*

  • 80
    galatasaray taraftarıdır. ne eksik ne fazla.

    ama ben gazeteciyim, ben yorumcuyum diyorsa o zaman dursun özbek nefretini ekrana çıkınca bir kenara koyması gerekir. onu yapmıyorsa benden veya kahvedeki hüseyin amcadan ne farkı kalır? ama maalesef aynı uğur karakullukçu gibi konu galatasaray ve dursun özbek'e gelince kin kusmaktan kendini alamaz.

    güzel insandir, iyi galatasaraylıdır eyvallah ama ekranlardan seslendiğinin farkına varması gerekir.
  • 82
    söylediği cümle tamamen doğru olan galatasaray kültürünün içini dolduran başarılı yorumcu. çarıklı milyoner kafasıyla yönetilen bi klup var ortada. mesela store nasıl zarar edebilir biri bana anlatsa keşke. ki bence en çok formayı biz satıyoruz her sene. hersene enaz 20k kombine. ortalama 25-30k taraftar. hersene borç nasıl katlanıyor anlamak güç. bu yüzden ılgaz doğru söylemiş, naif kişiliğine sığmaz ama az bile söylemiş.
  • 84
    2017 model galatasaray için "çarıklı milyoner kafasıyla yönetiliyor" demiş.
    kesinlikle katılmıyorum.
    öncelikle galatasaray spor kulübü yö-ne-til-mi-yor çünkü yönetebilecek insanların elinde değil.
    "çarıklı milyoner" dediğimiz tiplerde bol miktarda nakit vardır ama gusto ve harcama kültürü yoktur.
    kulübümüzde nakit akımı bilinmezlere gebedir, kasada çok az para vardır, bu kısmı uymuyor.
    çarıklı milyoner benzetmesine en önemli benzerlik, spor aklı ve harcama kültürü olmayan iş adamlarının kulübü işgal ettiğidir. bu işgal, nasılsa hesap vermeyecek olduklarını bilmenin rahatlığı sayesinde, hepimiz için rahatsızlık verici hale gelmiştir.

    yine de ülkemizin en donanımlı yorumcularından birini kırmayalım, önermeyi kendimizce toplayalım:

    "galatasaray çarıklı milyoner kafasıyla yönetilmek isteniyor ama borç milyara dayanmış, iflas ettiğinin farkında olmayan çarıklı zihniyet halen kibirli ama aslen çaresiz."
  • 86
    philippe coutinho’nun barcelona’ya 120 artı 40 milyon €’ya tiransferi ile ilgili soru üzerine şöyle diyor ilgaz çınar. “bizim ülkemizde bunlar olmaz. bu yüzyılda bunun görürmüyüz bilmem. barcelona, real madrid maçları asya’da izlensin diye saat 13.00’de oynatılıyorsa bunun nedenleri var. pazarlama vesaire hepsi bu işin içinde.”

    söyledikleri paradigma olarak doğru. ancak ümitsizlik ve negatif enerji açısından yanlış. barcelona ve real madrid’in pazarlama başarısının asıl nedeni sportif başarıdır. diğer bütün futbolcu satışı, ürün satışı gibi kalemler buna bağlı. bu gerçekten yola çıkarsak, sportif başarı elde etmemiz ve bunu sürdürülebilir kılmamız halinde futbolcu ve ürün satışı, sponsor ve reklam gelirleri de artacaktır. hem de hiç tahayyül etmediğimiz kadar. peki sportif başarıyı elde etmek çok mu zor?

    işte olay burada başlıyor. sportif başarı elde etmek o kadar zor değil. çünkü bunu çok daha kısıtlı imkanlarla 2000 yılında galatasaray başardı. yine başarabilir ve bunu sürdürebilir. ilk başarının sürdürülememesinin asıl nedeni, ekonomik bakımdan çok gerilerde olduğumuz zannıydı. bu yanlış inanç nedeniyle tüm takım dağıldı nerdeyse. halbuki üç-dört yıl o takımı sadece bir iki futbolcu satarak muhafaza edilebilseydik bugün belki şampiyonlar ligi’nin konuşuyor olurduk.

    uzun lafın kısası, ben fatih terim ve ekibince inanıyorum. bizi büyük sportif başarılara götürecekler ve arkasından da diğer pazarlamalar gelecek. yeterki inanalım ve çevremizi inandıralım.
  • 87
    sneijder’in gitmesini, igor tudor’un kalmasını savunarak kendisine olan sevgimi büyük ölçüde yitiren sultani mezunu ilgaz çınar yanlış konuşmuyor. sadece ümitsiz konuşuyor. ben de buna itiraz ediyorum. çünkü galatasaray’ın olduğu yerde mutlaka ümit vardır. ayıca;

    tek neden demiyorum, “asıl neden” sportif başarıdır diyorum pazarlama için. ingilizlerin yaptığını yapamayız. çünkü ingilizler pl’nin yarattığı iklimle yapıyor onları. bizim ilgimizin iklimi ise değil yurtdışında ülke içinde bile negatif. bunu da değiştirmemiz gerekir ama şu tff, mhk, spor basını ve hakemler bir akıllansa da adil olabilseler işimiz daha kolaylaşacak.
  • 89
    aspor'daki son sayfa programını kendisi için izlediğim değerli yorumcu. her ne kadar bir çok görüşüne katılmasamda uğur karakullukçu ve program sunucusu mustafa göksu ile beraber yayınlar çok keyifli geçiyordu.

    yalnız bir kaç haftadır artık 2 galatasaraylı olmaması için mi nasıl bir yayın stratejisi benimsedi ise a spor değerli ılgaz abimizin yanına hayri beşer isimli futbol bilgisi inanılmaz derecede kıt bir beyefendiyi getirdi. bu beyefendi sayesinde ılgaz çınar'ın görüşlerini ve bilgisini yeterli derecede ifade edemediği net olarak görülüyor. program eski enerjisini ve kalitesini yitirdi hatta bu beyefendinin dümdüz yorumları ve donukluğu sayesinde programı izleyemez oldum.

    kendisini çok seviyor, yayın hayatında başarılar diliyor ve program sırasında karşılaştığı futbol bilgisi sahra çölü seviyesindeki yorumcular karşısında sabırlar diliyorum. kesinlikle ekranlarda daha çok görülmeyi hak ediyor.
  • 96
    aziz yıldırım sadece tek bir oyla fenerbahçe başkanı seçilmişti.
    işte kendisinin ve mustafa cengiz'e oy atan diğer 1702 gerçek galatasaraylının oyu o bir oy kadar değerlidir. galatasaray'la fenerbahçe arasındaki farktır.
    ılgaz çınar'a ve geri kalan 1702 kişiye ayrı ayrı teşekkür ederim. galatasaray kongresinin iradesini özgürleştirdikleri için. öğrenilmiş çaresizliği sona erdirdikleri için. çok kıymetliler...
  • 100
    edit: sağ olsun kendisi anında bana ulaştı ve bahsettiğim durumun farkında olmadığını, eleştirimi dikkate alacağını söyledi. hiçbir zorunluluğu olmadığı halde bana ulaşması kendisinin tevazu kousunda ne kadar aşmış olduğunu gösterir sanırım.

    demin bir arkadaşımız tarafından paylaşılan telefon şakası içerikli videosunu izledim. (bkz: #2351944) dik duruşunu takdir ettim. ben de kendisinin üslubunu ve futbol bilgisini beğenenlerdenim.

    tıpkı uğur karakullukçu gibi buraları okuyup hakkında yapılan olumlu-olumsuz her eleştiriyi takip ettiğini düşünüyorum. kendisini geliştirmek isteyen herkes için eleştiri nimettir. o sebeple olaya farklı bir perspektiften bakıp kendisine değişik bir konuda eleştiri getireceğim. haddime değilse şimdiden kusuruma bakmasın.

    dilimize fransızca'dan geçmiş ve sıfat yapan bir ek olan -sel, -sal ekini her durumda kullanmamasını rica ediyorum. mesela 'evsel atık' doğru bir tabir değildir. doğrusu ev atıklarıdır. ya da dilimizde 'tarihsel bakış açısı' diye bir tamlama yoktur. doğrusu tarihi bakış açısıdır. evet burada kullanılan -i eki de türkçe değildir. arapça'dır fakat 1000 yıldır kullanıldığı için artık tamamen türkçeleşmiştir. sırf öztürkçe olmadığı gerekçesiyle(!) 1000 yıl kullana kullana türkçeleştirdiğimiz arapça kelime ve ekleri dilimizden atıp öztürkçe kandırmacası altında avrupai ekleri ve kelimeleri dilimize almayı doğru bulmuyorum. bir kelimeyi, bir eki dilden atmak demek, bin yıllardır ona bağlı olarak oluşmuş bir sürü sözü, vecizeyi, deyimi ve tabiri de silip atmak demektir, neyse o bambaşka bir konu.

    beni ve türkçemiz konusunda duyarlı bir çok izleyiciyi rahatsız eden bu fransızca ek, istisnai olarak artık tamamen dilimize geçmiş ve kanıksanmış hallerde kullanılsa daha doğru olur. mesela siyasal kelimesi artık kanıksanmıştır ve kullanılmasında bir sakınca yoktur. diğer hallerde türkçemizde bunun yerine kullanılabilecek bir sürü sıfat yapan ek var. kendisinden ricam, bu ucubeyi gerekli gereksiz kullanmasın, mükemmel hitabetine bir miktar daha türkçe dil bilgisi eklesin. benle irtibata geçmek isterse kendisine önerebileceğim çok güzel kitaplar var. çünkü belli ki kendisini geliştirmeye açık biri kendisi.

    her neyse, biraz uzun oldu, okuyanlar kusuruma bakmasın. belki siz fark etmemişsinizdir ama o buraları okuyorsa ne demek istediğimi anlayacak.

    hitabetini ve futbol bilgisini beğendiğim ve izlerken daima kendisinden pozitif enerji aldığım spor yorumcusu.
App Store'dan indirin Google Play'den alın