• 25451
    evet kadroya baktığımızda plan lazio'yu sıfırda tutmaktı. yani gol yememekti... esasında her şey iyi başladı ve galatasaray 1-0 öne geçti. ondan sonra maç lazio'nun istediği oyuna döndü. onlar da 1-1'i bulunca galatasaray'ın önde baskı oluşturamadığı, pozisyon üretemediği bir doksan dakika izledik. bu 5 stoperli kadroda oyunu dengede tutma mantığı bir şekilde işledi diyebiliriz ama skor 1-1 olurca bence istediğini alan taraf lazio oldu. 'kaybetmeden italya'ya gitmek avantaj mıdır?' diye sorduğumuzda bunun cevabına 'evet' demek çok zor. gerçekten roma'da çok farklı işler içinde olması lazım galatasaray'ın...

    metin tekin
  • 25453
    lazio orta sahasının gücünü kırmak için mustafa denizli sürpriz bir hamle ile chedjou- donk ikilisini ön liberoya koydu, kaptan selçuk'u da hücuma destek vermesi için, bu ikilinin önüne monte etti. denizli'nin bu hamlesi fenerbahçe hocası pereira'nın topal-souza-ozan anlayışı ile eşdeğerdeydi.

    ayrıca denizli'nin doğru bir hamle ile umut'un yerine podolski'yi santrfor düşünmesi galatasaray'ın lazio kalesine yaptığı hücumlarda etkili top tutmasını sağladı. pereira modeli üçlü orta saha galatasaray'da sabri'nin attığı gole kadar mükemmel işledi.

    özellikle golde lazio savunmasının arkasına sarkan donk'un önüne aldığı topa vurmayıp, sabri'ye pas yapması çok akıllı bir davranıştı. birlikte oynama alışkanlığı olmayan galatasaray'ın gol sonrasında oyunu biraz soğutup, topa hükmetmeyip ikinci golü düşünmesi özellikle kanatlarda ciddi zafiyet doğurdu. devşirme sağbek denayer iyi bir stoper olduğunu matri'nin önünden çaldığı topla gösterdi. ama aynı denayer lazio bindirmelerinde sağ kanadı sabri'den de yeterli desteği alamadığı için etkili savunamadı.

    galatasaray'ın yediği gol yine bir duran top hatasıydı. 5 stoperin ceza alanı içinde olduğu ortamda, milinkovic'in kafa vuruşunu muslera kale içine çelebildi. eğer uruguaylı kaleci dikkatli olsaydı bu vuruşu rahatlıkla çıkarabilirdi çünkü top üzerine geldi. lazio üst düzey bir takım değil ama alan savunmasını, rakibe önde baskı yapmasını disiplin içinde uyguluyorlar. hücuma da çıkarken rakip sahaya pas yaparak yerleşiyorlar.

    ikinci yarıda özellikle son yarım saatte galatasaray kanatlardan yüklenmeye çalışırken kalabalık lazio savunmasını aşmakta zorlandı. dışardan şut denemelerinde donk ile sneijder vuruşlarda etkisizdi. galatasaray, roma'da çok zorlanacaktır. çünkü lazio mükemmel alan savunması yapıyor. galatasaray böyle bir savunmayı ancak ayağa çabuk pas yapıp, kanatlardan hızlı bindirmelerle aşabilir. ama görünen köy lazio'nun turu geçtiğini söylüyor.

    levent tüzemen
  • 25454
    galatasaray'da sezon başından beri bir kadro istikrarı ve sağlıklı bir saha içi düzeni sağlanamadı. bu olumsuzluğa önemli isimlerin performans düşüklüğü de eklenince günümüz futbolunun istediği ilkeler iyice kısıtlandı. dün geceki takım tertibi ile de bu sene iyi bir sezon geçirmese de kolektif yapısı oturmuş bir italyan takımı karşısında iyi işler yapmak çok zordu.

    galatasaray güzel bir organizasyon sonucu erken bir skor avantajı yakaladı. taraftar desteğini arkasına aldı, moraller yükseldi. ama kısa süre sonra çok basit bir duran top golü yenince bütün kontrol rakibe geçti. bu yarıda yenen gol dışında diğer duran toplarda da ciddi tehlikeler yaşamak başka bir olumsuzluktu.

    ikinci yarıda yine son 5 dakikaya kadar kontrol italyan temsilcisi lazio'daydı. yalnız ilk yarıya göre şöyle bir değişiklik vardı: galatasaray alan daraltan savunma kurgusunda ilk yarıdaki gibi rakibe alan bırakmadı ve kalesinde ciddi bir tehlike yaşamadı. son 5 dakikada da galatasaray'ın kurduğu baskıdan bir sonuç çıkmadı ve tur şansı rövanşa kaldı.

    galatasaray'ın önemli saha içi sıkıntılarının yanında bir diğer handikabı da santrforunun olmayışı. bana göre; lukas podolski'nin yapısı, santrforluğa uygun değil. hele galatasaray'daki fizik gücüyle hiç uygun değil. lazio ilk dakikadan itibaren birçok kişinin beklediği savunma ağırlıklı oyuna hiç itibar etmedi. ofansif oyun anlayışları da aslında avantajlı bir ortam yaratmıştı galatasaray için. ama bu kadronun kontratak futbolunu uygulaması mümkün değildi.

    eğer bir takım kendi sahasında dün geceki gibi oyuna hükmedemiyorsa, attığı gol dışında tek gollük pozisyonu son dakikada bulabiliyorsa böyle bir 90 dakikayı beraberlikle bitirmesine iyi sonuç denir.

    ömer üründül
  • 25455
    mustafa hoca'nın talebeleri, maç boyunca çok az pozisyona girdi. bu kadro tercihi ile ilgili bir durum değil. eldeki hücum oyuncuların ve bu oyuncuların birbiriyle
    uyumundan, tercih azlığından kaliteye kadar birçok sebep bu kısırlığın nedeni. diğer taraftan verilen pozisyonlarsa azımsanmayacak kadar fazlaydı. italya'daki maç her
    şeye açık.

    mustafa hoca bu güne kadar büyük tecrübeler yaşadı, çok önemli maçlara çıktı, kritik galibiyetler aldı, unutulmaz zaferler kazandı. ama şu anda yaşadığı sıkıntı ve içinde bulunduğu durum gibi bir dönem az yaşamıştır.

    hocanın eli kolu bağlı desek abartmayız. bu yüzden çıkardığı kadro şaşkınlıkla karşılanabilir ama elde bu var. sabri’nin önde oynaması, chedjou’nun orta sahada başlaması, podolski’nin uçta tek olması, koray’ın sürpriz başlangıcı maç öncesi endişeye sebep olsa da, mustafa hoca elindeki isimleri değiştirmekle kalmadı aynı zamanda yerlerini de değiştirdi. podolski’nin önde topa ne kadar hakim olacağı sorusunun cevabı, onu maçın en kritik oyuncusu olma pozisyonuna taşıyordu. çünkü, alman oyuncunun hakim olduğu her top, hem kendine şut pozisyonu hazırlamasını hem de takımını rakip alana çağırıp sneijder’e şut ama ve pozisyon hazırlama imkanı sağlanması demekti.

    maç başlamadan önce de başladıktan sonra da sürpriz isim sabri idi. hocanın podolski’nin yapması gereken hücum koşularını yapan bir sabri’si vardı. attığı gol de bu isteğin ve takibin sonucunda oldu. sabri reis, birileri hoşlanmasa da golünü atarak cevabını yine sahada verdi.

    oyuna iyi başlayan, golü çok iyi zamanlama ile atan galatasaray, klasik haline gelen alan savunmasında gol yeme ritüeline dönmese, maçı farklı yere taşırdı. golü duran toptan yemek yetmedi, üstüne verilen pozisyonlar da duran toptandı. bu kullanılan toplar herkese duruyor ama galatasaray olunca neredeyse top kaleye
    girmek için can atıyor. ilk yarı, karşılıklı goller, oyun temposu, hızı ve hakimiyet hep eşitti. galatasaray’ın, ilk yarı yapmadığı 2 önemli tercih vardı. ilki şut, ikincisi italyan takımının zayıf noktası defans arkasına atılan toplar. golü böyle atılan bir pasla bulan galatasaray’ın niye daha fazla denemediği anlaşılır gibi değil.

    ikinci yarı, sanki ara olmamış gibi aynı tempo ve anlayışla başladı. durumu değiştirme isteği, elinde daha fazla seçenek olan pioli’den geldi. candreva ve klose’yi oyuna alarak hem kazanma hem de oyunun hakimiyetini alma isteğini ortaya koydu. mustafa hoca’nın yapacağı ya da yapabileceği hamleleri daha maç başlamadan herkes biliyordu. ama beklenmeyen sneijder’in çıkışıydı. ayrıca iyi oynamayan donk’un oyunda kalması da bir başka problemdi. bu değişiklik, taraftar ile mustafa hoca ile soğuk olan ilişkileri dondurucuya kaldırdı. seyircinin tepkisi, kızgınlık ve hayal kırıklığı ile birleşince farklı şekilde ortaya çıktı.

    galatasaray, maç boyunca çok az pozisyona girdi. bu sadece kadro tercihi ile ilgili bir durum değil. eldeki hücum oyuncuların ve onların uyumundan, kaliteye kadar birçok sebep bu kısırlığın nedeni. diğer taraftan verilen pozisyonlarsa azımsanmayacak kadar fazlaydı. hem de 4 stoperli 6’lı bir savunma bloğuna rağmen. hoca, duran toptan gol yeme işine çare bulamadı bulamayacak. italya’daki maç her şeye açık. ben turun ortada olduğunu ve galatasaray’ın akıllı oynarsa, rakibin defolu alanlarına çalışırsa şansı olacağını düşünüyorum. iyi tarafından bakarsak, g.saray 53 yıldır italyan takımlarına yenilmeme serisine devam etti.

    maçin olayi:reis sahnede

    maçın olayı kesinlikle sabri’nin 7 sene sonra avrupa kupalarında rakip ağları sarsmasıydı. hem de bu kadar tepkiye göğüs gererken.

    kader ani: 89. dakika

    galatasaray adına sıradan ve düşük tonda geçti. böyle olunca kader anı bulmak zordu ama yine de umut’un kafası gol olsa her şey değişirdi.

    maçin slogani: bükülmez bilek

    galatasaray belki iyi oynamadı, belki az pozisyon buldu ama neticede 53 yıldır italyan takımları aslan’ın bileğini bükemedi.

    teknik direktör karnesi

    mustafa denizli

    1- hoca elindekilerin ötesinde, farklı tadlar alabileceği haliyle sahaya sürdü. karşılığını sabri golü ile aldı.
    2- hoca, bu haliyle pansuman yapmaktan öteye geçemiyor. skoru korumak için hamleler yapabiliyor.

    stefano pioli

    1- deplasmanda oynuyor olmasının bir yansıması oldu ama takımı pozisyon bulmakta zorlanmadı.
    2- elindeki önemli kozları sona sakladı ve oyunu lehine çevirecek pozisyonları yakaladı.

    maçin yildizi

    maça damgasını vuran bir isim olmadı ama sabri sarıoğlu attığı sürpriz golle bir anlmada öne çıkan isim oldu. muslera da yine kalesindeki iyi oyunuyla öne çıktı.

    maçin hayal kirikliği

    ileri uçta tek başına kalmak alıştığı bir durum değil ama yine de hiçbir varlık gösteremedi podolski. en azında önde pres yaparak rakibin rahat çıkmasına engel olabilirdi.

    maçin hakemi: michael oliver

    1- maç boyunca oyuna etki edecek bir hatası olmadı.
    2- sertliğe izin veren yönetimiyle süper lig’e de örnek oldu.

    notu: 8,4

    maçin fotoğrafi: tribünde vefa

    galatasaray taraftarının 70 yaşındaki setrak yelegan isimli taraftara koreografi ile gösterdiği vefa.

    tribün

    galatasaray taraftarı, takımının oynadığı oyundan her ne kadar memnun olmasa da belli ki avrupa ligini özlemiş. taraftar işini iyi yaptı.

    hakan ünsal
  • 25463
    "spaletti ile ilişkimiz iyi günler / iyi akşamlar şeklinde. gazetelere değil yüzüme konuşsun"

    "halen fiziksel olarak iyi durumdayım, sakatlığı geride bıraktım. roma'da kulübede oturmak beni acıtıyor."

    "yaşım, taktiksel karar, aldığım süreyi elbette anlarım ama katkı vermeden roma'da kalamam. daha fazla saygıyı hakediyorum."

    francesco totti
App Store'dan indirin Google Play'den alın