• 3
    herhangi bir ulkede aday kadrosuna aynı takımdan 1'den fazla kaleci cagrılıyorsa teknik heyetinin aklına sıcma istegi uyandıran takım. ulan milli takıma formda kaleciyi alırsın, bir takımdan 2 kaleci almak da neymis? yıllar yılı rustu-volkan alınırdı simdi hakan-cenk..

    boyle olmaz bu is arkadas. aynı takımdan 2 kaleci varsa sakatlık vardır o iste. ikisi de devamlı oynamıyordur ne kadar rotasyona girseler de, kabul edelim bunu. ha zaten onur veya volkan oynayacak ama aynı takımdan iki tane kaleci alan teknik adama veya antrenore(zira bizde antrenor yapıyor kadroyu) normal gozle bakmam ben.

    edit: bilerek "milli takım" baslıgına yazdım zira tum milli takımlar icin bu durumdan sikayetciyim sadece turkiye uzerinden verdim ornegi.
  • 4
    her ne kadar şike konusundaki açıklamaları üzerinde durulsa da, avrupa konseyi'nde yaptığı konuşmada uefa başkanı michel platini milli takımlar için çok önemli bir konuya değinmiştir:

    "eğer spor bir canlı varlık ise, milli takımlar onun kalbidir. ancak bugün milli takımların yaşamı tehdit altındadır. milli takıma çağrılan bir oyuncunun etkin bir şekilde oynayıp oynamayacağı konusunda artık bir garanti yoktur. avrupa spor modeli, kulüpler ve milli takımların uyum içinde birlikte var olduğu açık rekabetlere dayanmaktadır."

    bizim 'kalbimiz' tuhaf çarpıyor. bazı oyuncular milli takımı vitrin olarak kullanıp transfer yapmak isterken, bazılarının ise milli takımda oynayabilmesi için istanbul'a transfer olması gerekir. kimisi ise milli takım kamplarına çağrılır ama sakata çıkar. kimisi ise aslında başka bir ülkede doğmuştur. en sevdiğim ise nerede olursa olsun canını dişine takandır, hesapsız kitapsız...
  • 5
    tüm branşlarda takip etmem, izlemem. denk geldiğimde canım sıkılıyor. sebebi aynı takımda galatasaraylı ve fenerbahçelilerin aynı forma altında bir hedefe gidiyor, sevinçlerde birbirlerine sarılıyor olması. eskiden futbol maçlarını izliyodum, fener nefreti büyüdükçe bıraktım. milli maçları bilmem, hatırlamam. galatasaraylı ve fenerlileri bir arada görünce sinirleniyorum. nefret ediyorum fenerbahçe ve fenerbahçelilerden. içinde fenerli olan bir takımı desteklemem, türk milli takımı da olsa. içerisinde fener'in payı olan hayır/mutluluk/başarı gelmesin.
  • 6
    basketbol ve voleybol branşlarında kendi hatalarımız yüzünden turnuvalardan elendiğimiz takım.
    bir basketbol milli takımı %35-40 arası serbest atış, bir voleybol milli takıma maç içerisinde 30a yakın hata yaparsa maçlar kolay kolay kazanılmaz, hatta çoğunlukla kaybedilir. bunu görüyoruz yaşıyoruz efendim.
    ha futbol mu? 0 heyecan, 0 zevk. geç onu.
  • 10
    dünya 3 üncüsü olan altın jenerasyondan sonra bana göre en iyi jenerasyonu yakalayabilecek fırsatımızın olduğu bir dönemdeyiz. en önemlisi de bu jenerasyonu kurabilecek çok önemli bir t.direktör başımızda *. yeni nesil milli takımımızda semih kaya, emre çolak, ömer toprak, sinan bolat, alper potuk, gökhan töre, serdar aziz, muhammet demir vb. daha sayamadığım bir çok yetenekli futbolcuları kadromuzda görebileceğimiz için umutlanmamak elde değil. ancak tüm bu olumlu gelişmelere rağmen türk futbol tarihinin de en karanlık yıllarını yaşadığımız da acı bir gerçek. eğer milli takımımız bu süreçte bir darbe alırsa türk futbolu kendisine bu kötülüğü yapanları asla unutmayacak ve affetmeyecek, bizi bu duruma düşürenleri ve onları destekleyenleri de tarih sayfalarına büyük puntada kara harflerle yazacak, bu gencecik insanlara da çok yazık olacak...
  • 12
    dikkatimi çekti...

    maçtan sonra kime mikrofon uzatılsa "iyi bir performans gösterdik" dedi. abdullah avcı, emre belözoğlu filan. bir takım spor yazarları "ilk maçtan eleştirmeyelim", "hollanda deplasmanı zaten en zor maç" laflarında. "çok gol kaçırdık", "hollanda'ya karşı bu kadar pozisyona giriyorsan atacaksın artık" diyenler var.

    çok yanlış çok. bir takımı iyi oynamadığı halde övmek kadar büyük bir hataya tüm teknik ekibin ve oyuncuların düşmesi inanılmaz.

    3 gün sonra estonya maçı var. hollanda maçında saçmalayan adamı sen översen, o adamın estonya maçında -ki puan kaybedersek boku yediğimizin resmidir- neden asılsın?
  • 14
    ülkemizde her konuyu yozlaştırdığımız ve içini boşaltarak anlamını yitirmesine neden olduğumuz bir dönem yaşıyoruz. her konu da olduğu gibi milli takımlarımız* da bu kültürden(daha doğrusu kültürsüzlükten) nasibini aldı. sırf günlük başarılar elde etme adına insanları mili takımlardan soğuttular. son olarak bunun en güzel örneği sercan sararer. bir alman milli takımı düşünün mesela almanca bilmeyen bir adam oynayabilir mi? ya da bir ingiliz takımında oynayan ama ingilizce bilmeyen ama ingilizler adına oynayan bir oyuncu...

    bu durum hepinizin bildiği üzere sadece futbolda yok. basketbolda emir, atletizmde elvan abeylegese(bu topraklarda doğduk ama bir vatandaşımızın soyadı bana hiç anlam ifade etmiyor. neden acaba?) gibi bir çok atlet, yine kendi ilgi alanımdan bir örnek olan satrançta 3 tane***.

    yazının buraya kadar kısmını okuyup bu adam ırkçı, aşırı milliyetçi falan diyerek yaftalayabilirsiniz. durun biraz daha dinleyin lütfen. ben aslında devşirme sporculara karşı değilim ama bu sporcular sadece laf olsun diye transfer edilmeyecekler. peki ne şartlarda alınmalı bu sporcular;

    kural 1: türkçe konuşmayı öğrenmek zorundalar. özellikle takım oyunlarında olmazsa olmaz. yahu milli takıma gitmişsiniz, canla başla mücadele ediyorsunuz, öbür tarafta bir arkadaşın var, sesleniyorsunuz ''sol kanada bas diye''. adamın verdiği cevabı anlamıyorsuz ve anlaşamıyorsunuz. ne hissederdiniz?

    kural 2: bazen bir sporda ilerleme kaydetmek için gençlere örnek olabilecek, başarılarıyla onları teşvik edebilecek tarzda sporculara ihtiyacınız vardır. mesele atletizme yeterli ilgi yoktur. sizde o dalda ilgiyi arttırmak için ya üst düzey ya da gelecek vadeden bir sporcu ile bu alana doping etkisi yaptırılabilir. fakat zaten vasat sporcuları alıp da türk gençlerinin yerlerini doldururlarsa bunun bize ne gibi bir faydası olabilir ki? örnek verecek olursa türk milli satranç takımı. zaten dünya sıralamasında çok gerilerdeyiz dünya arasında en iyi derecelerimiz 30larda. fakat devşirme sporcu aldığımızda da bu durumu değiştiremiyoruz. e durum benim aklıma sadece bir sözü getiriyor. bana yararı olmayacak kilisenin papazını.....

    kural 3: eğer devşirme bir sporcu transfer edildiyse bu sporcular sadece milli maçlarda oynayıp yaşadığı ülkeye dönemeli ve türk gençleriyle aynı ortamlara koyulup onlara bir şeyler kazandırılması sağlanmalı.

    kural 4: devşirme sporcular türkiyede uzun süre yaşamış olmalı. dilimizi, kültürümüzü, halkımızı tanımış olmalı ki bizimle milli duyguları paylaşabilsin.

    şimdilik aklıma gelenler bunlar...
  • 15
    malesef sanıldıkları kadar pek masum değildirler.

    19 yüzyılda yaygınlaşan ve 20. yüzyılda bilimsel teorilerle (demokrasi götürme, yaşam şartlarını iyileştirme, kalkındırma vs.) doğru bir hareketmiş gibi aksettirilmeye çalışılan sömürgecilik, birçok avrupa ve uzakdoğu ülkelerinin temel gelir kaynaklarından birisi olmuştur.

    sanayi inkılabı sonucu hammadde arayışları için bir nevi zorunluluk haline gelen sömürgecilik, uğruna dünya savaşlarının yapıldığı ve birçok ülkenin özgürlüklerini kaybettiği bir uğraşa dönüşmüştür. bu ülkelerin çoğunluğu afrika'da bulunmaktadır.

    ve malesef bu sömürgeci ülkelerin hammadde arayışları sadece sanayi ile sınırlı kalmamıştır, futbolcuları da hammadde olarak kullanmaktadırlar.

    belçika'nın çeşitli kuzey afrika ülkelerini kullanması,

    fransa'nın cezayir, kongo, senegal, angola gibi ülkelerin futbolcularını kendileri için hammadde olarak kullanması,

    hollanda'nın liberya, surinam, fas gibi ülkeleri kullanması,

    rusya'nın sscb ülkelerini kullanmaları,

    vs...

    bana birçok ülkenin milli takımlarının suni olduuğunu çağrıştırıyor.
    evet bu ülkeler, futbolcuların doğduğu ülkelerden çok daha cazip duruyorlar.
    peki bu sömürülen ülkelerin suçu ne? daha cazip duran ülkeler nasıl cazip konuma geldiler?

    malesef birçok milli takım, makyavelizmin doğrultusunda ilerlediği için hem haksız rekabet oluşmasını sağlıyor, hem de birçok ülkenin olası başarılarına gölge düşürüyor.

    bu yüzden afrika ülkelerinin milli takımları, en safi duygularla oluşmuş takımlardır. saygı duyulması gerekir.
    bizim ülkenin milli takımı ise avrupa genelinde istisna konumundadır.

    bu yüzden bir an önce toparlanması gerekmektedir. bizim milli takımımız sadece bir takım değildir.

    hiçbir yöneticinin de, futbolcunun da insanları bu takımdan soğutma hakkı yoktur.
  • 25
    sakatliktan yeni cikmis veya risk tasiyan futbolcularimizi yollamamiz gereken takimlardir.

    serdar aziz, cavanda, de jong, sigthorson ve eren'i yollamayalim bence. ilk dordu yeni yeni iyilesti veya iyilesiyor. eren de bjk macinda ciddi bir darbe aldi ki 2. yari o aciyla gezindi cocuk.
    fb veya bjk oyuncularini sakiniyor biz de sakinalim amk. alemin enayisi biz miyiz.