• 6
    iki sene bir hocaya sabredersin. 2 sene başarısız olursun. 3. senede ligde şampiyon olursun, hoca 4-5 yıl belki daha uzun süre takımda kalır. sonra avrupada başarı gelir, sonra sistem öyle bir yerleşirki yıllarca başarılı yapar seni o sistem. hocan değişse de, futbolcular değişse de sistem bozulmaz. takım takır takır oynar. avrupa ya bakmak isterseniz; manchester united, barcelona... türkiye ye bakmak isterseniz; galatasaray, jupp derwall.
  • 8
    futbolda çok çok önemlidir. türk futbolundaki en büyük eksiklik belki de budur. hemen hemen her takımın bir günü bir gününü tutmuyor. ne belli sistem var ne belli oyun. 2 maç oynayan adam sonraki 5 maçta hiç varlık gösteremese bile kimse ağzını açıp bir laf söylemiyor. bazıları attığı bir golle bir sene daha takımda kalıyor*. mesela keita çok yetenekli bir futbolcu ama bazı maçlarda şov yapıyor bazılarında adı duyulmuyor. mesele yetenek değil, o yeteneğin sürekliliği. alex ve neill bu konuda tam bir abidedir.
  • 9
    --- alıntı ---

    hiç anlam veremediğim bir konuya değineceğim;

    96 - 00 arası fatih terim 11 kupa -4 lig- kazandırdı takıma. sonra ayrıldı, ayrılmak zorunda bırakıldı, süreci sorgulamıyorum. gittiği günden bu yana 10 yıl geçti ve sadece 6 kupa -3 lig- elde edilebildi.

    terim kalsaydı bu süre zarfında daha kötü durumda olunmazdı herhalde! terim gitmek istedi, kariyerinin zirvesindeydi, tutulamazdı diyelim, mircea lucescu getirildi, harika bir tercih idi, 2 yılda 2 kupa -1 lig- kazandırdı, kalan 8 yıl takımın başında dursaydı, 4 kupa ile yetinmezdi gibime geliyor. haydi terim'i geri getirme bahanesiyle, lucescu'yu da göndermek zorunda kaldık diyelim -ne absürd- terim bugüne kadar görev yapmış olsa ne kadar daha geriye düşebilirdik ki!

    terim'den de geçtim tekrar, ilk yılı başarılı olmasına karşın sonraki sezon çöküşe geçti farklı etkenlerden ötürü, hagi getirildi, futbol aklı vardı, takımı anında toparladı, doğru hamleler yaptı, bir de kupa kazandı, 6 yıl o kalsaydı 3 kupadan daha fazlasını kazanma şansı olurdu bence!

    hagi'yi de geçtim diyelim, eric gerets getirildi, kariyerli bir isimdi, biraz fantastik bir oyun şablonuyla puan rekorları kırdı, mucizevi bir şampiyonluk kazandırdı, 5 yıl daha kalmış olsa 2 kupa daha alınamaz mıydı en azından!

    arada kalli, cevat güler, skibbe, bülent korkmaz ile bir geçiş dönemi yaşandı, onları katmıyorum hesaba.

    şimdi de rijkaard'ı getirdin, ikinci sezonu.

    biz teknik adam beğenmiyoruz ve her seferinde bunun cezasını çekiyoruz, giden isimlerin hiçbirinin gelmesini istemem açıkçası ancak gitmelerini de istememiştim, doğru olan buydu kanımca. terim, lucescu, hagi, gerets'den hangisi kalmış olsa, bulunan noktadan çok daha iyi bir yerde bulunurduk sportif başarı anlamında.

    umarım benzer bir yazıyı -rijkaard'la başlayan- 10 yıl sonra kaleme almak zorunda kalmayız, artık ders alınsın, sorun teknik adamlar değil!

    19 ağustos 2010

    a. eren loğoğlu

    --- alıntı ---

    http://erenlogoglu.blogspot.com/...8/teknik-adamlk.html
  • 10
    türk futbolunun içinde bulunduğu durumun sebeplerinden biridir bu nane. nasıl ki dış politikamız iktidara göre değişiyorsa, futbol takımlarımızda gelen teknik direktöre göre değişiyor. zaten ligimizde bir takımda 3 seneyi dolduran teknik direktörü direkt emekli edip, heykellerini yollara koymamız gerekir. sorun sadece teknik direktör de değil aynı zamanda ülke futbolu olarak ne olduğumuzu bilmeyiz. mesela ispanyadaki bütün takımlar pas yapar, ingiltere en alt liginden en üst ligine kadar hızlı,sert ve atak futbolu oynar, italyan takımları ona keza sert ve defansif bir oyun sergilerler, almanya yumuşak ve hızlıdır. peki türkiye? bir futbol felsefemiz var mı ? klüplerin alt yapı takımıyla a takım aynı taktikle mi oynar ?
    mesela şu an herkesin ağzında bir barcelonadır gidiyor. peki arkadaş o sistemin oturmasının 10 yıllık bir süreç olduğundan haberin var mı?(sallamış olabilirim ama cruyff ile başlayan bir süreç) barcelona da alt yapıdan çıkan bir çocuk a takımda rahat rahat oynayabiliyor çünkü alt yapı takımı da aynı taktikle aynı oyun şablonu ile oynuyor.
    galatasaray'dan örnek vermem gerekirse sen feldkamp i getiriyorsun sonra gönderiyorsun, skibbe geliyor gönderiyorsun, bülent geliyor gidiyor, rijkaard geliyor gidiyor, hagi geliyor gitmiyor(inşallah) şimdi bu teknik direktörlerin taktik ve oyun anlayışları aynı mı ? bu nasıl bir vizyonsuzluk arkadaş istikrar diyoruz, zaman diyoruz. tamam belki olmuyor o teknik direktörlerle ama skibbe arkasından gelecek hoca bülent midir? bu kadar mı saçma bir tercih olur en azından oyun anlayışında bir istikrar olsun. yok o da yok, fatih terim gitti hiddink geldi ee hadi şimdi süper futbol oynayalım. e olm fatih terim çalıştırdığı takımları gazla ve motivasyon ile çalıştırır, iyi bir taktisyen değildir. hiddink iyi bir taktisyendir. e şimdi o futbolcu ne yapsın, bu güne kadar taktik eğitimi üst düzey değil.neyse anlatamadım
    he ligimizde şu an en istikrarlı takım kim ? istanbul büyük şehir belediye, ne yapmış bu takım diyenler çıkacaktır. şöyle söyleyeyim ibbdeki kadro hangi takımda olsa küme düşer onu söyleyeyim çok kötü bir kadroları var. ayrıca her sene ligde ki yerini üst sıraya doğru taşıyor. kadrosunda yıldız diyebileceğimiz tek oyuncu ibrahim akın hesap edin artık.
    bir takımın başarılı olması için iyi bir kadroya, kadroya uygun teknik direktöre ve bunlar oluştuktan sonra zaman ve istikrara ihtiyacı vardır. a takımından en alt kademe takımına kadar aynı taktik ve oyun şekli ile oynamalı ve bir futbol kültürü oluşturulmalıdır.
    ben ne rijkaard a ne skibbe ye ne bülen te ne hagi ye suç bulabilirim. çünkü memlekette bir futbol zihniyeti yok neyin taktiği tekniği. uefa kupasına ulaşmak için kaç yıl kaldı fatih terim takımın başında ? ilk sene fatih terim istifa diyenlere uysaydı yönetim ya da terim sen uefa kupasını alabilecek miydin ?
    kolay o gitsin bu gitsin.
  • 11
    yetenek + istikrar = iyi futbolcu

    istikrar = süreklilik + takıma verdiği katkı

    yani yetenek + süreklilik + takıma verdiği katkı = iyi futbolcu.

    benim için gereklilik açısından istikrar = yetenek.nedenine gelince;

    istikrarsız ama çok yetenekli bir futbolcu transfer edersiniz.bu adamı planlamada takımızın ilk 11ine yazdığınız zaman bitersiniz.eğer böyle bir isim alıyorsanız yokluğunu aratmayacak bir de yedek gereklidir.

    ya da istikrarlı ama yeteneksiz bir futbolcu transfer edersiniz.örnek versek yeterli olur; mustafa sarp.

    bu yüzden alınan futbolcuda hem istikrara hem yeteneğe dikkat edilmeli.bunlardan birisinin ortalama diğeri çok iyi olan oyunculardan bir futbol takımı oluşturduğunuz zaman durdurulmanız çok zor olur.
  • 12
    futbolda başarı isteyen takımın sahip olması gereken, olmazsa olmaz özellik.

    rotasyon kelimesinin zıt anlamlısıdır. sürekli rotasyon yaptığın yıldızlarla dolu geniş bir kadron olacağına, iyi kötü kemikleşmiş sabit bir kadron olması daha iyidir.

    2000 yılında fatih terimle kazanılan büyük başarıların ve 2011-2012 sezonu şampiyonluğunun altında istikrarlı bir kadronun başarısı yatmaktadır.
  • 13
    söyleyene göre değişir.

    adnan sezgin söylerse sıçtık demektir.

    bilimsel verilere göre örneğin 24 kişilik kadronun 12 sinin performans gelişimi aşağıya iniyorsa en kötü 10'nunu göndermek gerekir. bunlardan en çok belki en iyi 2 si kalmalıdır. bu karar kanımca hocanın olmamalıdır. hoca'nın dışında bağımsız ve akademik veri kullanılmalı ve sonuçları neticesinde işlem yapılmalıdır.

    hocanın raporunu bekliyoruz kişisel görüşüme göre biz bi bok yapmıyoruz, kurumsal sistemler zaten hak getire hoca ve ekibinin raporuna göre işlem yapacağız demektir. hoca süper bir hoca olabilir ama bunların her biri yatırım kararı parasını kulüp/biz ödüyoruz. yöneticilik hocaya performans değerleme/puanlama tablolarını sunduk, fırsatları da önüne sunduk onun görüşünden sonra yönetim olarak gerekenleri yapmaktır.

    ayrıca fırsatlar değerlendirilmelidir. 12 gelişen oyuncudan daha yetenekli ve genç maliyeti daha uygun biri varsa değerlendirilmelidir. burada evrensel kuralları ve araştırma sonuçlarına değer vermek süreklilikle takip sonucunda fırsatlar kazanca dönüştürülmelidir. rakiplerimiz yerel takımlar değil evet r. madrid gibi takımlar olmalıdır.

    belki saçma olacak ama oyuncunun takım ve arkadaşlık katkı değerlerine kadar yüzlerce soru ile kadro sürekli ve kararlı olarak takip edilip güncellenmeli. tüm bu konularda bir üniversite ile anlaşılıp aylık çok düşük bedellerle hizmet almak mümkün.

    istikrar önemlidir ve iyi kadro varsa çok değerlidir. ancak kadron zayıfsa sonun başlangıcıdır.
  • 16
    sporda çok önemli bir konudur. istikrarlı bir oyuncu, kendisinden daha büyük potansiyele ve yeteneğe sahip hatta kendisinden daha iyi oynayan istikrarsız bir oyuncuyu yenebilir. takım sporları için konuşursak ondan daha yararlı oynayabilir.

    sözlük üzerinden de bir örnek vermek istiyorum. çünkü spordan örnek verirsem bu subjektif olur. ben size objektif, bilimsel net örnek vermek istiyorum: ne dediler başlığı istikrarlı bir şekilde entyrler girilen ama istisnalar hariç hiçbir zaman gündemin zirvesinde olan bir başlık değildir. arda turan ve fatih terim başlıkları ise azımsanmayacak kadar gündem olurlar. hatta bazı günler ne dediler başlığını 4'e 5'e katlarlar. fakat uzun vadeye, bir maratona baktığınızda şu sonucu görürsünüz: http://www.rerererarara.net/...ry_girilen_basliklar
  • 20
    aynı kararda, biçimde sürme, kararlılık. başarının temelinde yatan unsur. ne yazık ki galatasarayımıza ucundan kıyısından uğratamadık bir türlü.. 71. teknik direktörümüzle anlaştık sayılır, 109 yılda 71 teknik direktör. bu hızla gidersek yaşımızdan çok teknik direktörümüz olacak zira ortalama 5 ayda 1 teknik direktör eskitiyoruz şu sıralar. avrupada başarı diyoruz ama nafile... örneklersek; dünya devi manchester united, 136 yaşında 24. teknik direktörü ile çalışıyor; bir diğeri arsenal, 128 yaşında 23. teknik direktörü ile çalışıyor.
  • 21
    sözlükte çok kullanılan, başarılı olma anlamına geldiği sanılan terim. istikrar, süre gelen bir durumun değişim göstermeden devam etmesidir. bu iyi yönde olabileceği gibi kötü anlamda da olabilmektedir. mesela yan toplardan gol yeme meselemiz. bu bir istikrardır. zira sürekli yan toptan gol yemekteyiz. italya da beneventio takımının yenilgiler alması da bir istikrardır. çünkü sürekli değişmeden devam etmektedir. eğer maç kazanırlarsa istikrarı bozmuş olurlar.

    gelelim gündemde ki "istikrar" meselesine. igor tudor'un saçmalık derecede savunulmasının baş nedeni olarak istikrar gösterilmektedir. igor tudor, hamza hamzaoğlu veya dursun özbek gibi tartışmasız şekilde başarısız ve ümit vermeyen insanların arkasında durup, desteklemek, ısrar etmek istikrar getirir mi? evet getirir. ama bu aşağı yönde bir hareketle gelen bir istikrar olur. dursun özbek geldiğinden beri başarısız bir istikrarımız var. bunda igor tudor'un da payı büyük. tudor kovulup, dursun başkanlıktan düşecekse o istikrar bozulsun! bozulsun ki artık hak ettiğimiz ve özlediğimiz başarıları yakalayalım.
  • 24
    proje fetişizminin değişiği. birçok konuda çuvallayanların ortak feveranı. bir tür başarısızlık mastürbasyonu.

    bu ülkede iki şeyi diline dolayana şüpheyle yaklaşacaksın arkadaş; "istikrar" ve "proje". neden? çünkü bu topraklarda ikisinin de içi doldurulamıyor, safi işgüzarlık... başarısız mısın? "ama biz proje yaptık" de, tamamsın. saçmalıklar silsilesiyle mi anılıyorsun? sık hemen ortaya bir "ama istikrar önemli" ağlaklığı, yırtarsın.

    bit dursun aydın özbek, birden bit. azalarak bitme ama yıkılarak bit.