• 101
    bu makas dediğimiz şey biz ile diğer yüksek bütçeli avrupa takımları ile açık okey anladım da, biz ile bizden bütçesi daha düşük takımlar ile neden açılmıyor bir türlü.
    koşan, mücadele eden, formanın anlamını ve değerini bilen ve son transfer / emeklilik ikramiyesi olarak bakmayan futbolcular ile oynarsak tüm makaslar kapanır emin olun.

    futbolu diğer takım sporlarından ayıran ve onu bu kadar ilgi odağı haline dönüştüren şey, ne kadar para yatırırsan yatır, sistemli ve mücadele edip çok koşan bir takım olmazsan başarılı olmanin imkansız olmasıdır.

    (bkz: 15 ağustos 2020 manchester city olimpik lyon maçı)
  • 105
    türkiye sınırları içerisinde bütün takımlar için söylüyorum, büyüklerin rotasyon için bile inmediği ücretleri biz yeri geliyo as takım için denkleştiremiyoruz. iyi futbol iyi futbolcularla oynanır, günümüzde yıldız futbolcu da endüstriyel futbol sağ olsun eşittir gani gani para. şimdi bu noktada scouting diyebilirsiniz belli noktaya kadar da haklısınız. bizim adımıza yakın zamanda en güzel örneği portekiz ligi sonuncusundan marcaodur fakat sınır kalite düzeyi de zaten budur. sen dünya yıldızı olacak diye keşfettiğini düşündüğün çocukları, büyük avrupa klüpleri okuma yazma öğretecek kadar önceden izliyorlar. karamsar değilim fakat etimiz budumuz belli, makas açılmaktan iki tur attı biz bu saatten sonra yerimizi bilip onları yakalayamacağımız kesinken en azından uzanmak adına çaba gösterelim. biz türkiye için yarışmacı ağır abi bir takımken avrupada olmamız gereken konum yetiştirici klüp olmaktır. bu klübün mottosu avrupa takımlarını yenmek, bayrağımızı memleket sınırları dışında dalgalandırmak ki bunun da âlâsını çok şükür yaptık. futbol eski futbol değil romantiklik kısmından çıkıp günümüzün acımasız makineleşmeye giden gerçeklerine dönmemiz gerek.

    ingilterede sadece premier lige merhaba yayın geliri 1905 te kurulan koskoca spor klübünün neredeyse 115 yıllık borcunu kapamakta.
    koskoca yüz on beş yıl eşit midir bire?
  • 109
    galatasaray'ın aldığı kötü sonuçlar veya avrupa'da rezil olmasının sebebi değildir bence de. bahane olarak sunulmasına da karşıyım. o yüzden, vereceğim bilgileri öyle algılayan olmazsa sevinirim.

    bazı kulüplerin, 2020 yazında transfer için harcadığı bonservis bedeli toplamını veriyorum. özellikle de ingiltere'den takım koymadım. onlar ayrı seviye. veya kalkıp juventus, bayern, psg de koymadım. vasat diyeceğimiz, eşleşme durumu olsa küçük göreceğimiz takımlar.

    lorient (fransa) - 26,5 milyon euro

    rennes (fransa) - 70 milyon euro

    brest ( fransa) - 16 milyon euro

    genoa (italya) - 36 milyon euro

    parma (italya) - 60 milyon euro

    villarreal (ispanya) - 33 milyon euro

    celtic (iskoçya) - 13 milyon euro

    bunlar rastgele seçtiklerim. daha fazla harcayan da vardır, daha düşük bütçelerle başarı yakalayan da.

    ama ülke ekonomisi ve kötü yönetim bizi öyle bir noktaya getirdi ki, iyi liglerin orta alt seviye takımları bile çok üzerimizde ekonomik anlamda. biz 5 milyon euro bonservise çok diyoruz haliyle.
  • 110
    doğru önermedir.

    elin oğlu; bir oyun planına sahip olma, kadro yaş ortalamasını düşürme, ekonomik yapıyı sürdürülebilir kılma gibi temel uygulamalar konusunda epey bir açtı makası. biz 96’daki akıldan ve hatta derwall’in uygulamalarından bile gerideyiz şu an.

    kur farkı bilmem ne diye ağlamaya (futbol takımları açısından) gerek yok. ihracat yapan herhangi bir kulüp kur farkını gayet avantaja çevirebilirdi.
  • 112
    bir avronun dokuz lira olduğu ülkede makas değil şemsiye açılmıştır. o yüzden doğru önermedir. avrupa ile mücadeleye girebilmen pek mümkün görünmüyor. bu durum kadroların vetteranlar ile doldurulduğu, dehşet maaşlar ödendiği ve ülke futbolunun battığı gerçeğinin tek sebebi değil ama önemlidir.

    makasın açılmasının bir diğer sebebi de yetersiz ve birbirini kopya eden antrenörler. sizi bilmiyorum ama artık 4/2/3/1 görmekten bana gına geldi. hemen hemen tüm takımlar aynı diziliş ve sistem ile sahaya çıkıyorlar.
  • 114
    açılan makas ceplerde değil, zihinlerde ve zekadadır.

    tüm bayern münih kadrosunun olduğu gibi galatasaray'a transfer edildiği hayali bir örnek düşünelim. mevcut teknik kadromuz, oyuna bakış açımız, antrenman tekniklerimiz, oyunun planlanması, kulüp hafızamız, yönetim şeklimiz gibi nedenlerle, o takım günden güne vasatlaşırdı. iddia ediyorum, sadece 2 ayda o takım sıradan bir takıma dönüşürdü. oyunun tarihi açısından bir fark yaratmayan, herhangi bir takım olurduk. yerel başarılar olsa bile, kurumsal hafıza olmayacağı için, kadrodaki son oyuncu gittiğinde, en iyi ihtimalle şu anki durumumuzda olurduk.

    bayern münih yerine atalanta örneğini verirdim ama, "makas açıldı" sözünün sahibi fatih terim'e ayıp olurdu. zira onun karizmasına ve sorgulanmaz benliğine bayern münih, liverpool örnekleri yakışır.
  • 118
    kime göre neye göre? uzun yıllardır bütçesi bizim çeyreğimiz etmeyen nice iskandinav ya da orta avrupa ülkesinin takımları avrupa'da taş gibi mücadele etti. onlar nasıl yapabildiler? genç kadro, mücadele ve tempolu, dinamik oyunla olabilir mi acaba? şampiyonlar liginde gruplara katılan bazı takımlarla avrupa liginde grup aşamasında olan bir çok takımın yaptığı transfer maliyetleri veya ödedikleri maaşlara bir bakın bakalım. ama bahane ararsanız bulması zor değil.

    gelirleri tl, giderleri euro olan bir kulübüz. doğrudur. peki gençlere yatırım yapıp satan bir kulüp olsan gelirler yine tl mi olacak?

    açılmış bir makas var mı? var ama kusura bakmayın ama o açılan makas kurdan çok mentaliteden kaynaklı.
  • 119
    bizi rahat bir şekilde eleyen rangers'ın ilk 11'inden 5 oyuncunun* maaşları toplamı anca bir babel maaşı ediyor. babel de bizim yedek oyuncumuz.

    ayrıca euro kuru arttıysa sadece alışta değil satışta da arttı. yaşlı bitik oyunculara yılda 50 milyon eurodan fazla maaş vereceğine d'avila kimi verirse onu alacağına düzgünce araştır marcao gibi transferler yap satışın alışı geçsin; kur artışı lehine bile dönebilir...
  • 120
    strabourg:habib diallo 10 milyon euro
    fc lorient: adrian grbic 9 milyon euro, terem moffi 8 milyon euro
    sco angers: paul bernardoni 7.5 milyon euro
    stade brest 29: steve mounie 5 milyon euro (maliyetten değil zamanında bize gelmeyi kabul etmediğinden yazdım #2596238 )
    rennes: jeremy doku 26 milyon euro, serhou giurassy 15 milyon euro, martin terrier 12 milyon euro, alfred gomis 10 milyon euro

    varlığının tartışılması bile saçma bence. tek başına rennes türkiye liginde harcanan toplam bonservisten fazlasını ödemiş. diğer takımlar ki bir kısmı küme düşse niye düştü denmez adını sanını doğru düzgün bilmediğimiz adamlara 8-10 milyon euro bayılmış. habib diallo'nun ilk 4 maçta golü yok mesela. bizim ligde 10 milyon euro bonservisle gelecek bir santraforun ilk 4 maçı boş geçtiğinde oluşacak ortamı bir düşünün sadece. sonra makas tartışalım.
  • 121
    senin yarışmaya çalıştığın ama aslında gerçekçi rakipler olmayan kulüplerle maddi olarak makas coktan açılmıştı zaten. son bir iki yildir da bize denk olduğunu düşündüğümüz hatta bizden alt sıralarda dediğimiz rakiplerle bile maddi olarak makas ciddi açıldı. kabul etsek de etmesek de gercek bu.
    iyi futbol oynayan ve ismi zikredilen bazı kulüplerin bir futbolcuya verdiği bonservis bizim toplam 3 sezonda harcadığımız bonservise bedel neredeyse.
    ha ama makasın açılmasıyla kötü futbol oynatmanın bir alakasi yok. o baska mevzu.
  • 124
    ülke futbolunun uzun yıllardır süregelen durumunun sonucudur.

    çünkü 2000'li yılların başından beri türk futbolu yıldız oyuncu transferi üzerine şekillendi. şampiyonluklar böyle geldi, başkanlar yıldız oyuncu vaadleriyle seçildi, spor gazeteleri yıldız oyuncu haberiyle satıyordu. hala da farklı formlarda devam ediyor spor gazetesi kalmadı ama haber sitesinden tıklanma oldu.

    bunu sadece yıldız topçu üzerine de endesklememek lazım çok alıp az satma üzerine kurduk bir çok şeyi. bizim kuzey avrupa ülkelerinden, iskoçya'lardan farkımız buydu. ülke futbolu; taraftar - yönetim - medya 3'lüsünün yıldız, kariyerli adam alarak yürüyelim etkisiyle gitti. kimi zaman taraftar bekledi, medya şişirdi, yönetim aldı kimi zaman medya şişirdi taraftar yönetime yüklendi, yönetim aldı. kimi zaman yönetim bu vaadle geldi uçaklar inecek dedi veya internet arama motoru kullanarak dünya yıldızları gelecek dedi taraftar beklentiye girdi diye gittin mecbur kaldın aldın vs bu 3 özne birbirinden daha suçsuz değil bence. tek tek olaylara bakarsan birinde o suçlu öbüründe bu suçlu dersin ama toplamda hepsi suçlu. iskoçya'da böyle bir taraftar yok böyle bir spor medyası yok böyle yönetim de yok. en nihayetinde karar alıcı olan yönetim suçludur da 2002'de hollanda'dan yönetici getirsen koysan, fener bu kadar yıldız oyuncu transferi yapıyor biz yapmıyoruz bütün oyuncular hoca baskı altında tribünlerde uğuldama olmasın iki tane de biz yapalım bari diye yıldız alırlardı.

    bu modelle zaman zaman doğru kadro/doğru hoca ile avrupa'da başarılar geldi ama sürdürülebilir olmayacağı çok açıktı. borçlar git gide arttı ve döviz kurunun artışı ile de işler içinden çıkılmaz bir noktaya geldi. bugüne bakarsak; doğru modeli uygulayacak maddi imkan kalmadı. elde ne oyuncu yetiştiren altyapılar var ne para var. scouting yapayım oyuncu buldum onu alayım diyorsun alamıyorsun brighton alıyor 1 sene kiraya veriyor. onyekuru - seri tutayım geçen seneden uyum sağladılar diyorsun olmuyor oyun devamlılığın sekteye uğruyor zamanında felipe melo'yu tutabiliyordun mesela ve devamlılık yaratıyordun şimdi ise daha düşük kalibredeki kendi takımlarında kadroya giremeyen oyuncuları tutamıyorsun. al sana makas. bugün olsa alamazdın tekrar melo'yu falan. bu sefer oyun devamlılığın olmadığı için hoca tekrar yapı kurmaya uğraşır sende modern futboldan uzaklaşmış derdin 8 sene önce de. neyse bunlar olmayınca mecburen sürekli kiralık yama veya free transfer yapıyorsun. ordan da yüksek kontratla geri dönüşsüz mal almış oluyorsun. bu ffp kalksa bunun önümüzdeki sene tff limiti var, kulübün borcu harcı var. yine istediğin gibi 5-10 milyon euroluk scout yatırımı yapabileceğin şüpheli. 5-10 milyon euro diyorum büyük liglerdeki küme düşme hattı takımları için çerez parası olmuş durumda. makas açılmakla kalmadı treni de kaçırdın. hocaya falan sallamak kolay olanı. kaç tane avrupa modeli deneyen adam gördük hepsi yarıda bırakmak zorunda kaldı. en son örnek ali koç - cocu. inanılmaz yüksek kredili başkan, hollanda'dan başarılı gelen hoca. adam ilk devreyi bitiremedi. burda da fatih terim'e laf sokup sokup simülasyon yaratmaya çalışıyorlar. çok gördük o modelleri burda kopyala yapıştır yapmaya çalışınca bir bok olmuyor.
App Store'dan indirin Google Play'den alın