1951
fatih terim'in 8 kişiden biri olarak tabir ettiği taraftarın çok sevdiği oyunculardan.
1952
bu adamı göndermenin yolu belli. günde 2 saat galatasaray sözlükteki mustafa sarp başlığını okutmak. 3. günün sonunda kendine kulüp aramaya başlamazsa adam değilim.
1953
galatasarayin basarisizliginda gram sucunun bulunmadigini dusundugum vasat futbolcu. kalecisi stoperi ve forveti olmayan takımın günah keçisi olmuştur ne yazık ki. mesai bile barça da aslan arjantin'de kuzuyken mustafa ya kızmaya ne hacet.
1958
galatasaray taraftarinin agzından tükrükler sacarak küfür ettigi kötü futbolcudur. kötü futbolcudur ama genelde elinden geleni yapar. eleştirinin suyunu cikarmanin 'mustafa sarpa kim daha yaratici hakaret edecek?' kaygısıyla entry girmenin anlami yoktur.
1959
bu saatten sonra kendisi için eleştiri yapmayacağım. ne gereği var ki? hakla, emekle, güzel futbol hayal ederek şampiyonluklar düşledik. nerden bilelim rakibin çok iyi kadrosu olmasına rağmen şikeye başvurabileceğini, veryansın eden diğer rakibin de işin için de olabileceğini, gıkını dahi çıkarmayacağını. içimizden biri olan mustafa sarp'ı yeri geldi eleştirdik, yeri geldi küfrettik, sayfalarca entry girdik. dedim ya aslında biz güzel futbolu hayal ettik, o yüzdendir mustafa'ya ettiğimiz veryansın, o yüzdendir yılların emektarı ayhan'a ettiğimizi laflar. hepsi aslan gibi galatasaraylı biliyoruz, ama iyi oyun izleyelim, güzel futbol oynayarak şampiyon olalım diye kızdık biz bu içimizden gelen adama. nerden bileyim güzel futbolun tek başına yeterli olmayacağını, aslında önemli olanın işini garantiye almak olduğunu. hem böyle yaptığında senin rakiplerinin çıkardığı sesler aslında taraftara verilen ara gazıymış. iyi gaza geldik, sağolsun yönetimler, futbol simsarları,
işin kaymağını yediler durdular, bizi de birbirimize sokup hiç bişey olmamış gibi pişkin pişkin tam destek dediler. üstelik uefa, fifa ne yaparsın yapsın razıyız modunda.
dünyayı bile hiçe sayan zihniyet varken, mustafa'ya laf etsek ne olacak ki? kendisi azmedip messi olsa, dua edip ronaldo gibi oynasa neye yarar, herşey belliymiş aslında, saha dışında güçlüysen
kazanırsın, kimse de ses çıkarmaz. olan da mustafa gibi futbolculara ve bizlere olur.
kısacası içine ettiler futbolun, mustafa sarp gitse ne olur gitmese ne olur.
1963
futbolunu beğeniriz beğenmeyiz ama bu lige dürüstlüğüyle fazladır.
1967
son haberlere göre kendisini isteyen kulüp sayısında ciddi bir artış söz konusudur. orduspor, mersin idman yurdu, samsunspor, karabükspor, gençlerbirliği bu takımlardan birkaçıymış.
hadi hayırlısı.
1968
saçmada gelse the secret'ı okumayı düşünüyorum, hayal edersem olur diye. hayatımda hiç olmamış, hiç ona sinirlenmemiş, göğüs kıllarını görmemiş ve futbola başlamamış olarak düşünüp, gerçekleştireceğim. şizofren yaptın beni be adam.
1970
bu adam hala galatasaray'ın sözleşmeli futbolcusu ve ben hiç rahat değilim sözlük. uykularım kaçıyor ya kalırsa diye.
1972
bu sefer gitti gerçekten. izninizle sabri bey mode on.
1973
vay anasını sayın seyirciler. koskoca bir dönem bitti sarp'ın takımdan ayrılmasıyla. bu zamana kadar sürekli diyecek bir şeyim oldu ama şu anda nutkum tutuldu valla.
ağlasam sesimi duyar mısınız entrylerimde?
1974
2248 hayır ile kendisini uğurladık. bundan sonra yazılacaklar eski günlerin hatırınadır.
1975
kamp kadrosunda olmayandır.
bir devrin bitişidir bu. artık yarınlar çok daha güzel, çok daha aydınlık olacak. galatasaray taraftarı artık her sabah sıkıntıyla uyanmayacak. güneş hiç batmayacak.