• 1
    fc barcelona, real madrid cf, valencia cf ve atletico madrid gibi takımlar sayesinde hemen hemen her dönem avrupa futbolunda büyük söz sahibidir. lakin son 6 yılda hem kulüp hem de milli takım bazında ispanya futbolu altın çağını yakalamıştır. 2008 ve 2012 avrupa şampiyonaları ve 2010 dünya kupasıyla son 3 büyük kupayı kazanmış ve bu alanda rekor kırmışlardır.

    ukdeyi immune kişisi 10 ağustos 2010 saat 20:20 sularında vermiş.
  • 3
    ülke futbolunun gelişimi için genel kaliteden ziyade lokomotiflerin önemini ispatlayan futboldur. ingiltere ligi daha kaliteli denmesine rağmen 3-4 takımın önderliğinde (barca,r.madrid,valencia,a.madrid) ispanya futbolu dünyanın zirvesine yerleşmiştir. hala da müthiş bir şekilde oyuncu üretimine devam edilmektedir bu fabrika da.

    önemli not: türkiye ile benzer durumda aslında ispanya, barca ve r.madrid dışında hiçbir kulüp ekonomik olarak rahat durumda değil, çoğu darboğazda. türkiyede'de galatasaray'ın önü açılırsa (yabancı sınırı) lokomotif olarak ülke futbolunu ileriye taşıyacaktır. tabiki altyapı konusunda gerekli atılımların yapılması bu konuda farzdır.
  • 5
    daha da beter olmasını dilediğim futbol. stoperlerle bekler kendi aralarında 134235245 pas yapmadan atağa çıkmasın. kaleciye de geçtikten sonra 252345245 pas daha yapsınlar. zamanında barcelona'nın oynadığı futbol değil ne zevk alıyorsunuz amk dedikçe millet bizi cahillikle, futbol bilmezlikle suçlarken bu boktan futbolun gün gelip onlara da sıkıcı geleceğini söylemiştik. şimdi onlar düşünsün.
  • 6
    genel hatlar itibariyle türk futboluyla birebir aynı ama türk futbolunun daha gelişmişi işte. biraz daha teknik ve rakibe saygıyla oynanan yani kasapların bulunmadığı bir yer. onun dışında çoğu şey benzer. büyük takımlar dışında ispanya'da da tribünler boş kalır. ispanya'da da bir kaç büyük kulüp dışında gerisi tırttır.

    (bkz: la liga abartılmış balon bir ligdir)
  • 7
    daha rakip yarı sahaya geçmeden kendi yarı sahasında bir ileri bir geri 255 pas yaparak tüm istatistikleri alt üst ettiğini zanneden bir futboldur. bir süre sonra can sıkmaya başlamakta ve hatta kabak tadı vermektedir. öyle ki en bariz örnekleri; ispanya milli takımı ile barcelona fc aynı futbolcularla oynanmasından mütevellit benzer bayağı futbolu oynamaktadır. arada bir ileriye doğru yardırmayı planlayan messi'yi bile dönem dönem yalayıp yutan bir sistemdir bu sistem. oysa ki real madrid fc de benzer kalifiyede olmasına ve aynı ülkenin futbol takımı olmasına rağmen göze daha hoş gelen bir futbol oynamaktadır. çünkü dikine oynamaktadır.
  • 10
    kısa bir süre içerisinde düşüşe geçeceğini tahmin ettiğim günümüzün hegemon gücü. baştan belirteyim, "barça koyar", "xavi adamın dibi yaa" seviyesinde bir okur-yazar isen bu entryi burada bırak ve uzaklaş.

    real madrid ve barcelona'dan oluşan iki kutuplu düzen, la liga'daki diğer takımların tümünü tükenme noktasına getirdi. bu iki devin diğer herkesten çok fazla kopacağının henüz tam belli olmadığı birkaç sezon öncesinde; valencia, deportivo, villareal, sevilla, atletico madrid gibi takımlar rekabet edebilme ümidiyle ekonomik olarak açıldılar ve sonuçlar ortada.

    -deportivo küme düştü, henüz geri gelebildiler ve real sociedad'tan daha güçlü bir takım olmayacaklar bir süre.
    -valencia batmamak için silva, david villa, mata gibi tüm yıldızlarını satarak vasat bir takım kimliğine bürünmek zorunda kaldı. deneme-yanılma transferlerini yapabilecek güçleri kalmadı.
    -sevilla, tamamıyla bir anadolu takımı hüviyetine döndü. potansiyeli yüksek oyuncular bile alamıyorlar. önümüzdeki 1-2 sezon içinde küme düşme sırası kendilerinde diye düşünüyorum, eğer altyapıdan bir kaç yıldız gelmiyorsa.
    -villareal, şampiyonlar ligi maçları yaptığı sezonda küme düşen ilk takım olarak tarihe geçti. arkalarında büyük bir camia veya gelenek yok, toparlanmaları çok zor. bir modaydı, geldi geçti diyebiliriz.
    -atletico madrid, klasikleşmiş "ne batar ne çıkar" hüviyetini geri kazanması bile büyük bir aşamadır kendileri için. en azından bütçeleri güçlü ve yıldız transfer edebiliyorlar. ancak şampiyonlar ligi'ne hasret yapıları onları ciddi güç olmaktan uzak tutuyor. 2012-2013 sezonunda da şampiyonlar ligi bileti alamazlarsa, ellerindeki yıldızları tutamazlar ve yeniden 8-12 sıralar arası aboneliğe geri dönerler.

    real madrid, barcelona ve athletic bilbao üçlüsüne ise bir şey olmaz.

    çoğu kişinin artık bildiği üzere, avrupa birliği üyeliği için başvurabilse, dakikasına üyeliğe alınacak olan katalunya gibi bir ticaret, kültür ve sanat devinin gözbebeği olan fc barcelona, şu anki gücünü borçlu olduğu jenerasyonun yerine yenisini koyamasa bile; en azından ligde favori, avrupa arenasında iddialı olacak kadroları her sezon kurabilir. sil baştan bile yapabilir. bir sezonda 4-5 kupa alamaz belki ama, sürekli güçlü kalacaklardır bundan sonra. çünkü ispanya'daki siyasi durumlar biraz gerilmeye başlandı. dolayısıyla arkasında bırakın camiayı, başlı başına bir devlet olabilecek düzeydeki katalan toplumu bulunan bu devin bundan sonra çökmesi imkansız.

    katalanların barcelona ile, baskların athletic bilbao ile yakaladığı ulusal kimliği sembolize etme trendine reaksiyon olarak da ispanyolların real madrid etrafında kenetlenmesi söz konusu. gerek ispanyol monarşisinin sembol takımı olması, gerekse tarihi büyüklüğü ile real madrid zaten yeterli ekonomik güce sahip ama bahsettiğim siyasi kutuplaşmadan lehine sağlayacağı çıkarlar ile, avrupa'nın rus ve arap sermayeli yeni hormonlu devleri ile her zaman baş edebilir real madrid. hangi şeyh hangi kulübü satın alırsa alsın, real madrid ya da barcelona'yı elemeden hiç bir şey kazanamaz avrupa'da.

    athletic bilbao ise, malum olduğu üzere baskların milli takımı hüviyetinde ve ispanya'daki etnik yapıyı araştırdığım üniversite çalışmaları sırasında yakınen tanık olduğum üzere, adamlar tam anlamıyla manyak. uzaylı gibiler. tamamen kendi başlarına her şeyin kaynağı olduklarını düşünen, milliyetçilik ötesi bir bağlılık ve özgüven ile her şeyi elde edebileceklerine inançları tam. dil ve kültür bağlılığı o kadar ileri seviyede ki, bu yönleri son zamanlarda dejenere olmaya başlamış türk milletinin bir ferdi olarak imrenmedim değil.

    ayrıca nazist "üstün ırk" anlayışıyla bir tutarsam ağır kaçar ama, sert bir milliyetçilik ile paslaşan "biz kendimize yeteriz, en güzelini yaparız" özgüveni o derece yüksek ki bu bask toplumunun; athletic bilbao takımı bildiğiniz yabancı transfer etmeme politikasını bu özgüvene borçlu. kendimi bildim bileli küme düşmedikleri gibi, hep yukarılara yakın kaldılar, avrupa biletleri aldılar, kupalar kovaladılar. yetiştirdikleri her jenerasyon sürekli belli bir kalite çıtasının üstünde. ve varoluş mücadelesinin sembolü haline getirdikleri için de sürekli sağlam jenerasyonlar çıkarmaya devam edecekler. bir ek bilgi daha sunalım; bask ülkesi yarım saat sonra avrupa birliği için adaylık koyabilse, yarın 14:00 civarında kabul edilir. ekonomileri de gayet güçlü. çok farklı bir kafaları var, çok orijinal adamlar.

    neyse, sözün özü, real madrid ve barcelona'nın avrupa çapındaki kompetanlığının hep baki kalacağı, athletic bilbao'nın asla çökmeyeceği ancak üçüncü bir caydırıcı güç olarak herhangi bir takımın ortaya çıkmasının mümkün görünmediği bu ülkenin, eldeki xavi-iniesta odaklı jenerasyonu yitirince şu anki seviyesinden iki tık aşağı ineceği aşikar.

    edit:imla
  • 19
    alman futbolu klup ekolunu milli takima bayern ve dortmund kadar iyice sindirirse ki hemen hemen sindirmis gozukuyor, milli takim bazinda da bayragi alman futbolu tarafindan elinden alinacaga benziyor. tabi ki zirvede bir ispanyol futbolu vardi ve ne olursa olsun bu ekolu yikmak o kadar kolay degil, ancak klupler bazinda alman futbolu da bu isi yapmaya baslamis gozukuyor.
  • 21
    ilk başta avrupa birliği vatandaşları olan tüm ülkeler (buna türk vatandaşları dahildir) ve avrupa'dan olmayan en fazla 3 yabancı futbolcu ile sözleşme imza atılabiliyor.

    2013 - 2014 futbol sezonu'nda uefa avrupa liginde yarı finalinde sevilla ve valencia, uefa şampiyonlar ligi yarı finalinde atletico ve real madrid'in temsil ettiği ispanya futbolu.. tartışmasız dünya'nin en iyi futbol ülkerinden birtanesi.

    ukdeyi veren immune.
  • 24
    1 yıl sekteye uğrayınca biteceği sanılan ispanyol futbolu, 2000'lerin ortasından itibaren fc barcelona'nın getirdiği rekabet standardıyla birlikte tekrardan avrupa'ya damgasını vurmuştur. ironik kısmı fc barcelona bu damganın dışında kalmıştır. sebebi ise kulüp içi çalkantıların ve yönetim basiretsizliğinin, takımın sürekli cepten yemesine sebebiyet vermesidir. 3 yıldır stoper diye ağlayan takıma thiago silva ve david luiz hamlelerinin yapılmaması, orta saha diye ağlayan takımdan thiago'nun hiç uğruna gönderilmesi, forvet diye ağlayan takımın david villa'yı göndermesi bunların sebebi olmuştur. eğer transfer yasağı gerçekleşirse fc barcelona'nın önümüzdeki yıl da çeyrek finalden öteye gidemeyeceği kesin ancak bu yasağı bir fırsat olarak kullanıp takıma ayar çekmek için kullanabilecek kadar da futbolu bilen adamlar var kulüpte.

    real madrid ise mourinho'nun takımını devralabilecek en doğru kişiye takımı teslim ederek kaliteli kadrodan en iyi performansı elde edebilecek ancelottiyle yoluna devam ediyor. hala ligde ve avrupada şansları var. az da olsa var. bunun en büyük sebebi de şahsi olarak sevmesem de (hani uyuz olursun da mecburen sana saygı duymayı öğretir) ancelotti.

    atletico madrid ise bambaşka bir hikaye ve futbolun underdog'larının sevilmesinin ekmeğini yiyorlar. oynadıkları kompakt futbol gerçekten çok iyi ve buraya gelmeyi fazlasıyla hakettiler. diego'nun pinto'yu avladığı şutu hagi'nin monaco'ya attığı gol etkisi yaptı resmen. tur getirdi. chelsea karşısında çok az şansları var ama çok dikkatli incelenmesi/feyz alınması/ibret alınması gereken iki müthiş maç bizi bekliyor.

    edit: milli takımı unuttuk. diego costa hamlesiyle birlikte dünya kupasının en büyük 3 favorisinden birisidir ve bu hamleyle hem brezilya'ya yaklaşmışlardır hem de brezilya'nın elinden diego costa'yı alarak brezilya'nın kupayı kesin almasının önüne geçmişlerdir. xavi-cesc yerine koke-thiago oynadığı takdirde kupayı kolayca kaldırabilirler. tek eksikleri bir sağ bek gibi. konfederasyon kupasında neymar karşısında kimse barınamamıştı çünkü. hala da biri çıkmadı barınabilecek.