• 1
    2018-19 sezonunun temel sorunu.

    bize 2017-18 sezonundan miras kaldı. geçen sezon ilk 10 maçtan sonra fiziksel olarak kalan 17 takım ile aynı seviyeye geldikçe saha için parselasyon konusunda önemli ölçüde kötü olduğumuz ortaya çıktı. sonra fatih terim gelince bunun diziliş ile alakalı olduğunu düşündü (3'lü savunma sistemi) ve takımı klasik 4-3-3'e geçirdi. akan oyunda en az gol yiyen takım noktasına geldi galatasaray ama parselasyon hala kötüydü.

    bundan dolayı, fatih terim yapmadığı, yapmayı sevmediği 5'li bir savunma kurgusuna geçip, donk'u iki stoperin arasına attı. arkayı 5'lemesine rağmen sıkıntılar devam etti. 11 mart 2018 günü oynanan konyaspor maçında sergen yalçın'ın takımı bunu çok iyi kullandı. bir gol buldu ve devamında ikinci golüde atabilirdi. o maç 2-1 kazanıldı ancak deplasman fobisi diye adlandırlan aslından tamamen saha içindeki formasyon ile alakalı hatalardan kaynaklı sistemsel bir sorun yüzünden çok zor bir şampiyonluk geldi.

    pep guardiola, bielsa'yı överken "şampiyonluğu yok belki ama oyuna ve oyuncularına etkisi yadsınamaz" demişti. geçen sezon terim'in oyuna ve oyunculara ufak dokunuşlar gerçekleştirerek istim üstünde tutmak istedi ancak olay oyuncu bazlı değil sistem bazlı.

    hocanın 3. gelişinde gaziantepspor maçınında içinde bulunduğu süreçte oldukça kötü bir futbol ve 4 beraberlik 2 mağlubiyet vardı. ve sonra elmander'i keşfetti hoca ve saha parselasyonuna, elindeki oyuncu yapısına göre en uygun olan 4-3-1-2'ye dönerek (4-4-2 işte) çok rahat bir şampiyonluk aldı.

    bu sezon benzeri bir durum yaşamakta.
    ısrarla elindeki oyuncu kadrosuna uygun olmayan bir oyun oynatmaya çalışıyor. sinan gümüş'e ya da muğtdat'a sanki birer drogba'ymış gibi topu şişirmek olayı anlatmak için en doğru örnek bence.

    alan savunması konusunda oldukça kötü olmaları, pres yapmayı bilmemeleri, sadece rakibin üzerine koşmayı pres yapmak zanneden bir takıma geçen 10 aylık sürede (yaz kampıda dahil) bir öğretmemek sadece kötü kadro yapısı ile açıklanamaz. zira geçen sezon tudor'un gitmesi istenirken "tam terim'lik bir kadro" diye çokça yazılmıştı burada. demek ki terim'lik bir kadro değilmiş bu kadro. kadronun yeterli olmasını veya olmamasını bir kenara bırakıyorum benim asıl takıldığım nokta kadro üzerinde bir terim etkisini görmemiş olmamız.

    "formasyon her şeydir. sizin saha içinde yapmak istediklerinize olanak verir. eğer önemsiz olsaydı maça çıkarken sen, sen ve sen savunma yapacaksınız derdik ve konu kapanırdı" demişti valeriy lobanovski muhteşem dinamo kiev'in yaratıcısı. milan ile kazandığı şampiyonlar ligi şampiyonluğu kupasını mezarına götüren shevchenko'nun gelişimindeki en büyük isim. alan, futbolda geometri, pres gibi konulara kafayı yormuş, 1988 avrupa şampiyonasında hollanda'ya sscb'nin başında kaybetmiş biri lobanovski. dünyanın en büyük teknik direktörlerinden biri.

    sahaya doğru dizilmezseniz, felsefesinizi uygulayamazsınız. çünkü alan parselasyonunu modern futbolun kalbidir.
    bizim sorunumuz şu; doğru dizilmiyoruz ve bu bizi alan savunması yaparken bir çok açıdan savunma zaafiyetleri yaşamamıza neden oluyor.

    http://gss.gs/Bs6.jpg

    iki stoperin arasına defansif orta sahayı sokuyoruz. böylece 5-4-1 gibi diziliyoruz.
    oyunu bizim alanımıza yıkan, bizden daha iyi pas yapan takıma karşı pres yapamadığımız için (basmak ile pres yapmak ayrı şeylerdir) rakip alanımıza rahatça yerleşiyor ve half-spaceleri kullanarak şu düzene geçiyor.

    http://gss.gs/jG2.jpg

    göreceli olarak bir oyuncuyu basketboldaki gibi riske edip (şutu riske edilen basketbolcu) 5 kişi ile (iki bek, iki kanat oyuncusu ve bir forvet) savunmayı enlemesine genişletiyorlar. böylece bek ile stoperin arasındaki boşluğu rahatça kullanır hale getiriyorlar. savunma arkasına yapılan her koşu, pres yapmayan, statik orta sahamız karşısında (kanat oyuncularıda dahil) rahat pas yapar ve savunmanın arkasına kaçabilir hale geliyorlar. buradaki sorun stoperin ağırlığı değil zira zaten kendi sahana yerleşmiş durumdasın. buradaki sorun alan parselasyonu. alan savunması yapmaya çalışan ama hiç çalışmadan sınava girmiş çocuklar ile aynı durumda şu an takım. kalabalık olmak, seni gol yemekten kurtarmaz..

    http://gss.gs/Bs6.jpg

    tabiki savunmanın bu durumu hücum ile birebir alakalıdır.
    14 eylül 2018 galatasaray kasımpaşa maçından sonraki 6 maçta (4 lig 2 şampiyonlar ligi maçı) 3 gol atabilmiş takım.

    http://gss.gs/EqZ.jpg

    galatasaray bu düzende hücum ediyor olması lazım ama aslında iki kanat forvetide çizgiye yakın oynuyor.

    http://gss.gs/O5Q.jpg

    tam olarak böyle. ortada belirttiğim 3 oyuncu var. buna karşın 3 oyuncuya düşen tek bir forvet oyuncusu var. yani savunma yaparken oldukça rahatlar. baskı yapan, rahatsız eden biri yok. iki kanat oyuncusu çizgiye çıkmış ve orada beklerin önünü kapatıyor. bu arada bu düzende sıfır pas hatası ile ve ya top kaybetmeden oynamanız lazım. son derece rahat şekilde savunulduğu gibi çok rahat hücum edebilir bir alan parselasyonu.

    parselasyon diyorumda bunun adı o değil aslında.
    doğru yapamadığımız bir şey bu. topu stoperlerimizin arasında eveleyip geveliyoruz çokça. topun ayaktan çıkma hızı 3 saniyenin üzerinde. yani pas yaparken ortamala 3 saniye harcıyoruz. oyunun hızlandığı nokta belhanda'nın pas hataları arasında yaptığı tek toplar. bunları iyi yaptığı zaman oyun hızlanıyor, kötü yaptığı zaman kontra atak oluyor. ancak, 24 ekim 2018 galatasaray schalke 04 maçı sırasında görüldükü rodrigues ve ndiaye'nin kaptırdığı toplarda kontra atak oldu. bunun sebebi yukarıda bahsettiğim düzende hücum etmek. iki stoperi yok sayarak savunmada 2 kişilik bir fazlalığa sahipler. buna defansın ortasındaki orta saha oyuncusunu da eklerseniz 7v10 şekilde rahat rahat savunmada kalınan bir ortam yaratmış oluyorsunuz. rakibi tedirgin etmediğiniz için size karşı hücum etmesi için fazlasıyla enerjisinin kalmasını sağlıyorsunuz.

    http://gss.gs/OuD.jpg

    olması gereken bu şekilde bir parselasyon ile rakip yarı sahaya yayılmaktır.
    çizgiye basmayan iki kanat oyuncunuz için defans önlem almak zorunda kalacaktır. bu durumda rakibi kendi ceza sahası ve çevresinde (kendi 1. bölgesinde) hapsederek, dönen topları alma şansınada sahip olacak hale gelebilirsiniz. beklerin alanı açıldığı için ikiye birleri daha kolay ve sık yapabilir, set hücumlarınızı gerçekleştirebilir, sıfıra inerek tehlikeler yaratabilirsiniz. rakibi belli bir alana sıkıştırdığınız için, 3 savunmacıya karşılık 3 hücumcunun yer alacağı bir düzende daha kolay savunma yapabilir.

    http://gss.gs/m2V.jpg

    bu şekilde sahada olmak, gol atamadığınız gibi sürekli pozisyon yemenize de neden olmaktan ileriye gitmiyor.
    düzenin sorunu iki bekinde ileriye çıkmasıyla alakalı. ve bu bekler, önlerindeki kanat oyuncuları nedeniyle, doğru pozisyonda topla buluşamıyorlar. sonra top tekrar geri geliyor.

    http://gss.gs/pRf.jpg

    bu oyun kurmaya çalışırken yaşadığımız sorun.
    doğru dizilmediğimiz için, build-up play konusundada sınıfta kalıyoruz. ndiaye top alma konusunda imtina ettiği için oyunu rakip sahaya iki şekilde taşıyoruz. ya belhanda 40 metre top sürüyor ya da muslera, stoperler ve ya donk/fernando uzun oynuyor. bunu forvette eren varkende yapıyoruz, sinan varkende, muğdat varkende... uzun oynadığında topu indirecek, pozisyon bilgisi yüksek bir adama ihtiyacınız var.

    http://gss.gs/qPl.jpg

    11-12 aralık 2013'te oynanan galatasaray juventus maçında, drogba'nın sneijder'e indirdiği top gibi ya da 2 ekim 2013'teki ilk juventus maçında drogba'nın umut'a indirdiği gibi. böyle bir oyuncunun değeri oldukça yüksek ya da fazlasıyla yaşlı. bu şekilde oynamaktansa daha doğru dizilerek daha yerden oynamayı seçmek, oyun ve pas hızını arttırmak gerekli. bunun içinde sahaya daha iyi yayılmak, statik kalmamak, set hücumu çalışmak lazım geliyor.

    sanırım nasılsa bu takım değişecek diye takıma bir şeyler öğretmek yerine idare ediliyor.
    doğru yayılmadığımız sürecek, oyuncuların ayağına bakmaya devam edersiniz. bu da sizi kısıtlı yeteneklere sahip bir takım haline sokar ki mevcut durumda parselasyon konusundaki zaafiyet bizi bu klasmana sokmakta. bu konuyla ilgili monacoprensi daha detaylı yazacaktır mutlaka, ancak bu klasmandan çıkmanın yolu sahaya doğru yayılmaktan geçer.