• 4501
    --- alıntı ---

    eylül 2007’de kapısından içeri adım attığı galatasaray’da kısa sürede kalplere girmeyi başaran, yaşantısının neredeyse üçte birini kutsal parçalı formamıza adayan, futbol takımımızda kaptanlık onuruna erişen, savunmanın her bölgesinde sorgusuz sualsiz elinden gelenin en iyisini veren, takımımızın kazandığı 5 süper lig, 3 türkiye kupası ve 5 tff süper kupa’da kilit roller üstlenen hakan balta’ya; bizlere yaşattıkları için teşekkür eder, bundan sonraki hayatında başarılar dileriz.

    galatasaray spor kulübü

    --- alıntı ---

    https://www.galatasaray.org/...er-hakan-balta/40135
  • 4503
    sessiz sedasız gelip, sessiz sedasız gidenlerden. galatasaray gibi bir kulüpte bu kadar uzun yıl oynayıpta futbol dışı hemen hemen hiçbir olayı olmayan ender ve kıymetli futbolculardan biridir bana göre. hiçbir zaman takım içinde sivrilmedi, hiçbir terbiyesiz olayı olmadı saha içinde, maçlar sırasında. bilakis rakip takım taraftarlarının da saygı duyduğu bir oyuncu oldu hep. insanlığı, karakteri, kişiliğiyle ergün penbe'yi anımsatmaktadır bana. galatasaray'a kattıkları ve verdiği emekler için çok teşekkür ederim. inşallah hayatının bundan sonraki kısmı da kendisi için güzel geçer.
  • 4505
    her zaman güzel anacağım. fenerbahçe'ye attığı gol, gaziantep'e attığı gol aklımdan bir an olsun çıkmıyor. her şeyden öte hiçbir zaman futbolunun dışında bir şeyle gündeme gelmedi. sol bekten stopere evrildi hiç sesini çıkarmadı. çıktı paşalar gibi oynadı. nerde görev verilse hepsini layıkıyla yapmaya çalıştı. ama malesef kulübümüzün bu tip insanlara karşı biraz vefasız olduğunu düşünüyorum. tek kalemde silip atılıyor. sabri sarıoğlu'na tesislerde yemek verilmemişti. daha vefalı davranıp bu karakterleri küstürmemeliyiz.
  • 4509
    kariyerini uzun yıllar sol bek olarak sürdürüp 30'lu yaşlardan sonra stoper olmayı öğrenen futbolcu.

    elbette önceden de bu mevki hakkında bilgisi vardır ama işi pratiğe döktüğünde yaptığı iş gerçekten çok başarılıydı.

    türk futbolcular yaşlarına ve fiziki durumlarına göre mevki değiştirmeyi pek beceremezler. örneğin selçuk inan temposunu kaybettikten sonra yokları oynadı. daha önde oynamaya alışıp tekniği ile öne çıkabilirdi, beceremedi.
  • 4510
    duruşu, takım içindeki liderliği, soğukkanlılığı ile taraftarin sempatisini kazanmış bir isimdir hakan balta. teknik adamlık kariyerine yavaş yavaş gerekli eğitimleri alıp galatasaray altyapısında göreve gelmelidir. böyle duruşu olan isimlerin kulüplerin de görev almaları hoşuma gidiyor. ümit, hasan, necati, emre aşık, ümit karan, ayhan, suat, okan, ergün, kaptan bülent ve niceleri bu camiadan çıkmış isimler yolları açık olsun inşallah avrupa'da da görelim isimlerini.
  • 4511
    galatasaray formasıyla 14 farklı teknik direktör görmüş eski futbolcumuz. 2007-2008 sezonunda galatasaray'a transfer olup, futbolu bırakana kadar karl heinz feldkamp, cevat güler, michael skibbe, bülent korkmaz, frank rijkaard, gheorghe hagi, bülent ünder, fatih terim, roberto mancini, cesare prandelli, hamza hamzaoğlu, mustafa denizli, jan olde riekerink ve igor tudor'la çalışma fırsatı buldu. tudor hariç hiçbiri hakan'ı kesmedi, yedek veya as olarak bir şekilde rotasyonun içine dahil etti, farklı mevkilerde kendisine rol verdi.

    karl heinz feldkamp
    sol bek / sol açık

    galatasaray'daki ilk hocası olan feldkamp, hakan'ı genel olarak sol bek olarak görevlendirmiş olsa da bazı maçlarda volkan yaman'ın önünde sol açıkta da şans vermişti. bu maçlar arasında bir beşiktaş, bir de fenerbahçe derbisi var. hatta beşiktaş maçında bir de gol atmıştı.

    michael skibbe
    sol bek / sol açık / ön libero / sağ açık

    feldkamp gitti, başka bir alman skibbe geldi. sami yen'de oynanan bir bellinzona maçında hakan balta'yı önce sol açık, sonra sağ açık ve ön libero olarak oynattı. bunun haricinde, hakan balta'yı hep sol bek olarak görevlendirdi.

    bülent korkmaz
    sol bek / stoper

    skibbe'nin yerine gelen bülent korkmaz; meşhur hamburg maçında savunma hattını serkan kurtuluş, hakan balta, harry kewell ve volkan yaman'yla kurdu. hakan balta, bu kabus gibi hat içerisinde sağ stoper olarak maçı tamamladı. bülent korkmaz döneminde de genellikle sol bek olmak üzere, zaman zaman stoperde de forma giydi.

    frank rijkaard
    stoper / sol bek

    kendi evladımız bülent korkmaz'ın yerine bir futbol efsanesi olarak gösterilen rijkaard geldi. o da hakan balta'dan vazgeçmedi ve hakan'ı genelde sol stoper ve bazen de sol bek olarak oynattı.

    gheorghe hagi
    sol bek / ön libero / merkez orta saha

    rijkaard sonrası; deli gibi sevdiğimiz, canımız ciğerimiz hagi göreve geldi. hakan'ı aldı zaman zaman ön liberoya, zaman zaman hucuma yönelik orta saha mevkisine koydu. hatta hakan; bir konyaspor maçında, bir daha nerdedir, ne yapıyordur asla duymadığım ve duymayacağım anıl dilaver isimli futbolcumuzun golünde enfes bir pas çıkarmıştı.

    fatih terim
    sol bek

    hagi'nin galatasaray'daki ikinci teknik direktörlük macerası gibi, hakan balta'nın orta saha macerası da uzun sürmedi. fatih terim göreve geldi ve hakan balta'yı sol beke tekrar çekti.

    roberto mancini
    stoper / sol bek

    yaşanan kriz sonrası fatih terim'le yollar ayrılınca yerine mancini getirildi. italyan teknik direktör, hakan'a "sen benim stoperimsin" dedi. o dakikadan sonra hakan balta uzunca bir süre sol stoper olarak devam etti. birkaç kez sol bek, hatta 3-5-2'deki beşli orta sahanın en solunda, kanatta oynadığını da ekleyelim.

    cesare prandelli
    stoper

    görev aldığı dönemde hakan balta'yı hep stoperde oynattı.

    hamza hamzaoğlu
    stoper / ön libero

    alex telles ve olcan adın olunca hakan balta'ya sol bekte iş düşmedi. stoper olarak başarılı maçlar çıkardı, lakin güzeli çirkin yapmakta üstüne olmayan hamza hoca, tuttu en önemli şampiyonlar ligi maçında, atletico madrid karşısına ön liberoda hakan'la çıktı. olmadı tabi...

    mustafa denizli
    sol bek / stoper

    hamza hamzaoğlu'nun yerine gelen mustafa denizli fazla maceraya girmedi. genelde sol bek ve sol stoper olarak oynattı. kendisi genel anlamda hakan balta'yı en beğenen spor adamlarındandır, buraya ekleyelim.

    jan olde riekerink
    stoper / sol bek

    riekerink bey de kendisini stoper ağırlıklı olmak üzere oynatmaya devam etti. zaman zaman sol bek de oynadı.

    igor tudor
    tribün

    "sana ihtiyacım yok" deyip tribüne gönderdi. hemen hemen hiç oynatmadı.

    fatih terim
    kulübe

    artık, futbol hayatının sonuna gelmiş hakan balta'yı bir iki maç sol bek ve stoper olarak oynattı.
  • 4515
    hakkında son yazılanlara baktığımda da hep üstünden ikileme düşülecek bir isim olduğunu düşünüyorum aynı futbolculuğunda ki gibi.

    adamın dediği oğlumu sami yen'de hayal ediyorum iki farklı bakış açısından da düşündüğümde beni ikileme sürüklüyor. çocuk bayern'e gitmiş artık senin baba olarak hayalin oğlanı allianz'da, nou camp'ta falan hayal etmek olmalı ancak sami yen'de hayal ettiği için de eleştirmek duygusal açıdan yine olmuyor. benim için sami yen'de boş tribünlere karşı tek bir kez topa vurabilmek dahi en büyük hayallerden biri.

    sonuçta adamı iki bakış açısıyla da olumlu veya evet olarak değerlendirebilirim bu sebeple bu iki paylaşımı da beğendim.

    (bkz: hakan balta/@kalliali)
    (bkz: hakan balta/@son on direk bukucu)

    dediğim gibi hakan balta benim hayatımda hep ikilem yaratan bir adam, topçuykende oynasın mı oynamasın mı yada oynarsa sol bek mi, sol stoper mi oynasın? şimdiki düşüncem gibi bu sorularda da iki cevapta hep evet oldu benim için, tam da şimdiki durumda olduğu gibi. bu adamı hiç bir türlü net konumlandırmıyorum bu hayatta (bkz: swh)
  • 4518
    socrates dergi aralık 2019 sayısında röportajı yayınlanmış eski futbolcumuz.

    kısa bir röportaj olmasına rağmen atahan altınordu güzel sorularıyla 11 sene içindeki kırılım noktalarından tek tek geçmiş. böylece galatasaray'ın da geçmiş 11 sezonundaki olaylarını kısaca özetlemiş. derginin o sayısındaki konsepti de 2010'lar.

    bu kadar zaman takımın içinde bulunup da, herhangi bir kötü olaya karışmadan, çok tepki görmeden bitirmek hakan'ın kişiliğine dair çok şey söylüyor. röportajın satır aralarında hakan'ın cevaplarında hakan'ın ne kadar mütevazı olduğunu, kendini bildiğini ve kariyerini de realist şekilde nasıl ilerlettiğini görebiliyoruz. örneğin; kariyerine forvet arkası başlayıp roberto mancini ile sol stopper mevkisine evrilişini ve bunun kendi kariyeri için mantıklı bir karar olduğunu anlatıyor. oğlu çağrı'nın münih transferini ve ailesiyle nasıl karar verdiğini de anlatıyor. hatta gelecek planlarından ve teknik kariyer hedeflerinden bahsediyor.

    galatasaray'ın 10 yılı derken abartmıyorum. hakan'ın anlattığı olaylarda skibbe'den rjikaard'a, mancini'den riekerink'e, tudor'dan hagi'ye çoğu kişinin ismi geçiyor. derginin ilgili sayısını edinip okumanızı tavsiye ederim.

    röportajda en beğendiğim fernando muslera ile olan anısını da aktarmak istiyorum; şike sürecinin olduğu sezonda, federasyonun uydurduğu playoff döneminde, puanlar ikiye bölünmüş, fenere içeride yenilmiş son maç öncesinde fark 2 puana düşmüş durumda. bizler gibi takımın da nasıl heyecanlı olduğunu bu anektodla çok daha net öğreniyoruz.

    "süper finalin sonundaki kadıköy deplasmanından önce fatih hoca'nın isteğiyle beşiktaş'ta bir otelde kaldık. taraftarın gelişiyle tesisten çıkışımız çok uzun sürüyordu çünkü. otelden çıkışımıza yarım saat falan var... hava sıcak, odamda hem camı hem kapıyı açtım ki biraz essin. koltukta otururken dışarıda muslera'yı gördüm, üç defa geçti önümden. çantasını da almış, koridorda bir o tarafa bir bu tarafa yürüyor. dedim allah, bu çocuk çok heyecanlı, ne yapacağız? alışık değil tabi böyle maçlara. bir o kadar da önemli bir oyuncu bizim için. dedim gel! aldım onu odaya, bayağı bir muhabbet ettik. bambaşka şeylerden konuştuk. tatilde miami'ye gidecekmiş, "ben orada hayatta suya girmem" dedim, köpekbalıklarından korktuğumu falan anlattım. en son "iyi misin?" diye sordum. "iyiyim iyiyim" dedi, konuşmamız çok iyi gelmiş. sadece o değil tabii, herkes heyecanlıydı. zaten benim kariyerimde heyecanlandığım üç maç vardır, birincisi norveç'teki ilk resmi milli maçım, ikincisi euro 2008 yarı finalindeki almanya maçı, üçüncüsü bu. bana hep "çok rahatsın" derler ama en kötü topu kaybedersin, koşarsın peşinden, yakalayamazsan da gol olur. dünya batmıyor ya sonuçta. ama o maç başkaydı."
  • 4519
    vakti zamanında iskoç aberdeen takımının sosyal medya üzerinden yaptığı "türkiye'den yerda selzavon adında oyuncu aldık, hadi hayırlı olsun!" temalı şakasında fotoğrafı kullanılan eski oyuncumuz.

    https://twitter.com/...441393688109056?s=09

    kendisine bu şakada verilen isim de tesadüf değildir. yazıyla "your dad sells avon" iskoç aksanıyla ise maalesef "yer da selz avon"* iskoçlar arasında karşı tarafı rencide etmek amacıyla kullanılan bir cümledir. meali baban bir baltaya sap olamamış oluyor sanırım. çok ince bir hümör*
  • 4520
    bir kaç gün önce rüyamda gördüm kendisini, stoper yokluğunda kendisine tekrardan lisans çıkarıyor ve sezonun* geri kalanında oynatıyorduk.*
    gerçekten karakterli bir adamdı, işine saygısı çok yüksekti, kendisine verilen her görevi elinden gelen en iyi şekilde yapmaya çalışırdı. 4. yıldızı aldığımız 2015 şampiyonluğunda çok emeği vardır. bizim tarafımızdan her zaman iyi hatırlanacak. acaba antrenörlük gibi bir düşüncesi var mıdır, şahsen ben kendisini hocanın yanında yedek kulübesinde görmek isterim. almanya'da yetişmiş, galatasaray'a ve milli takıma uzun yıllar hizmet vermiş, kaptanlığımızı yapmış bir isim, eğer öyle bir hedefi varsa ilerleyen yıllarda kendisini iyi bir teknik direktör olarak görebiliriz, yakışır da. eğer buraları okuyorsa bizim tarafımızdan her zaman iyi hatırlanacağını bilsin. değerli oğlu çağrı hakan balta'yı da takip ediyoruz, inşallah babası gibi uzun yıllar parçalı formayla başarılı olur.

    edit: anlam bozukluğu düzeltildi.
  • 4521
    eski futbolcularımızı romantik şekilde teknik direktör olarak takımda görmek istiyoruz genelde, benim de bu konuda istediğim tek isim hakan balta.
    belki çok mükemmel bir futbolcu değildi, pozisyon hataları yapıyordu eksiklikleri vardı ama oyun zekasını hep takdir etmişimdir ve anlamsız olsa da iyi bir eğitim ve ön tecrübe sonrasında teknik direktörümüz olmasını istemişimdir.
    belki kendisi bile düşünmüyordur bilemiyorum ama bence iyi bir teknik direktör olabilir.
  • 4522
    formamızı terlettiği süre boyunca elinden gelenin en iyisini yapmış eski oyuncumuz. uzun süre boyunca takımda en sevdiğim oyuncu olarak kalmıştı. uyumlu birisiydi ve sağlam bir karakteri vardı.

    kanımca taraftarın teknik adam olarak eski futbolcuları istemesinde yanlış bir şey yok. çünkü futbol aynı zamanda kültür oyunudur. kulübü tanıyıp, iç dinamikleri bilen ve taraftarın sempatisine sahip isimlerin başarılı olma ihtimali muadillerine göre daha yüksektir.

    kendisi de teknik adam olarak eğitim alıp bunu tecrübeleri ile birleştirirse başarılı olabilecektir. karakterini zaten biliyoruz. bunun yanında bence taktiksel zekası yüksekti, eksiklerini bununla tamamlıyordu. bu sebepten bekte de oynasa, stoperde de oynasa verimli oluyordu. fm profilini hatırlayanlar burada ne demek istediğimi anlayacaklardır.

    kısacası belki bir gün diyor ve bu girdiyi sembolik bir virgül ile sonlandırıyorum,