• 12776
    (bkz: #2629404)
    (bkz: yazarların ofsayt verme kriterleri)

    '' attığımız golün kıymetini bileceğiz.''

    öncelikle; yukarıda fatih hocamızın 24 şubat 2019 galatasaray akhisarspor maçının ardından söylediği bu söz ile başlamak istiyorum. galatasaray sözlükteki yazarların neye göre değerlendirme yaptıklarını anlamıyorum. malum en üstte daha önce girdiğim ve fatih hocayı eleştirdiğim entry, neye göre en hızlı bir şekilde ofsaytların arasına girdi yine anlamadım. fatih hoca kendi ağzınla ilk yarıdan 3 gol bulmamız lazımdı dedi, bu maç özelinde. attığımız gol öyle bir gol ki; bilincinin yerine gelmesini beklediği, yoğun bakım ünitesindeki bir hastanın fişini çekmek üzereyken ve tam ailesine yıkıcı haberi vermeye hazırlanırken; hastanın birdenbire parmağını, kirpiğini vs. oynatarak yeniden hayata dönmesi gibi bir goldü. ancak bu şekilde tarif edebilirim bu golü. fatih hocam da sarf ettiği sözlerle golün sadece bu maç için değil, sezon için ne kadar kıymetli olduğunu hepimizin bildiği gibi anlatmaya çalıştı. ve kıymetini bileceğiz dedi. yani ben de, futbolcularda, yöneticilerde vs. hepimiz hatamızın farkındayız demek istedi hoca.

    benim ofsayt verilen enrty de yazdıklarım; aylarca oynamayan emre akbaba'yı fizik artısının öne çıkacağı maçta, böyle bir zeminde ve haftalardır takımın hücumlarını defalarca yoktan yere bitiren henry onyekuru'yu neden ilk 11 başlattığı için eleştirdim sadece. ve yine haftalardır bazı maçlar hariç, süregelen zorlama maçların ardından yine aynı hatalara devam etmesini eleştirdim. ve hocayı formsuz buldum. yazdıklarım sadece bunlar. sözlükte daha önce de yazdım yine yazıyorum; onyekuru bu ligin en tehlikeli 2 kanat oyuncusundan birisi bence. ama bu beyinsiz, bencil vurdumduymaz olduğu ve atakları piç ettiği gerçeğini değiştirmiyor. ve aynı maç içinde en önemli dakikalarda ayağına gelen 4 net atağın 3'ünü hatalı pas tercihi yüzünden, 1'ini de kalecinin üzerine vurarak hiç etti, oyundan çıkarken de taraftarlar tarafından ıslıklandı. emre akbaba'daki yanlışı fatih hocada hemen anladı ve ikinci yarının başında selçuk inan ile değiştirerek, hem oyunu tuttu hem de oyunu rakip sahaya rahatça yıkmamızı sağladı. ya bu maç dönmese, son saniye golü gelmese ne olurdu acaba hiç düşündünüz mü? yani mesele şampiyon olmak değil ki, her sene olacaksın diye de bir şey yok. ama bu maçtaki puan kaybının sonuçları, psikolojik olarak yarattığı tahribatlar, ufaktan başlayan çatlaklık, sonunda neler neler yaratacaktı kim bilir. çok şükür öyle bir kazandık ki 3 5 fark ile kazanmaya tercih ederim kesinlikle. futbolu diğer sporlardan ayıran, tutkulu taraftarlar ortaya çıkaran taraflarından birisi de; hayattaki gibi senden güçsüzü hiçbir zaman küçümsemeden, her maça aynı ciddiyette çıkmayı gerektirmesidir. yoksa işte böyle ecel terleri dökersin, ömründen de ömür gider. fatih hocamın zaten bu durumda hatasının farkında olduğundan eminim. zaten öyle bir olgunlukta bir insan bence.

    tüpçü ile olan durumdan sonra eskisi gibi sahiplenemiyorum fatih hocayı. ama galatasaray'ı bir taraftar gibi sevdiğine eminim. ve yine galatasaray'ımı herhangi bir teknik direktörden daha çok sahiplendiğinden sonuna kadar eminim. geçen sene, tudor sevdalılarına karşı yine bu sözlükte geldiği gün; bizi şampiyon yaparsa fatih hoca yapar demişliğim de, aldığımız her derbi galibiyetinden sonra defalarca kendi üzerinden sevinmişliğim de vardır. ama yine de en kutsallarım; annem ile babamı bile yeri geldiğinde sertçe eleştiren ben, elbetteki canım galatasaray'ım için gerekirse fatih hocayı da haksız bulduğum yerde eleştiririm. ben de biliyorum başakşehir'in alenen kollandığını, ben de biliyorum galatasaray'ın yıpratıldığını ve fatih hoca'nın ne kadar zor dönemden geçtiğini. yönetimin istediği mevkilere futbolcuları aylarca almadığını ve elindeki oyuncuları kaybedip bir şekilde yap - boz yapmak zorunda kaldığını herkes gibi biliyorum. ama yeri geldiğinde gerçekleri görmezsen, şu an düşünmezsen, ileride nerede hata yaptım diye düşünmek zorunda kalırsın. işte bunu dememek için bazı zamanlarda iğneyi kendimize batırmamız lazım. zaten hep çuvaldızı haklı olarak yeri geldikçe başkalarına batırıyoruz.
  • 12777
    http://prntscr.com/mq6h3s

    moderasyon bu entrymi kayıp zamanlı entry diye silmiş. aylardır yazmıyordum sözlüğe fakat girince karşıma bunun çıkması beni sinirlendirdi. 5-0 lık chelsea maçı ya da 6-1 lik real maçını bilmeyen galatasaray taraftarı mı olur ? ya da hamburg'tan 3 gol yediğimiz 3-2 biten galatasaray maçı deyince insanların aklına akhisar'ın türkiye kupasını alması mı geliyor?

    bence biraz abartıyorlar bazı konuları.
  • 12778
    daha kurumsal, daha özgün içeriklerin paylaşıldığı bir mecra haline gelebilmesinin önündeki en büyük engelin moderasyonu olduğunu düşündüğüm güzide sitemiz. bu moderasyonun öncelikle yapması gereken her fikire bu mecrada saygı duyacak. kendi aklına yatmayan fikirleri “kayıp zaman”, “niteliksiz entry” vb. bahanelerle uçurmak için can atmayacak.
    ne kadar ekşi sözlüğü eleştirsek de; en az ekşi sözlük yönetimi kadar fikir özgürlüğü bu siteye şart.
  • 12779
    (bkz: #2627951)

    adam benim başlığa gelip beni hedef alan mesaj yazıyor, başka başlıklarda da hedef alıyor, yetmiyor özel mesaj yoluyla salak ithamında bulunuyor, sözlük yönetimi bu mesajları görmüyor ne yazık ki. şimdi ben bana mesaj adama salak desem, gerizekalı desem ceza falan almayacak mıyım? ya da başlığına, başka başlığa onu hedef alan yazı yazsam silinmeyecek mi yazdıklarım? hani bir çok yazıyı niteliksiz diye siliyorsunuz ya ondan merak ettim. böyle giderse burada durmanın çok anlamı kalmıyor.
  • 12782
    sultan ıı. mahmut'a atfedilen bir hikâye vardır... birileri sultana keçiboynuzunun faydalarından bahseder. sultan da kendisine derhâl keçiboynuzu bulunmasını emreder. bulunur, getirilir. sultan tadar; ama beğenmez pek. ''bir lokmacık bal için bir çeki odun çiğneyemem'' der.

    buraya henüz yeni katılmış sayılsam da, işte sözlüğün hâli bu. arada güzel birkaç enrty'e denk gelmek için, aklı başında birkaç yazarla iki kelâm etmek için bir çeki odun çiğnemek durumunda kaldığımı hissediyorum çoğu zaman. bu genellemem için özür dilerim sözlük ahâlisinin bu genellemeyi hak etmeyen kısmından; ama hissiyatım gerçekten de böyle. daha yumuşak nasıl ifâde edebilirim bunu, cidden bilmiyorum.

    ya arkadaş, bana biri şu durumu izah etsin... bu nasıl bir ülke, bu nasıl toplum, bunlar nasıl insanlar; gerçekten kafayı yiyeceğim artık... fatih terim'in teknik direktör yetiştirememesi başlığını açan benim. başlığın altında yer alan ilk entry de bana ait hâliyle. az önce baktım, en ofsayt entry'lerim arasına girmiş. vicdanlara sesleniyorum; o entry'de yazdıklarımı cidden okuyup da okuduktan sonra ofsayt veren bir allah kulu var mı?

    pret rumuzlu bir yazar arkadaşımız, abdullah avcı başlığına (bkz: #2632696) şeklinde bir entry girmiş; abdullah avcı - erol bulut ilişkisinden hareketle ''fatih terim ve şenol güneş'in teknik direktör yetiştirememelerini'' eleştirmiş. ben önce aynı başlık altında bir şeyler karaladım bu entry'e cevap olarak; fakat ilgili entry'm, ''başlıktaki entry'lere fiziksel referans içeriyor'' gerekçesiyle silindi. ben de silinen entry'mde ufak düzeltmeler yapıp, bunu fatih terim'in teknik direktör yetiştirememesi başlığı hâline dönüştürdüm hafif iğneleyici bir üslupla. o başlık, adı geçen arkadaşın biraz önce bahsettiğim entry'sine ''yalnızca saha içini referans alan'' bir eleştiri getirmek üzere açıldı şahsım tarafından. bunu, başlığın hemen altında yer alan (bkz: #2632750) şeklindeki entry'mi okuyan bir insan evlâdı çok rahat anlar zâten! ''yalnızca saha içini referans alan'' diye özellikle belirtiyorum; çünkü amacım o arkadaşı hedef göstermek falan değildi. öyle olsaydı, şu an başlığın altında yer bulan entry'lerin çoğunda yapıldığı gibi ''hocanın böyle bir görevi mi var mk'' şeklinde bir şeyler yazıp geçerdim. arkadaş bir görüş koymuş ortaya, ben de o görüşün bence doğru çıkarımlara dayanmadığını ''saha içi unsurlara dayanarak'' ifâde ettim. kendisi başlığı gördü mü, benim entry'mi okudu mu, bilmiyorum; ama görüp okuduysa kendisine teşekkür etmek istiyorum, entry'mde kendisinin entry'sini bkz vererek eleştirmem sebebiyle mesaj falan gönderip polemik yaratmaya yeltenmediği, medeni eleştirimi medeni bir şekilde karşıladığı için.

    neyse... şimdi bakıyorum ki benim söz konusu entry'm ofsaytlar arasında, fatih hoca'ya o eleştiriyi getiren arkadaşın entry'si ise ofsayt falan değil. yanlış anlaşılmasın; arkadaşın entry'sinin ofsaytlanmasını falan istemem, hatta ben bunları yazdıktan sonra böyle bir şey olursa üzüntü de duyarım bundan. ben yalnızca meramımı anlatabilmek için, bu garâbeti gözler önüne serebilmek için söylüyorum bunları. maksadım yalnızca derdimi anlatabilmek, nasıl bir saçmalığın içinde bulunduğumuzu ''bu entry'i okuma zahmetinde bulunan'' arkadaşlara göstermek. yazar arkadaşı hedef göstermek falan gibi bir niyetim asla yok. kaldı ki; ortada arkadaşın hedef olacağı bir şey falan da yok. bir görüşünü paylaşmış; hepsi bu. bundan dolayı da ortamı tâbiri câizse twitter seviyesine çekmenin âlemi yok.

    işi özü şu... tahmin ediyorum ki; başlığı görüp de sinirlenen, entry'i de uzun bulduğu için okumayan, okumadığı şeylerin kendisine vahiyle ulaşıyor ya da mâlûm oluyor olmasının özgüveniyle ''ne okuycam mk; ne yazmış olabilir ki'' diyen bir kısım ''terimist'' zevat, içeriğinden bihaber olduğu bir entry'e sırf başlıktan dolayı çat çat bastı ofsaytı.

    ne diyeyim; tebrik ediyorum keçiboynuzunun odun kısmı olmakta ısrar eden bu arkadaşları.

    not 1: işbu entry'min silinmesi hâlinde, derhâl sözlükten ayrılacağım. ''çok mu sikimizde lan'' falan diyenler olacaktır; haklıdırlar da. lâkin, seviyenin somut örnekte gördüğümüz hâlde olduğu bir yerde kalmak benim de çok sikimde değil bu dakikadan sonra açıkçası.

    not 2: işbu entry'min sözlük kurallarına aykırı bulunması hâlinde, yaptırımın sözlükten atılmam şeklinde uygulanmasını talep ederim.
  • 12785
    maç günleri hiç bir düzeni kalmayan sözlük.

    gerek rakibimiz maçları gerek bizim maçları olsun, yazarlar burayı deşarj olmak için kullanıyor. 3 mart 2019 tarihinde oynanan yeni malatyaspor başakşehir ve bb erzurumspor galatasaray maçları başlıklarında neredeyse her iki girdiden biri ihbar edilmesi gerek türde.
  • 12787
    bazı entry ve özel mesajları okurken başkasının yerine nasıl utanılır onu tecrübe ettiğim sözlük.

    fatih terim eleştirisi yapan kesim lütfen alınmasın kesinlikle iğnelemek adına demiyorum fakat bu kesimin içerisinde mantıklı bir eleştiri varsa diğer beş tanesi ya futbolu takip etmeye yeni başlamış 8 yaşındaki bir çocuğun seviyesinde yapılacak eleştiriler ya da kahvehane'de maç izleyen dayının yapacağı türden eleştiriler. burası böyle olmamalı.

    kimse takımdan memnun değil ve ben dahil ancak başarılarını saymaya üşendiğim profesyonel bir teknik direktör'ün at topu şuna, at topu buna diyerek takım oynatmaya çalıştığını iddia ediyorsunuz, yani tam olarak anlayamadım aslında ciddi değilseniz, bir ironi falan yaptıysanız kusura bakmayın ama değilse durum gerçekten vahim. planlar kötü olabilir veya iyi olup maç özelinde tutmayabilir ama at şuna, at buna diye yılmaz vural bile taktik vermez. veya geçen günlerde selçuk inan'ın güçsüzlük nedeniyle kornerleri ön direğe kullandığını iddia edenler vardı. bu maç emre akbaba ve belhanda kullandıkları çoğu korneri ön direğe kullandılar mesela onların da mı gücü yoktu, ya herşeyi geçtim 15 senedir düzenli futbol oynayan birinin topu arka direğe yetiştirememesini nasıl düşünebiliyorsunuz ya?

    en çok dikkatimi çeken konu ise kaybedilen maçlardan sonra bir anda çıkan garip garip nickler. ya sözlüğü karıştırmaya çalışıyorlar ya da sinirlerini boşaltmaya. ikisi de kabul edilemez tavırlar. bu konuyu yazmayacaktım ama aynı durumu farketmiş çok kişi olduğunu görünce fikrimi değiştirdim. zaten moderasyonun da bu konunun farkında olduğunu ve en kısa sürede bir şeyler yapılacağını düşünüyorum.

    son olarak özelden düzgün üslup kullanmayan kimseye cevap vermeyeceğimi belirtmek istiyorum, düzgün konuşmayacak insanlar yazmasın. entrylerime sinir olanlar görmek istemeyenler okumasın veya engellesin bunları yapamıyorsa da sözlüğe girmeyi bıraksın başka bir çözüm sunamam kendilerine.
  • 12788
    herhangi bir maçtan sonra eleştirilen herhangi bir oyuncu için sürekli olarak abartılı bir şekilde "şunu şunu yapmadığı için eleştirilen oyuncu" tarzı entryler girilen sözlük. halbuki üstteki yazılmış entrylere bakıyorsun hiç kimsenin bu entryde dile getirilen şeyleri beklediği yok kimse böyle bir şey yazmamış.

    bazı şeyleri övüyoruz, savunuyoruz bazı şeyleri eleştiriyoruz bu doğamızda var ama sırf savunma yapmak için şu üstte bahsettiğim argümanı kullanıp insanların aklıyla dalga geçmeyin allah aşkına.
  • 12789
    puan kaybedince hepimiz üzülüyoruz. gayet normal. bugün liverpool ingiltere'de geriye düştü, dortmund almanya'da yakalandı. ikisi de bu senenin şiir gibi oynayan takimiydi ama düşüşe geçtiler. futbol rakiple oynana bir oyun ve türkiye ligi çok basit bir lig değil. o nedenle kaybedilen her puandan sonra ortalığı ateşe vermekte çok mantıklı değil. futbol bir sevgi olayı, sadece kazanmak üstüne kurarsaniz kaybedersiniz. çünkü her sene kazanamazsiniz. eleştirmek, gayet doğal ama nefret kusmak ya da elinize silahı alıp oda çöp bu da çöp diye ateş etmek hoş bir durum değil.
  • 12790
    daha öncelerde de yazmistim, genel anlamda takip edildiginde yurdum insaninin kötü karakteristik özellikleri hakkinda fikir verebilecek olusumdur. (bkz: galatasaray sözlük/#2350085).

    ilgili entrymde yazmadigim bir seyi de eklemek istiyorum. cok fazla bahane üretiyoruz. baska bir deyisle hicbir zaman yanlisi kendimizde aramiyoruz.

    öncelikle sunu algilayarak baslamak gerek, hayat adil degil. yani bazi insanlar sansli dogup, daha 3 yasina geldiginde butun hayati sekillenmis, emekliliginde ne yapacagi bile belliyken, bazisi 3 yasinda sokakta ciplak ayakla ekmek parasi icin dileniyorsa bence adaleti vs bir kenara birakalim.

    adalet olmamasi demek sadece sansli kesimin basarili olacagi demek degildir tabi ki. mesela, üniversiteleri, sadece özel okullarda okuyup özel derslere bogulmus cocuklar kazanmiyorlar, devlet okulundan gelip düsük bütceli dershanelerde egitim alip sinavda derece alan pek cok gencimiz var.

    demem odur ki, yapilmasi gereken sey adaletsizlikle mücadele etmektir. yapilmasi gereken sey, adaletin olmadigi yerde, esitlik saglanmiyorsa, arayi kapatmak icin daha cok calismaktir.

    calismayip, mücadele etmeyip, sonra hayatin sana güzel seyler getirmesini bekleyip, getirmediginde isyan etmek, sucu tamamen baskalarina atmak kisisel basarisizliklari örtbas etmenin en kolay yoludur.

    futbol takimimiz ve taraftarimiz 2018 2019 sezonunda benzer bir yanilgi icerisinde sürünüyor. 1. macindan 24. macina kadar, toplasak 3 5 macta gercekten sahanin hakimi olan, rakibi bogan ve bunu macin 90 dakikasi yapabilen bir takim olduk. geriye kalan maclarin neredeyse tamaminda ya git gelli maclar yasadik ya da rakibimizin altinda performans gösterdik. ceza sahasina 5 sefer girdigimiz macta ama hakem penaltimizi vermedi diye burada aglar duruma düstük. demedik ki biz neden ceza sahasina sadece 5 sefer girebiliyoruz.

    hakemler tarafli, federasyon tarafli, hükümet tarafli, rakip kulüpler bile bize karsi birlesti. kisacasi herkes tarafli. ancak biz de galatasarayiz.

    basaksehirin de kollandigini herkes biliyor hatta en bastaki insan bile kendisinin sampiyonlugunu istedigini belirtiyor. basaksehirden de temsil ettigi herseyden de tiksiniyorum. yani kendileri yerine herhangi bir baska anadolu takimi sampiyonluk yarisinda rakibimiz olsa idi ve onlara kaybediyor olsa idik bu kadar üzülmezdim ama basaksehiri ciddi anlamda icim almiyor. ancak sunu da görmek lazim ki, biz onlarin yaptigi gibi defans yapamiyoruz, onlarin yaptigi set hücumlarinin hic biri bizde yok. adamlarda kadrodan birini al yerine ortalama birini koy, birebir ayni sekilde oynuyorlar. biz ise belhanda sakatlandi sampiyonlugu verdik.

    demem o ki, kalkip da buralarda yok hakemler yok kulüpler birligi yok su yok bu önümüzü kesti demeyelim. eger ki biz top oynasa idik bu sene hepsini üst üste koyar 10 puan da fark yazar sampiyon olurduk. oturalim sikintimiz ne, nerelerde yanlislarimiz var ona odaklanalim, kisa ve uzun vadeli planlamalar yapalim ve kalici basarilarin pesinde kosalim.
  • 12791
    sözlükte anlamadığım bir şey var: entry ofsaytlanınca buna tepki gösterilmesi.

    başlık altında direkt olarak entrye cevap verince forum oluyor, nickaltı girince linç oluyor. bu yazarlar ne yapsın kardeşim? adamlara bizzat sözlük tarafından gayet doğal bir hak verilmiş: beğenmediğin bir şeyi beğenmediğini belli etmek. yani bundan daha basit ve daha adil ne olabilir ki? adam sana cevap vermemiş, tartışma yaratmamış. sadece ''ben bu yazdığını hiç beğenmedim.'' demiş. üslubuna takılmış olabilir, imlaya takılmış olabilir, içeriğe katılmamış olabilir.

    ben çok oy kullanmam, alışkanlık meselesi. of butonunu da çok nadir kullanırım ama insanlar bunu kullanabilir. buna niye tepki gösterilir anlamıyorum. yahu galatasaray sözlüktesin, galatasaray'ın son 25 yılındaki neredeyse bütün güzel anlarda büyük payı olan fatih terim'i eleştiriyorsun. eleştirebilirsin de hakkındır ama insanlar da buna pek tabii katılmayabilir ve katılmadığını belli edebilir. adam sana hakaret etmemiş, bir şey dememiş. e bırak da sen fatih terim'i eleştirirken başkaları da sözlüğün verdiği bir seçeneği kullansın. sen beğenmediysen sen de kullan.

    başlık altında cevap verilmesin, nickaltı girilmesin, ofsayt verilmesin. ne lan bu? yani kimse okuduğu bir şeye reaksiyon vermesin mi? böyle bir şey mümkün mü?

    insanların hoşuna gitmeyeceğini bildiğin halde bir şey yazabilirsin ama yazdıktan sonra da ''bu kimsenin hoşuna gitmiyor.'' diye ağlama hakkın yok kusura bakma. bu aralar sık sık şu minvalde bir şeyler görüyorum yazılarda: ''ya biz de böyle deyince ofsayt yağmuruna tutuluyoruz, ofsayta boğuyorsunuz falan filan.''

    burada bir topluluk var ve üzerine konuştuğu belli şeyler var. tabii ki her yerde olduğu gibi burada da topluluğun önemli kısmının katıldığı şeyler var, katılmadığı şeyler var. yani hakim görüşler var. bırakın insanlar katılmadığı şeylere en ideal şekilde tepkisini göstersin.
  • 12792
    maç günlerinde sonuca bağlı olarak değişen tartışmalardan dem vurmayacağım çünkü herkes kendince haklı. benim şimdi bahsedeceğim şey, bazı yazarların aşırı derecede şımarıkça davranması.

    herhangi bir eleştiri yazısında birden hain ilan ediliyorsunuz. işte bu bizden değil de, şöyle de böylede... bazen ipin ucu o kadar kaçıyor ki, "sözlükten uçurulsun ya" bile deniyor.

    ironi yapıyorsun, birden bir başlık açılıyor ve "ironi yapılmasın artık" deniyor.

    daha önce onlarca entry girilen bir başlığa yazını yazıyorsun ve birden "bu başlık kilitlensin ya" deniyor.

    bir başlık haftanın en beğenilen listesine onlarca entryle girdi diye "bu başlık artık haftanın en beğenilenlerine girmesin ya" bile dendi.

    böyle böyle sürüp giden onlarca örnek var.

    herkes belirli kurallara uyarak istediğini yazmakta özgürdür. şu böyle olsun, bu böyle olsun, aman ona dokunma diyen bazı yazarlar ciddi anlamda sözlükten soğumamıza sebep oluyor...

    ben dahil herkes, lütfen kendine biraz çeki düzen versin. lütfen...
  • 12793
    an itibariyle sözlükte yönetimi ele geçirmek için bir kalkışma olmaktadır.

    niteliksiz entrylerin silinmesinden muzdarip yazar dostlarımız bu kalkışmanın ilk sinyallerini sabah saatlerinde göstermişlerdi.

    (bkz: #2635923) (bkz: #2635930)

    şu anda eusebio di francesco başlığındaki şifreli entryleri görünce olayların hızlanmaya başladığını farkediyoruz.

    şaka bir yana galatasaray sözlük'ün bugün ayakta kalıyor olmasının en büyük sebebi işini özveriyle yapan moderatör arkadaşlardır.
    benim de bir sürü entrym siliniyor ama eminim ki burada 10 yıldır yöneticilik yapan insanlar kuralları benden daha iyi biliyordur deyip ses etmiyorum.

    sözlük'te 9 tane güzel şey görüp 1 tane olumsuz sebebe takılıp kızmak bana adil gelmiyor.
    burası olmasa galatasaray açlığını nerede doyurabilirdik hayal bile edemiyorum.

    iyi ki varsın galatasaray sözlük ve umuyorum ki ilelebet bu duruşunu muhafaza edeceksin.

    emeği olan herkese teşekkürler...
  • 12795
    bence artık sözlük olarak, yabancı propagandasına karşı olduğumuza dair nedenleriyle beraber sosyal medyada paylaşılmak üzere güzel bir bildiri paylaşmamız lazım.

    türk futbolseverlerinin ciddi bir bölümü yabancı sınırlamasına karşı. sadece galatasaray olarak düşünmeyin. fenerbahçelisi, beşiktaşlısı, trabzonlusu, anadolu takımlarının taraftarları... ortada tepeden indirilmeye çalışılan ve spor camiasında ciddi anlamda rahatsızlık duyulan bir olgu var. bir kaç bot/troll hesap dışında yabancı sınırını mantıklı bir şekilde savunmaya çalışan biri ile karşılaştınız mı?

    galatasaray sözlük, internet üzerindeki taraftar komüniteleri arasında gerek özenli moderasyonu gerekse fikirlerin düzenli bir şekilde dile getirilebiliyor olması ile öne çıkıyor. gelin yabancı sınırını neden istemediğimize dair bir bildiri hazırlayalım. emin olun türkiye'deki diğer futbolseverler de bu bildiriye destek vereceklerdir. eğer türk futbolunun (sadece galatasaray olarak düşünmeyin) 10 sene geriye gitmesini istemiyorsak gelin biz ön ayak olalım.
  • 12798
    objektif görünümlü tuhaf tipleri barındıran sözlük.

    "abi şimdi başakşehir de çok iyi takım kurdu."
    hmm, adamlar borçsuz şekilde ortama dalıp yüksek sponsorluklarla ve iktidar desteğiyle bunu yapmış olmasın?

    "abi şimdi başakşehir de çok iyi mücadele ediyor."
    o kadar iktidar desteğiyle bizim halı saha takımı da küme düşmez.

    abi ıhı, abi ehe, abi böhü. laflara bak ya. bunları da galatasaray sözlük'te okuyoruz.

    azıcık şu objektif kafanızı çalıştırın. mümkün mü bilmiyorum.

    fenerbahçe fellik fellik sponsor ararken o deco vita niye fenerbahçe'ye sponsor olmadı da ne boka yarar belli olmayan takıma sponsor oldu? bak geçtim galatasaray'ı hadi.

    şu tipler şurada yazıyor da denk geliyoruz maalesef.
  • 12800
    antu olmaktan kaçınması gereken sözlük. kendimize güldürmemeliyiz.

    17 mart 2019 kayserispor başakşehir maçındaki penaltı pozisyonu için dizden sekip geliyor diyenler var. tarafsız gözle izlenirse topun önce ele sonra dize geldiği net olarak gözükür. ucuz ama doğru penaltıdır. maalesef. penaltıyı haklı bulmak ile başakşehir'in aldığı puana sevinmek arasında bir bağ yok. aynı pozisyon bize olsaydı verilmezdi. bunu da hepimiz biliyoruz maalesef.