• 2
    bu aralar yazmaktan çok okuyorum sözlüğü. beni rahatsız eden birçok görüş var, ancak adı üstünde onların hepsi birer görüş. yani kişiden kişiye değişkenlik gösteren şeyler. ancak bazı bilgiyle karışık yorumlar var ki, gerçekten evlere şenlik. yazarlarımız, kendi görüşlerini aslında genel geçer bir bilgiymiş gibi göstermeye çalışıyorlar, ancak birazcık bu işlerden anlayan insanların gözüne çarpar bu safsatalar. şimdi buradaki duruma bir bakalım.

    bakın bu yazarımız ne buyurmuş :

    harry kewell'ı sevmeyenler ile ilgili :

    ' bülent korkmaz mesela. gerçi kendisi yıldız oyuncuları külliyen sevmez. lincolnü harcamıştı, kewell sakatlık olduğu için mecburen oyuna alınıp bordoya o golü atmasa onu da harcayacaktı. zaten o gole kadar bülent kewellı hiç 11e falan da almamıştı. yani vardır böyle yabancı futbolcu sevmeyen yıldız futbolcu sevmeyen insanlar. kendilerine bol barışlı günler diliyorum. '
    (bkz: #595245)

    ***
    şimdi bu entry'de bir iddaa var. iddaaya göre, bülent korkmaz, harry kewell'ı hiç tutmamış, bordeaux'a karşı alınan 4-3'lük galibiyete kadar da ilk onbir'de oynatmamış. şimdi hadi gelin, bu iddaanın gerçekliğini araştıralım :

    * bülent korkmaz, galatasaray'a 24 şubat 2009 tarihinde teknik direktör oldu. ve kulüpteki ilk resmi karşılaşması 26 şubat 2009 galatasaray bordeaux maçı oldu. yani imza attıktan sadece 2 gün sonra takımın başında hoca olarak sahaya çıktı. yani bu ne demek ?

    bu yazarın entrysindeki iddaaya göre, bülent korkmaz, harry kewell'ı üstte adı geçen maçta, 44. dakikada attığı muhteşem golden sonra oynatmaya başlamış, o gole kadar doğru dürüst oynatmamıştı. peki size sorarım, kewell'ın attığı süper golün atıldığı maç bülent'in ilk maçıysa, takımın hocası olmadan kewell'ı nasıl ilk 11'e alabilirdi ?

    yapmayın renkdaşları, bu ortamda kendinizi millete güldürmeyin. o maç, bülent'in ilk maçıydı ve daha önceden kewell'ı ilk 11'de oynatma gibi bir durumu olamazdı..

    geçenlerde benzer bir durum hagi ile ilgili zncn nickli arkadaşla da olmştu. tekrarlıyorum, burası galatasaray sözlük, burda her soluğunda galatasaray'ı yaşayan insanlar var. bir iddaada bulunurken, biraz daha dikkatli olalım lütfen..
  • 9
    bugün armanın üzerinde olduğu formayı terleten kaptana küfreder, yarın kalkar galatasaray'a küfreder.
    sen arda'yı beğenmezsin, arda formanın rengini beğenmez, olabilir. ama sen ulu orta sallarsın, arda gizli kalacağını düşündüğü yerde. ayrıca arda'nın galatasaray formasına küfrettiğini hangi kafayla söylüyor bilmiyorum. ya gördüklerini, duyduklarını algılayamıyor ya da arda nefreti bunları söyletiyor. ne farkeder ki zaten.
  • 10
    her konuda arda'ya giydiren yazardır. bir entryde de arda, dos santos'un tırnağı etmez demişti. bu kendi görüşüdür birşey diyemem ama her konuyu arda'ya bağlayıp eleştiriyorsa, otursun ne tür bir hezeyanda olduğunu kendi bulsun. biraz bunlardan sıyrılıp arda'nın formaya değil rengini küfür ettiğini anlar da nerde tabi.
  • 15
    (bkz: #653956)

    sapla samanı ayıramayan yazardır.

    evet barcelona'nın herhangi bir futbolcusu pembe forma için bir şey söylemez çünkü onun sikinde değildir formanın ne renk olduğu. arda'nın "her sene adamlara malzeme veriyoruz" sözünün bir karşılığı yoktur ispanyada. ayrıca her boku barcelona ile karşılaştırmakla ardaya çemkirmeyi mazur gösterebilecekse etrafına bakarak buranın türkiye olduğunu anlaması gerekiyor. anladığım kadarı ile ardaya giydirmeye de meraklıymış.

    yeter!!! gerçekten yeter.
  • 16
    an itibariyle arda kendisine selamlar yollamaktadır.
    (bkz: 18 nisan 2011 manisaspor galatasaray maçı)

    ama bu arkadaş yarın yine kaldığı yerden devam eder, arda şöyle kötü, arda böyle iğrenç, arda gitsin, arda adam değil, arda kaptan değil vb. diye...

    neden biliyor musunuz arkadaşlar?
    böyle adamlara laf anlatılmaz. anlamazlar. kıymet bilmezler, saygı duymazlar.

    bu adam arda'yı galatasaray'ın kaptanı olarak görse, bir defa en başta saygı duyar ve yazdıklarından utanır. arda'yı sevmesi gerekmiyor ama bu tip saygısız cümleler kurmaz onun için.
    ama kendisi muhtemelen arda'yı galatasaray'ın kölesi olarak görüyor. kimbilir nerede ama bir yerde, bir noktada takmış işte arda'ya...

    bildiğin yolda git arkadaş sen. sen galatasaray'a pembe renk, mor renk forma yapılmasına sahip çık, parçalı giymek isteyen kaptanına sırtını dön. sen doğru yoldasın, bravo.
  • 17
    öncelikle malesef kendi başlığımın altına yazmak zorunda kaldım çünkü #653956 no'lu entrym niteliksiz entry sebebiyle silindi. ben bu niteliksiz entryde barcelonadan liverpoola pek çok dünya devinin pembe formalar, turuncu formalar, mor formalar giydiğini ve bu renklerin kendi renkleri olmadığını bunun pazarlama ile ilgili olduğunu yazdım. barcelona ile ilgili örnek verirken de xavi çıkıp da bizim forma o... rengi der mi diyebilir mi diye sordum.

    sizler malesef galatasarayı kişiler ile özdeşleştiriyorsunuz. arda ile ilgili öyle saçma sapan entryler giriliyor ki, galatasarayın varlığının üç beş kişi ile alakası olmadığını bilen renktaşlarım ve ben bazen de abartarak düşüncelerimizi yazıyoruz. çünkü 99 kişinin aynı şeyi konuştuğu yerde 100. kişi sesini ancak bağırarak duyurabilir.

    arda turan başlığına bakıyorum. ardasız bu gemi batardı diyenler mi ararsın? ayıp ettiniz küstürdünüz, oynamaz tabi diyenler mi? galatasaray = arda diyenler mi? arkadaşlar sizler malesef nasıl bir camianın parçası olduğunuzun, nasıl bir takımın taraftarı olduğunuzun farkında değilsiniz. benzer şeyler başka konularda da görülebilir. maç kaybedince hemen hakem demeye başlıyoruz. başlıyoruz diyorum çünkü ben de bazen tutamıyorum kendimi. ama bu takımın hakemleri de üstüne koyup kadıköyde fenere 4 tane attığını da bilirim. arda arda deniyor, hiç mi hagiyi prekaziyi seyretmediniz. var yok herşeyini ortaya koyup, bir o kadar da mütevazi olan, galatasarayın pek çok şeyi olup ben galatasarayım havalarına girmeyen futbolcuları hiç mi izlemediniz?

    bizler galatasaray taraftarıyız ve ardanın bize borcu var. o daha 17-18 yaşındayken arda diye bağırmaya başladık. 21-22 yalında kaptan yapıldı alkışladık. kız arkadaşına sinema kapamasını eleştirdiler arka çıktık. o ne yaptı peki. bizim için ne yaptı. iki tane mal değneği tribünde sinema tezahüratı yaptı diye çağrıldığı tribüne gelmedi. lincoln maça kaptan çıktı diye, abuk subuk demeçler verdi. galatasaray formasına küfür etti. ister pembe olsun, ister bok rengi, isterse eflatun galatasaray formasına galatasarayın kaptanı o... rengi bilmem ne diyemez. bize dilenci diyenlerden, bize küfür edenlerden, bizi fişleyenlerden özür diledi. bu sene galatasaraya ne verdi arda? milli maçtan milli maça oynadı galatsaray maçlarını tribünden seyretti. ben mi dedim aman arda sakat sakat oyna belçika maçında 4 ay tribüne çık diye? tabi dün 2 gol atınca herşey güllük gülistanlık oldu sizin için. şampiyonluk potasına girdik değil mi?

    arda galatasarayın maaşlı futbolcusudur. güzel de para kazanıyor helali hoş olsun. ama ben galatasaray taraftarıyım. ben bu takımın sahibiyim. arda ise özel hayatında galatasaray taraftarı olarak aynı şeyleri söyleyebilir ama sırtına o formayı giydiğinde, taraftara küsüp oynamamak, milli takım için kendisini sakatlayıp 4 ay maça çıkamamak, formaya küfür etmek, onun kaptanlığını, bunun bilmem nesini beğenmemek, idmanda takım arkadaşının suratını dağıtmak, yönetimin yasağına rağmen gece gezmelerine çıkmak, bana küfür edenlerden bu camianın kaptanı olarak gidip özür dilemek gibi lüksleri olmaz olamaz.

    ardayı ben galatasarayım kompleksine sokan da sizlersiniz. yaptığı herşeyi hoşgören sizler ardayı bitirdiniz. bir de onun şımarıklıkları için sürekli kelle alan adnan polat. gerçekten tesadüf mü? skibbe lincolnü oynatır, arda lincolnü sevmez, taraftara gönül koyar tribünler lincoln diyor bize bağırmıyor diye. skibbe gider, bülent gelir ardayı parlatır lincoln forma bulamaz olur. feldkampdan yerli futbolcular hazzetmezler. iki kötü sonuç feldkamp gider. takım cevat güler ile altıda altı yapar şampiyon olur. rijkaard alınır elano gelir, keita gelir, taraftar heyecanlanır, elano pas alamaz, keita sudan sebepler ile sezon sonu gider, dos santos gibi yetenek gelir, ardaya benzetilir futbolu pas alamaz. haldun üstünel ardaya sen kaptansın gel bu hafta maçtan önce tesislerde kal örnek ol der, ardadan posta yer, elanoya niye pas atmıyorsun der, cevap olarak ben sadece rijkaarda hesap veririm der arda galatasaray spor kulübü ikinci başkanına. sezon biter önce haldun sonra da onun getirdiği yıldızlar birer birer koparılırlar takımdan. sonra ankaragücü maçı satılır rijkaard gider, bu iş de böyle devam eder. adnan polat cevat gülerle altıda altı yapıldığı gün bu adamları kovmadığı, kovamadığı için, bu adamların elinde kukla olmuş kimin kellesini isterlerse alıyor. arda da bu adamlardan birisidir.

    kusura bakmayın benim galatasaraylılığımda sadece yetenekli, sempatik, iyi galatasaraylı diye, bir futbolcunun galatasaraya, galatasaray kaptanına, spora, sportmenliğe sığmayan davranışlarına göz yummak yok. herşeyden önce galatasaray duruşu var benim için. bu duruş yoksa bir adamda ben de o formayı o adamın sırtında görmek istemem. o formayı haketmek lazım. arda bu durumlara kendisi düştü, bu durumdan da artık sadece futbolu ile konuşularak ve yeteneklerine yakışır top oynayıp, galatasaray taraftarına borcunu ödeyerek kurtulabilir. ben böyle bir ihtimalin kaldığını düşünmediğim için bir an önce bu takımdan defedilmesi gerektiğini düşünüyorum, çünkü sadece zarar veriyor.

    özel hayatına laf etmek elbette bana düşmez. ama galatasaray kaptanını magazin sayfalarından takip etmek, emre gibi herifini dizinin dibinde seyretmek ya da emniyet müdürü ziyaretlerinde bulunduğunu okumak da hiç hoşuma gitmiyor. niteliksiz entryme gelince aynı laflar ile bitireceğim. layık olduğu yer karşı sahildir ardanın, avrupaya gider sporcu olamadığı için aynen geri gelir ve akıl hocası emre ile beraber top koştururlar. çok da güzel olur.
  • 19
    insanları eleştirirken yaşına da giren zat. karavana sallamamış olsaydı keşke. böylece söz konusu entry'si de başarısız bir girişim olarak kalmazdı. bu entry üzerine başlar yok zekâ yaşı, yok kıl, yok tüy... papağanların kelime haznesinin günden güne geliştiğini düşünüyorum. evrim teorisi tabii ki. başka türlü nasıl açıklanır?