• 2
    afrika futboluna türk damgasi; muhsin ertuğral

    yurt dışına zaman zaman teknik adamlar ihraç ediyoruz. ne kadar takip edebiliyor, ne kadar sahip çıkabiliyoruz tartışılır. bazen medyada ismini duyduğumuz türk teknik direktörlerden birisi de muhsin ertuğral. türkiye’de yalnızca 1 sezon antrenör olarak çalışmış bir isim ve afrika futbolunun en önemli futbol adamlarından birisi durumunda. zaire, tunus, mısır ve güney afrika’da uzun yıllardır başarıyla görev yapıyor. esas tanınırlığı ise g.afrika’nın en büyük kulüplerinden kaizer chiefs’de yaptıkları…
    malumunuz, 2010 dünya kupası güney afrika’da düzenlenecek. futbol extra olarak biz de bizatihi yerine giderek hem güney afrika futbolunu ve paralelinde dünya kupası hazırlıklarını anlatalım hem de oradaki temsilcimiz muhsin ertuğral’ı yakından tanıtalım istedik.

    - hocam, türk futbol kamuoyu isminizi biliyor ama sizinle ilgili çok da doyurucu bilgilere sahip değil. önce bize kendinizden ve meslek hayatınızdan biraz bahseder misiniz?

    istanbul doğumluyum. ben çok küçük bir yaşta iken babam almanya’ya göç etti. orada büyüdük ve orada futbol ile tanıştık. köln altyapısında futbol oynamaya başladım. daha sonra bu takımın a takımına yükseldim. bu dönemde genç milli takıma da çağrıldım. o dönem hertha berlin’deki ilyas tüfekçi ile fc köln’de oynayan ben vardık almanya’dan. hatta o dönemin federasyon başkanı sabri kiraz bizim için son yirmi yılda yetiştirdiğimiz en yetenekli çocuklarımız diye bahsetmişti bir röportajında. o sene köln takımı çok güçlü bir takım olduğu için orada kadroda yer bulamadım, ardından belçika’ya standart liege takımına gittim. orada da çok üst düzey bir takıma denk geldik. birinci takıma giremedik. sonrasında almanya’nın ikinci liginde bir süre oynadıktan sonra bana antalyaspor’dan ve eskişehirspor’dan teklifler geldi. o zamanın antalyaspor teknik direktörü adnan dinçer hoca beni genç milli takımdan da çok iyi tanıdığı için çok istiyordu ve antalyaspor’a transfer olduk. antalyaspor’da iki sene oynadım. oradaki çok ciddi sakatlıklar yaşadım. ardından da eskişehirspor’a transfer oldum. orada da sakatlıklardan kurtulamadım. 1988 yılında altıncı diz ameliyatından sonra çok üst düzeye çıkamadan orta sınıf bir birinci lig futbolcusu olarak futbolu bıraktım.

    - hangi mevkide oynuyordunuz?

    ortasaha, sol açık gibi oynuyordum.

    - futbolculuk hayatından sonra teknik direktörlüğe geçiş nasıl oldu?

    ardından doğrudan almanya’ya döndüm. orada spor akademisini bitirdim. buna ilave olarak almanya futbol federasyonunca düzenlenen profosyonel teknik direktörlük kurslarını tamamladım. ayrıca akademi devam ederken marcello lippi’nin 6 ay boyunca gözlemcisi idim. beni kabul etti. onun idmanlarına katılıyor, hem onu izliyor hem de akademiyi bitiriyordum. yine bu dönemde, almanya’da 4. ve 3. liglerde takımlar çalıştırdım.

    - afrika’ya gelişiniz nasıl oldu?

    almanyadaki eğitimlerimi tamamladıktan sonra belçika’da çok sevdiğim bir dostum ve çok önemli bir iş adamı arkadaşımız süleyman bey vardı, kendisi beni belçika’ya getirmek için çok çaba sarfetti. oranın ikinci lig takımlarından hekeren takımı bana teklif getirdi. o dönemde kulüp zairelilerin elinde idi. kendileri ile tanışıklığımız artınca bana “zaire milli takımını düşünür müsün?” dediler. ben de “olur tabii, neden olmasın?” dedim. artık biz de çok mu naif davrandık bilmiyorum, afrika isminden çekiniliyordu tabii. bir gidelim görelim dedim ve o şekilde anlaştık. 1995 yılında zaire milli takımının başına geldim. grupta sonuncularmış, bana bundan da hiç bahsetmemişlerdi.

    - zaire futbolu nasıldı? onları ilk defa afrika uluslar kupasına katmışsınız.

    evet, orada çok başarılı olduk. ilk kez katıldıkları afrika uluslar kupasında çeyrek final oynadık. o takım bayağı iyi bir takımdı. çok enteresan bir deneyim oldu benim için.

    - n’dayi kalenga vardı mesela… başka zaireli oyuncu oldu mu türkiye’ye giden o dönemde ve bunlarda sizin de etkiniz oldu mu?

    andrei kona yine aynı şekilde türkiye’ye gitti. roger lukaku vardı ayrıca. tabii bu oyuncuları milli takımdan çok iyi tanıyordum ve değişmez elemanlarımdı benim.

    - ardından türkiye’ye bir dönüş oluyor sanıyorum. nasıl başladı türkiye maceranız?

    bu arada türkiye’den yardımcı hocalık anlamında teklifler alıyordum. şenol güneş hocadan ve akademiden beraberliğimiz olan, samimi arkadaşım yılmaz vural’dan teklifler geldi. o zaman yılmaz ile birlikte trabzonspor’un başına geçtik. aslında biz o zaman fenerbahçe’nin başına geçiyorduk. yılmaz’ın bir stratejik hatasından dolayı trabzonspor’a geldik. ben çok mutluydum orada. o dönem trabzonspor son on yılı içerisindeki en iyi takımına sahipti. güzel bir anı yaşadık orada. kulübün yöneticileri benim kalmamı istiyordu sene sonunda. aslında benim kalmam gerekiyordu. maalesef o zaman bir delikanlılık yaptık ve yılmaz ile beraber geldik beraber gitmeliyiz düşüncesi ile takımdan ayrıldık. eğer ayrılmasaydım; şu an türkiye’de çok farklı bir konumda olabilirdim belki de.

    - sonra güney afrika’ya geliş?

    george weah ve abedi pele ile uzun yıllara dayanan bir dostluğumuz vardı. zaten zaire milli takımının başına gelmem de belirli bir grubun da parmağı vardı. bu eski futbolcuların hakimiyetinde faaliyetlerini yürüten africa football union diye bir birlik var ve bu birlik nelson mandela’yı onore etmek için bir özel maç düzenlenmek istediler, afrika karması ve dünya karması arasında. ben de güney afrika’da incelemeler yaptım, o zaman olaya daha da yakınlaştık vs. derken güney afrika futbolunun içerisinde bulduk kendimizi. teknik direktörlük geçmişimi takip ettikleri ve zaire milli takımındaki beklenmedik başarımızı anımsadıkları için güney afrika’da önemli takımlardan teklifler aldık. orlanda pirates başkanı da istemişti beni o zaman. fakat kaizer chiefs ile çok samimi olduk. kulübün bana olan yaklaşımı ve sosyal düşüncesi çok hoşuma gitti. dolayısıyla bir kaç görüşmeden sonra takımı alır mısın dediler ve kaizer chiefs’in başına geldim.

    - bir güney afrika takımının kazandığı tek afrika kupa galipleri kupasını sizin çalıştırdığınız kaizer chiefs kazanmış. nasıldı o maceranız? kimleri elediniz?

    çok önemli kulüpler eledik. o zaman, mısırın şampiyonu ismaili takımını eledik. club africain, tunus’un en büyük kulüplerinden birisi idi. angola’nın önemli kulüplerinden petroleos practicles takımını eledik. gerçekten çok zor bir fikstürümüz vardı. genç ve yetenekli bir takımımız vardı. 2001 yılında bütün kupaları süpürdük. 6 ay içerisinde; cocacola kupası afrika kupası, ne kadar kupa varsa topladık. o sene afrika’da yılın takımı seçildik zaten.

    - sonra güney afrika’dan kopuş ve tekrar geri dönüş. bu dönemi anlatabilir misiniz?

    2003 yılında bu kulübu bıraktım. ardından avusturya birinci ligine geçtim. orada bir sezon kaldım. ardından tunus’a geçtim. sonrasında mısır’a ve arap emirlikleri’ne geçtim. aslında ben orada devam etmek istiyordum fakat bu ülkede oynanan futbol henüz belirli bir seviyede değil. kendimi genç bir hoca olarak farklı yerlerde geliştirmem gerektiğini düşündüm ve orada kalmadım. bundan sonraki dönemlerde avusturya’da bulundum tekrar. yine bu dönemde sarıyer’den bir teklif geldi. ben adnan şenses’in yeğeniyim ve o dönem kendisi sarıyer’de as başkandı. kendisi beni çok istedi. birinci lig olmadığı için o teklifi kabul etmedim.
    bu arada, ajax amsterdam tarafından çok enterasan bir teklif geldi. ajax capetown takımı bu takımın pilot takımı idi. amsterdam’da kulübün menajerleri ile görüştük. gerek yöneticiler olsun gerekse de başkanları olsun beni uzun zamandır takip ediyorlarmış. görüştük, anlaştık ve ben bu takımın başına geldim ve güney afrika’ya geri dönmüş olduk.
    takımları o dönem çok sıkıntılı idi. orada çok güzel günler geçirdim, hatta evim oradadır, her fırsatta gidiyorum. çok başarılı bir sezon geçirdik ajax capetown takımı ile. ligi 4. bitirdik. altyapıdan alıp 16 futbolcu yetiştirdik. şu an üç tanesi hollanda’da ajax amsterdam takımında oynuyor. 7 futbolcu geçen sene avrupa liglerine transfer oldu. aslında ben bir sezon daha kalmayı düşünüyordum. çünkü amsterdam yoğun biçimde benimle ilgilenmeye başlamıştı. fakat kaizer’in durumu çok kötü idi o sezon ve bağlarımızı hiç koparmadığımız kaizer başkanı ısrarla gelmemi istediğini ve bana ihtiyaçları olduğunu iletti. bu şekilde kaizer’e geri döndük.

    - kaizer’e geldiğiniz zaman nasıl bir takım buldunuz? buradaki hedefleriniz neler?

    takımı aldığımız zaman takım çok kötü idi. takım çok yaşlanmıştı bir kere ve bu çok büyük bir dezavantajdı takım için. bir sezon içerisinde 23 futbolcu transfer ettirdik. eklediğimiz futbolcuların on ikisi 20 yaş altı idi. gençler ile çalışmak ve onları yetiştirmek noktasında hep özenli davranmışımdır. ülkeye geldiğimden beri bu özelliğim konuşulur zaten. geçen sezonu 6. olarak bitirdik. bunun yanı sıra önemli bir kupa kazandık.
    açıkçası bu sezon istediğimiz takviyeleri yapamadık takıma. bu sezon transfer piyasası çok enteresan oldu, rakamlar çok büyük olmaya başladı. bu nedenle, istediğimiz transferleri gerçekleştiremedik. parker’ı istedim mesela, alamadık. şimdi aldı başını gidiyor. siboniso gaxa’yı sundowns transfer etti. şimdi milli takımın sağ beki. sadece venezuela milli takımının da forveti josé torrealba’yı ve cosmos’dan bir oyuncu alabildik

    sezona iyi girdik bence. lige iyi başlayamadık belki ama manchester maçı olsun, turnuvalar olsun. bunun yanı sıra sezon öncesi top eight (süper sekiz) kupasını kazandık. ligin ilk iki maçında iyi maçlar oynadık aslında ama skorlar iyi değildi. genel itibari ile takımın oyun tarzından çok memnunum.

    - güney afrika ligi hakkında neler düşünüyorsunuz? bize biraz tanıtabilir misiniz?

    güney afrika ligi ferdi yetenekler üzerine kurulu bir lig olarak değerlendirilebilir. takım oyununa yatkınlığın çok fazla olduğu söylenemez. kalite futbol anlamında kaizer chiefs gibi orlando pirates gibi sundowns gibi takımlar var ama tabii takımlar arasında uçurumlar var. bence çok kötü bir lig değil. buradaki üst düzey takımlar bence belçika liginde orta sıralarda veya üst sıralarda oyanayan takımların standartlarında takımlar olarak değerlendirilebilir.

    - türk futbolu ile kıyasladığınızda ne gibi farklılar var? sadece futbolcu olarak değil, yönetici ve taraftar yapısı olarak da…

    türk futbolu çok kısa çok büyük mesafeler katetti bence. yapılaşma çok farklı eskiye göre artık. seksenli yıllarda toprak sahalarda idman yaptığımız dönemleri hatırlıyorum mesela. alt yapının ne kadar önemli olduğu anlaşıldı.
    yönetimsel açıdan bizim başkanımızdan örnek verebilirim. takımın öğle yemeğine katılmak istediği zaman dahi arar hocam müsaade var mı diye sorar, asla takımın ilk 11’ine karışmaz, takımda sıkıntılar varsa oturulup sıkıntılar beraberce konuşulur sorun beraberce analize edilir. fakat yine sonunda hoca bu işi çözümü senin vazifen bana bir şey demek düşmez gibi bir yaklaşım ortaya koyulur. bunca yıllar çok çeşitli ülkelerde görev yaptım ama buradaki yaklaşımı inanın hiç bir yerde görmedim.
    türk futbolcusunun yapısı da çok farklı, çok hırslı oyunculardan kurulu oluyor takımlar. buradaki oyuncularda hırs yok pek fazla.

    - madida, moshoeu, phiri, khuse, kompela gibi iz bırakan isimler oldu türkiye’de. güney afrikalı futbolcuların türkiye’ye bakışı nasıl? türkiye’de oynamak istiyorlar mı?

    evet çoğu oynamak istiyor. fani madida benim yardımcı hocam olarak görev yaparken, donald khuse de alt yapı hocası olarak görev yapmakta takımda. gerek fani gerekse de donald özledik türkiye’yi diyorlar sık sık.

    - sizce afrikalı futbolcular türkiye’de neden bu kadar çok seviliyorlar?

    insan yapıları çok sempatik zaten. pek hırslı değiller. kimseyle dalaşmıyorlar. iki kişi arasında konuşma olurken üçüncü bir kişiden konuşmuyorlar. insanlara karşı sıcak yaklaşımları ve insani yönleriyle çok enteransan tipler hakikaten. bunun yanı sıra çok yetenekliler. bu kıvraklıkları ve güleç insani yapıları da çok sempatik yapıyor onları sanıyorum.

    - kongo ve güney afrika’nın dışında tunus ve mısır’da da çalıştınız. bir bakıma afrika futbolu konusunda uzman sayılırsınız. futbolun geleceği afrika’da mı?

    afrika’da diyebiliriz. ingiltere ligine bakarsınız çok önemli kulüplerde afrika kökenli futbolcular var. fransa ligine bakılırsa tamamen afrikalı oyuncuları görüyoruz. bugün fildişi sahili, kamerun, senegal gibi ülkeler artık tamamen fransa altyapısı gibi çalışmakta. belli yönetimler avrupaya bu ülkelerden altyapıları için hocalar görevlendirmekte ve herhangi bir yetenek görüldüğü zaman direk olarak altyapılarına katmakta, gelecek için bu oyuncuları eğitmekteler. dolayısıyla ben önümüzdeki yıllar için çok umutluyum. afrika kökenli futbolcular çok başarılı olacak.

    - 2010 dünya kupası bu ülkede. sizce üstesinden gelebilecek mi güney afrika?

    kesinlikle gelecek. şu anda bu kupanın afrika’da düzenlenmesini istemeyen bir grup var. örneğin, uefa bu kupanın güney afrika’da yapılmasına kesinlikle karşı çıkıyor. yalnız güney afrika sosyal ve yapılaşma yönüyle çok gelişmiş bir ülke. bu nedenle afrika’daki en elverişli ülke burası. stadlar yerinde, zamanında bitecek. sosyal açıdan da avrupa’ya çok yakın bir ortam. organizasyonun yapılacağı yer güney afrika cumhuriyeti fakat organizasyon tamamıyla fifa’nın elinin altında. onun için onlar gerekli noktalara kendi görevlilerini atamış durumdalar. ben kesinlikle çok iyi ve çok başarılı bir dünya kupası olacağını düşünüyorum.

    - güney afrika halkı milli takımının durumunu nasıl değerlendiriyor?

    şu an milli takımlarının durumlarını hiç iyi görmüyorlar. klasmanda çok kötü bir yerdeler. çoğu afrika ülkesinin milli oyuncuları avrupa’da veya yurtdışında önemli takımlarda oynuyorlar. burkino faso dahil bu şekilde. bir tek mısır milli takımı çoğunlukla kendi liglerindeki oyunculardan kurulu. aynı şekilde güney afrika’nın yurtdışında oynayan oyuncuları yok denecek kadar az. takımın yurtdışına çıkması ve tecrübe edinmesi lazım diye düşünüyorum. sonuç olarak güney afrika takımının ülke nezdinde güvenilirliğinin pek fazla olmadığını söyleyebiliriz.

    - g.afrika milli takımı 1996’daki afrika şampiyonluğuyla zirve yapmıştı. moshoeu’lu, mc carthy’li, radebe’li, bartlett’li kadro ile 1998 ve 2002’de yer aldı ama son yıllarda ciddi bir düşüş içinde. nedir şu sıralar eksik olan?

    alt yapı sorunu diyebiliriz. alt yapıdan pek fazla oyuncu yetişmiyor. dikkatimi çeken şey bu. 1999’dan bu yana altyapıdan doğru bir oyuncu çıkartılamadı. alt yapılardan kaliteli oyuncu çıkmıyor, gelenler tamamen yetersiz.

    - dünya kupasının güney afrika’ya ve güney afrika futboluna ne gibi faydaları olacaktır sizce?

    bir kere bu dünya kupası afrika kıtasının ve güney afrika’nın daha doğru biçimde dünyaya tanıtılması için çok önemli bir şans. bu kıta üzerinde oluşan ön yargılar silinebilecektir. afrika’nın birçok yerinde bulundum ve şunu söyleyebilirim ki afrika’nın insanın ruhuna hitap eden çok özel bir dokusu var. kelimeler bunu ifade etmeye yetmiyor. herkesin bunu anlaması açısından çok önemli bir fırsat. bunun yanısıra, dünya kupasında yaşayacakları rekabet ortamı ile futbol noktasında da ciddi anlamda pozitif bir etkileşim olacaktır. buradaki futbol, gördüklerinden ve yaşayacakları rekabet ortamından etkilenecektir.

    - burada düzenlenecek dünya kupasında milli takımımız da yer alırsa; 2008 avrupa şampiyonasında yakaladığı çıkış grafiğini burada da sürdürebileceğini düşünyor musunuz?

    öncelikle gruptan çıkmak gerekiyor. çıkabilir miyiz önce onun hesabını yapmalıyız. iyi bir tarafı var, aynı saat diliminde yer aldığımız için saat farklı olmayacak. bir de burada kış olacak. türkiye’nin kışı ile buranın kışı hemen hemen aynı olarak değerlendirilebilir. türk futbolu belli bir aşamaya geldi, onun için başarılı olabileceğine inanıyorum.

    - milli takımımız burada nasıl bir ortamla karşılacak?

    önümüzdeki yıl italya buraya gelecek ve şimdiden yerlerini belli ettiler. fransa olsun almanya olsun brezilya olsun, bunlar burada kalacakları yerleri belli ettiler. johannesburg 1800 m yükselikte, pretoria 1900 küsür metre yükseklikte. bu çok önemli bir faktör. belirli bir aşamadan sonra artık yerler kapılmış olacak. örneğin milli takım okyanus kenarındaki bir şehir olan capetown’daki maçtan sonra johannesburg’ta oynayabilecek. yükseklik çok önemli bir dezavantaj olacak. belirli bir zaman kısıtlamasına gelmeden yükseklik anlamında ve uygun ortamda hazırlanma noktasında kendilerine bir plan proje belirlemesi lazım fatih terim ve ekibinin. bir an önce buradaki çalışmaların başlaması ve tamamlanması gerekiyor.

    - geçen yaz bir ara isminiz galatasaray ile anıldı ancak sonrasında bir gelişme olmadı. var mıydı böyle bir teklif?

    falco götz ile benim aram çok iyi idi. geçen yaz galatasaray kendisi ile ilgileniyordu. falco da beni arayıp galatasaray’ın başına gelme durumum var, sana ihtiyacım var benimle beraber gitmeyi düşünür müsün dedi? ben gelmem dedim. buradaki bir açık oturumda bu tekliften bahsetmiş; alman futbolundan önemli bir hocanın yardımcısı şeklinde galatasaray’a gitme gibi bir durumum var demiştim sadece. sanıyorum sabah gazetesinden bir genç bunu alıp biraz çeviriyor ve türkiye basınında o şekilde enterasan haberler yayılıyor. şu an takımın başında olan skibbe benim en yakın arkadaşlarımdan bir tanesi. akademiyi beraber bitirdik. beraber yedik içtik. ceylan çalışkan ve adnan polat beni nisanda aradı ve skibbe’nin numarasını aldılar. daha sonrası kendisi ile anlaştılar. ne diyeyim hayırlı olsun. genç bir hoca, yetenekli bir hoca. fakat falco hakikaten çok çok daha iyi bir hoca. onu galatasaray’ın başına nasıl seçmediklerine halen hayret ediyorum.

    - yukarıda da bahsettiğiniz üzere yılmaz vural’ın yardımcısı olarak trabzonspor’da geçirdiğiniz bir sezon dışında türkiye’de bulunmadınız? bundan sonrasında türkiye’de çalışmak gibi bir düşünceniz var mı?

    var… tabii ki var. gençlerbirliği başkanı ilhan cavcav ile çok uzun yıllara dayanan bir dostluğumuz var. benim, bir abi bir baba olarak gördüğüm birisidir. geçen sene konuşmalarımız belli bir noktaya geldi, seni getirmek istiyorum ne zaman gelebilirsin dedi. benim de cevabım, “yaa başkanım; nasıl olacak bu iş; sen bir yılda altı tane hoca değiştiriyorsun” dedim şakayla karışık. o da “sen gel görüşürüz” dedi. sivasspor ile de geçmişte detaylı bir görüşmemiz oldu. hatta fiyat noktasında dahi anlaşmaya varmıştık. fakat yönetimin bir kanadı werner lorant’ı istedi ve onunla anlaştılar. 5-6 sene önce süleymen hurma vasıtasıyla samsunspor’dan da bir teklif almıştım.

    - son olarak, türkiye’deki futbol camiasından beklediğiniz ilgiliyi göremiyorsunuz sanıyorum?

    şenol hoca örneği var mesela. kendisine yapılan olaylar hiç hoş değildi bence o çok başarılıydı. bugün kore’ye gitti; aynı benim burada güney afrika’da olduğum gibi o da orada çok başarılı oluyor. fakat kimse bu konudan bahsetmiyor. türk futbolu enterasan, kamuoyunda pek yer almayan insanlarız. hakikaten çok başarı elde ettik. mesela ben mısır’da ligi ikinci bitirdim, arap şampiyonlar liginde yarı final oynadım, ama hiç bahsi olmadı maalesef. dolayısıyla ben bu konularda türkiye’den biraz daha yakınlık istiyorum.

    futbol extra dergisi - kasım 2008

  • 18
    açıklamalarını yeni izlediğim ağzımı açık bırakan teknik adamdır. biz alışmıştık sivas maçını izledikten sonra havlayanlara o yüzdendir tahminim. hep bu çizgide kalmasını diliyorum sayın ertuğraldan her zaman takımının futboluyla ilgilensin itiraz edeni kalaylasın sivası da ilk lige çıktığı zamanlara taşısın bunu gönülden istiyorum.
  • 20
    maç esnasında petkoviç in endirekt hareketi sonrası muhsin hocayı gösterdiğinde yanındakine çok kıgın bir şekilde jestlerle ve mimiklerle bir şey anlatıyordu. hatta spiker bile acaba hakeme mi kızıyor petkoviç e mi kızıyor diye sormuştu. maç sonrası açıklamalarına göre kalecisine kızıyormuş. umarım bu çizgisini bozdurmazlar da uzun seneler futbolumuza hizmet verir.
  • 21
    "bizim takımımızda bundan sonra hakeme itiraz olmayacak" diyerek ütopik bir cümle kurmuştur. konu türk futbolcusu ise ve özellikle de sivasspor gibi çirkef bir takımın futbolcusu ise hayalden öteye gidemeyecek bir temenniden başka birşey değildir. umarım bu konuda başarılı olur. teknik direktörlükte başarısını ise sivasspor altında istemiyorum, gitsin daha adamakıllı bir takıma, şampiyon yapsın ama sivas küme düşsün.