*

  • 51
    yaşı sebebiyle tarihsel bazda kıyaslamalar vb durumlarda eksik kaldığını düşünüyorum ama bu kendisinin suçu değil sonuçta. ben 35 yaşındayım bende de 96-2000 arasında avrupa maçları dışında eksiklik var. ne kadar maç özetleri sayısızca izlesem de o anki duyguları ambiyansı kulüp içi dışı sorunları özümseyemem. kendisi de bu eksikliği güncel futbolu çok iyi takip ederek ve bunları seyirciye aktararak kapatabilir. birkaç sezon sonra daha oturaklı yorumlar yapacağını düşünüyorum. yolu açık olsun. bizim taraftar takım iyi olunca saracak bir şey bulamadı sanırım.
  • 52
    herkesin her şeyi bildiği bu oyunda işi zor olan yorumcu. oyunun içine dair yorumlarını takip ediyorum. maç başı yayınları ve futbolcu analizleri genelde beni tatmin edecek kadar doğru çıkıyor. yanlışları ya da görüş ayrılığında olduğumuz noktalar yok mu, tabi ki var. fakat bu insanlar da falcılık yapmıyor, bir analiz yapıyor ve kendi kriterlerine göre değerlendiriyor. birkaç tane hatasını ya da subjektif yorumunu bulup onları sakız gibi uzatmanın bir alemi yok. burada günlerce frankowski övüldü, barış'a ilk iki senesinde sövüldü. bunların yanlış olduğunu zaman gösterdi, tıpkı cuesta istenmediğinde haklı olunduğu gibi. biraz rahat olmak lazım.
  • 53
    sözlükteki türklerde olan zayıfın yanında olma refleksini görüyoruz yine. birine eleştiri yapmak ne zamandan beri linç oldu anlamıyorum, kimse levent tüzemen falan övmüyor burada. ancak seviyeyi sinan yılmaz, ılgaz çınar, bülent kalafat olarak belirleyince hha gibiler seviye olarak diplerde oluyor. üstüne ses tonu doğuştan gelse de her an boğulacakmış gibi, diksiyonu ve nefes kontrolü kötü. yorumları iyi olduğu evrende bile konuşmasını dinlemesi çok zor.

    ayrıca "kolaysa siz yapın" minvalinde yorumlar da görüyorum. sizin mantığınızla siyasetçi olmayan kimse de siyasetçi eleştirmesin, ya da kimse siyaset bilimcilerin saçma yorumlarını da eleştirmesin. çok düz bakıyorsunuz olaya, illa medyada bulunmaksa konu tamamen saha içinde kalarak yıllar önce dijitalde döneme göre iyi izlenecek şekilde yayıncılık da yapıp mesleki sebeplerden bitirmişliğim de oldu. ki tekrar diyorum birini eleştirmek için o işi yapıyor olmak gerekmiyor. biri yetersizse yetersizdir, aynı yayın arkadaşı kerem övet gibi. nokta.
  • 54
    yaşı, hangi dönemi hatırladığı hatırlamadığı önemli değil. yorumcu olmanın ön şartı levent tüzemen olmak değil. levent tüzemen yürüyen arşiv gibi takılıyor da ne oluyor? günün sonunda futboldan anladığı şeyi gol atanın iyi, atmayanın işe yaramaz topçu olduğu.

    gelgelelim dün akşam eski açık canlı yayınında bence çok talihsiz bir “sallai vs boey” kıyası yaptı. kısaca “sallai’den, boey’den aldığının bir eksiğini alırsın. çok fark yok arada. bir model düşüğü aynı profilin.” dedi. yani saha içini konuşan bir yorumcu olarak bu yorumunu “talihsiz” olarak değerlendirmek istiyorum. neyse ki henüz çok popüler değil yoksa sezon içinde bol bol anılacak bir sekans olurdu. özellikle sallai’nin sağ bek oynadığı herhangi bir şampiyonlar ligi maçı sonrası…
  • 56
    yorumları fazla tekdüze olan yorumcu. maç sonu eski açık yayınını izlerken katlanamayıp yayını kapattım. ikinci yarı dayak yedik diyip diyip duruyor. fiziksel olarak geri düştüğümüzü söylüyor ama rakamlar öyle demiyor. ilk yarı ikili mücadele yüzdeleri %56-44 aleyhimizeyken 2. yarı 47-53 lehimize ve rakipten 6 fazla ikili mücadele kazanmışız. hadi kondisyonumuz yetmedi çıkamadık, yerleşemedik ve pas balansını tutturamadık dersin bunun karşılığı olur ancak kahvehane yorumcuları gibi dayak yedik diyip maçın değişimini yorumlamak çok sığ bir bakış açısı. fiziksel düşüşün sebebi dayak yiyişimiz değil, her maç aynı oyuncular oynadığından ciğerlerin belli noktadan sonra yetmemesi. bu durum mentale de yansıyınca iyice oyundan düşüyoruz.

    ayrıca 2. yarı çıkamazken neden uzun vurmadık diyor, bir yerde haklı ancak ilk yarı daha çok uzun vurduğumuzu söylüyor. üşenmeden bu verilere de baktım, ilk yarı daha çok uzun falan vurmamışız. ezbere yorum. ilk yarı 23 kez 2. yarı 35 kez uzun denemişiz. son bölümdeki duran toplardan uzun vurulanları çıkarsak bile arada epey fark var. ilk yarıda uzun vurmaktan ziyade, daha derli toplu oynayan galatasaray takımı vardı. aradaki şu bariz farkları maçı izleyip yanlış yorumlamak, hele maçın hemen akabinde sıcağı sıcağına yanlış yorumlamak acayip yetenek olsa gerek.

    (bkz: 9 aralık 2025 monaco galatasaray maçı)
  • 58
    oğuz aydın'ın bize transferi konuşulduğunda sürekli alınması gerektiğini ve barış alper'den daha potansiyelli olduğunu söylüyordu. ilginç bir şekilde hemen hemen her yayınında bundan bahsediyordu. geldiğimiz noktada oğuz'un hiç de bahsettiği gibi bir oyuncu olmadığını görüyoruz. bize gelseydi gelişimi daha iyi olur muydu bilemem, ama barış ve yunus'u kesemezdi. oğuz'un transferi homegrown statüsü için mantıklıydı ama bu arkadaş oğuz'u çok abarttı.
  • 59
    genç ve tecrübesiz yorumcu ama ileride daha iyi yerlere gelecektir.

    oğuz aydın'ın bize transfer olmasını istemek için alimoğlu olmak gerekmiyordu. o vakitler zaten sözlüğün de büyük çoğunluğu oğuz'u istiyordu.

    yabancı kontenjanı olan ve yerli futbolcu yetişmeyen kıytırık ligimizde istatistik yapan her topçuyu denemen gerekiyor. biz maalesef gittik o parayı 6 ay sonra ahmed kutucu'ya verdik ama oğuz bizde çok farklı yerlere gelebilirdi.
  • 60
    oğuz aydın'ın kerem ve barış'tan daha potansiyelli olduğu analiziyle gönüllere taht kurmuştu.

    fakat bunu iddia ederkenki argümanları ''her şeyden biraz biraz olması'' gibi beyinde pıhtı attıracak cinsten olduğu için, evet baya baya kerem ve barış'a göre sivrilen hiç bir özelliği olmayıp hepsinden azar azar var diye 24 yaşındaki bir oyuncuyu ''geliştirirse'' adı altında daha potansiyelli buldu ve anladık ki sorunu aslında analizde değil, direkt potansiyel kelimesinin ne anlama geldiğini bilmeyişiymiş ahah.

    zira potansiyel analizi ''geliştirirse'' diye değil, ''geliştirme ihtimali'' üzerine biçilir. misal oğuz aydın'ın hiçbir zaman iyi bir dribber olmayacağını çoluk çocuk, yaşlı genç, ölü diri herkes biliyorken ''geliştirirse'' diyip barış'tan daha iyi oyuncu olabileceğine dair de analiz kasmazsın yani ahah.

    peki teknik? - geliştirirse.
    patlayıcılık?? -onu da geliştirirse..
    mental? -onu zaten geliştirmeli.
    fizik? -gelişt..
  • 61
    oğuz aydın, barış alper’den daha potansiyelli olmayabilir ama o günkü şartları düşündüğümüzde alınmasını istemesini oldukça haklı buluyorum.

    oğuz aydın’ın yerli olması, skorer bir kanat olması ve yaşının göreceli genç olması çok büyük etken bence. ayrıca altyapı eğitimini de yurtdışından aldı. fundamental özelliklerinin iyi olduğunu düşünüyorum.

    fenerbahçe’de sivrilememesi oldukça doğal. kadroları sürekli değişiyor ve gereksiz derecede şişkin durumda. sürekli teknik adam ve sistem değiştiriyorlar. bu şartlarda bir futbolcunun, özellikle potansiyel sahibi bir futbolcunun parlaması çok zor. arda güler gibi süper yetenekli bi topçu değilsen gayet zor.

    diğer yandan, 4 senedir yönetim, teknik adam ve kadro istikrarına sahip bir takım var. potansiyelli bir futbolcunun en aradığı takım tipi.

    fenerbahçe’yi son 10 yılın manu’suna benzetiyorum. genel bir başarısızlık, günlük veya anlık başarılar, gelip giden bir ton topçu, teknik adam ve ödenen gereksiz paralar. tıpatıp aynı manuyla. manu’dan ayrılan topçuların yeniden parlamasına şaşırmamak lazım. iddia ediyorum, oğuz aydın bizde olsa şu an övmelere doyamazdık. her sezon double double yapan kerem aktürkoğlu’nun fenerbahçe’de yaptıkları ortada. çok da aceleci olmamak lazım yargılarımızda.

    özet olarak hha pek de haksız değil söylemlerinde.
App Store'dan indirin Google Play'den alın