• 5239
    fatih hoca gibi galatasaray'a yakışan biriydi. klasıyla, futbol bilgisiyle kısacası herşeyiyle camiaya yakışan biriydi. ancak yabancı sınırlaması gibi bir gerabetle uğraştı. yerli hocalar bu kuralın üstesinden gelebilirken yabancı hocalar kolay kolay adapte olamadılar. hele ki kariyeri boyunca bi dediği iki olmayan mancini gibi biri için büyük sorundu. iki yabancı hocayla top oynayamayan yerli grubu hamzaoğlu'nun gelişiyle iç dış farketmezsizin top oynayıp şampiyon olması bu görüşümü destekliyor.
  • 5241
    bu adam zamanın chelase deplasmanında kulübede ayaklarını uzattığı için eleştirildi bu ülkede ya*. taraftar ve medya profilimizin çıkarımını oradan yapabilirsiniz işte. az önce alman teknik direktör başlığını görünce bi gülme geldi. her zaman olduğu gibi gelecek olanın itina ile götüne teneke bağlanıp 3-5 hafta sonra fatih terim sesleri yükselmeye başlar.

    üstelik bu adamın takımı taş gibi de top oynuyordu. igor tudorun 2017-2018 sezonunun başında 2-3 maçını saymazsak eğer sahada ne oynadığını bilen, gerçekten takım görüntüsü veren en son galatasaray kendisine aitti.

    hani şimdi boktan avrupa takımlarının kalesine dahi gidemeden maç kaybediyoruz, üstüne kırk tane bahane buluyoruz ya. şuan karşılaşmayı dahi hayal edemediğimiz takımların gurubundan üst tura çıktı bu adam. juventus, real madrid.

    makas bugün açılmadı. makas o zaman da aynen böyle açıktı. 2 takımın kadrosunda da hayal dahi edemeyeceğimiz bi kamyon yıldız vardı. keza gurubun ilk maçına gene fatih terim ile çıkıp geçen sezon olduğu gibi 6 yemiştik. ama ne yaptı ne etti bu adam bizi o guruptan çıkardı.

    (bkz: 17 eylül 2013 galatasaray real madrid maçı)
  • 5243
    günümüzde futbolun artık daha baskılı hızlı ve özellikle kanatlardan geçiş oyunlarıyla oynandığı spor kamuoyu tarafından kabul ediliyor. mancini, conte gibi hocalar daha yerleşik düzende oynatıyor. son oynanan milanın galip geldiği inter-milan maçında contenin yerleşik orta sahası, milan baskısına direnememişti.

    ancelotti’nin everton ile oynattığı futbol, liverpool’a büyük sıkıntı yaratmıştı, onu örnek alabilir. mourinho gibi kendisini güncellemeyen hocalardan biri.
  • 5245
    real madrid'li, juventus'lu gruptan kadro sayesinde çıkarken, martta kendi kendine yarıştan kopan hocaydı. *

    süper ligi tanımayan bilmeyen biriydi. türkiye'de deplasmanda beraberliği iyi sonuç olarak görmek gibi bir yanlışı vardı. o zamanın şartlarında yani. ama bildiği yerde de takır takır top oynattı. selçuk inan'la yaşıt çaylaklardan canlı futbol dersi almadı avrupa'da en azından. gidip conte'nin amel defterini kapatmakla meşgul oldu.

    11 maç ceza aldıktan sonra (12.08.2012) bir daha hiçbir zaman futbol oynayamayan, bir ara yanlış değilsem bal'da falan yokları oynayan ve yatarak kazandığı paraları göbek atarak sayan bir insana sırf * geçmişinden dolayı evlat kontenjanından tahammül etmediyse harbiden büyük hocaymış. hayaller peşinde koşmayan, neyin ne olduğunun farkında olan bir insanmış demek ki.

    vazgeçilmezi ceyhun gülselam olan bir hoca olarak engin baytar'ı beğenmezdi evet. gomis'in gideceği günü de iple çeker miydi acaba? şimdi her sezon ligin üzerinde kadro kalitesine sahipken her transfer döneminde ocakları temmuzları bekletip kadro memnuniyetsizliğini her fırsatta dile getiren bir hocamız var çok şükür.
  • 5246
    eski teknik direktörümüz. iyi insan, iyi teknik adam ama benim gördüğüm en kötü transfer harcamaları mancini döneminde yapılmıştı, kendisi yaptı diyemiyorum çünkü bilemeyiz. ayrıca tugay hocaya rağmen ligin dinamiklerini bir türlü kavrayamamıştı, bilhassa deplasman maçları çok sıkıntılıydı. özetle ben kendisini bir daha takımın başında görmek istemem, zaten bu mali şartlarda mümkün değil ama mümkün olsaydı da istemezdim.
  • 5247
    ben bu adamın galatasaray'ını izlerken sahada ne yapmaya çalıştığımızı biliyordum aga. yani kızıyordum, zaman zaman "lan böyle oynar mı galatasaray" diyordum ama biliyordum. bir sistemimiz bir taktiğimiz beğenirsin, beğenmezsin ortaya koyduğumuz bir plan vardı ve izlerken o planı görebiliyorduk. "bak kanatlara yayılıyoruz", "topu rakibe bırakıyoruz bilerek ya kontratak ya da rakibi yorma peşindeyiz", "rakibin kanatları zayıf görünce bekler öne çıktı, sneijder kendini arkaya atıp oyun kurmaya başladı, kanat bindirmeleri kolluyoruz" gibi gibi... oyunu çözmek zevkli oluyordu.

    o gittiğinden beri -tudor'un ilk haftalarını saymazsak- ne oynadığımızı, planımızın ne olduğunu bilmiyorum. bir tek önde baskı kurunca "galiba önde pres yapıyoruz" diyorum o kadar.

    bir de futbolculuk kariyere başarılarla dolu olan, teknik direktör olarak premier lig, serie a şampiyonlukları yaşamış bir teknik direktörü ilk maçında tribünler "imparator fatih terim" diye karşıladı. trip atmadı, küsmedi. "onlar taraftar değil, seyirci" falan demedi, işine baktı.