• 1
    sözlükte bu lafı ortaya ilk kim attı bilmiyorum ama saçma sapan bir olaya dönüştü bu, bildiğin domino etkisi yarattı ve herkesin diline dolandı. arkadaşlar iyi misiniz siz? 2 senedir top oynamayan takım şampiyon falan olamaz, geçen yıl ki fenerbahçe gibi tepetaklak olup gider.

    2 senedir deplasmanlarda iyi top oynayamayan takım derseniz bunu bir nebze anlarım ama tt arena'da rakiplere sahayı dar eden takım mı iyi futbol oynamıyor ? geçen sene kaybettiğimiz porto maçlarında bile kusursuz oyunlar oynadık, bizim meselemiz iyi futbol oynamamak falan değil, sonuca gidecek adam sıkıntısı var takımımızın. hoca 2 senedir forvet diye bas bas bağırıyor ve 2 senedir sezona forvetsiz başlatılıyor, bunu da konuşalım isterseniz ?

    çok güzel bir pasta yapıp sosuna acı biber karıştırsanız nasıl bişey çıkar ortaya ? söyleyeyim ben size, 2 senedir hocaya teslim edilen absürd kadrolar çıkar. takım herşeyi yapıyor, atak yapıyor, sağdan soldan rakibi boğup topu ön alana taşıyor ama bitirecek adam yok, yok işte abi yok ! oyun kurucusu da yok takımın, hoca banega'yı çok istedi bu sene, olmadı, sizce keyfinden mi istedi ? trabzonspor'da 35 yaşındaki sosa oyunu nasıl yönlendiriyor, nasıl olmayacak şeyleri pozisyona dönüştürüyor , bizdeki en büyük eksikliklerden birisi bu ve biz bu tip eksiklere rağmen bahsedildiği gibi kötü bir oyun falan oynamıyoruz, son 2 yılda oynadığımız en kötü oyun her kaybedilen maç sonrası burda övgülere boğulan igor tudor denilen 3. sınıf antrenör dönemindeki başakşehir ve beşiktaş maçları falandı.

    2 senedir top oynayamıyoruz diyenlerin asıl derdi fatih terim ama bunu dillendirmeye çekiniyorlar ve dolaylı yoldan vurmaya çalışıyorlar. bu takım 2 senedir gayet iyi top oynuyor, maddi imkansızlıklar, transfer beceriksizliği, şu, bu derken bu sezona rezalet başladık, hocanın hiç hatası yok mu ? var evet, selçuk ısrarı mesela, ama bunlar abartı seviyeye taşınacak şeyler değil.

    adam daha dün falcao'yu kim istemez ki dedi, diagne'yi mecburiyetten oynattığını burdan anlayabililrsiniz, hocanın kafasında olan oyun şablonunu görmek için önce istediği adamları bir alsınlar öyle konuşalım. vedat'ı istedi almadık, falcao'yu istedi almadık, banega'yı istedi almadık, samatta'yı istedi almadık, belki daha bilmediğimiz tonla adam var.
    bunca saçmalık ve olumsuz durumlara rağmen takım gayet iyi ve güzel oynadı 2 senedir. kimse bu konuda boş konuşmasın ve bu goy goy burda son bulsun bence.

    hayır herşeyi geçtim galatasaray'ın sözlüğünde bu saçmalıkları yazıp buraları okuyan ite köpeğe malzeme veriyorsunuz ya ben sadece buna yanarım.
  • 4
    bana göre doğru olan önermedir. bunu diyenler genelde tudor ve rijkaard'ın 7-8 haftalık futbollarını izlemiş, yine fatih hoca'nın bütün bir sezona yaymayı başardığı 2011-2012 sezonu futbolunu izlemiş kişilerdir.

    deplasmanda kötü evde iyi diye bir saçmalık olmaz futbolda. bu deplasman/ev mevzusu yabancı sınırı kalktıktan, anadolu takımları dirençli takımlar kurmaya başladıktan sonra konuşulan bir şey oldu. ne yaptığını bilen okan buruk, sergen, rıza çalımbay gibi hocalar evlerinde açık futbol oynayıp, gol bulup üstüne yatıyorlar. sonra kontratak kovalıyorlar ve yine golü buluyorlar. ya da yenilseler de pozisyonlar bularak maç bitiriyorlar. sen milyonlarca euroluk kadrolarınla bunlara çözüm bulamıyorsun 2 senedir.

    kendi evinde kapalı takımları bir şekilde çözüyorsun. 1-2 geliyorsun, baskı kuruyorsun ister istemez, biri çıkıp bireysel yeteneğiyle atıyor. rakip çözülüyor 3'e 4'e gidiyorsun rüzgarı arkana alıp.kaç yıldır onyekuru, rodrigues, bruma, sneijder, gomis diye sayıklamamızın sebebi bu değil mi?

    bu takım maalesef belirli bir sistem dahilinde oynuyor gibi gözükmüyor. 1,5 senedir bu böyle maalesef. eğer bunu düzeltemezsek avrupa'da yine paspas olacağız, işte bundan korkuyorum.
  • 5
    iki yıl değil yedi yıldır top oynamıyoruz, en son eboue - riera bekleri, melo - selçuk göbeği, ortasahanın kanatlarında merkez ortasaha özellikli oyuncular (emre çolak- engin baytar), ileride futbolu iyi bilen, çalışkan, ortasahaya inanılmaz yardım eden elmander - necati ikilisi.

    bu takımın teknik direktörü de dünyada genç oyuncuya şans vermede kesinlikle ilk üç arasında yer alan ve kulübe bugüne kadar en çok değer katan fatih terim'dir.

    bunun hocayı sevip sevmemekle alakası yok, hatta bugün gitse takımdan, bu pısırık yöneticilerle, çakal fikret orman ve yalı çocuğu bizi baya ezerler. bu söylem hükümetin kendi gibi düşünmeyenleri terörist ilan etmesi aynı.
  • 6
    sözlüğe truva yapmış kişilerce ortaya çıkarıldığını düşündüğüm söylem. bir kısım galatasaray taraftarında bulunan fatih terim alerjisi sebebiyle destek buluyor.

    takımın oynadığı futbol eleştirilebilir elbet, haklı oldukları noktalar da mevcut ancak "futbol oynamıyor" demek haksızlıktır.

    edit: ofsaytlayanları tebrik eder ve şu soruyu sormak isterim. bu takım futbol oynamıyor ise son iki yıldır nasıl şampiyon oldu? hakemler mi yardım etti? tff mi yardım etti? ya da 2017 - 2018 sezonunda garry rodrigues performansı, 2018 -2019 sezonunda henry onyekuru ve sofiane feghouli tesadüfi mi oldu?

    bir kez daha söyleyeyim iyi futbol oynamıyor dersiniz anlarım ama futbol oynamıyor demek haksızlıktır.
  • 9
    her okuduğumda irrite olduğum bir kalıp.

    dün maç sonrasında bir yazarla konuşurken bu kalıbı kullandı, cevap olarak katılmadığımı belirttiğim ve nedenlerini anlattığım mesajıma 'ayrı dünyaların insanıyız' şeklinde bir cevap geldi.*

    bunu savunan insanlar,iki gruba ayrılıyor.birinci grup bir temele dayandırmadan kullanıyor bu kalıbı. sallamış olmak için konuşuyorlar ve ortamı gerip, burada fatih terim karşıtı-destekçisi şeklinde ayrılmamıza neden oluyorlar. bu grubu pek ciddiye almamak lazım.

    ikinci grup ise gerçekten izlediği maçlardan çıkarımları olarak bunu savunuyorlar. takımın hücumda çok doğaçlama takıldığı, feghouli belhanda gibi oyuncular o gün iyi gününde değilse sistemin çoktüğünü, çalışılmış aksiyonların olmadığını, belhanda yerine emre, seri yerine selçuk girdiğinde oyununun değişmemesi gerektiğini söylüyorlar. bunların tamamına %100 olarak olmasa da katılmakla beraber, futbol bu konulardan ibaret değil demek istiyorum. takımın sahaya dizilişi, topun paylaşımı, topun iki kanat arasında git gel sıklığı, çizgide topla buluşan oyuncu için ceza sahası içi kadar dışarıda oluşturulan opsiyonlar, pres zamanı ve bölgesi gibi sayısız konu üzerine çalışarak bir oyun ortaya koyabilirsiniz. örneğin nzonzi'yi ilk yarıda stoperlerin arasına girip topu oyuna sokarken izledik, ikinci yarıda rakip ceza sahasına koşu atarken. bu iki farklı oyunun denendiğinin göstergesidir en basitinden.
    (bkz: 25 ağustos 2019 galatasaray konyaspor maçı)

    4. dönem terim galatasaray'ı belki alışılagelmiş hücum futbolunu oynamıyor, belki hızlı akınlarla kaleye inemiyor ancak güçlü bir oyun oynuyor. daha dengeli, topsuz oyunda * daha doğru bir oyun oynuyoruz. geçtiğimiz yıl 2. devrede bireysel hata hariç akan oyundan gol yemedik yahu. *. bu sezona tutuk başladık ancak takım pozisyon futbolu oynuyor, daha doğrusu oynamaya çalışıyor. takım büyük bir dönüşüm içerisinde. yahu orta saha bir takımın oyununun belirleyicisidir. nasıl ki tudorlu dönem hertha ile oynanan hazırlık maçında fernando ndiaye girince takım şaha kalkmış oyun 180 derece değişmişti, şimdi de takım ndiaye fernando'dan nzonzi seri'ye geçişini yapıyor ve oyun yeniden değişiyor. o dönemki kadar keskin bir değişim olmasa da, dikine hızlı futboldan pozisyon futboluna doğru bir evrim söz konusu.

    evet takım istediğimiz seviyede* değil. ama futbol oynamıyor demek biraz ağır bir itham. nasıl ki bir f1 pilotuna çok iyi bir arabayla üçüncü oldu diye 'araba sürmeyi bilmiyor' demek abesle iştigal ise bu da fazlasıyla öyle, ki burada üçüncülük değil, iddialı girilen her yarıştan lider ayrılmış bir takım söz konusu.
  • 10
    buradaki "futbol oynayamamak"dan kasıt, küme düşme mücadelesi veren bir takım ölçeğinde değil, galatasaray ölçeğinde "futbol oynayamamak"..
    en basit ifadesiyle, takım 2 senedir bir plan dahilinde ne hücum ne savunma yapamıyor.. yani bu çok açık bir şey, türkiye ligini ezberlemiş kurt bir hoca ile şampiyonlukların gelmesi bunu haksız çıkarmıyor, yani bu biraz yds'den 80 alıp da tek kelime ingilizce konuşamamak gibi bir şey; bambaşka dinamikler var işin içinde kaldı ki ligde bile deplasmanlarda yok hükmündeyiz, iç saha maçları sağolsun coşku ile bireysel performanslar ile bir şekilde terim'in motivasyonu ile yardırıyorduk..

    ama asıl ne mal olduğumuzu avrupa maçlarında yüzümüze vurdular hep, karşında sistemli bir takım varken kaos futbolun işe yaramadı, yan pas yapıp durdun.. neden çünkü ne yapmaya çalıştığın belli değil, ama rakibin öyle değil işte, adamlar savunmada beklerken bir sistem dahilinde bunu yaptıkları gibi, topu kaptıklarında da yine belli formasyonlar içinde hücuma kalkıyorlar.. yahu benfica ne hallere soktu bizi onu da mı hatırlamazsınız.. tabi bunlar sadece taktik konusu işler değil, aynı zamanda fizik de lazım bunun için, şampiyonlar liginin en az koşan takımı olarak o rakiplere cevap vermemiz mümkün değildi..

    şimdi de sezonun başındayken taraftarı aynı senaryo yaşanacak korkusu sardı, bu temiz, saf bir korkudur.. olacakları önceden gören taraftar uyarısını yapmazsa asıl o zaman taraftarlık görevini yerine getirmemiş olur.. gidip birinci torbadan zenit'i çekince havalara uçup sonra aynı zenit'ten 2 maçta sıfır puan alınca ağlamanın manası yok..
  • 11
    bu takımın ve fatih terimin karakteri olan önde baskı ve atağa çıktı mı malum tabirle bam bam bam şeklinde olan futbol mentalitesi en son 2 üstteki yazarımızın dediği dönem olan eboue-riera, melo-selçuk'lu, elmander'li, sonrasında burak'lı dönemde oynanıyordu. o zamanlar gerçekten öyle bir takım ve oyun felsefemiz vardı ki bu takımla biz dünyadaki her takımı yeneriz diyordum ve benim gibi düşünen bir sürü taraftar vardı ki real madrid ve juventus maçlarıyla da göstermiştik bunu. chelsea'yle içerde kafa kafaya oynadığımız, manchester'ı yedekleriyle de olsa yendiğimiz dönemdi. değişen şey ruhuyla oynayan, takımı ateşleyen oyuncumuz yok şu an takımda. 1 oyuncu bazen diğer 10 oyuncuyu, taraftarı ve camiayı 1 tık üste taşıyabiliyor. ne kadar sevmesek de emre belezoğlu örneğinde görebiliyoruz. elmander, melo'ya gelene kadar, bir engin baytar bile ki ''bile'' kelimesi ayıp olmuş da olabilir kendisine, takımı bir anda nasıl ayaklandırıyordu, gerçekten çok fark ediyor. işte bu yüzden taraftar da diagne gibi gamsız, topsuz oyunda hiçbir işe yaramayan bir oyuncu yerine, falcao gibi her an oyunun içinde bir oyuncu istiyor. gol sevincinde bile fark ediyor bu. nerede o gomis'in gol attıktan sonraki sevinçleri, nerede elmander'in, eski selçuğun gol attıktan sonraki kulübeyle, taraftarla birleşmesi, nerede o melo'nun sadece topu kayarak kornere atmasında tüm stadın gol atmış gibi çıldırması..
    not: gomis örneğini vermemin nedeni bizi tek başına şampiyon yapmasıdır, son 2 sezondan oyuncumuz fakat tek oyuncunun bazen çok oyuncu olduğunu belirtmek için yazdım.
  • 12
    doğru önerme. özellikle deplasmanlar için. deplasmanda oyun planımız var mı ? fatih terim nerdeyse 2 senedir takımın başında. hala düzgün bir plan kuramadı. ligin en aşağı seviye takımları bile yenebiliyor bizi. bakmayın içeride de taraftar gazı ve feghouli, belhanda, fernando gibi bu ligin çok üstünde birkaç oyuncu becerisi ile rahat rahat kazanıyoruz. dün 2 tanesi yokken halimizi gördük. 2 senelik şampiyon dönemi kendisine değil gomis, belhanda, feghouli, muslera, fernando gibi taşıyıcı oyunculara yazar kusura bakmasın. fatih hocayı çok severim yaşadığı ve sağlığı el verdiği müddetçe bu takımın başında kalsın ama teknik olarak çok formsuz geldiğinden beri. onun başında olduğu dönemlerde galatasaray'ı izlerken bu kadar sıkıldığım başka bir dönemini hatırlamıyorum. benim asıl çekincem biz genel taraftar profili olarak fenerbahçe gibi değiliz iki haftada 1 puan, ligin küme düşme hattında olmak gibi şeylere alışkın değiliz. kötü gidişat biraz daha sürsün fatih terim'i bile yıldırıp istifa ettirirler ben ondan çekiniyorum. ne olursa olsun uzun vadede bu takımı fatih terim'den daha iyi yönetecek birisi yok bana göre. o yüzden umarım hoca bir an önce kendisine gelip takımı rayına oturtabilir.
  • 14
    eğer buradaki kasıt fatih terim dönemindeki galatasaray ise daha 1.5 yıl oldu takımın başında olalı 2 değil. yok genel olarak galatasaray ise terim'in 3. gidişinden beri zaten futbol oynamıyoruz. igor tudor yönetiminde çıktığımız kupa hariç 18 resmi maçın sadece 5-6 maçında istediğimiz oyunu gördük bunu da dün maç maç yazmıştım (bkz: #2744003). fatih terim'in 1997-2000 sezonlarını hatırlayanlar ilk 1.5-2 seneyi hatta 3 seneyi bilir. çok fazla abartmaya gerek yok mevcut durumu. aynı kadroyla 5 yediğimiz başakşehir'i, 7-8 yemekten güç bela kurtulduğumuz beşiktaş'ı birinde donk'u yoktan var ederek, diğerinde santrforsuz olmak üzere iki sezondur oynamadan mı paspasa çeviriyoruz ben anlamıyorum. fatih terim gelmeden önce ligin içinden geçen şenol güneş, bjk tarihinin en iyi kadrosuyla mücadele edip şampiyon olurken de beşiktaş oyun oynamıyor diyor muyduk? fatih hoca geldikten sonra bu tarihin en iyi kadrosunu tarihin tozlu sayfalarına futbol oynamadan karıştırmış olabilir mi? iki yıldır bireysel yeteneklerle şampiyon oluyoruz klişesini öne süren arkadaşlar geçen yıl kompany'nin leicester* maçında attığı şampiyonluk füzesinden sonra guardiola'nın şampiyonluğunu bireysel yeteneklere mi bağladılar, terim gelmeden önce boşları oynayan belhanda, feghouli, garry terim geldikten sonra bir anda terim'i taşıyan adamlar oldular nedense. bu sezonu ayırarak söylüyorum son bir buçuk sezon genel olarak oynadığımız futboldan ben de memnun değilim fakat takım iki yıldır futbol oynamıyor demek hakka girmektir.
  • 17
    bir ekleme de avrupada pas pas olduk deyimine.

    bunu savunan insan net bir şekilde skor taraftarıdır.

    içeride moscow'u 3lük yaptık, 25-30 dakikalım bir dönem hariç oyun olarak da ciddi üstünlük kurduk. porto deplasmanında harika bir oyun oynadık, 5-6 tane %99luk gol kaçırdık pozisyon dahi vermemiştik ilk yarı neredeyse, bir duran toptan golu yedik e 1-0 bitti maç. o maçın hemen ardından schalke karşısında evimizde savunma ağırlıklı bir oyun oynadık, ozan'ı bundesliga'ya götüren maç da bu maçtır. schalke'nin temposuna gücümüz yetmedi, topu daha fazla kullanan taraf olmamıza rağmen rakip kaleye gitmekte çok zorlandık, buna karşılık schalke bizim kalemize bir kaç pozisyonda çok etkili geldi. ama oyun olarak farkı oluşturan taktik-plan farkı değil tempo farkıydı. buradan sonra ise o kabus gibi geçen 9 haftada tek 1 galibiyet aldığımız 3-4 oyuncunun uzun süreli cezalar aldığı belhanda'nın sakatlandığı fatih terim'in 10 maç ceza aldığı döneme girdik. bu dönemde oynadığımız schalke ve moscow deplasmanlarında gerçekten kötü bir oyunla 2-0 yenildik. ama o kaos döneminin sonuna denk gelen içerideki porto'ya 2-3 yenildiğimiz maçta da galibiyeti hakeden kesinlikle bizdik. şimdi 6 maçın 2sinde oyun olarak çok kötü, 1inde ise rakibe göre kötü olan bir takım diğer 3 maçta ise skoru alamamasının tek nedeni forvetsizlik olan bir takım avrupada pas pas olmamıştır. başarısız olmuştur, ama oyun olarak pas pas edilmemiştir. başarısızlığının nedeni de tamamen kadro yapısının yetersizliğinden kaynaklanmıştır. o düşük bütçeli ama oynadığı oyunla avrupada başarılı olmuş ekiplerin oynadığı sisteme bağlı olarak en az 3-4 tane direkt olarak santrafor oynayabilen oyuncusu vardır. ve bunlardan en az bir tanesi o sezon kariyer sezonu geçiriyordur.
    (bkz: eintracht frankfurt)
    (bkz: luka jovic)
  • 18
    benzin zamlarını "ben zaten 50 liralık alıyorum" diye kendini avutan kişilerin görmek istemediği gerçek.

    önce "fatih terim düşmanlığı" şimdi bu başlık.

    "maestro xelçuk" da görür müyüz sol tarafta?

    cidden hocayı savunmak için girilen şekilleri görünce üzülüyorum sizin adınıza.

    korkmayın, biz de en az sizin kadar seviyoruz hocayı, ama galatasaray'ın önüne de koymuyoruz.

    daha 1 sene olmadı tarihin en kolay cl grubunda rezil oluşumuz, hala "porto deplasmanında ne top oynadık abi" deniyor. bundesliga 14.sü schalke'ye rencide oluşumuzdan bahseden yok.

    2 hafta önce 2.lig takımı akhisar'a pozisyona giremeyişimizi hatırlayan da yok. fiorentina'nın dalga geçtiği maçı da hatırlamıyorlar anladığım kadarıyla.

    geçen sezon iyi oynadığın deplasman sayısı 1 elin parmaklarını geçmez, sadece içerde ki oyundan yola çıkıp kendinizi kandırırsınız.

    ayrıca 2 senedir değil uzun süredir oynadığımız şey futbol değil.

    kötü futbolla şampiyon olunmazmış flan geçelim bu klişeleri, içerde zaten 45-47 alıyoruz.

    dışarıdaki 51 puandan 20-22 bile alsan 69 puanla şampiyon olabiliyorsun işte.
  • 19
    2 degil, a$agi yukari 6 yildir yani 2012/13 sezonundan beri top oynamiyor. oynuyor fakat, oynadigi futbol beni tatmin etmiyor. ligde belki. ancak avrupa arenasina çiktigimizda $amari yeyince aslinda hiç de öyle top oynamadigimiz fark ediyoruz. benim için top oynamak demek, avrupada ba$arili olmak demek. ölçü budur. ligde ba$aksehir psikolojik baskiyi kaldirabilmi$ olsa idi, $imdi o 8 puanlik fark biraz zor kapanirdi. lig beni tatmin etmiyo abi.

    haaa, avrupayi istiyorsak ligde devamli ilk ikide olmamiz gerekiyor, amenna. hatta ikincilik yetmiyor. görüyoruz ikinci olan takimlarimizi. dolayisi ile lig de önemli, hatta çok önemli ama rakiplerin çöp olunca, sen de kendini real madrid zannediyosun be abi.

    ilk iki hafta alinan puan kayiplarina ragmen $öyle bir lige bakiyorum. kagit üzerinde seni zorlayacak tek takim trabzon. fenerin atanlari iyi fakat savunanlari kötü. bjk desen, bi öyle bi böyle, sürekli bir iç sava$ halindeler. ba$ak$ehir evinde feneri yenemiyor, zaten bitmi$. yani bu sezon çok büyük sakarlik yapmazsak, seri, nzonzi, babel ve (falcao) takviyeleri ile yine $ampiyonlugun 1. adayiyiz. ama sonra? sonra n'olcak? i$te o sonra olacaklardan ne zaman korkmayacagiz, i$te o zaman takip top oynuyor derim.

    2012/13 $ampiyonlar ligi sezonunda old trafford'da di$e di$, kana kan çarpi$an galatasaray'i istiyorum ben. real madrid'e ecel terleri döktüren.

    fakat ffp kiskacindan çikmadan açikçasi takimimdan uluslar arasi arenada çok büyük ba$arilar beklemiyorum. elde ederlerse de büyük sürpriz olur. kendimizi dev aynasinda görmeyi birakalim. mevcut kadro oturdugu takdirde en fazla ligi forse eder. $ampiyonlar liginde yine hüsran.

    bunlar benim $ahsi fikrim. takim beni tatmin etmiyor. zevk almiyorum oynadiklari futboldan. ara ara böyle tam eski günlerden resitallar sunacaklar derken yine sönüyor i$iklari.
  • 20
    kötü hava bu tarz söylemleri getiriyor. yerinde bir söylem ya da gözlem değil. bir de bunun kardeşi var "takımın bir oyun şablonu yok". bunları gerçekten inanarak söylemek mağlubiyet/beraberlik kötü hissetmenin bir tezahürü sanırım.

    öncelikle takımın iyi oynamadığı maç sayısı çok fakat hiç bir şey oynamadan da şampiyon olamaz kimse. o takım zaten kötüydü bu falandı konuları şampiyonluğu açıklamak için yeterli bir argüman değil olamaz da.

    belli dönemlerde böyle söylemler moda oluyor sözlükte ve sosyal medyada. işte adam yiyen orta saha lazım, işte elmander tarzı forvetsiz olmaz, aman takım boyu çok uzun, takım şu kadar süredir top oynamıyor, atak şablonu yok vs. uzar gider. bakın bunların hepsi bir arada olması gereken şeyler ama ağırlığından bağımsız arada bu söylemler popülerleşiyor sağolsun bizim taraftarın abartmalarıyla.

    bu takım elbet doğru yolu bulacaktır. bundan önce daha kalitesiz kadrolarla hep buldu fatih hoca. ayrıca emin olun iki canlı maç izleme, üç yorumcu tiviti okuyarak ile yaptığınız analizleri teknik kadro da hayli hayli yapıyordur.
  • 22
    galatasaray' ın iki yıldır ne oynadıgının belli olmaması başlıgıyla anlamlı hale gelecektir.
    maalesef ne oynadıgımız belli degil bu bir gerçek.
    burada hocaya ona buna transfer durumlarına dolayısıyla yönetime kime yazarsanız yazın.
    şampiyon olmamız bu gerçegi degistirmiyor.

    katılmayan arkadaşlara şu örnegi vereyim; bundan 7 yıl geriye gidin ve 2011-2012 sezonunda bir arkadaşınızla bunu tartıştıgınızı düşünün. galatasaray' ın ne oynadıgını ne kadar seri ve kolay bir şekilde anlatabildiniz degil mi? aynı şeyi son iki senedir yapabilir misiniz?
  • 24
    burada iki yıldır futbol oynadığımızı, havaların sıcak oldugundan, yeni transferlerin birbirlerine alışmasının gerektiğinden, şampiyonlar liginin gelmesiyle takımın kondusyon tutcagından bahseden taraftarlarımız için sunu belirtmeden gecemiyecegim, bu takım gecen sene sampiyonlar liginde 32 takım içinde en az koşan takım gibi bir istatistik vardı maç başına.ve o takıma yine 30 lu yaşlarında ve 1er sene daha yaşlanmış oyuncular monte ettik. dünya futbolunun cok hızlı oldugu bugunlerde bizim macları izlerken ben cay koyuyorum, fıstıgımı cerezimi alıyorum daha top sol bekten sag beke yeni gecmis oluyor. bu biraz ic sahada daha hızlıyken dıs sahada ise bu rutine mutfagı toplamak, pijamalarımı giymeyi ekliyorum. kimsenin fatih terim düşmanlığı yaptıgı yok. herkesin gonlunden gecen rakibe sahayı dar eden takımı gormek istiyor. isterse ligde 65defa ust uste sampiyon ol, sampiyonlar liginde birsey yapamıcaksan ecnebiler gibi oynayamıcaksan ne onemi var sampiyon olmanın. şimdi makas acık avrupa ile falan demeyin. bugun avrupada en uyduruk takım bile kolektif sekilde futbol oynayabiliyor. su hazırlık macı yaptıgımız alman takımını izlediniz. yada bilmem kac sene once ostersuns takımını hatırlıyorsunuz, yada izlanda milli takımı. hatta abartıyorum izlandanın bir ili olan akueyeri takımı olan (bkz: knattspyrnufélag akureyrar) bile kolektif bir oyun anlayısı vardır. isteyen bir gun macını izlesin. her takım kendi olcusunde bir sekilde bir kolektif oyun oynayabiliyor. makın gecen seneki ajaxa. cok birsey istemiyor galatasaray taraftarı. sadece kurulus felsefsine uygun hareket etmesini istiyor.

    - ingilizler gibi toplu bir hâlde oynamak
    - türk olmayan takımları yenmek.

    ne ingilizler gibi toplu halde top oynuyoruz. (elinizi vicdanınıza koyun bir epl,bundeliga,ispanya,isvec,hollanda takımlarına bakın), nede türk olmayan takımları yenebiliyoruz. avrupada 23 macta 1 galibiyetimiz var. oyun olmadan sampiyonlugun hicbir onemi yok arkadaslar. yoksa bu senede bir sekilde son duzlukte sampiyon oluruz ama her macı izlerken ben daha cok cay koyar, pijama giyer, camasır asar, bulasık yıkarım.
  • 25
    birde bunun "galatasaray'ın 1,5 yıldır futbol oynamaması" versiyonu vardır ki amaç bellidir: fatih terim.

    bu ağız bana sosyal medyada, medyada yorum yapan rakip takım sempatizanlarını anımsatıyor. bursaspor'a 5, alanyaspor'a, ankaragücü'ne 6 atarız ama rakipler zayıftır. yeni malatyaspor'a şahane futbolla 3 gol atarız ama konuşulan diagne-belhanda gerginliğidir. şampiyonluk yolunda çekiştiğimiz beşiktaş'ı, başakşehir'i üst üste koyarak hem de en kritik dönemde yeneriz ama hep ya şansla ya hakemle kazanmışızdır. bülent yıldırım yanlış taç kararı vermiştir, ya da fırat aydınus ağır bir penaltı. ligin iyi futbol oynayan takımlarından trabzonspor'u üstün bir futbolla 3-1 yeneriz, konuşulan ümit öztürk olur.

    fatih terim'den ne bekleniyor cidden anlamıyorum. bütün maçlarını kazanmasını mı? 2000 yılında avrupa'yı titreten takımımız bile içeride g.antepspor'a, deplasmanda küme düşen altay'a kaybetmişti. iyi oyun derseniz istatistikler ortada. geçen yıl cezalar, sakatlıklar gibi nedenlerden pekte iyi olmadığımız ilk yarıya rağmen topla oynama oranı (55,6), hava topu kazanma (54,3) gibi istatistiklerde birinci olmuşuz. pas yüzdesinde (82,7%) ikinciyiz. maç başına şutta (13,9) beşinciyiz. ligin en çok galip gelen, en çok gol atan takımı olmuşuz. ayrıca bakın burası çokomelli: lig'de geriye düştüğü maçlardan en fazla puan (25) toplayan takım olmuşuz. geriye düştüğümüz 16 maçın sadece beşini kaybettik. (7g 4b 5m)

    fatih hoca geçen yıl o kadar badireye, sıkıntıya rağmen çifte kupa kazandırmış, bazıları gelmiş daha ikinci haftadan "böyle giderse ocak ayını göremez" diye yazıyor. sebep: "eee zaten iki yıldır futbol oynamadı ki bu takım abii."

    he canlarım heee...