• 13526
    sözlük olarak bugün galiba ruhen duygusal bir gecedeyiz. benim gibi terkedilenler, aşk acısı çekenler, hayat gayesinde belli sıkıntıları olanlar var.

    ama dostlar geçiyor hepsi, aileleriniz, yanınızda ki sevdiğiniz insanların ve sizin sağlıginiz yerinde olsun yeter.

    burdan kimse ile yuzyuze görüşmedim ama çevremde çok insan yok ve buraya her ne zaman canım sıkılsa yazıyorum ve illa ki birileri cevap veriyor. gerçekten bu benim için çok güzel birsey sözlük. iyi ki varsın iyi ki varsınız...
  • 13527
    iyi ki galatasaray sözlük var.
    iyi ki hagi abim kurmuş bu sözlüğü.
    iyi ki burada yazabiliyorum onun sayesinde.
    yazmak beni hep ferahlatmıştır çocukluğumdan beri.
    yazmak demişken, biz görme engellilerin nasıl yazdığını anlatayım biraz size.
    görme engelliler, "braille alfabesi" denilen bir alfabe ile okuyup yazıyorlar.
    bizim için özel olarak üretilmiş tablet ve kalem mevcut.
    tabletin arasına karton koyuluyor ve tabletin dişleri bastırılarak, karton sabit hale getiriliyor.
    bizim için özel olarak tasarlanmış sivri uçlu kalemler var.
    o kalemle kartonlara bastırılarak yazı yazılıyor.
    tablet, kartonu kutulara bölüyor.
    tam olarak benzetebilir miyim, onu bilmiyorum da sizin kullandığınız kareli defterler gibi bir görüntü çıkıyor olabilir ortaya, öyle düşünebilirsiniz, belki bu şekilde gözünüzde canlandırabilirsiniz.
    her kutuda 6 nokta var.
    boylamasına 3 nokta, enlemesine 2 nokta var. işte bu şekilde 6 noktalı kutucuklar elde ediliyor.
    söz konusu bu 6 noktanın çeşitli kombinasyonlarıyla, harfler, rakamlar, noktalama işaretleri, müzik notaları, matematik işaretleri gibi aklınıza gelebilecek her şey yazılıyor.
    kartondan tasarruf etmek ve olabildiğince az yer kaplayan yazılar yazabilmek için kısaltma işaretlerimiz var.
    mesela tek başına "h" harfi yazarsanız, "her" şeklinde okunuyor braille alfabesinde.
    kutumuzda sol üst nokta 1. nokta olarak adlandırılıyor.
    onun altındakiler 2 ve 3. noktalar.
    sağa geçiyoruz, 4, altında 5 ve sağ alt kısımda da 6. nokta var, umarım karışık anlatmamışımdır.
    matematikteki 3'e 2'lik bir matris gibi düşünebilirsiniz.
    aslında bu kadar basit değil. çok fazla detay var ama alfabenin özü ve mantığı bu şekilde.
    6 yaşımı doldurup 1. sınıfa başladıktan sonra okuma yazma öğrenirken hiç zorlanmadım.
    asıl zorluğu fiziki açıdan yaşadım.
    şu an hala görüştüğüm ve aile bireylerim kadar sevdiğim ilkokul öğretmenim bana şöyle demişti:
    "sen sınıfa gelip oturunca o gün, ben "eyvah." dedim içimden. "küçücük elleriyle nasıl o kalemi tutacak da yazacak bu çocuk." dedim."
    tahmini doğru çıkmıştı zaten öğretmenimin.
    kalemi bastırırken bir kuvvet harcamamız gerekiyor.
    ben de yazmaya çalışırken parmağım nasır olmuştu.
    yıllarca elimdeki o zorlanma hep devam etti yazarken.
    fakat günümüzde görme engelliler artık elektronik cihazlarla yazıyorlar ve okuyorlar.
    ben de bilgisayarda yazıyorum artık.
    kalem ve tablet kullanmıyorum.
    ama her görme engellinin bu temeli alması gerekiyor, tıpkı otomatik vites kullanmadan önce manuel vites araba kullanmayı öğrenmek gibi.
    yukarıda anlattığım gibi artık elektronik cihazlardan okuyorum her şeyi.
    ama eskiden kabartma kitaplardan okurdum.
    görenlerin okuduğu ortalama bir kitaptan çok daha kalın , geniş ve uzun bu kitaplar.
    bu yüzden çok yer kaplıyor.
    ama ben bilgisayarımdan daha çok seviyorum o kitaplarımı, tabletimi, kalemimi,.
    hepsi odamda duruyor hala, birini bile atmadım.
    yazmak benim için işte bu kadar önemli sözlük.
    yakın çevrem, benim çok fazla konuşmamdan şikayet eder ara sıra.
    ben sohbet etmeyi, konuşmayı severim ama yazmayı konuşmaktan daha çok seviyorum nedense.
    burada yazdıkça kendimi huzurlu ve kuş gibi hafif hissediyorum.
    öyle işte sözlük.
    burayı seviyorum. :)
    braille alfabesinde "murat" ve "galatasaray" kelimelerinin nasıl yazıldığını kodlayarak yazımı sonlandırıyorum
    galatasaray:
    g: 1, 2, 4, 5
    a: 1
    l: 1, 2, 3
    a: 1
    t: 2, 3, 4, 5
    a: 1
    s: 2, 3, 4
    a: 1
    r: 1, 2, 3, 5
    a: 1
    y: 1, 3, 4, 5, 6
    murat:
    m: 1, 3, 4
    u: 1, 3, 6
    r: 1, 2, 3, 5
    a: 1
    t: 2, 3, 4, 5
  • 13532
    insanı galatasaray'lı olduğu için gururlandiran oluşumlardan biri.

    maalesef ülkenin her yerine etki etmiş kutuplaşmışlık futbolun da üzerinde bir yara. belki siyasi düzlemdeki ayrışmanın da etkisi olabilir ama tek neden elbette bu değil. sporu yönetenlerin günü kurtarma anlayışı, taraftarların manipülasyona çok kolay meyledişi v.b birçok faktörün de elbette bu kavga kültürüne etkisi vardır.

    rakip takım ve elbette bizim takım taraftarlarının birçoğu, konu kendi takımı olduğu zaman at gözlüklerini çıkarmakta zorluk yaşıyor.

    g.s özlük gibi ortamlar, bu sıkışmışlıktan kaçmak isteyenler için çöldeki bir vaha gibi.

    umarım rakip taraftarlarin da buna benzer platformları en kısa zamanda artar. kaliteli rekabet için bu şart.
  • 13533
    ekseriyetle podcast, video vs yayını yapıp sözlük yazarları üzerinden tık alınmaya çalışılan platform olmaya başlamıştır.

    -hadi bi yayın yapalım sözlükte çok adam var paylaşırız her yazının altına
    +çok mantıklı sen yazarsın zaten
    -aynen kanka o iş bende
    +reklam demesinler sonra?
    -yok yok futbolcu falan tanımı yapar altına yapıştırırız
    +süppersin broooo
  • 13535
    bazı arkadaşlar burayı 1 ay öncesinin bayat haberlerini paylaşarak sitelerinin reklamını yapacakları bir mecra olarak görüyorlar maalesef. şahsi projelerinizin başarıya ulaşmasını çok istiyor olabilirsiniz fakat bunun yöntemi gheorghe hagi başlığına girip "1996 yılında takımımıza katılmış efsanemiz www.dashjdashj.com" yazmak kabilinden entryler olmamalı. hem bir okur olarak okuma keyfimi kaçırıyor hem de reklamı yapılan site hakkında olumsuz intiba uyandırıyor. sözlükte okuduğum entryde verilmiş bir linkten şahsi beklentim; burada bulamayacağım, ulaşamayacağım bir içeriğe yönlendiriyor olması. fakat birilerinin google analytics'te bakıp "iyi iyi bugün iyi hit almışız" demesinden başka hiçbir derde derman olmayan, sözlüğü yazılacak ve okunacak bir yer olarak değil de reklam yapılacak bir platform olarak görerek paylaşıldığı anlaşılan linklere bu ara sık rastlanıyor maalesef.
  • 13536
    burada bir çok farklı konuda konuşuyoruz. elimizden geldiğince yazıyoruz, dilimiz döndüğünce bir şeyler anlatıyoruz. hepimiz galatasaray üzerine kafa yoruyoruz. kimimiz basketbol konuşuyor, kimimiz formula 1, kimisi de futbol. herhangi bir konuda yorum yapmak için kimseden izin alacak halimiz de yok. özel mesajla diğer yazarlara saygı çerçevesi içinde "sana şu şu sebeplerden dolayı katılmıyorum" diyebilirsiniz ama sözlük kuralları gereğince aynı başlık altında önceki entry'lere cevap niteliğinde bir entry girip başka bir yazarı futboldan/basketboldan/bahçıvanlıktan hiç anlamamakla suçlamak kesinlikle kimsenin hakkı değil.

    tüm renktaşlarıma sağlıklı günler diliyorum, saygı ve selamlar.
  • 13538
    bir futbolcu sirf galatasaray’da veya milli takimda oynuyor diye sonuna kadar ovulen, sirf bir baskasi fenerbahce veya baska bir takimda oynuyor diye yerin dibine sokulan platform.

    belhanda icin “muhtesem”, “sensiz olmuyor”; 2020 model selcuk icin “lider”, “maestro” yorumlari mesela yapilirken; emre belozoglu basligi altinda “hic bir zaman vasatin ustune cikamadi”, “çöp” gibi yorumlar gormeye herkes alisti artik.

    hatta muriqi bize geldi gelecek denirken basligi “ibra”, “bu sezon 30 gol atar” cilar ile doluydu , 2 gun sonra “çöp”, “hain” yorumlariyla doldu. adam her mac gol atarken “kazma bu yaa”, “attiklarini ben de atarim” yorumlari gormeye de alistik hatta.

    fatih terim icin “hoca formsuz” diyenleri galatasaray dusmani ilan edenleri de gorursunuz, alex de souza icin “belhanda, misimovic daha iyiydi” diyenleri de. ki bunlar tek tuk degil, bu platformda yazar olan hatri sayilir bir guruh tarafindan hakikaten dusunulerek yazilan seyler.

    mehmet demirkol yabanci kontenjanini elestirirken mesela “türkiye’nin en cesur kalemi” olur sayfalarca, hasan sas icin “ayip etti” derken “ne bicim galatasaray liselisin, hain” olur. ugur karakullukcu yeni transferlerimizi overken “icimizden biri”, “gercek galatasarayli” olurken; 2 ay sonra “fenerbahce iyi oynuyor” derse “satilmis herif”, “fb sevicisi” olur ornegin.

    bir yandan herkes antu denen çöp platformla (hakli olarak) dalga geciyor, bir yandan da bir grup ise antu kafasindan farksiz entryler giriyor. hal boyle olunca, tutup da biri “galatasaray sozluk kafasiyla konusmayin” derse agzini acip bir laf edemezsin.

    sacma sapan laf sokan mi dersin, ozel mesaj yoluyla taciz eden mi dersin. akil fikir diliyorum bazilarina.
  • 13539
    50 günlük aranın ardından entry yazarak döndüğüm mabet. *

    dilerim pandemi sürecinde tüm yazarlarının, okurlarının, takipçilerinin sağlıkları ve keyfileri yerinde olmuştur ve hayatlarında olumsuz durumlar oluşmamıştır.

    2 hafta sonra ligler başlarken, kaldığımız yerden, galatasaray sözlük sinerjisiyle birlikte, hedef 23 yolunda, el ele, omuz omuza yeni bir başarıya daha buradan kıvılcım çakacağız.

    #neredekalmıştık
  • 13542
    sözlüğün az bilinen efsane duvarlarından biri.
    https://gss.gs/BVE.jpeg

    çok doğru bir şekilde duvar kapatılmış çünkü böyle bir versusa gerek yok.

    nedeni ise hagi real madrid ve barcelona’da kaptanlık yapmış, galatasaray’da avrupa kupaları kazanmış ligde 4 sene üst üste şampiyonluk görmüştür. karpatların maradona’sı olarak anılır.

    alex ise türkiye liginde bir seviye belirlemiş be ligde sivrilen oyuncular için bir alex değil kıstasına sahip olabilmiştir.
  • 13543
    başlıkların yanında yazan sayılarda sorun var sanırım.

    bazı başlıklarda daha fazla entry girilmiş olmasına rağmen az gösteriyor.

    mesela fenerbahçe futbol takımı başlığına bugün 3 entry girilmiş ama 2 yazıyor.

    edit: "engellenmişsin" diyenler elendi, "tematik mod" diyenlerle devam ediyoruz.

    bu arada 7 senedir varmış, evet internet explorer kullanıyorum

    ayrıca kısa sürede mesaj kutumu yemyeşil yapan arkadaşlara da teşekkürler.
  • 13547
    umutsuzluğun ve karamsarlığın hâkim olduğu sözlüğümüz.

    aslında bu söyleyeceklerimi kabataslak bir biçimde 14 haziran 2020 çaykur rizespor galatasaray maçı başlığına yazmıştım. fakat entry'i maç stresinin verdiği hararetle yazarken sözlük formatını ezip geçmişim farkında olmadan, haklı olarak da silindi. amacım bu yazdıklarımı herkesin görmesiydi. belki yazdıklarımla sözlükteki karamsar havayı bir nebze olsun dağıtabilirim diye düşünmüştüm. maalesef bu karamsar hava hâlâ devam ediyor.

    nedense bazılarımızda şampiyonluk ihtimalimiz matematiksel olarak sıfırlanmış da trabzon ile başakşehir arasında bir tercih yapmaya zorlanmışız gibi bir hâl var. bir galatasaraylı olarak bunu hiçbir zaman anlamıyorum. hani galatasaray adının olduğu yerde umut vardı? hani imkânsız galatasarayca değildi?

    "bu oyuncu grubuyla şampiyonluk hayal."
    "bu kadroyla trabzon bizi darmaduman eder."
    "bence kalan maçlara çıkmayalım."

    bu sözler size tanıdık geliyor mu? bu cümlelerin çoğu geçen günlerde twitter'da ortaya çıkan, aslen trabzonsporlu olup galatasaraylı kılığına giren trollerdi. bugünkü 14 haziran 2020 çaykur rizespor galatasaray maçı hakkında çok şey konuşulabilir, konuşuluyor da. muslera ve andone'nin sakatlıkları, hakemin kötü maç yönetimi, takımın kötü oyunu vesaire. ama daha oynanacak 7 maç var ve "şampiyonluk gitti" demek için henüz çok erken. bu hamsiler belki de bu umutsuz ruh hâlinden yüz bulup böyle ucuz işlere kalkışıyor. onlara bu kozu biz veriyoruz maalesef. üstelik takımımız psikolojik anlamda kırılgan bir yapıya sahip ve bu herkes tarafından bilinen bir gerçek. eğer biz taraftar olarak böyle panik yaparsak oyuncular da bundan etkilenir ve her şey dönülmez bir noktaya gelir sırf bu yüzden.

    belki takımdaki bazı oyuncular bekleneni veremiyor olabilir. bazıları sahada mücadele etmeden ortalıkta dolaşıyor olabilir, bunlar tabi ki eleştirilecek. zaten eleştiri olmazsa insanlar kendilerini düzeltemezler. ama şu da bir gerçek; lig bitmedi ve yarışımız hâlâ sürüyor. ne zaman ki matematiksel olarak galatasaray'ın şampiyonluk iddiası biter, o zaman "şampiyonluk gitti" diyebiliriz. kaldı ki, geçen sene bu takımın 8 puan geriden gelip şampiyon olduğuna herkes gibi ben de tanık olduktan sonra bu sene de galatasaray'ın şampiyon olacağını düşünüyorum, inşallah yanılmam.*

    hülasa sevgili kardeşlerim, lütfen "bittik biz beyler" diyen emre belözoğlu modundan çıkalım artık. fatih terim'in de dediği gibi, "kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde yenilirsin!"

    (bkz: şimdi sen yeniden aslan gibi savaş galatasaray)
  • 13548
    burada futbol dışındamilletle konuştuğum, dertleştiğim, muhabbet ettiğim çok insan olmuştur. hatta bir kişi hariç (onunda adını bile hatırlamıyorum) kimseyle münakaşaya bile girmedim.

    uzun lafın kısası hepiniz güzel insanlarsınız. çok sıkmayın canınızı. birde dün burada biraz ağır konuştum. kusura bakmayın... sebebini biliyorsunuz...

    (bkz: 14 haziran 2020 çaykur rizespor galatasaray maçı)
  • 13549
    içinde, başka takım taraftarlarını da çokça barındırıyor. bence, artık bunu fazlaca da gizleme gereği duymuyorlar. mesela, dünkü hakemin çok doğru kararlar verdiğini, iyi maç yönettiğini iddia eden birileri vardı hemen nicklerine kaydı gözüm ve evet tahmin ettiğim gibi şüphelenip takip ettiğim hesaplardı bunlar.

    bu konuda moderasyon diğer konularda olduğu kadar ''sıkı'' değil ancak onları da anlayabiliyorum. su götürmez somut delil istiyorlar sözlükten şutlamak için. bu da işi zorlaştırıyor. ama bana kalırsa bu olay çok can sıkıcı bi' noktaya doğru gidiyor. moderasyon bir şeyler yapmalı diye düşünüyorum bu konularda.
  • 13550
    ozan kabak'ın kariyer gelişimini ısrarla kendi kafalarındaki gibi olduğunu iddia eden birçok yazara sahip. ben de ısrarla yazacağım.

    https://www.mackolik.com/...x953en27gpoa4s25itey

    bu maç istatistiklerinin linki. tıklanabilir durumda. bu maçta ahmet çalık yedek. demek ki oynayabilecek durumda. ryan donk zaten sahada ancak ön libero oynaması şart değil, çünkü kulübede fernando reges ve selçuk inan var. bu şartlarda hala mecburiyetten oynadı denilirse, tebrik ederim.
App Store'dan indirin Google Play'den alın