• 2
    2015 wimbledon'da milli tenisçimiz marsel ilhan'ın 2. turdaki rakibi. çok sevdiğim oyunculardandır. 29 yaşındadır 2.01 boyundadır 14. sıradadır.

    (bkz: #1747437)
    şuradan alıntılayacağım.

    çok sağlam ama formsuz bir oyuncu, janowicz kadar potansiyelli değil ama o da top 10 potansiyeli içeriyor. daha aklı başında bir oyuncu. uzun boylu ve çok iyi servisçi olmasına rağmen, hantal ve çok hata yapan biri değil. iyi günündeyken en temiz oyunayan atp oyuncularından. winner vuruşları da var, savunma ve kontra da yapabiliyor. marsel'in işi çok zor ama anderson formda olmadığı için ince de olsa bir şansı var. anderson'u yenmesi ise marsel'in artık net kere net olarak çok doğru yolda olduğunun kanıtı olur. anderson formsuz da olsa.

    anderson ise maç içinde az yaşasa da genel olarak çok gelgitleri olan bir oyuncu. 3-4 sene önce onun da hayatında büyük değişiklikler oldu. diz sakatlıkları kariyerine engel teşkil etmişti ama asıl büyük engel ise sevgilisinin ve sonra evlendiler eşi oldu, eşinin anderson'la beraber seyahat etmemesiydi. bu durum çok çok önemliydi çünkü anderson mutsuzdu. sürekli tenis, kariyer ve eşi arasında seçim yapması gerekiyordu. tatillerde antrenman yapamamayı yeterince çalışamamayı geçtim, turnuva aralarında dahil dinleneceğine veya çalışacağına taa eşinin bulunduğu ülkeye, evine gidip gelmeye çalışıp ekstra yorgunluk ve üzüntü yaşıyordu. zaten disiplinli ve temiz bir oyuncuydu. eşi de ikna olup artık kendisiyle gittiği her yere gelmeye başlayınca potansiyeline ulaşmaya başlayıp yükselişe geçti. bu dönemler biraz durgun ama elbet kendine gelecektir düzgün bir oyuncu çünkü. umarım bu marsel'e karşı olmaz.

    bu yazdıklarımın etkisini göstermek gerekirse bakın kendisi hakkında şöyle bir entry girilmiş 5 sene önce. (bkz: #418767) o zamanlar kariyerinin zirvesi 85.likti. şu anda 14. sırada ve en üst seviyede müthiş işler başarıyor. en iyi oyuncuları bile yenebiliyor. işte üst paragrafta saydığım detay gibi görünen olay ve etmenler bile ne kadar önemli yer tutuyor. bir de bizim ülke olarak marsel'e yaptığımız olumsuz şeyleri düşünün tekrar.
  • 4
    an itibariyle 2015 wimbledon'da djokovic karşısında setlerde 2-0 önde. 3. seti ise kaybetmek üzere. maçı kazanması yine de zor ama djokovic'i çok zorluyor şu ana kadar. marsel maçından sonra da zaten iddialı oyunculardan leonardo mayer'i hiç zorlanmadan 3-0 geçmişti. marsel'in önemli bir iş yaptığını bugünkü ve diğer maçlardan görebilirsiniz.

    (bkz: #1747440)

    bu entrymden 3 gün sonra atp world tour kendisi ve eşi hakkında kevin anderson and his wife, kelsey, talk about their adventures travelling the tour together. haberini yapmış: http://www.atpworldtour.com/...e-with-the-andersons
    bu sefer bu haberi yapmakta bi 3 yıl falan gecikmişler. yakışmadı atp world tour gibi kaliteli bir oluşuma.
  • 5
    kort dışı mantalitenin önemine örnek olarak kevin anderson'un kariyerini ele alabiliriz. güney afrikalı olan kevin anderson 30 yaşında 2.03 boyunda ve şu anda dünya sıralamasında 28. sırada yer alıyor. kariyerinin en iyi sıralaması ise ekim 2015 ortasında yükseldiği 10.luk... kariyerinin ilk yıllarındaki anderson ile şimdikinin arasında gece ile gündüz kadar, hatta daha da fazla fark var. 17 yaşında profesyonel olan anderson 25 yaşına kadar ilk 50'ye giremedi. hatta 24 yaşına kadar ilk 100'e ve atp turnuvaları düzeyine bile gelemedi. bu 8 yıllık süreçte kevin anderson uzun boylu, oyun ve vuruş çeşitliliği az, iyi bir servise sahip olan ama maç içinde en büyük silahı olan servisten bile istikrarlı bir şekilde faydalanamayan, çok hata yapan ve bu hatalarını düzeltmeye yönelik yeterli çalışma yapmadığı belli olan tekdüze bir oyuncuydu. özellikle savunması, returnleri, backhandi ve hantallığı büyük zaaf oluşturuyordu. aslında yavaş bir oyuncu değildi(aynı zamanda profesyonel olmasa da 800 metre koşuculuğu yapmıştır) ama çevik değildi(çeviklik teniste çoğu pozisyonda hızdan daha önemli durumda oluyor). vuruş çeşitliliği de çok sınırlıydı. savunma zaaflarını slicelarla kapatmaya çalışmıyordu bile... uzun boyu ve kollarına rağmen file önü oyununu hiç geliştirmemişti. iyi bir servise, iyi bir forehande, sert groundstroke(top sektikten sonra genellikle baseline çizgisi civarında yapılan vuruşlar) vuruşlarına sahip, çok winner deneyip çok hata yapan bir oyuncuydu. kendini bu spora adamadığı çok belliydi. adamayı bırak ciddi bir çaba harcamadığı bile belliydi. bu 7 senede olması gerekenden çok daha yavaş ve az gelişti.

    10 kasım 2011 tarihinde kevin anderson evlendi. “ee ne var yani? ne alaka şimdi?” dediğinizi duyar gibiyim. bu olay anderson'un tüm kariyerini ve de psikolojisini öyle değiştirdi ki tüm bu süreçteki teknik ve taktik konuların önem olarak önüne bile geçti. üniversiteden tanıdığı kız arkadaşı kelsey o'neal ile evlenmeden önce kelsey onunla birlikte seyahat etmiyordu(profesyonel tenis oyuncuları hemen her hafta farklı ülkelere gidip turnuvalara katılır). bu yüzden maçlardan ve turnuvalardan arta kalan zamanlarını kelsey ile geçirmek için ekstra seyahatler yapıyor, ekstra zaman harcıyor, hem bedenen hem zihnen çok yoruluyordu. yeterli çalışmayı da yapamıyordu haliyle. evlendikten sonra her yere birlikte gitmeye başladılar ve anderson psikolojik olarak da çok olgunlaştı. bu iki şey kevin anderson'un 2011 sonundan günümüze kadar emin adımlarla, planlı, sistemli ve istikrarlı bir şekilde süregelen yükselişinin mimarı oldu ki bu süreçte önemli ve uzun süreli hatta sık sık nükseden diz sakatlıkları geçirdi. o boyda sporcular için daha da ağır olan diz sakatlıkları anderson'u neredeyse hiç etkilemedi. kafa olarak çok daha rahat olan, yılların getirdiği tecrübeyle olgunlaşan ve huzura kavuşan anderson tamamen tenise odaklanabildi. çok daha fazla ve verimli çalışır hale geldi. zaaflarının üzerine gitti. büyük ölçüde de eksikliklerini giderdi. tüm bu kort dışı mantalitesini değiştirmesi, kort içine de yansıdı. bunun faydalarını da düzenli olarak gördü. son 3-4 yıldaki kevin anderson; turun en iyi 3-4 servisçisinden biri, en çok winner atan oyuncularından biri. bunun yanında çevikliğini(hala en üst düzeyde değil), savunmasını, istikrarını, backhandini büyük ölçüde geliştirdi. bence vuruş çeşitliliğini hala geliştirebilir ama yine de eskiye oranla file önüne daha çok gelen, daha istekli ve hevesli bir anderson izliyoruz. artık vuruşlarının hızıyla birlikte isabetliliğine ve gideceği noktaya da dikkat ediyor. bitirici vuruşları rastgele değil de önceden planlayarak, düşünerek deniyor. ilk 10'daki oyuncuları da çok zorluyor. 2015 amerika açık grand slam'inde top16'da andy murray'i 3-1 yendi. murray'e karşı hayatının en iyi oyunlarından birini ortaya koydu. hatta son set tie breakini 7-0 kazandı. hem servis ve forehand silahlarının olması hem de akıllıca oynaması sayesinde kendinden düşük seviyedeki oyunculara neredeyse hiç yenilmeyen bir oyuncu haline geldi. kendinden üst seviyedeki rakipleri de mutlaka zorluyor. bu sezon form düşüklüğü yaşadı normalde top 10 - 15 tenisçisidir. şu anda ilk 30'da. anderson'un son yıllardaki istikrarı yaşlanma sebebiyle fiziksel olarak ciddi düşüşe geçene kadar devam edeceğe benziyor. bana da anderson çiftine mutluluklar dileyerek yazımı tamamlamak düşüyor.

    bahsettiğim murray maçı: https://www.youtube.com/watch?v=gI7BHNxl_gY

    ek: https://www.youtube.com/watch?v=YpjLtfRrDZ0
    https://www.youtube.com/watch?v=krx0dx3iSEs
    https://www.youtube.com/watch?v=ikxL1rStm7k
  • 11
    wimbledon 2018'te küçük çaplı bir mucize ile birlikte inanılmaz bir başarı elde etmiş tenisçi.

    çeyrek final maçında roger federer'in 3. sette maç puanı yakaladığı maçı 2-0'dan geri gelerek 5. sete taşımayı başarmış ve bu seti 13-11 kazanarak federer'i yenmeyi başarmıştır.

    unutmamak gerekir ki bu maça kadar anderson federer'in 2 katı kadar sahada kalarak geldi. 4 saat 13 dakika süren maçı kazanarak tarihi bir başarı elde etti.