• 1
    benim için yemek yememeye, su içmemeye eş değer olandır. fanatik sayılacak bir taraftar değilim, haksız olduğumuz konuda, rakip takım taraftarına karşı bile bunu kabul eden bir yapım var. galatasaray ne yapıyorsa en iyisi o'dur demem hiçbir zaman. ama, nasıl, aç kalmamak için sevmediğim bir yemeği yemek zorunda kalıyorsam bazen, sahada oynanan oyunu beğenmesem de, ben galatasaray'ı takip ederim.

    pek çok taraftar bu söylemi kullanıyor: şu olursa bir daha maç izlemem, bu olana kadar galatasaraylılığımı rafa kaldırırım... garip geliyor. taraftarlık sadece işler yolunda giderken mi desteklemek demek takımı? senin yöneticin hata yapıyorsa, oyuncun disiplinsiz davranıyorsa, senin görevin her zamankinden daha yüksek sesle haykırıp, takımı kendine getirmek için elinden geleni yapmak değil midir? nasıl sırt dönersin kendi kimliğine? kimliğin diyorum, çünkü futbol, bizim gibi futbol delisi ülkelerde bir kimlik aynı zamanda. bir insanla tanıştığında, nerelisin, mesleğin ne gibi sorulardan sonra en çok sorulan sorudur: hangi takımı tutuyorsun?

    garip geliyor. yemeğe, suya, nefes almaya sırt çevirip, takımı beğenmediğin için haykırmayı kesmek!

    formayı mı beğenmedin? statta 50 000, sokakta 15 milyon kişisin, yap ses getiren bir taraftar şovu, anlat bunu yetkililere. oyunu mu beğenmedin? aynı şekilde. yönetimi mi beğenmedin? klasikleşmiş "yönetim istifa" diye bağırma, zekânı kullan, kollektif gücünü kullan. sen haykırırsan, kimse sana kayıtsız kalamaz.

    ama, yemeğine, suyuna, nefesine, takımına sırtını dönme güzel renktaşım. bu bir çözüm değil.