• 10
    köklü olan her klüp başarılı olacak diye bir şey yok. arma sevdası diyoruz ya içini dolduran taraftarlara sahip kulüpler de varmış.

    --- alıntı ---
    kaybedenler kulübü - huelva

    futbolun ispanya topraklarına ulaşması, ingiltere'ye göre, yaklaşık 30 yıl gecikmeli oldu. ispanyol kulüplerinin birçoğu, ingilizler tarafından kuruldu. ispanya'ya çalışmaya giden ada'lılar, yanlarında, futbol topunu da götürdü. ispanyollar, futbolu çok sevdi; hatta ayaklarının topla buluşmasından yaklaşık 100 yıl sonra, boynuz kulağı geçer misali, dünyanın en iyi kulüplerine sahip oldular. örneğin; barcelona ve real madrid, özellikle dünya futbol piyasalarında, ispanyol futbolunun amiralleri olarak yer aldı. ancak her kulüp, iber yarımada'sındaki futbol bereketinden nasibini alamadı. daha da ötesi, bir kulüp var ki; o, bir arpa boyu bile yol kat edemedi!

    ispanya futbol tarihi, genellikle, başarılarla anılan hikâyeleri öne çıkarır; barcelona gibi, en zor zamanlarında bile zirveye çıkan kulüpler örnek gösterilir. bu satırlara ilham olan kulüp ise, hiçbir zaman, başarılarıyla anılmadı; daha doğrusu anılamadı! yani; barcelona, real madrid, valencia, villareal ve diğerleri hangi yöne ilerliyorsa, recreativo de huelva, tam aksi istikamete yürüdü. huelva'nın profesyonel başarısızlıklarla dolu öyküsü, birçok ilginç detayı da gözler önüne seriyor. örneğin, ispanya futbolunun babası, recreativo de huelva olarak bilinir. çünkü huelva, ispanya toprakları üzerinde kurulan ilk futbol kulübüdür (dünyanın ilk futbol kulübü olan ve bugün alt liglerde sürünen sheffield f.c, 1857 yılında kurulmuştu. recreativo de huelva ise, bundan tam 32 yıl sonra, 1889 yılında kuruldu.). kuruluşunda öne çıkan aktörler ise, tabii ki ada'dan gelmişti.

    ingiltere-avustralya ortaklı rio tinto adlı maden şirketi için huelva'ya gelen eski süvari charles adams, tam bir futbol tutkunuydu. 1873 yılında kurulan şirket, huelva'nın güneybatısında bulunan rio tinto nehri'nin çevresinde; altın, gümüş, bakır ve diğer değerli madenleri arıyordu. adams, madenlerde vakit geçirebilmek için, şirketin ingilizlerden oluşan maden işçileriyle futbol oynamaya başladı. bölgeye ulaşımın rahat sağlanabilmesi için, aynı zamanda bir demiryolu inşa ediliyordu. demiryolunda ise, bölgede yaşayan ispanyollar çalışıyordu. işte, ispanyolların futbolla ilk tanışması, bu işçilerin aralarında yaptıkları maçlarla oldu. bölgeye daha sonra gelen alexander mckay ve robert russell ross adlı iki iskoç doktor, ingiliz ve ispanyol işçilerin maçlarının sağlık açısından ciddi faydaları olduğunu söyleyince; maçlar, düzenli olarak oynanmaya başladı. bu maçlar, madende çalışan işçilerin dayanıklılığını ve kondisyonunu arttırıyordu. ayrıca bu maçlar, madenlerde, vücutları kötü şartlardan etkilenen madencilerin hastalıkları daha kolay atlatmasına da yol açıyordu. 1874 yılında, defterine not alan adams, şunları yazmıştı: "çarşamba günü, ekip olarak, huelva'nın biraz dışına yürüdük ve demiryolu işçileriyle futbol oynadık. hepimiz, gerçekten çok eğlendik."

    23 aralık 1899'da ise; charles adams, iskoçyalı doktor alexandar mckay, robert russell ross ve şehrin nüfuzlu mühendisi don guillermo sundheim bir araya gelerek, ispanya'nın ilk futbol kulübü olan huelva rekreasyon kulübü (huelva recreation club)'nü kurdu. kulüp, ilk yıllarda, resmî olarak 1905 yılında kurulan ama kendileri gibi o yıllarda futbol oynayan sevillalılarla maçlar yaptı. ispanyol futbol tarihinin bilinen ilk maçı da, huelva ile sevilla arasında oynandı. kulüp başkanlığına, adams getirildi. bir yıl başkanlık yapan adams'tan sonra, dr. mckay, iki dönemde toplam 27 yıl kulübü yönetti. kurulduğunda kadrosunda sadece iki ispanyol bulunan recreativo de huelva, ilk yıllarda; endülüs kupası, seaman enstitüsü kupası gibi birçok bölgesel turnuvada şampiyon oldu.

    bu noktada, biraz huelva'dan da bahsetmek gerekir. ispanya'nın güneybatısında bulunan endülüs, 17 özerk bölge içinde en yüksek nüfusa sahip eyalet olarak öne çıkar. endülüs özerk bölgesi'nin sekiz şehrinden biri olan huelva, portekiz'e komşudur ve atlas okyanusu kıyısında, 150 bin kişilik sevimli bir şehirdir. bugün ispanya'nın başkentine en uzak ve en unutulmuş yer olan huelva'ya gittiğinizde, şehrin yerlileri, takımlarının lanetinden bahseder. inanışa göre takım, kulübün stadı nuevo colombino'nun kuzey ucunda gol atamıyor. huelvalılar buna öyle inanıyor ki, size hemen, kuruluş yıllarında çekilmiş ve takım lokaline asılmış bir resmi gösteriyor. resimde, sahanın kuzeyindeki ceza sahası dışında gol kaçıran huelvalı topçular görülüyor. bu lanet, oyuncular ve taraftarlar arasında oldukça yüksek bir etkiye sahip. çünkü recreativo de huelva'nın müzesinde, kazanılan birkaç kupa dışında, bu laneti ortadan kaldırmak için bekletilen; sarımsak, yakılmaya hazır mumlar ve bakire meryem resimleri ile ikonaları bulunuyor.

    recreativo de huelva, yıllarca alt liglerde gezmesiyle de tanınıyor. ikinci ve üçüncü ligin en çok bilinen takımı; hatta ağabeyi onlar. bu köklü takım, la liga'ya, kurucularının toprak altındaki kemikleri bile yok olduğunda; yani kuruluşundan tam 89 yıl sonra çıkabildi. peki, çıktı da ne yaptı? cevap, koca bir hiç; 18. tamamladıkları ligin ertesinde, tekrar ikinci lige düştüler. başarısızlık o kadar üstlerine yapışmıştı ki, kazanmak için, kendi kendilerine kupa bile icat ettiler (kulüp, 1965 yılında beri düzenli olarak, kendi ayarındaki takımların ve bazen ispanya dışından kulüplerin de katıldığı trefeo colombino adlı kupayı düzenliyor.). ancak, kendi düzenledikleri bu kupayı bile, 46 yılda sadece 12 kez müzelerine götürebildiler.

    bundan 24 yıl sonra, 2002 yılında, tekrar la liga'ya yükseldiler. ligde dökülüyorlardı ama kupada, esip, gürlediler. 2003 yılında, copa del rey (kral kupası)'de, sırasıyla; almeria, real betis, atletico madrid ve osasuna'yı eleyerek finale çıktılar. finalde, rakipleri, eto'o'lu mallorca'ydı. önce walter pandiani, ardından da iki eto'o golü; şeytanın bacağını kırmalarını engelledi. mallorca'ya 3-0 yenildikten sonra, 18. oldukları la liga'dan, tekrar ikinci lige döndüler. kulüp tarihinin en önemli başarısı, kaybettikleri bu kupa finaliydi.

    recreativo de huelva, dört yıl sonra, tekrar birinci lige yükseldi. ancak bu sefer, daha öncekilerden farklı bir şekilde çıktı; huelva, 2005-2006 yılında, 122 yıllık kulüp tarihinin tek şampiyonluğunu kazandı. ikinci ligde şampiyon olan takım, bu kez, la liga'da üç yıl mücadele etti. takımın la liga'daki en iyi derecesi, 2006-2007 sezonunda elde ettiği sekizincilik oldu. zaten taraftarlar da, bundan daha büyük bir başarı göremedi.

    işin ilginç yanı; onca başarısızlığa rağmen, recreativo de huelva, 2001 yılında modernize edilen 21 bin 600 kişilik stadında, ortalama 17 bin kişiye karşı oynuyor. yani başarısızlık ve hüzne tanıklık etmek isteyen 17 bin kişi, sezon boyunca, o statta yerini alıyor. huelva taraftarları, türkiye'de artık daha çok semt adı olarak bilinen vefayı da elden bırakmıyor. birçok taraftarın takım için hazırladığı blog'lar, düzenli olarak yayım yapıyor. taraftarların oluşturduğu internet forumları ise, oldukça sık kullanılıyor. gerçi kazanılan çok kupa olmadığı için, forumlarda başarıdan bahsetmek, neredeyse imkansız gibi. benim girdiğim bir forumda, huelvalı amcalar, 1965 yılında genoa karşısında kazanılan trefeo colombino kupası'ndaki harika oyun ve gollerden bahsediyordu. işin en ilginci ise, bu vefalı taraftarlar, çok sık bahsettiğimiz başarısızlıklara tanıklık etmek için deplasmanlara gidiyor!

    sevenleri, recreativo huelva'yu, deplasmandaki hiçbir maçında yalnız bırakmıyor. en uzak deplasmana bile, mutlaka bir-iki otobüs taraftar gidiyor. kulüp tarihinin en acı veren ve camiayı birbirine yakınlaştıran olayı da, yine böyle bir deplasmanda yaşandı. 21 aralık 2006'da deplasman için madrid'e giden ve içinde huelva taraftarlarının bulunduğu otobüs, otoyolda hareket etmeden duran bir kamyona çarptı. devrilen otobüsün şoförü dâhil, biri kadın, dört taraftar bu kazada hayatını kaybetti; otobüste bulunan 38 kişi ise, yaralandı. yaralı taraftarların 14'ünün durumu da, ağırdı. takım, maça çıkmak istemedi. dört taraftarın hayatını kaybetmesi, oyuncuların moralini çok bozmuştu. hemen, ispanya futbol federasyonu'na başvuruldu. rakipleri real madrid'den de, bu erteleme için istek yapmaları istendi. real madrid, dilini yuttu ve hiç sesini çıkarmadı. federasyon ise, maçı ertelemeyi reddetti; sadece, lütfederek, oyuncuların koluna siyah bant takabilmesine ve maçtan önce bir dakikalık saygı duruşuna izin verdi.

    recreativo de huelvalı futbolcular; o gün, ölenlerin hatırına, santiago barnebau'ya başları dik ve rakiplerinin gözünün içine bakarak çıktı. maçtan önce yapılan seremonide; futbolcular, barnebau'nun zeminine dört buket bırakarak, ölenleri selamladı. huelva'nın başkanı francisco mendoza, kazayla ilgili şöyle bir açıklama yaptı: " hepimiz çok üzgünüz. trafik kazası, büyük bir acıydı ama sonrasında yaşananlar, daha büyük bir trajediye neden oldu." real madrid; ispanya'nın her tarafından gelen tepkiler sonrasında, maçın bilet gelirlerini, ölenlerin ve yaralananların ailelerine bağışladığını açıkladı. sahadaki oyuncular ise, ölen taraftarlara adadıkları maçı, destansı bir galibiyetle kazandı. huelva tarihinin en önemli transferleri arasında gösterilen fransız florent sinama pongolle, 35. dakikada, takımını öne geçirdi: 0-1. bizim deniz ya da bildiğimiz adıyla uche'nin yeğeni ikechukwu uche, 52. dakikada, barnebau'yu susturan gole imza attı: 0-2. her golde, parmaklar ve gözler gökyüzüne çevriliyor, hayatını kaybedenler anılıyordu. real madrid, bitmişti; iki top bile yapamıyorlardı. huelva'nın inanılmaz performansı, "mor menekşeler"in taraftarlarında da saygı uyandırdı. ancak, daha söylenecek sözler ve gökyüzüne kaldırılacak parmaklar vardı. 90. dakikada, viqueira, attığı muhteşem şutla skoru belirledi ve perdeyi kapattı: 0-3.

    recreativo de huelva, türk futbolseverlerin radarına, 2007 yılında girmişti. trabzonspor'da oynayan golcü ersen martin'in transferi, iki kulüp arasında birçok sorun yaratmıştı. zira trabzonspor, futbolcusunu çalmakla suçladığı huelva'nın, transfer parasını ödemediğini iddia etmişti. huelva ise, buna cevap olarak, parayı ödediklerini; ancak, bankanın transferi geç yaptığını söylemişti. huelva, trabzonspor'u, transfer sırasında yarattığı problemler nedeniyle fifa'ya şikâyet etmiş ve bir milyon avro tazminat talep etmişti. ancak fifa'daki davayı, trabzonspor kazanmış ve huelva'nın kendilerine 900 bin avro tazminat ödemesini sağlamıştı. bütün bu tartışmaların ardından, huelva'ya giden ersen martin ise, sakatlıklarla boğuşmuş ve ilk maçında kırmızı kart görmüştü. 2007-2009 yılları arasında, huelva'da iki sezon oynayan ersen martin; sadece, 25 maçta forma şansı bulabilmiş ve üç gol atabilmişti.

    recreativo de huelva'nın adı, son dönemde, mali krizlerle anılıyor. yaşanılan maddi sıkıntıdan bir türlü kurtulamayan ispanyol kulüpleri arasında en zor durumda olanlardan biri, onlar zira. iflas eden ve kayyuma devredilen rayo vallecano'dan sonra, ispanyol basını, darda olan kulüpler arasında; real betis, granada, xerez ve albacete'yi gösteriyor. as gazetesi, ikinci ligdeki diğer kulüplerden; celta vigo, las palmas, salamanca, elche, cordoba ve valladolid'in de geleceklerinin parlak olmadığını açıkladı. ancak bu yılın başında, huelva yönetimi iflasını açıklayarak, borçlarını ödeyemeyeceği kişilerin listesini yayımladı. kulüpten yapılan açıklamada, ersen martin'e ödemeleri gereken 77 bin 943 avro da, ödenemeyecek borçlar listesinde yer aldı. huelva, yayımlanan listede, fifa'nın belirlediği ve trabzonspor'a ödenmesi gereken 900 bin avroluk borç içinse, "0.00" rakamı gösterildi. huelva, ispanya'da şaşkınlıkla karşılaşılan son sportif başarısını ise, arda turan'ın transfer olduğu atletico madrid karşısında elde etti. huelva, geçen yıl kral kupası ikinci turunda karşılaştığı atletico madrid'i 3-0 mağlup ederek, tüm dikkatleri üstüne çekmişti. ancak iki takımın madrid'te oynadığı rövanş karşılaşmasını atletico 5-1 kazanarak, huelva'yı kupanın dışına itti.

    recreativo de huelva, zaman zaman başarıyla flört etse de, tarihi hep hayal kırıklıklarıyla dolu. ama buna rağmen, statları nueva colombino, her zaman ateşli bir kalabalık tarafından dolduruluyor. ispanyol futbolunun "büyükbabası" olarak bilinen huelva, aynı zamanda bir akademisyen gibi saygıdeğer bir mertebede bulunduğu içini "dekan (el decano)" lakabıyla da anılıyor. "büyükbaba", bu yıl, grevler ve protestoların ardından zor başlayan ispanya ikinci ligi liga adelante'ye de iyi bir başlangıç yapamadı. bu yazının yazıldığı sırada ligde iki maç oynayan takım, oynadığı iki maçı da kaybetti. yani huelvalılar, yine alışılmış bir hüzün sezonuna başladı. onları bu yıl en mesut edecek sonuç, ne bol gollü galibiyetler ne de şampiyonluk. çilekeş huelvalıları en mesut edecek şey, liga adelante'den bir yıl daha düşmeden, nispeten üst düzey takımlarla devam edecekleri bir ligde kalmak; hepsi bu!

    --- alıntı ---