• 1
    bu sözü, o yıl avrupa'da defter açmayan ya da defter kapatan takımların yöneticileri ya da yandaş spor yazarları sıkça kullanıyor. şu aralar bizde de moda: kulüp bir transfer girişiminde bulunuyor, gerçekleşmeyince "kadromuz lig için yeterli". madem yeterliydi neden kalkıştınız transfere? asıl hata transferi yarım sezonu kotarıp " bizi şampiyon yapsın" mantığıyla algılamada. sen yap transferi, asıl katkıyı önündeki sene avrupa maçlarında gör. uyum sorunu hallolsun yarım sezonda, adam takıma ısınsın, benimsesin. bence lig için yeterli "yönetim" olur, kadro değil.
  • 4
    tehlikeli bir yaklaşım. galatasaray için berbat sonuçlanan 2019-2020 sezonu sonrası transfer muhabbetleri esnasında taraftarlar arasında sıklıkla kullanılması beni huzursuz ediyor. vasata alışmak, vasatı kabullenmek kötü bir şey. bu kafa bizi mahveder. rakiplerinde visca, crivelli, sörloth, nwakaeme gibi adamlar varken sen şampiyonlar liginde yokuz diye ortalama futbolcuları toplarsan 2020-2021 sezonunu 6. bile bitiremeyebilirsin.
  • 5
    lig için yeterli kadro, şampiyonlar ligi kadrosu, iki takım çıksa ikisi de ligi alır kadrosu ya da mart ayında şampiyonluk turu atacak kadro... bu gibi tabirlerin çokça yer aldığı sezon öncesi dünyası birçok taraftarın futbol ve başarı algısını maalesef son derece olumsuz şekilde yönlendiriyor.

    şampiyonluğun ağustos ayında yapılan hamlelerden ibaret olduğu düşüncesi bize nereden yerleştiyse artık, tahtaya yazılan ve içe sinen bir 11 olduğu anda o takımın önünde kimse duramıyor, aksi olduğunda ise sezonun berbat geçeceğinden şüphe edilmiyor. tamam artık fm'de ve fifa'da en yüksek güçlü oyuncuları toplayınca, transfermarkt'ta en değerli kadroyu kurunca otomatik şampiyon olmayacağımızı biliyoruz. ama o kadroyu şöyle evrensel olarak makbul görülen bir dizilişe uygun, her mevkide nispeten iyi ve istatistikleri dolgun oyunculardan oluşturduysan... o zaman en makul adam bile bazen ipleri bırakıyor. çünkü kesin şampiyonsun. martta şampiyonsun. kaçarı yok. aksi olduysa bitiksin.

    gelişime, sezon içi performanslarına, sezon içi değişkenlerine hiç saygı duymuyoruz. maçlar oynanırken aklımızdaysa bile transfer dönemi geldiğinde bir anda unutuyor ve başa sarıyoruz. oysa sezonların hikayesi ağustos'ta değil diğer aylarda yazılıyor.

    gelişim boyutu belki de en önemlisi: 2019 yazında alınsa yönetimlere bir ton laf edilecek mert hakan yandaş, 2020 yazında ezeli rakipleri birbirine düşürebiliyor. 2019 ocak ayında 2 milyon etmeyecek vedat muriqi'yi 2019 temmuz ayında 4 milyon verip alamıyorsun. 2020 yazında ise bunun 4-5 katı konuşuluyor. crivelli başakşehir'e gelirken "aha şimdi şampiyon yapacak oyuncu geldi" diyor muydu kimse? nwakaeme hapoel beer sheva'dan trabzonspor'a gelirken kaç kişi "şimdi zirveye oynayacak takım kuruldu." diyordu. ama bugün trabzon kadrosuna yazıp ne kadar güçlüler diyoruz. donk ve ömer bayram örnekleri de bizim yakınımızda. bir an önce gitsinler derken biri kadronun değişilmezi oldu diğeri 10 asist yapıp takımı belli bir süre yarışta tutanlardan oldu. sezon başı hesabınızda bile olmayan genç bir oyuncu ya da kulübeye yazdığınız tecrübeli bir isim beklenmedik şekilde şampiyonluk kazandırabilir.

    bunun sakatlık boyutu var, ocak ayı transfer boyutu var, paraları ödenmeyen oyuncunun oyunu bırakması boyutu var... sezon başı kağıt üzerinde kurulan 11'le sezonun final maçına çıkmak çok nadirdir. sezon başında kurulan kadronun bozulmadan o şekilde yıl boyu 20 maça çıkması bile düşük ihtimaldir.

    2011-2012 yılında lig başındaki anlayışımızı değiştirip emre çolak-engin baytar gibi isimleri 11'e dahil ederek başarıya ulaştık. 2017-2018'de aklı başında kimsenin 11'e almayacağı sinan gümüş'ün konya'ya ve alanya'ya attığı goller olmasa belki de hala 20 şampiyonluğumuz olacaktı. ne zaman sezon başı "ligi dağıtır" denen bir 11 gördüysek hüsrana uğradı. hal böyleyken sezon başı o çok sevdiğimiz tahtalara yazdığımız 11'ler neyi ifade ediyor? iyi niyetle hazırlanmış güzel bir planlamayı ifade ediyor. sezon kaderini voodoo büyüsü gibi çizmiyor. kahve falı gibi geleceği göstermiyor. aynı mantıkla içe sinmeyen bir 11 de hiçbir şeyin sonu anlamına gelmiyor.

    uzun lafın kısası; galatasaray taraftarının ağustos ayında şampiyon olmaya çalışmaktan vazgeçmesi lazım. bu ekonomide alınan oyunculardan tahtaya yazdığın anda ligi cebe atacak bir oyuncu grubu çıkaramazsın. eldeki sadece 11 değil, 28 oyuncularının çeşitliliği, uyumu, yaşı, kondisyonu, potansiyeli, profesyonelliği, yedek kalanların dert etmemesi, teknik heyetle anlaşmaları sonucu belirler. bu paralara kusursuz oyuncu alamayacağımız için eldeki tamamı kusurlu oyuncuların defolarının ne ölçüde kapatılacağı sonucu belirler.

    geçen sene kağıt üzerinde kaliteli bir kadromuz vardı, felaket başladık. bu sene kağıt üzerinde kaliteli bir kadromuz belki de olmayacak. ama ipi göğüsleyen biz olabiliriz.. her sezon başı kağıt kalem alıp 11 kurmak candır ama ideal 11 kavramına olduğundan fazla değer vermeyi bırakmak sağlığımıza iyi gelecektir. netekim maçları oynamadan ligi kazanacak bir kadro henüz icat edilmemiştir.