• elinde kızılcık sopasıyla florya'nın önünde belirse,
    teknik kadro, futbolcu, aşçı, yönetici demeden herkesi bir elden geçirse
    sonra basını toplayıp
    kim kimi koparıyo kendi payına amına koyim diyerek umut'u döverken ucu kırılmış olan kızılcık sopasıyla basın mensuplarını daha bir hınçla dövse.
    kalli yönetim, teknik kadro ve basınla işini gördüğü sırada killa hakan gs tv'nin florya'daki stüdyosunu basıp canlı yayında darbe bildirisini okusa,
    "dün geceden itibaren karl-heinz feldkamp ve 36 boys galatasaray'ın idaresini ele almıştır."
    sinan, koray, kevin ve lukas şen çocuklar gibi oynarken sabri dayaktan bilinci kapanan umut, bilal, semih ve selçuk'u hastaneye yetiştirmeye çalışırken ufukta kaybolsa ve bir daha geri gelmese.
  • çok büyük teknik direktördü. galatasaray’a çok emeği geçti, 2000 uefa kupasını alan takımın temelini attı. 1992 yılında jupo derwall’in büyük çabasıyla geldiği galatasaray’da, beşiktaş’ın hemagonya kurup 3 senedir şampiyon olduğu papaz kadronun karşısına aralarında hakan şükür, arif erdem, okan buruk, bülent korkmaz, tugay kerimoğlu, mert korkmaz, hamza hamzaoğlu gibi oyuncuların olduğu tabiri caizse çoluk çocuğu dizip yanlarına falco götz, reinhard stumpf, torsten gütschow ve erdal keser’le uğur tütüneker gibi tecrübelileri dönüşümlü koyarak ortalığın anasını ağlattı. takım çoğu maçta tecrübesizlikten 10 hatta 9 kişi kalmasına rağmen rakiplerini presten perişan ederdi. kaybetse bile rakiplerinin anasından emdiği burnundan geliyordu. o sene beşiktaş’ı her maçta eze eze yendi. fener’e kadıköy’de 10 kişiyle 4 attı. tsyd, lig, kupa ve cumhurbaşkanlığı olmak üzere 4 kupayı aynı sene kazandı. türk futboluna ve galatasaray’a çağ atlattı. sağlık probleminden ötürü sadece 1 sene kaldığı takımın başında bizlere büyük mutluluklar yaşattı. kendisini bir kere daha saygıyla selamlıyorum. allah uzun ömürler versin.
  • 1992'de türkiye'ye geldiğinde beklentiler başaracağı işler seviyesinde değildi. bülent korkmaz, okan buruk, tugay kerimoğlu, hakan şükür gibi isimleri türk futboluna kazandıran kişi kalli'dir. hani devrimden bahsediyoruz sürekli, hatta diyorlar ki x teknik direktör takımda 5-10 yıl kalsın da devrim yapsın. devrim yapacak adam 1 yılda da yapıyor bu işi rahat olun. kalli galatasaray'da sadece ve sadece 2 sezon görev yaptı, ikinciyi tamamlayamadı hatta ama gelin görün ki derwall'den sonra türk futboluna en çok hizmet etmiş yabancı antrenördür. derwall kadar olmasa da yaptıkları, 2. sıranın tartışmasız ismidir benim nazarımda kalli.

    ne yaptı bu adam? anlatalım efenim.

    sadece istatistiki verilere bakalım. 1992-1993 periyodunda: 1 tsyd kupası, 1 lig şampiyonluğu, 1 türkiye kupası. 1993-1994 sezonunda da danışmandı, teknik direktör ise hollmann olmuştu. o sezonda keza: 1 cumhurbaşkanlığı kupası, 1 lig şampiyonluğu + avrupa destanı başarılarını yakaladık.

    1999 beşiktaş'ını da dirillti, son 10 maç için göreve gelmişti ve 8 galibiyet 2 beraberlik alıp ikinci yaptı takımını.

    2007-2008 sezonumuzda: 1 lig şampiyonluğu+ avrupa liginde üst tur başarılarını yine onun sayesinde kazandık. yani sadece 3 sezona 6 kupa sığdırdı yaşlı kurt. ve kalli'nin anlam ve önemi kazandırdığı kupalarda değil yaptığı devrimlerde yattı her zaman. laçkalaşmış, oyuncu üzerine kurulmuş türk futbol düzenini her seferinde 10 adım ileri götürdü. teknik direktör makamını yine her gelişinde üstlere taşıdı. türkiye'de antrenmanın önemini derwall'den sonra herkese tekrardan hissettirdi. ve muhtemelen en taş.aklı teknik direktördü türkiye'ye gelenler arasında. necati ateş, hasan kabze, emre aşık, orhan ak tek seferde yolladığı oyuncular mesela. veya lincoln ile hakan şükür'ü aynı anda kadro dışı bırakabilecek kadar dediğim dedikti.

    yüklediği kondisyon, kondisyonun allah'ı aşıladığı disiplinse paha biçilemezdi.

    2007-2008 sezonunda 45 maçta 25 galibiyet, 11 beraberlik, 9 mağlubiyet almış. mağlubiyetlerin önemli kısmı avrupada doğal olarak. maç başına puan 1,91 ki bu da güzel baya.

    velhasıl çok güzel adamsın be kalli. benim için terim, gerets ve hagi ile beraber en kıymetli teknik direktörlerdensin. allah uzun ömürler versin koca adam.
  • hakan şükür ve lincoln'ü kadro dışı bıraktıktan sonra çıkıp beşiktaş'ı yenecek taşağa sahip bir hocaydı. sonra ise onları affedip takıma kazandıracak kadar akıllı hocaydı. inatçıydı ama aptal değildi. yıldızlarla kavga ederdi ama onları hizaya da getirirdi. o adamları silmez, akıllandırırdı. eğer bunu beceremiyorsanız da gerets, terim gibi toleranslı olmak zorundasınız. tüm bunların yerine takımın en iyi oyuncusunu kendine düşman seçen aptal değil de nedir?
  • galatasaray futbol takımı tarihinin en ama en değerli insanlarından biri. uefa'yı alan takımın birçok oyuncusunu bizzat kendisi kimse tanımıyorken takıma monte etmiş ve galasaray'ın gerçekten geleceğini düşünmüş güzel insan. kendisini o zamanlardan tanımayan bebeler allah için başlığına girip laf söylemesin, gerçekten kalplerini kırarım. o kadar özel biridir galasaray taraftarı için. ayrıca kadıköy'de fener'e 10 kişi kalmış bir takımla 4 tane çakmış, maç sonu rakip taraftarın sahaya girip kale direklerini sökmelerine ve dönemin fener başkanı metin aşık'ın gecesinde istifa ettirilmesine vesile olmuştur. o galibiyet galatasaray'ın kadıköyde son 22 yılda aldığı 2 galibiyetten biridir aynı zamanda.
  • bu adamın kurt hocalığı rakip takımlarda ki oyuncuları ayartmasıyla açıklanmış ki diyecek söz bulamıyorum.

    sivasspor'u mehmet yıldız'ı isteyip yarış dışında bıraktığını düşünmek "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak" ile açıklanabilir sadece. 33. hafta da oynanan o karşılaşmada feldkamp başımızda bile değildi. gs'nin 73, sivas'ın 70 puanı vardı. sivas yarış dışında falan değildi yani. sivas'ı kenarda cevat hocayla, hakan şükür ve hasan şaş'ın hocalıklarıyla eze eze 5-3 yendik ve puanımızı 76 yaptık. son hafta da oftaş'ı 2-0 yenip şampiyon olduk. sivas'ta ligi 73 puanla bitirdi. hep yarış içindeydi yani.

    bunu koyalım buraya :
    http://www.tff.org/...752&hafta=33#mac

    ve tabi : (bkz: 4 mayıs 2008 sivasspor galatasaray maçı)
  • rehavet olayında çığır açmış türklerin ve takımlarının ilacıdır. çalışmayı sevmeyen türklerin dilinden iyi anlar, onları yola getirir, bir şekilde randıman almasını bilir.

    galatasaray'ın bir antrenörle uzun bir yola çıkması için en uygun aday kendisiydi aslında. ancak geçmişte değeri bilinmedi, bilinemedi. bu adam 2000'lerin ilk yarısında fatih terim gittikten sonra takıma gelmeliydi. lucescu, gerets hepsi özel antrenörler, ancak çok uzun vadede dayanabileceklerini sanmıyorum.

    bakmayın, 2008'de de yaşından dolayı artık uğraşamam dediği için bıraktığını düşünüyorum. yoksa kalli asla pes etmez! 74 küsür sene!

    evet, feldkamp 82 yaşında. artık ondan geçti bu şeyler. bir 3 sene daha yaşayıp yaşamayacağını bilemiyoruz. allah uzun ömür versin, her zaman akıllarımızda ödün vermeyen, sert, ama takımını düşünen bir patron olarak hatırlayacağız kalli'yi.
  • kendisini kampa katılıyoruz deyip atlatan sonrasında da ayağını kaydıran lincoln şu sıralar plajlarda koşuyor hakan şükür de firari. özhan başkanın üstüne toprak attı, adnan başkan'ın ardından da post mortem okudu:) ama kesinlikle gelmez zira hanımıyla ikindileri gittiği kumkapı sahilindeki balıkçı yok...madem ki balıkçı yok bundesliga şampiyonu apoletli kalli de yok:)
  • hocaların hocasıdır. bilenler bilir fatih terim aşığı mircea lucescu manyağı biriyim ama yaşım itibariyle galatasaray'ın başında kalli'den büyük hoca görmedim ve göreceğimi de zannetmiyorum.

    1992-93 sezonunda yarattığı takım, okan buruk'u 10 numara yapması, hakan şükür tarzı forveti türk futboluna kazandırması, azalırken çoğalmayı göstermesi (aslanlar gibi mücadele ederek sahadan yenilmeden ayrıldığımız 9 kişi kaldığımız trabzonspor ve beşiktaş maçları ile 10 kişi ile tsyd ve kadıköy'de kazandığımız fenerbahçe derbileri) unutulmaz yaşanırdı. çok şükür o günleri yaşadım. hala kendimi şanslı sayarım o galatasaray'ın doğuşuna şahit olduğum için... hayrabolu'da oturmamıza rağmen babamla bizzat o sezon 5 maçı izlemeye sami yen'e gitmiştik (1-0'lık papen mustafa'nın yarım rövaşatasının olduğu aydınspor maçı, 1-0 aykut'un golüyle yenildiğimiz fenerbahçe derbisi, mami'nin ölümle pençeleştiği 3-0'lık ankaragücü maçı, 4-1'lik karşıyaka maçı ve farklı kazandığımız konyaspor maçı - 5-0'dı sanki.)

    kalli sonrasında sağlık sorunlarını gerekçe göstererek görevi rainer hollmann'a devretti ve ligdeki duble'den de daha önemli olan manchester united zaferi ve şampiyonlar ligi'nde ilk 8'e kalışın temellerini hazırladı.

    ve sene 2007.. erik gerets'in ikinci sezonunda yokları oynayan galatasaray'da bir temizlik operasyonu olmalıydı ve o an için o şartlarda en doğru isim kalli idi. necati-hasan kabze-orhan ak-cihan haspolatlı gibi isimleri toptan ondan başkası yollayamazdı. bonus olarak mondiler ve tomaslar falan da vardı listede. kısacası yeni bir takım oluşturulacaktı ve top kalli'deydi. boşuna "tilki" lakabını almadığını 75 yaşında bile göstermişti. hem futbolundan hem kişiliğinden zerre hazetmediğim ümit karan bile onun zamanında hayatının topunu oynadı. ki bunda muhakkak kalli tarafından "git fener'in teklfini düşün" diyerek basının önünde antrenmandan kovulması ve taraftarın önüne atılmasının ümit karan'ı ekstra motive ettiği gerçeği vardı.

    elbette kalli'nin ikinci gelişinde yaşı dolayısıyla takımdaki tüm icraatleri ona mal etmek doğru olmaz. hatta kabul etmek gerekir ki galatasaray'a 15 sene sonraki dönüşünde cemaatle olan güçlü bağlantılarının da etkisi vardı. peki bunları bilmeme rağmen ben kalli'yi neden sevmeye devam ettim?

    yalan yok o zaman ortada bir futbol devrimi yoktu kalli'nin ikinci galatasarayı'nda. ama şu vardı; o takım daha ilk haftada seyircisiz oynanan maçta rize'yi 4'leyerek şampiyon olacağını göstermişti. 5 maç seyircisiz oynama cezası vardı ama o maçlarda alınan 13 puan, 1-1'lik gaziantepspor, 2-1'lik denizlispor, 1-0'lık trabzonspor, 2-2'lik istanbul belediyespor, yine 2-1'lik denizlispor maçlarında puan ya da puanların son saniyede kazanılması da tesadüf değildi. tipik bir kalli takımı'nın yapması gerekenlerdi. iyi oynarsın, kötü de oynarsın ama 90 dakika oyun disiplininden kopamazsın ve her koşulda maçı çevirebilirsin... ayrıca kalli yönetimindeki galatasaray kadıköy'de ligde 2-0 kaybetti ama toplam 12 oyuncu ile gidebildiği kupa maçında o sahadan gol yemeden ayrılmayı da başardı. mehmet topal ve emre güngör'ü galatasaray'a armağan ettiği gerçeğini de hatırlatmak gerek.

    evet kalli 2007-08 sezonunun son 6 haftasında başımızda yoktu ama o şampiyonlukta bence emeği fazlasıyla vardı. ki zamanlama açısından avrupa'da bile başarı olabilmiş fenerbahçe'nin önünü kesme olarak çok önemli bir şampiyonluktu. velhasıl kelam ben günahlarıyla ve sevaplarıyla kalli'yi severim ve bunu kendi çapımda bu platformda belirtmek istedim.. kalli bana hitap eden bir hocaydı ve en başta da dediğim gibi hocaların hocasıydı.
  • lincoln ve hakan şükür olayıyla yerli-yabancı ayrımına darbe vurmuş, her iki tarafa da gözdağı vermiş, aslolanın takım olduğu gerçeğini ortaya koymuş karizmatik eski hocamızdır. misal hamza hoca bu hafta yerli, yabancı demeden bütün formsuz oyuncuları yedek bırakıp, yedek oyuncuları 11'de başlatsa ve maçı kazansa kötü gidişe bir darbe vurmuş olur ama hepimiz biliyoruz ki hamza hocada bunu yapacak yürek yok.
  • alp yalman önderliğinde kurulan yeni nesil genç takımın profesyonelleşmesinde ve iş ahlakında seviye atlamasında inanılmaz katkıları vardır. bunun ekmeğini 2008 yılında hakan şükür ayrılana kadar yedik.

    bugün hala kalli'nin çalıştığı futbolcuları incelerseniz fiziki olarak ne kadar fit ve spor ahlakı yerinde adamlar olduğunu görürsünüz. devrim diğer arkadaşımızın dediği gibi ilk yılından belli eder kendini. saçma sapan adamlara sabrederek değil.