• yaptıkları skandal draft seçimleriyle hem kendi tarihlerini hem de nba tarihini değiştiren bir garip basketbol takımı.

    2007 nba draft'ında birinci sıradan kevin durant yerine greg oden'ı seçmişlerdir. durant, nba tarihinin en iyi oyuncularından biri olurken, oden'ın kariyeri sakatlıklarla boğuşmakla geçmiştir.

    en büyük hataları ise 1984 nba draft'ında gerçekleşmiştir. michael jordan'ı(evet yanlış okumadınız) ve charles barkley'i seçme şansları varken sam bowie'yi tercih ederek tabir-i caizse destan yazmışlardır.
  • muhtemelen dünya üzerindeki en cenabet takım...ulan bir takım oyun kurucusundan forvetine, pivotundan koçuna kadar sakat olur mu. evet yanlış duymadınız koç nate mcmillan antreman yapacak oyuncu kalmayınca kendisi oynamış ve tendonunu yırtmıştır. takımda ise 2 oyuncunun ayağını kırılmış, birinin siyatik ağrıları peydahlanmış, biri kalçasından, biri omzundan sakat, 2007 draftının bir numarası greg oden'ın dizi kırıldı. kendilerine galatasaray hamamını*öneriyorum, olmadı hacı hoca gezsinler ne diyeyim.

    biliyorum inanmayacaksınız ama takımın asistan koçu ve takımın sahibi de maalesef kanser.
  • günümüz basketbolunda gardların kaliteliyse takımın da kaliteli oluyor. bu arkadaşlar da bu tanıma uyuyor, çok iyi iki gardları var ancak takım bu ikisinin uyum problemini ve loserlığı bir türlü çözemiyor.

    damian lillard
    cj mccollum*
    maurice harkless
    al-farouq aminu
    jusuf nurkic

    beşiyle parkeye çıkacaklar. kesinlikle kanat oyuncu eksiği yaşayacaklar. her ne kadar aminu ortalama bir forvet olsa da harkless kesinlikle yetersiz kalacak. forvet sıkıntısı önemli bir problem olacak onlar için. nurkic ortalama üstü bir uzun ve iki gardları da pozisyonlarında ilk beşte (belki mccollum ilk onda) yer alıyor.

    seth curry
    evan turner
    meyers leonard
    trent jr
    zach collins benchten katkı vermeyecek isimler.

    cidden ligin en kötü benchi olabilirler ya. muhtemelen 8-12 arası bir sıralama yapacaklardır, playoff şansları var ancak ben pek muhtemel görmüyorum, yine de açık kapı bırakmak lazım.
  • blazer ceket? değil usta. portland trail blazers denince aklınıza ne geliyor? açıkçası benim zihnimde dört isim beliriyor. sırasıyla; clyde draxler, arvydas sabonis, brandon roy ve damian lillard. draxler'ı izleme şansım olmadı fakat kalan üçlü ✓ esasen buraya greg oden'ı da yazabilirim lakin onu anmamın sebebi oyunu değil de oden fiyaskosu olur(du). tarihin en üzücü 1 numara seçimlerinden biri oldu eleman, sakatlıklar sebebiyle bırakın basketbol oynamayı yürüyemedi bile bir dönem.

    neyse, hadi dalak.

    "blazer ceket değil" demiştik. o zaman ne? franchise 1970 yılında nba'e adımını atıyor ahali. o dönem nba'in genişleme politikasının meyvelerinden biri olan ptb için isim seçimi bölge insanına bırakılmış. on bin küsür ad önerisi gitmiş kulübe. en çok önerilen isim ise "öncü" manasına gelen "pioneer" imiş. ekşi'de chevalier sans peur nickli bir yazar çok daha detaylı bir biçimde şu şekilde tanımlamış pioneer kavramını:

    --- alıntı ---

    varını yoğunu kağnılarına yükleyip "ya hep ya hiç" diyerek bilinmeyen topraklara dalan; coğrafyasına göre balta girmemiş ormanların içinde kütükten kulübelerde yahut sıcak çöl ve bozkırlarda yelken bezi çadırlarda yaşayan; canlarını korumak ve yiyeceklerini sağlamak için bilekleri ve tüfeklerinden başka dayanacak bir şeyleri olmayan o cesur, azimli fakat kaba ve acımasız avrupa kökenli kolonicilere verilen isimdir. genellikle kuzey amerika kıtasına özgü bir tarihsel olgu olarak anlaşılsa da güney afrika ve sibirya da benzer insanlar tarafından avrupa'nın uygarlık çemberi içine dahil olmuştur.

    --- alıntı ---

    pioneer seçilir seçilmesine de ortada bir sorun vardır. bölgede bulunan meşhur lewis & clark koleji'nin de lakabı pioneers'tir. yine araya ek bir bilgi; 1800'lerin başında portland'ı portland yapan öncülerin isimleri meriwether lewis'le william clark'mış. konuya dönüş; pioneer olmayınca seçiciler ikinci en çok tercih edilen isme yönelirler, yani "trail blazers"a. trail blazers da aslında pioneer'le aynı anlama denk gelen bir kelime grubu. öncünün yanında "çığır açan"a da denk geliyor. bu işte, rip city bu.

    logoya gelirsek: https://gss.gs/2tP.png zıt şekilde yerleştirilmiş 5'er beyaz ve kırmızı çizgi var. bunların 5'i ptb oyuncularını, kalan 5'iyse rakip oyuncuları temsil ediyor.

    son olarak; ptb'ye neden rip city deniyor? 18 şubat 1971'de oynanan lakers @ trail blazers maçında o dönemin takım anonsçusunun -bill schonely- dillendirdiği bir söylemmiş bu aslında. maç sırasında lakers farka giderken (ya da blazers farkı kapatıp maça ortak olduğunda, iki şekilde de yazılmış farklı yerlerde) blazers gardı jim barnett çok uzak bir mesafeden -3 sayı çizgisinin bayağı gerisinden- bala göte sayıyı buluyor. anonsçu da bu esnada olayın şokuyla, "rip city! all right!" şeklinde bir tepki veriyor. daha sonra bu kendisine sorulduğunda, "o an neden böyle bir şey dediğiyle alakalı bir fikri olmadığını" söylüyor fakat bu haykırış ptb için simge haline gelmeyi başarıyor.

    video da varmış: https://youtu.be/tR_BMA02HBA

    o değil de, bir süre portland trail blazers izleyemeyeceğiz. malum, enesito kanterito oraya takaslandı. ah be lillard. :(

    görüşürük.

    e: bilgi düzeltmesi