• 24901
    bu zamana kadar hep sustuk. hakem camiası zor günlerden geçiyor. ‘destek olalım, biz de üzerlerine gitmeyelim’ dedik. 6 iç saha maçında 4 oyuncumuz kırmızı kart gördü sesimizi çıkarmadık. ne bir futbolcu, ne bir yönetici çıkıp hakemler hakkında konuştu. en ufak hatadan canı yananlar bas bas bağırıp ortalığı ayağa kaldırırken biz hatayı kendimizde aradık. ama artık yeter...”

    “hüseyin göçek, quaresma’nın pozisyonunda penaltı vermedi diye resmen baskı altında hissetti kendisini. hatta maç içerisinde ismini vermek istemiyorum, zor durumda kalmasın, beşiktaşlı bir oyuncu bile bana, ‘bunu veremedi ya, şimdi kesin 15-20 dakika sonra bir penaltı çalar bize’ dedi. ben de adım gibi emindim bundan. öyle de oldu. dakika olmuş 43, soyunma odasına gideceğiz, alakasız bir penaltı çalıyor. bir şehrin kaderiyle oynuyor. aklım almıyor bunu.”

    “gözümle görmesem söylemem. yine adını söylemek istemiyorum. beşiktaşlı bir oyuncu gözümün önünde ingilizce küfür ediyor. herkes duyuyor, kimse sesini çıkarmıyor. bizden çıksa, anında kırmızıyı verirler. gittim hüseyin göçek’in yanına, ‘yapma etme, hocam. bak bizimkisi de ter, neden baskı altında kalıyorsun. bizim hakkımızı yiyorsun, bizim de sorumlu olduğumuz insanlar var’ dedim.”

    “şenol hocanın da söylediklerine katılmıyorum. ‘penaltıya bağlamayın, 8-9 tane pozisyonumuz var’ diyor. tamam eyvallah. ama oyun dengeli giderken saçma sapan bir penaltıdan geriye düşüyorsun. sivasspor’sun, karşında ligin lideri, en iyi top oynayan takımı var. yenmek için oynuyorsun. tabii ki risk alacaksın, açık vereceksin. maç 0-0 gitse bulabilirler miydi o fırsatları.”

    “sonra, ‘türk futbolu nasıl gelişecek?’ diye konuşuyorlar. bu zihniyetle nasıl gelişeceksin! ondan sonra molde geliyor 3 atıyor, gidiyor, atar tabii. anadolu takımlarına, büyük camialara bunları yapmasınlar artık.”

    burhan eşer
  • 24903
    "buraya* gelmeyeli bir hayli zaman geçti. üzerine bastığımız çimler, bizim zamanımızda başkanımız ali uras'ın emekleriyle hayata geçti. geldiğim gün burası toprak sahaydı. dün belli çerçevelerde görüş birliği sağlandıktan sonra takımla ne zaman ve nasıl buluşacağımın büyük değeri vardı. burada çalışan bütün arkadaşlarımız hakkında, buranın fiziki yapısıyla ilgili bilgi sahibi olmam lazımdı. takımın karşısına emanet birisi olarak geçemem"

    "bundan önceki programlarda neler olduğunu öğreneceğim. bu programlarda sadık kalacağım şeyler olacaktır ama değişecek şeyler de bulunacaktır. burayı bitirdikten sonra altyapımıza geçeceğim. bir de orayla ilgili bilgiler alacağım. bir günde bir şey yapmam mümkün değil ama takımla birliktelik sağladığım zaman tesisin ne olduğunu, hangi birimin ne hizmet sağladığını bilmem lazım. yoksa buraya takımla gelip, takımın uçağına binip, hiçbir bilgi sahibi olmadan onlarla olmanın bir manası yok. bence bu etik de değil."

    "statta ne nedir, takım kimlerden ve nelerden istifade ediyor diye bakacağım. göreve başlamadan bunları bilmek benim için bir avantaj. takımın karşısına geçtiğim zaman, buradaki her konuda bilgi sahibi olarak tanışacağım. durumları itibariyle madrid'e gitmeyen selçuk, burak, hamit ve carole ile karşılaştım. biraz sohbet etme imkanı buldum. çok da mutlu oldum. takımdan önce burada onlarla beraber olmak benim için önemliydi. yarın işlerimi bitirebilirsem takımla ilgisi olmadan maçı izlemek için madrid'e gidebilirim. ancak şimdiki görevim burası. öncelikle nedir, ne değildir, ben ne yapabilirim, neye ihtiyaç var tespitlerini yapmam gerekiyor."

    *"acele edecek bir konumum yok. takımla doğrudan temas sağlayıp, onlarla bir müddet bu birlikteliğimi devam ettirmek istiyorum. mutlaka ileride olacaktır ama bugün itibariyle bir gelişme yok. daha önce görev yaptığım stefano marrone var. akşam onunla görüşeceğim. onunla ilgili bir düşüncem var ama onun haricindekileri göreve başladıktan sonra hayata geçireceğim" şeklinde konuştu.

    *"hiçbir talebim olmadı. olup olmayacağını da bilmiyorum. takımla biraz yol aldıktan sonra bunu daha net konuşabiliriz. takımla ilgili tabii ki düşüncelerim var ama önce takımla paylaşmam lazım"

    mustafa denizli
  • 24904
    --- alıntı ---

    konoplyanka, kalinic ve douglas transferlerinin gerçekleşmemesi ile ilgili iddiaların ardından dönemin galatasaray futbol şubesi sorumlusu cüneyt tanman, önemli açıklamalarda bulundu.

    hamza hamzaoğlu' nun bu üç oyuncuyu da fiyatları sebebiyle değil teknik sebeplerle veto ettiğini belirterek hamzaoğlu' nun kendilerine sunduğu gerekçeleri sıraladı.

    işte o gerekçeler

    konoplyanka: sneijder' in bölgesinde oynuyor. geriye fazla yardım etmiyor.

    kalinic: attığı goller kolay.

    douglas: hücum oynayan takımda ağır kalır.

    500 bin euro meselesi

    tanman, hamzaoğlu' nun kendilerine bu teknik gerekçelerini sunduğunu belirterek bir başka konuya daha açıklık getirdi.
    o da kalinic' in 500 bin euro bedelle kiralanmasıyla ilgiliydi.

    garanti satin alma opsiyonu

    " garanti satın alma alma opsiyonu ile kiralanacaktı. hem kalinic hem de douglas. ilk yıl 500 bin euro ikinci yıl ise kaliniç için 3 douglas için 5,5 milyon euro ödenecekti. bu yöntem birçok kulüp tarafından kullanılıyor. böylelikle ilk yıl bütçenizi zorlamıyorsunuz"

    hamzaoğlu'nun paradan haberi yok

    tanman, özetle bu üç ismin mali değil teknik gerekçelere takıldığını söyledi.

    --- alıntı ---

    futbolarena sitesinden alınmıştır. başlıkları kolay ayırt edilebilsin diye gizli bakınız yaptım, saygılar.
  • 24905
    "yoğun bir gündü. florya'da kimlerle beraber olacağım, oradaki insanlarla ilgili bilgi sahibi olmak istedim. oradan da arena'ya geldim. soyunma odası neresi, zemin nasıl, fiziki şartları yerinde görmek istedim. dolayısıyla iki günü buna ayırdık. arena'da dolaşırken, taffarel'in madrid'deki açıklamalarını duydum. mümkün olursa yarın* orada olacağım. şu an resmi bir sıfat taşımıyorum. hazırlıklar ve sağlık kontrolleri olacak. inşallah perşembe günü resmileşecek"

    mustafa denizli
  • 24908
    "yarın onların hızlı çıkışlarına izin vermemeliyiz. konsantre olmalıyız. kontrarak konusunda kaliteli bir takımla oynayacağız.ofansif geleneğimizi daha da geliştirdiğimizi yarın ispatlamalıyız.suni çimde, rüzgarlı ve soğuk bir havada oynayacağız ama buna uygun bir cevap vereceğini umuyorum takımımdan.yarın kesinlikle hedefi kazanmak olan bir takım çıkacak, bundan hiçbir şekilde şüphe duymayın.mücadeleci, güçlü ve avrupa ligi'ndeki hedeflerimizin bilincinde bir takım sahada olacak.avrupa ligi bizim için ikinci planda kalmış bir hedef değil.bu sezon iki hedefimiz var, avrupa ligi'nde gidebildiğimiz yere kadar gidip türkiye'de şampiyon olmak."

    "bu akşam dua etmem lazım yağmur ve rüzgar olmasın diye." *

    "ben rakip teknik direktörün ne demek istediğini anladım. yağmur ve rüzgar gibi şartlara alışık olduklarını söylemek istedi.benim için galibiyete ulaşma açısından bazı şartlar var. birincisi iyi bir şekilde konsantre olmak.kendi oyunumuza inanarak ve güvenerek, her şeyine güvenen agresif bir takım olmamız lazım.hava karlıymış yağmurluymuş gibi şeylere takılmak yerine güçlü takımlar güçlü görüntülerini ortaya koymalı ilerlemek için.kazanmak için bir şart daha var, o da onlardan daha fazla gol atmak tabii ki."

    "her işte her çabada yapmış olduğunuz şey ne olursa olsun sonuç elde etmek istersiniz. başarıyı sonuçla ölçersiniz.eğer başarılı sonuçlar atıyorsanız sahada 1 metre daha fazla adım atıp koşar ve daha agresif bir görüntü ortaya koyarsınız.bu nedenle yaptığınız işte sonuç almak önemlidir. kafanızda şüphe varsa istediklerinizi sahaya yansıtamazsınız.iyi sonuçlar alabilmek daha iyi takım olma anlamına gelir. kendinizi daha iyi hissedersiniz.takım halinde daha çok pozisyona girip rakibe baskı yaptığımızın sinyallerini hissedersek kendimize güvenimiz de artar.sonuç geldikçe güven artar, güven arttıkça da o gülücükler de beraber gelir. mutlu olmak için her zaman kazanmak zorundayım."

    vitor pereira
  • 24909
    "dün akşam taffarel bana, 'hocam sen bugünkü işleri yarın da halledersin, yanımızda ol' dedi. yönetim kurulumuz da böyle bir hazırlığı yapınca, incelemeleri kısa kestik. bugün aslında florya'da olacaktım. bir günde tamamlanacak işler de değil. yarın kaldığımız yerden devam edeceğiz. şimdi gideceğiz, maçımızı izleyeceğiz, takımımızın yanında olacağız ama hiçbir müdahalem olmadan, tüm desteğim onlarla. şu an takımla bir şeyler yapmam mümkün değil. yetki sahibi değilim. onların yanında olmak, taffarel hocamızın söylediği gibi bir katkı sağlayacaksa, hiç düşünmeden orada bulunacağım."

    mustafa denizli
  • 24912
    "galatasaray'ın bir oyun planı yok, taktiği yok. uzun zamandır taktiksiz oynuyoruz."

    ''çalışarak gelişmeliyiz. iyi oyuncularımız var ancak mesele takım olmakta. iyi çalışmamız gerekiyor iyi çalışmıyoruz"

    ''çok kızgınım şu anda. bu da çok normal. buraya geliyorsunuz, bu sahaya çıkyorsunuz ama takım olarak oynamamız lazım.''

    ''işler kötü gittiğinde hep ilk olarak teknik adamlar gönderilir. tam bir kişiyle bağ kuruyorsunuz, sonra yollar ayrılıyor.''

    ''sahada tek bir takım vardı. o da atletico'ydu. bunun sadece psikolojik olduğunu düşünmüyorum. çalışarak gelişmeliyiz.''

    ''iyi çalışmadık ve iyi antrenman yapmadık''

    "iyi futbol oynamazsan ve sonuçları da alamazsan, hep ilk olarak teknik adamlar kovulur. bu böyle!"

    ''2-0 bitti ama 5-6 yiyebilirdik iyi çalışmıyoruz takım olamıyoruz takım olmalıyız. çok konuşmak istemiyorum. sıfırdan başlamalıyız.''

    "şimdi herkes eşine ailesine gidecek. cuma idmana çıkacağız. oturup takımca konuşmalıyız."

    wesley sneijder
  • 24914
    galatasaray'ın bir oyun planı yok, taktiği yok. uzun zamandır taktiksiz oynuyoruz."

    ''çalışarak gelişmeliyiz. iyi oyuncularımız var ancak mesele takım olmakta. iyi çalışmamız gerekiyor iyi çalışmıyoruz"

    ''çok kızgınım şu anda. bu da çok normal. buraya geliyorsunuz, bu sahaya çıkyorsunuz ama takım olarak oynamamız lazım.''

    ''işler kötü gittiğinde hep ilk olarak teknik adamlar gönderilir. tam bir kişiyle bağ kuruyorsunuz, sonra yollar ayrılıyor.''

    ''sahada tek bir takım vardı. o da atletico'ydu. bunun sadece psikolojik olduğunu düşünmüyorum. çalışarak gelişmeliyiz.''

    ''iyi çalışmadık ve iyi antrenman yapmadık''

    "iyi futbol oynamazsan ve sonuçları da alamazsan, hep ilk olarak teknik adamlar kovulur. bu böyle!"

    ''2-0 bitti ama 5-6 yiyebilirdik iyi çalışmıyoruz takım olamıyoruz takım olmalıyız. çok konuşmak istemiyorum. sıfırdan başlamalıyız.''

    "şimdi herkes eşine ailesine gidecek. cuma idmana çıkacağız. oturup takımca konuşmalıyız."

    wesley sneijder
  • 24915
    yarın sabah takımla birlikte bismillah deyip yeni yol haritamızın bizi nasıl başarıya götüreceğini planlayacağız.

    ben de farkındayım iyi bir tablo yok. dün dünde kalmıştır. yeniden başlıyoruz.

    herhangi olumlu, olumsuz, beni yönlendirebilecek bir önyargı kesinlikle yoktur.

    bu tabloyu değiştireceğiz. bundan hiçbir galatasaraylının şüphesi olmasın.

    pencerenin diğer tarafındayken yaptığım yorumlar ile şu anki bulunduğum konum aynı değil. yorumculuk ile takımın yanında olmak açısından büyük fark var.

    bir bütünün bütün fertleri o amaç için beraber hareket eder. bu mesajımdan herkes bir şeyler çıkarmalı.

    benim için takımın üstünde kara bulutlar yok, hafif bir sis diyebiliriz.

    mustafa denizli
  • 24922
    ali ece: “fatih işbecer ve yönetimdeki diğer genç arkadaşları mustafa denizli’yi istemedi, onu geri kafalı buluyorlar” iddiası bana pek inandırıcı gelmedi. yanlış mı düşünüyorum?

    fatih işbecer: ben mustafa denizli’yi galatasaray’da istemeyen yöneticinin alnını karışlarım! her şeyden önce kendisini en çok bizim istediğimizi söylememiz lazım. mustafa hoca, göreve gelir gelmez galatasaray’daki ilk gününün yarısını benimle geçirdi. heyecandan elim ayağım titredi! yönetim kurulu, sportif aş, dernek hepimiz bir araya geldik ve orada direkt mustafa denizli ismi ortaya atıldı. en çok destekleyenlerden birisi de ben oldum çünkü ben mustafa denizli’yi çocukluğumdan beri çok severim. biz orta 1’deydik, resim dersinde gizli gizli radyodan neuchatel maçını dinliyorduk. okuldan çıkınca stadın önünden geçiyorduk ve skoru sorduk, “5-0” dediler. o an benim hayatımın en mutlu, coşkulu, deli günlerinden birisiydi. mustafa denizli gibi üstün kalitesini defalarca kanıtlamış bir hocaya hiçbir aklı başında galatasaraylı “hayır” demez!

    ali ece: daha önce galatasaray’da yöneticilik yapmış olan fatih altaylı ve uzun süre galatasaray’ın kanaat önderi olarak görülen hıncal uluç’un eleştirileri için ne diyorsunuz?

    fatih işbecer: fatih altaylı’yla polemiğe girmek istemiyorum ama hıncal uluç eksik ve yanlış bilgilendirildiği için bu şekilde yazıyor. halbuki hıncal uluç benim kıymet verdiğim bir yazar. bir gün kısmet olur da onunla da sizle içtiğimiz gibi oturur kahve içersek eminim hıncal abi de bu konudaki görüşlerini 180 derece değiştirecektir!

    ali ece: tüm bunları toplayınca hamza hocanın görevine son verilmesinin ihalesi adeta tek başınıza sizin sırtınıza yüklendi. gerçekte ne oldu bu süreçte?

    fatih işbecer: galatasaray, dingo’nun ahırı değil! iddia edildiği gibi iki tane yönetici istedi diye hoca falan yollayamazsın galatasaray’da! bu konuyla ilgili nihai kararı başkan dursun özbek verdi. 18 kasım’da yönetim toplantısında başkan dursun özbek oradaki 20- 25 kişiye tek tek hamza hamzaoğlu ile ilgili fikirlerini sordu. orada tayfun demir hariç herkes hamza hamzaoğlu ile ilgili negatif görüşler beyan etti.

    ali ece: bardak zaten bayağı doluydu ama yönetim için bardağı taşıran son damla hamza hocanın umut bulut’la ilgili açıklaması mı oldu?

    fatih işbecer: hamza hoca başkanla olan görüşmesinde “evet, dursun başkan, umut meselesinde o kadar da keskin konuşmasam daha iyi olurdu” deseydi belki görevine son verilmeyebilirdi. ancak hamza hoca “benim tarzım bu” dedi ve bu da anında medyaya yansıyınca başkan dursun özbek de “o zaman bizim tarzımız da bu” cevabını verircesine hareket etti.

    ali ece: grosskreutz transferindeki aksaklık, bu süreçte ne kadar rol oynadı?

    fatih işbecer: grosskreutz meselesi şöyle gelişti: cenk ergün cumartesi günü grosskreutz ile anlaştı. hamzaoğlu hocamız ise pazar günü takımımızın grosskreutz tipi bir oyuncuya ihtiyacı olmadığını beyan edince iş çıkmaza girer gibi oldu. o süreçte ben rica ettim ve iş pazartesiye kaldı. hamza hoca o zaman ikna oldu. iş pazartesiye kalınca grosskreutz’un menajerinin sözleşmede istediği bir sonraki satış detayları pazarlık edilirken süreç iyice uzadı. yoksa biz resmi imzaları zamanında çoktan atmıştık. yalnız “galatasaray’ın genel sekreteri fatih işbecer faksın başına oturdu, yanlış faks çekti” tarzı içi boş iddialar da gündemi meşgul etti. ne benim ne de herhangi bir galatasaray ya da bu büyüklükte bir kulübün genel sekreterinin faks çekmekle ne alakası olabilir ki?

    ali ece: denizli ile geçirdiğiniz ilk günkü görüşmenin ardından neler hissettiniz?

    fatih işbecer: mustafa denizli çok karizmatik, etrafındaki herkesi derinden etkileyen bir karakter. benim çocukluk kahramanım. mustafa hoca ile bir araya gelip zaman geçirmek, bir şeyler paylaşmak muazzam bir keyif. yönetim kurulu olarak olabilecek en doğru kararı verdiğimizi bir kez daha hissettim.
App Store'dan indirin Google Play'den alın