• 347
    (bkz: ajdin hasic/#2711454)

    efsane bir entry ile sözlüğümüzü şenlendiren "bay muhalefet"...

    sıkça mesajlaşıyoruz kendisiyle.
    dünyaya farklı pencerelerden bakıyoruz.

    o diyor ki "kardeşim genç isimler yerine ne yaptığı belli olan oyuncular alınsın. isterse yaşı 40 olsun fark etmez"...

    bir noktada haklı.
    neden haklı? çünkü edirne ötesini düşünmüyor. kendisini bizim lige adapte etmiş. dünya nerede? ne yapıyor? umurunda değil. çok normal bu şekilde düşünmek. "mars da su bulmuşlar" deseler "içemedikten sonra bana ne?" der. haklıdır da. bana hayrı olmayan kilisenin papazını gondiklesinler sözünün vücut bulmuş halidir.

    tüm bunların ışığında kafayı biraz edirne dışına çıkardığında dünyanın artık 30 yaş üstü oyunculara olan ihtiyacı bir ronaldo, bir messi, bir zlatan değilse kalmadı.

    bugünkü dünya futbol konjonktürü, ucuza al -> oynat -> sat üçgeninde dönmekte.

    neden?
    ekonomik olarak hayatta kalma şansın yok çünkü.
    bugün lig şampiyonunun kazandığı para ;

    katılım payı: 38.5 milyon lira
    performans primi: 68.6 milyon lira
    sıralama: 36.2 milyon lira
    şampiyonluk primi: 69.3 milyon lira

    toplam: 212.6 milyon lira
    euro = tl olsa çok deli para* ama euro = 6.3xtl olunca 33 milyon euro oluyor.

    stat geliri = 128 milyon lira / 20 milyon euro...

    yani şampiyon olunan bir sezonda kazanılan para 53 milyon euro ki giderler burada yer almıyor. personel gideri, ssk, vergi, stat bakım masrafları filan... bu tabi şampiyon olduğun sezon. kötü bir sezon geçir derbirlede doluyor stat..

    bir sezonda 50 milyon euro anca kazanıyor takım.
    geçen sezon yanlış bilmiyorsam 47 milyon euro ödemişti maaşa. yani 3 milyon euro artıda kulüp. o da saydığım giderlere gidince elde kalıyor sıfır... nasıl oyuncu alacaksın? kariyerli oyuncuların maaş yükü kol gibi.. luyindama - marcao ikilisinin maaşı 2 milyon denilince yüzün gülüyor mesela.. ama banega'yı alırsan 4 milyon euro + vergi olarak artıveriyor bir anda giderin...

    uzun lafın kısası senin satış yapman lazım.
    burası arap yarım adasına giden otobanın son avrupa çıkışı olarak görülmemeli. öyle olursa şampiyon olmadığın bir sezonda 35-40 milyon euro gelir elde eder maaşları ödemeyemez hale gelirsin. tabi yukarıdaki tüm hesap borcun filan yoksa geçerli. borcun varsa zaten ne yaparsan yap boş..

    ya her sezon şampiyon olacaksın (bu imkansız) ya da oyuncu satacaksın. ama katar'a filan değil...
    direkt avrupa'ya..

    bugün burun bükülen genk, sassuolo, caglari bile 20 milyon üzerinde oyuncu alabiliyorken senin böyle uzaktan kemal sunal'ın açlıktan tavukları cam üzerinden ekmek bandığı gibi bakarsın..

    ben sayısını unuttum, yaşlı ama kariyerli oyuncular alan her takım şampiyon olur intibası var.. ama fenerbahçe bir kaç sezon önce bunu denedi... bizde denedik..

    van persie, nani'yi alıp şampiyon olamayan fenerbahçe buna en yakın örnek.
    o takımın borcu 600 milyon euro.. neden ki??? adamlar güzel güzel adamlar almışlar. van perise almışlar, nani almışlar.. daha ne yapacaklar?

    ama ozan 11 milyon artıya geçiriyor seni.

    şu yazdıklarımdan şu anlaşılmasın.
    tüm takımı 23 yaş altı adamlardan kuralım... hayır en çok efor harcanan mevkilerde gençlerden faydalanalım... her genç oyuncu için iyi şeyler söylenince olayı fetişizme getirmeyelim. yani gustavo nonato santana'yı sırf 21 yaşında diye almayıp 32 yaşına gelince mi "sen gel birader diyeyim? "...
  • 348
    "genç oyuncu yerine 40 yaşında oyuncu alalım" demeyen yazardır. söylediği şey çok nettir: doğru oyuncu - doğru maliyet. bu kadar. oyuncu genç olmuş, yaşlı olmuş; önemli değil. doğru maliyetle sen doğru adamı alabiliyorsan sorun değil.

    insanlar hep en iyi örneklere bakıyorlar hayatta. mesela ajax'a bakıp "ya biz neden ajax olmuyoruz?" diyor. yani öyle ajax olunmuyor ki. böyle hep birlikte "bir, iki,üç ajax!" diye bağırınca ajax olunmuyor. sen önce hollanda olacaksın ki sonra ajax olabilesin.

    ki bu konuda neredeyse tek örnek ajax. öyle dünya futbolunun "ucuza al - oynat - sat" diye döndüğü de yok. olsa daha 18-20 yaşındaki adamlara 40-50 milyon € bonservis verilmez. kaldı ki böyle bile olsa orada kocaman bir "oynat" var. o "oynat" da "koy sahaya oynasın" değil. oynatacaksın ama hem takımın hem de oyuncun başarılı olacak. en azından oyuncun çok başarılı olacak. aksi halde alırsın, oynatırsın. o kadar.

    hayat bu kadar basit olsa keşke. keşke aldığın genç oyuncuyu oynatıp hemen satabilsen. ama değil. süslü laflarla söyleyince de durum değişmiyor. hayatın gerçekleri var. ve sanki bunlar yokmuş gibi davranılması gerçekten çok üzücü.

    yani isteniyor ki biz hep genç oyuncu alalım, bütün takımı 23-24 yaşındaki oyunculardan kuralım, sonra da çılgın gibi başarıalr yakalayıp bunları satarak zengin olalım. ne güzel hayat. keşke olsa. ama olmuyor. yine söylüyorum: bir planlama yapılırken en iyiye bakılmaz, ortalamaya bakılır.

    bu ne demek? yani sen ajax'a bakarak "genç oyuncu alalım, dünya konjonktürü buraya gidiyor" diyemezsin. ki ajax genç oyuncu almıyor ki? ajax genç oyuncu yetiştiriyor. ajax'ın büyük bonservislerle sattığı oyuncuların ezici çoğunluğu altyapısından gelme.

    bir de "işte sıradan takımlar bile 15-20 milyon € bonservis verirken..."geyiği var.kardeşim onlar verir. çünkü onlar için o para 15 milyon €. senin için değil ama. senin için o para 100 milyon tl neredeyse. anlatabildim umarım. yani o adam o parayı sadece genç oyuncu alıp sonra da pahalıya sattığı için vermiyor. o parayı karşılayabiliyor. sen karşılayamıyorsun. çünkü senin paranın değeri, adamın parasının değerinin 7'de 1'i neredeyse. ama işte sen bu gerçeği bir kenara bırakıp "yeaaa adam bak 15 milyon € verip alıyor" dedin mi bu sanki tamamen genç oyuncu alıp satmakla oluyor zannediliyor.

    bir de yabancı sınırı var kardeşim bu ligde. hiç olmasa alalım 4-5 tane genç oyuncu, 1 tanesi tutarsa ne güzel. ama yok öyle bir şansın. senin aldığın 5 yabancıdan 4'ü ilk 11 oynamak zorunda. oynamak zorunda. bu kadar. sen oynatmak zorunda değilsin. o yabancı oynayabilecek kapasitede olmak zorunda. böyle deyince de "ama marcao" deniyor. ya kardeşim o marcao kaç sene sonra bulundu? sanki her sene 10 tane marcao buluyorsun. bulamıyorsun işte. "luyindama" deniyor. 8 milyon € verdik luyindama'ya. parasını çıkarır mı? muhtemelen fazlasıyla. ama bu demek değil ki sen bütün takıma 8 milyon €'luk genç adam alabilirsin. alamazsın. almamalısın.

    bunun yanı sıra ffp anlaşmamız var. bonservis ödememiz için oyuncu satmamız lazım. yani bunu da görmezden gelmek komik geliyor bana. şimdi sattık diagne'yi 13 milyon €'ya diyelim. bu düşünceye göre bizim bu parayı gömüp 5 tane genç oyuncu almamız lazım. çünkü muhtemelen bunlardan 1 tanesi tutarsa tutacak. "5'te 5 tuttururuz" diyen adama gülüp geçin. yok öyle bir dünya. eee senin as oyuncuya da ihtiyacın var. o ne olacak? sonra hooop döndük mü yabancı sınırına? zaten elinde yabancıların var. "ama onları da satalım". neden? "e genç oyuncu ama". ne kadar basit değil mi?

    yani ceteris paribus bir zihniyetle, türkiye'nin durumunu, tl'nin değerini, türk takımlarının gelirlerinin tl ile oluşunu, yabancı sınırını, türk liginin çekiciliğini (!) filan dışarda bırakıp "abi genç alalım, oynatalım, satalım" demeyi çok sığ buluyorum. istediğiniz kadar süsleyin.

    hayır bir de "edirne dışında 30 yaş üstü futbolcuya gerek yok" denmiş. ne yapalım o zaman 30 yaşına gelmiş adamları? ayağı kırılmış at gibi vurup öldürelim mi? hangi edirne'nin dışı burası? ne kadar dışı yani? hayır açıyorum bakıyorum, pek çok 30 üstü futbolcu canavar gibi transfer yapıyor. gümbür gümbür oynuyor. yani şimdi mesela bayern'e gidip "seni lewandovski'ye ihtiyacın yok" ya da atletico madrid'e gidip "seni seni, neden 29 yaşında trippier'e 22 milyon € veriyorsun bakayım? ihtiyacın mı var ha?" mı diyeceğiz? lille, 29 yaşındaki benjamin andre için 7 milyon € bonservis bedeli ödedi. ne yapalım yani yakalım mı lille kulübünü? bir de sevilla var. 32 yaşındaki fernando'ya 4,5 milyon € bonservis verdiler. eyvahlarım olsun, kapatalım kulübü. ama 2 hafta sonra genç adam alsınlar "neden sevilla gibi olmuyoruz yeaaa" denir.

    bu kadar muhafazakarlık fazla. bu yüzden bu genç oyuncu sevdasına "fetişizm" diyorum ben. aynı "galatasaray forması 8 parçalı, beyaz şortlu, kırmızı konçlu olur. geri kalanı o*ospu formasıdır" diyenler gibi. sene 2019 kardeşim. bu kadar muhafazakarlık, bu kadar "benim dediğim doğru"culuk normal değil. biraz özgür bırakın zihninizi. koşullanmalarınızdan arının.

    hayır o kadar garip ki, falcao gibi kariyeri ortada adam sırf 33 yaşında diye "ne vereceği belli olmayan futbolcu" olarak değerlendirilirken, 27 yaşına gelmiş, hepi topu 1 sene, o da belçika liginde, patlama yapmış samatta gelip de çılgın atacak, 20-30 milyon €'lara satılacak gibi bir hava oluşturuluyor. buna da itimat etmemiz isteniyor. neden? çünkü samatta 27 yaşında.
  • 349
    (bkz: #2715701)

    sozlukte orta sahayi komple ofansif orta saha oyuncularindan kurmak isteyenlere tane tane anlatarak ve avrupa'dan ornekler vererek 6 numaranin yani defansif ozellikleri kuvvetli bir orta sahanin gerekliligini cok guzel aciklamistir. klopp ve guardiola'nin oyunu geriden baslatabilen capa 6 numara sevdasi uzerine bende bu tarz birsey girmeyi dusunuyordum ama bu cok daha amaca uygun ve aciklayici olmus. tavsiye ederim yaziyi.