aday şenol güneş. aksi takdirde ünal karaman'ın ayrılığı türk futbol tarihinin en saçma işlerinden birisi olur.
  • 3013
    euro 2020 olmasaydı belki trabzonspor'u da çalıştırabilirdi ama hali hazırda önünde bir turnuva varken, rahatı ve itibarı da yerindeyken, tüm konsantrasyonunu milli takıma vermek yerine neden hayli yıpratıcı bir sürece girsin ki?

    belki teknik direktörlük kariyerini trabzonspor ile noktalar ama en azından milli takım ile euro 2020 macerasının sonuna kadar başka takım çalıştıracağına ihtimal vermiyorum.
  • 3014
    maça hazırlanma, teknik-taktik konularda çok iyi bir hoca olabilir. keza oyunculardan verim alma konusunda da. lakin zihin yapısı ve dünya görüşü olarak inanılmaz dar kafalı.

    yine yabancı sınırını savunmuş. lens yerine volkan şen’i istedim. lens daha iyi oyuncu ama volkan şen daha ucuz demiş. biraz kafası çalışan adam yabancı sınırı olsa kötü volkan şen’in daha pahalı olacağını bilir.

    yakın tarihte hatırladığım ozan tufan dışında altyapıdan çıkardığı bir oyuncu yok. hakkını yemeyelim burak, onur, dorukhan gibi isimleri oynattı ve geliştirdi ama trabzon, bursa ve beşiktaş altyapılarından 10 yılda 1 tane topçu çıkarabilen adam altyapıya yönelmeliyiz diye popülizm yapıyor.

    bu bakış açısındaki biri umarım sadece saha içinde tutulur. saha dışındaki kararlara karışırsa türk futbolundaki çıkış ivmesinin tersine döneceğini hepimiz görürüz.
  • 3017
    beşiktaş hocasıyken zamanında volkan şen'i ve burak yılmaz'ı istemiş, oyuncularla anlaşan fikret orman yönetimi taraftarı dinleyip hocanın vizyonsuz (!) transferleri yerine lens'i, vagner love'ı almıştı. ocakta gelen burak yılmaz, neredeyse tek başına şampiyonluk potasına sokmuştu beşiktaşı. ama konumuz o değil, arda zaten burak'ın vereceği katkıyı da veremez. ama terim gibi şenol gibi adamlar gerçekten büyük adamlar. değerleri yokluğunda anlaşılan adamlar. bugun beşiktaşa olduğu gibi. o zaman şımarıklık yapan herkes bugün pişman. ardayı istemeyin tamam, ama bunun için yönetimi yüceltip hocayı gomerseniz, taraftar-terim sinerjisini bozarsanız, sonunda hep beraber pişman olacağız. biz bu filmi daha önce kendimiz de izledik. taraftar 50 yıllık adamlara iş öğretmesin, yorumunu bildirsin yeter. eyleme geçince becerdikleri hamza'yı göndermek, tipi güzel ve hollandalı diye jor'u götürmekten fazlaya gidemiyor çünkü.
  • 3021
    başarılarının hemen hemen hiçbirinde fatih terim'le yarışmamış teknik direktördür. kariyerini şöyle bir inceleyelim.

    * 96 öncesi, fatih terim galatasaray'da göreve başlamadan önce trabzonspor teknik direktörü olarak epey başarılı bir şenol güneş profili var. fatih terim'den sonra trabzonspor'da başarısız olup ayrılıyor. bu dört yıllık dilimde felaket olarak tanımlanabilecek sakaryaspor ve antalyaspor maceraları yaşıyor.

    * başarısızlıklarına rağmen trabzonlu haluk ulusoy tarafından milli takımın başına geçiriliyor ve bu serüveninde genellikle başarılı oluyor. tam da fatih terim milan'dan ayrılıp galatasaray'ın başına geçtiği zamanlar.

    * fatih terim'in üçüncü gelişinden önce, malum şike muhabbetlerinin döndüğü sezonda yine başarılı bir şenol güneş var. fakat fatih terim, ünal aysal yönetiminde galatasaray'ın başına geçince yine başarısız olup trabzonspor'dan ayrılıyor.

    * fatih terim'le ünal aysal arasındaki anlaşmazlık ve yıldırım demirören başkanlığındaki federasyonun terim'i milli takım'ın başına geçirmesiyle yine bursaspor ve beşiktaş'ta başarılı bir performans gösteriyor.

    tamamı incelendiğinde, fatih terim'in süper lig içerisinde görev aldığı dönemlerde kendisinin pek bir başarısı yok ve terim olmadan gayet başarılıyken terim gelince genel olarak istifa edip ayrılmak zorunda kalmış.
  • 3022
    gündeme dair değil de, kendi gündemine dair açıklamalarına devam eden, gündem belirleyen güncel milli takım hocamız.

    türk futbol izleyicisinin hiçbir kesim ayırt göstermeksizin illallah ettiği bir dönemde, yabancı hakem ve dahi yabancı mhk başkanları bile dile getirildiği bir dönemde, her açıklanmasında yaptığı üzere beklentileri boşa çıkarmayıp yine ve yeniden şöyle bir açıklama yapmış:

    --- alıntı ---

    "borçların sebebi yabancı oyuncular. sayılar üzerinde durmayı doğru bulmuyorum ama madem soruluyor, 14 yabancı varken sahada 10 olsun dedim. ondan sonra kademeli olarak 8 ve 6 olabilir."

    --- alıntı ---

    tabii ki yabancı sınırı. evet! en büyük problemimiz! süratle çözüme ulaştırmamız gereken bir mesele! ah, şu yabancılar, dış mihraklar, iç minnaklar!

    neyse...

    kulüplerimizin borçlarının yabancı oyunculardan kaynaklı olduğu hangi araştırmaya, hangi rasyonel veriye dayanıyor. bilmek istiyorum. eğer biz yanlış biliyorsak, hatamızı kabul eder tavrımızı da ona göre şekillendirmesini biliriz. eğer böyle bir araştırma, veri toplama ve raporlama çalışması varsa duyurması ve kamuoyuyla paylaşılması icap eder. hem böylece savunduğu görüşlerinin daha fazla kişi tarafında savunulmasına katkı sağlamış olur. ha, böyle bir araştırmanın varlığından bile bahsetmemesi ise çok farklı şeyler söyler o başka. araştırma yoksa zaten şu söyledikleri kişisel gözleme dayanır ve bu durum mevki ve söz sahibi olan kendisinin bizden yani sıradan futbolseverlerden hiçbir farkının olmadığını gösterir. üstelik bizler, savunduğumuz görüşümüze bir dayanak noktası sunuyoruz en azından.

    hadi diyelim her şey sayın hocamızın dediği gibi olsun. işin yanı ise hocanın yabancı oyuncuyu kısıtlayarak kulüplerin borçlanmasının önüne geçeceğini zannetmesi. borcun kapanması değil de, yeni borçlanmaların önüne geçmesi bile olsa bu açıklama net olarak talihsizliktir.

    yabancı sayısına kısıtlama için yeni bir neden, yani kulüplerin borçlanması üzerinden yürüdüğü için oradan yürüyelim biz de. bu gerçekten ama gerçekten doğru mu? yani gerçekten kulüplerin borç batağında olmasının sebebi yabancı futbolcular mı? yoksa doymak ve ha keza iş bilmez yöneticiler mi? kendi reklamını yapmak için, kendi parası yerine taraftarın parasını iç edenler değil mi? kulüplerin borçlanmasının ve borçlarını ödeyemez hale gelmesinin sebebi sportif başarısızlık değil mi? uluslararası rakipleriyle rekabet edemezlik değil mi? iç rekabetteki çatışmalar ve başarıyla zorunluluk sebebiyle yükselen ama hiç de doğal olmayan "türk" oyuncu arz-talebi değil mi? doğrudur. yabancı futbolcular bir nedendir. fakat bu birincil neden bile sayılmaz. yöneticilerin iç bilmezlikleri ve türk futbol camiasının iç politika sorunlarına dayanan ikincil ve hatta üçüncül bir nedendir. yani bağımlı bir nedendir.

    eğer milyon avrolar kazanan futbolcular, sıradan vatandaşla kıyas kabul etmeyecek bir vergi cennetine gelmek istiyorlarsa bu kimin suçu?

    bu arada 'vergi cenneti'nin tabirinin söylenmesindeki asıl nedene bir bakalım isterseniz. tâ osmanlı'dan gelen bir gelenektir bu. bu memleketin vatandaşları her şeye vergi verirler. ama her şeye. o kadar çok vergi alınır ki verginin bereketinden dolayı cennet'e bir benzetme ilişkisi kurulur.

    oysa futbolcular öyle mi? çoğu vergi ödemiyor ki! kulüplerimiz sağolsun, illaki alacak ya, illaki getirecek ve taraftarın gözüne girecek ya, "vergini de ben ödüyorum ulan, bu da kıyağım olsun!" diyorlar çok şükür. o yüzden "vergi cenneti" tabiri de çok güzel yerlere çekilebiliyor pekala.

    yahu sen neden yabancıyı sınırlıyorsun ki? adam akıllı sistemini kursana! alsana vergini! hatta fazlasını. bak bakalım o zaman bir futbolcu alınırken kılı kırk yarmıyorlar mı? ha, bu kulüplere vergi affı da getirmeyeceksin.

    al lüks vergisini. eğer fazla yabancı oynatmak istiyorsan, eğer sahaya çıkabileceğinden daha çok yabancıyı kadronda tutmak istiyorsan, vereceksin vergisini, desene. ben o parayı türk futbolu geliştirmeye çalışanlara vereceğim desene.

    önce hesabını sorsana, o canım kulüpleri bu hale getirenlerden?

    ne kadar kolay, yabancıyı her şey güllük gülistanlık olacak, demek. ne kadar kolay ya? asıl meseleyi göz ardı et, şöyle bir üstten süpür, oh mis.

    tabi ki kolayına kaçmak varken neden zoru şeçelim ki! değil mi? daha uygulamaya koyduğun kuralı uygulamıyor ki senin başkanın, yapısal reform yapsın, bunun için ön ayak olsun.

    sürekli mazeret. al işte, bir başkası:

    --- alıntı ---

    "...sol bekte sayısal bir sıkıntımız oluyor. hasan ali gelmezse umut meraş dışında kim olur bilmiyoruz. tek tek bakmadan tüme bakarak denemeliyiz. deneyeceğiz, emre akbaba'yı da ilk hazırlık maçında deneyeceğiz."

    --- alıntı ---

    gerçi zamanında fatih terim de serdar aziz'in yokluğundan dem vurmuştu. hiç mi yok yani başka stoper, başka sol bek? alt liglerde yok mu? zeki çelik nasıl çıktı? hadi onu geçtim altyapılarda da mı yok? illaki büyük takımlarda, büyük paralar alan futbolcular mı oynamalı milli takımda? eğer hakikaten yoksa devlet veya federasyon politikası gereği yetiştirmeyi düşünemez miyiz? hiç mi yeteneği olan sol bek yok memlekette? herkes olmuş ve kıvama gelmiş mi olmalı? herkes yetenekli mi olmalı? hiç görev adamları olmayacak? hadi hiç yok. ama hiç mi hiç yok. illaki bekle mi oynamak zorunda bir takım? beksiz bir takım kurgulanamıyor mu? bir yenilik çıkaracak, futbol dünyasına yeni bir şeyler katacak belki de hiç mi futbol adamı yok?

    bilme makamındasınız sayın güneş.

    bu nedir yahu? herkeste bir mazeret, herkeste bir aklanma ihtiyacı.

    yahu ne boş yaptım var ya, şu kadar yazı yazdım.
  • 3024
    fatih terim'in başlattığı yabancı kuralının ekmeğini yiyip, milli takımda başarılı oldu. şimdi yakaladığı az biraz başarısına güvenip otorite kesildi başımıza. hatta beşiktaşta kazandığı iki şampiyonluk bile yabancı kuralı ve demirören federasyonu sayesinde. ben de 14 yabancı kuralına karşıyım, 11 olmalı. yedek kulübesi için yabancı oyuncu transfer edilmemeli. seri, jimmy durmaz, andone, sekidika'dan iyi yerli futbolcular var.