• 5528
    vedat muriqi haberleri dolaşırken akıllara düşen eski kralımız. çek cumhuriyetinin altın jenerasyonunun jan koller ile değişmez forvet oyuncusu olarak euro 2004 ün gol kralı olan ve sonraları liverpool , olimpik lyon gibi kalbur üstü takımlarda oynamış, gerçek premier lig menşeili bir oyuncuyu süpriz bir şekilde henüz 27 yaşında iken takımımıza kazandırabilmiştik. emre belözoğlu'ndan nefret etmek için belki tek başına yeterli bir neden olan malum pozisyon olmasa belki iz bırakmış yabancı santrafor yerine efsane galatasaray forveti olarak anılacaktı. kalite olarak mükemmele yakın olmasına rağmen sportif başarı olarak istediğimizi alamadığımız; halen ah ulan ah çektiren baros, kewell, lincoln, nonda, arda beşlisinden kewell'dan sonra en çok özlediğim isim.
  • 5533
    leblebici diye tabir ettiğimiz tarz forvetlerden. lincoln,arda ve kewell ile birlikte zamane infaz timinin dördüncüsü ve en ölümcülü.

    havada, karada veya suda farketmez, 3 direk görünce topu arasından geçirirdi. sadece iyi bir bitirici değildi aynı zamanda dribbling'e başladığında dozer gibi gidiyordu, durdurulamıyordu.

    şu an kadromuzda olsa cuk sesi çıkar. *
  • 5534
    ileride top tutabilen bir forvetti. kapalida izledigim 2008-09 sezonunda en cok dikkatimi ceken ozelliklerinden birisi de dribblingi bir forvete gore cok iyi olan ve ayaginda topu tutabilen baros sayesinde ozellikle ic saha maclarinda oyunu rakip alana cok kolay yikiyorduk.

    kendisine cek cumhuriyetinde “ostrava’nin maradona’si” lakabi takilmasinin bir nedeni de bence top surebilmesi ve daha da onemlisi topu tutabilmesiydi. keske kendisini tamamlayan elmander’i 2011’den once transfer etseydik o zaman 2008-09 ve 2009-10 senelerinden bir tanesinde (en az) sampiyon olmustuk.

    bir de baros deyince akla euro 2004 gelir! koller, nedved, baros, poborski, rosicky, ujfalusi ve diger kaliteli kadrosuyla o kupanin gercek sahipleriydiler. ama ne yazik ki yunanistan’in boktan “90 dakika defans+korner+karambolde kafayi vur+1-0’a yat” taktigiyle yari finalde elendiler. eger o sene yunanistan degil de cek cumhuriyeti sampiyon olsaydi, altin ayakkabi veya ballon d’or veya bir baska uluslararasi odul kazanirdi baros muhtemelen.

    edit: mesaj geldi, marek heinz’i nasil unuturum. heinz da o kadronun bir parcasi olup, bir sene sonra 2005 yazinda galatasaray’a gelmisti. cok iz birakacak performansi olmasa da o seneki efsane 20:45 sampiyonlugu hatrina tebessum birakir.
  • 5535
    benim için adını nerde görsem hep burukluk ve üzüntü hissiyatı yaratan isimdir kendisi, futbol anlamında değil, kardeşim kendisini çok severdi, tam bir baros hayranıydı, ikimiz de çok severdik gerçi. sürekli abi baros bu maç oynuyor mu, abi neden bu maç gol atamadı sence, abi baros dünyanın en iyi forvetlerinden birisi dimi? gibi sorular sorardı. bazen geçiştirirdim, bazen çok soru sordu diye kızardım, keşke hepsine tek tek cevap verseydim, tek tek ilgilenseydim seninle. ben 11 o 8 yaşlarındaydı o sıralarda. galatasaray sevgimizi bize aşılayan tabii ki babamdı ama kardeşimle daha küçük yaşlarda meraklıydık zaten futbola. hiç unutmuyorum 10 lira biriktirip sahte bir forma almıştık , turuncu renkli olandan ,sıra sıra giyiyorduk (babama söylesek hemen alırdı ama çocuk aklı) formanın arkasında 15 numara ve baros yazıyordu. sonra baros sevgisinden dolayı formayı kardeşime bırakıp kendime başka bir forma aldırmıştım. sırtından çıkarmazdı formayı sokakta top oynarken, evde, her yerde. emre'nin baros'un ayağını kırdığı gün hüngür hüngür ağlamıştı bir daha oynayamayacak zannedip. evimiz tesislere çok yakın bir mesafedeydi hep gizli gizli gider beklerdik baros'u görürüz belki diye ama hiç göremedik, keşke görseydik, keşke görebilseydin benim güzel gözlü kardeşim. 2010 yılının başında kardeşimi tatil için gittiğimiz adını bile anmak istemediğim şilede ,kuzenimle annem babamdan habersiz gidip denize girmeleri sonucunda dalgaların bizden alıp götürmesiyle kaybettik. kaybettik yazarken hala kabullenemiyorum onu kaybetmeyi. baros ismini 2 gün önce sol tarafta gördüm, ne zaman ismini görsem hep kardeşim gözümün önüne geliyor, abi diyişleri, maç başlayınca yanıma oturup bir sürü soru sorarak maçı izlemesi. şu an bu satırları yazarken oturduğum oda kardeşimle kaldığımız oda ve baros formasını yatağının üzerine serdim. bunca yıl geçti ama ben hala kokunu duyuyorum o formada, senle izlediğimiz maçları tekrar tekrar döndürüp izliyorum ve her seferinde o maçlarda baros gol atıyor, tek bişey eksik o da ''abi baros attıııı '' diye bağırıp bana sarılan sen. atılan bir gole ağlamayı sen gidince öğrendim canım kardeşim, bu gözleri dolu dolu yazdığım satırları umarım okuyorsundur, bir yerlede görebiliyorsundur. haftaya yanına geleceğim ve yeni bir forma alıp arkasına yine baros yazdırıp mezarına bırakacağım. inşallah bir gün o çok sevdiğin baros'la bir yerlerde karşılaşırsın ve o karşılaşma da yanında bizler oluruz. baros, kardeşim seni neden bu kadar çok seviyordu bilmiyorum ama umarım hayatın hep mutlu geçer. kardeşim hatrına seni hep uzaktan takip etmeye devam edeceğim.
    https://i.hizliresim.com/qAEopd.jpg
  • 5543
    kulüp kariyerinin -galatasaray hariç- hiçbir döneminde golcü bir oyuncu olmayan ancak galatasaray'da kariyerinin en yüksek gol rakamlarına ulaşan eski gol kralımız. dolayısıyla ben buradaki genel kanının aksine çok iyi bir bitirici olduğunu düşünmüyorum. (bu, kötü bitirici demek değil.) ben onu ilk kez bir 2004 avrupa şampiyonasında fark etmiştim, ki ben o şampiyona ardından liverpool'a gitti zannediyordum. şimdi bakınca gördüm ki öncesinde gitmiş. o şampiyonada çok iyiydi baros. zaten yine az önce bakıp öğrendiğim üzere 5 golle de şampiyonanın gol kralı olmuş. bense attığı gollerden ziyade bizim bruma gibi, şimdi olmasını uımduğumuz emre mor gibi harika bir driplingçi olarak anımsıyorum onu. koller'in yanında, arkasında gezen, topla da topsuz da çok süratli bir adamdı. sonra sakatlıklar sebebiyle bu sürati ve dripling özelliğini kaybetti ve o haliyle bize geldi. ama işte kalite yok olmuyor. tecrübesiyle kalitesini birleştirip harika bir driplingciden çok iyi bir golcüye dönüştü. kariyeri boyunca topu hep yüzü kaleye dönük almış ve top sürerek etkili olmuş bir adamın galatasaray formasıyla kapalı savunmalara karşı bu kadar gol atabilmesi benim nazarımda onun aslında ne kadar kaliteli bir futbolcu olduğunu gösteriyor.

    bu da 2004 avrupa şampiyonasında hollanda'yı dağıttığı maç;

    https://www.macanilari.com/...-200420049415--.html

    kendisi hakkında daha önce yazdığım şu entry de en ofsaytlanan entrylerim arasındadır. #2586887
  • 5548
    emre tarafından sakatlanana kadar ligin çok üstünde bir forvetti. 08-09’un gol kralı, avrupa liginin leblebicisiydi. keza 09-10 sezonunda da çok iyi 9 hafta geçirdi. tam bir golcüydü. gole ihtiyacın varsa bu adam atıyordu. o korkunç sakatlık zaten bizim o sezon fişimizi çekti. döndükten sonra artık çok geçti ama yine de iyi maçlar çıkarttı. 10-11 sezonunda rijkaardın gönderildiği ankaragücü maçını tek başına sırtladı. 11-12 sezonunda kritik goller attı. son haftaya kadar elinden geleni yaptı ve şampiyonluk yaşadı/yaşattı. hep güzel hatırlayacağım forvet gibi forvettir.