• 10429
    şu an efsaneler faslı yapılıyor. kaçırmayın derim.

    ayrıca bir şey yazacaktım başlık bulamamıştım onu da bari buraya yazayım da aradan çıksın.
    konumuz benim profesör.

    bu adam, 160 kişilik sınıfa keyfine göre bağırıp çağıran, canı isteyince sınav koyup canı isteyince puanlama sistemini değiştiren bir garip canlı.
    bir gülüşü var, kelebek görse yaşayacağı o bir güne lanetler eder. tam bir zengin züppe gülüşü, keh keh keh diye sırıta sırıta.
    filmlere falan koysan kötü adam rolü için, zerre sırıtmayacak biri.

    gel gör ki adam çok zengin. bir gün kafam attı, artık o an nasıl bir psikolojideysem adamın saat başı kazandığı parayı bile hesap ettim. bu canlı, okuldan temiz bir 15 kağıt indiriyor. izmir alsancak'ta diş hekimi muayenehanesi var. adamın eşi diş hekimi, iki oğlu ve bir kızı da diş hekimi.
    ve her bir çocuğu diş hekimliğinin farklı bir alanında uzmanlık yapmışlar. yeri hayvan gibi, bilmemkaç odalı lüks bir yer.
    muayenehanesinde her türlü uzmanlık var. profesör olduğu için de çok geniş bir çevresi var.

    sırf kendisi temiz bir 70-80 bin tl alıyordur muayenahanesinden. bir de düşünün bu adamın eşi ve üç çocuğu da uzman diş hekimi.
    yani benim tahminlerime göre okuldan ve kendi yerinden aylık temiz 150 bin tl'si var herifin.

    söylentilere göre bu canlı bir de gitmiş antalya'dan otel satın almış. otelden de temiz bir 20-30 kağıt gelse. neredeyse ayda 200 bin tl'yi buluyor eline geçen para. hadi diyelim 180 bin tl olsun. günde 6 bin tl yapar. günde altı bin tl'den saatte 250 tl ediyor.
    şaka gibi değil mi?
    adam başımızda üç saat lak lak ediyor, geziniyor ve bu sırada saat başı hesabına 250 tl giriş yapıyor. bir uyuyayım kestireyim deyip 4 saat uyusa gözünü açtığında 1000 tl kazanmış oluyor. bir gün bittiğinde tam 6000 tl'si oluyor. dakika başıysa 4,2 tl kazanıyor.

    ve bu adam insan gibi değil. arada böğürüyor, bazen keh keh keh yapıyor. bir canlı ama neye benzediğini hala çözemedim mesela.

    kader işte.

    bazen kader sana gülüyor ve milyonlarla oynuyorsun. tıpkı selçuk inan gibi. imreniyorum böyle kişilerin şansına. hem de çok imreniyorum.

    selçuk'un durum daha da muazzam. günde bir saat antrenmana çıkıp 3 milyon avro alıyor. şaka gibi yahu!
    bir gün deliriciim.
    bir gün fena halde kafayı sıyıraciim.

    tamam prens olabilirim ama ben de yokluktan geldim abi, her kral çocuğu zengin olmuyor. monako zaten ufacık yer.
    ey monako! dünya 5'ten büyüktüür! pardon pardon bu o değildi galiba :/

    neyse efenim, yüce yaratan herkese milyon dolarlar verir umarım...

    not: içimi döktüm rahatladım valla.
  • 10430
    son günlerde dikkat çekici bir şekilde tudor-transfer dönemi eleştirisi yapıp, sneijder savunması yapanlara karşı nick altı girilerek ad hominem yapılan sözlük. gerçekten can sıkıcı olmaya başladı sol tarafta durduk yere yazarların itin götüne sokulmaya çalışılması. kimse pollyanna olmak zorunda değil! derdi olan özel mesajla hesaplaşsın.
  • 10433
    içerisinde kaliteli yazarlardan çok, iyi insanların bulunduğu oluşum.

    ileride bir oğlum olursa, okuduğunu anlayıp çıkarımlar yapabileceği yaşa geldiği zaman ona sözlüğümüzü okutacağım. hem galatasaray'lı, hem de adam olsun.

    koyacağım önüne elmanderilic, baranakcok, aziz matta, hoyiavteboi'nin en beğenilen entrylerini, okusun okusun dursun.

    burayı çok seviyorum, bayramınızı da kutlarım.

    edit : tüm beğendiğim yazarları tek tek yazamayacağım için kendi kendime bi üzüldüm şu an.

    honorable mentions : cagaman caga, haginin topugu falan :((
  • 10434
    bazen buram buram kalitesizlik ve cahillik akan sözlük oluyor. aynı türkiye gibi. yazık böyle değildi bu sözlük. akıbeti giderek ekşi sözlüğe benzemeye başladı. yaşım 27 belki çok yaşlı değilim hatta sözlükte ki bazı abilerin yanında yaş ahkamı kesmek de yanlış olur ama ben bu cehalet ve kalitesizliği yeni nesil gençliğe bağlıyorum. ben kendimi çıkan son iyi nesilden sayıyorum. maalesef son 15 yılda, insanımız ve eğitim sisteminin geldiği iğrenç halden ötürü gençlik dibe vurdu. kalitesizlik, cehalet zirve yaptı. yazık! bu sözlük benim en sevdiğim ortamlardan biriydi. artık ne yazmak, ne okumak içimden gelmiyor.

    not: moderasyona, adminlere herneyse bir naçizane tavsiyem var. bir futbolcuya, hadi boşver bir insana, ölümcül olmayan kas iskelet rahatsızlıgı yaşasa üzülmem diyen insanlar var sözlükte. yollayın abi. uçurun direk. başka türlü bu kokuşmuşluk bu cehalet düzelecek gibi değil.
  • 10436
    cehalet ve bilmezliği aşağılayan bir takım kimselerle dolu sözlük. benim bildiğim karşında bir şey bilmediğini, cahil kaldığını düşündüğün birine doğruyu öğretirsin, eğer genç nesil böyle diyorsan, en azından senin bir doğrun olacak, bakıyorum "kokuşmuşluk" diyorlar. cehaleti örtmek adına adım atmayıp moderasyona yakaran 27 yaşına gelmiş ama nasıl geldiği meçhul, ayıplarla dolu sözlük.
  • 10437
    bastan not: bence sozluge mentor/danisman sistemi getirelim veya cezalari siklastiralim. daha kisa surelerle daha cok ceza verilebilir bu cozum olacaktir, kendimden biliyorum. ne zaman ceza alsam uslubumu uzun sureli yumusak tuttum. mesela polisler ne zaman ceza yazsa, uzun sure hiz limitlerini asmiyorum. taa ki kendimi tekrar guvende hissedene kadar.

    devam:

    sozlugun kalitesi anlaminda, ilk uye oldugum zamanla suanki zaman arasinda cok fark var.

    oncelikle, ben 16-23 yaslarim arasinda kufurlu konusan atarli bir ergendim. facebook'un bana 7 yil once bugun minvalinde hatirlattigi bazi gonderilerden gercekten utaniyorum mesela.

    yasadigimiz nefret soylemlerinin, siddet orijinli konusmalarin sebebi maalesef egitimli egitimsizlik ve egitimli cehalet. cahillik, bilgisizlik gibi giderilmesi kolay bir olgu degildir. zira cahilligin en buyuk problemi reddetmedir. gormezden gelmedir. degisime korku ve nefret duymaktir. yani, benden onceki yazar arkadasin dedigi gibi, 'dogrusu bu' demek cahillere uygulanabilecek bir yontem olamaz.

    bana uygularsin, "ya olum boyle boyle demissin ama o is oyle degil, bak boyle" dedigin zaman aklima yatarsa "hmm hakikatten yav" der gecerim. ama bunu bir cahille paylastiginda "sen ne biliyosun amk benim enistem komiser" minvalinde bir cevap alirsin ve balatalari yakarsin.

    sozlukte cok degil 1 yil oncesine kadar cok daha uygun bir uslup ve kalite vardi. bu durumun kaybedilmesinde hepimizin payi var. oncelikle nickalti linc olayini sonlandirmamiz gerek ki maalesef birden fazla kez ben de bu olaylarda bulundum.

    sapkami onume koydugumda insanlari elestiremiyorum, zira bir zamanlar ben de azman bir ergen ve yazmamasi gereken seyleri sinirle yazan biriydim ki hala zaman zaman bu hislerime yenik duserim.
  • 10438
    ülkedeki demografik yapının minik bir örneğini içinde barındıran yazarlar topluluğu, sözlük.
    her türlü insan var, kurallar dahilinde isteyen istediğini yazıp çizebilir.

    yok yazmak içimizden gelmiyor da, yok aylardır girmiyorum da, yok şu şöyle demiş bla bla bla.

    arkadaşlar rahatsız olanlar okumak istemediği kişiyi engeller.

    yine de durmak istemeyen için aha kapı orada.

    merak etmeyin, kimse arkanızdan ağlamaz, dur gitme diye ikna etmeye çalışmaz; zira buradaki hiç kimse öyle matah bir varlık değil, kimler geldi geçti. eksikliğiniz hissedilmez merak etmeyin.

    burada ağlamak yerine sağ üst köşedeki çıkış butonuna basarak gidebilirsiniz.
  • 10439
    ülkemizdeki en tuhaf durumlardan biri de kişinin kendi neslini son iyi nesil olarak görme hastalığı. böyle düşünenlere montaigne'in şu sözünü hatırlatmak isterim:"bozulan yeni nesil değildir. yeni nesil ancak yetişmiş insanlar çoktan bozulmuşsa mahvolur." dünyanın her yerinde olduğu gibi galatasaray sözlük'te de hoşumuza gitmeyen şeyler olabilir, ki bu doğaldır. ancak bu aksaklıkları dile getirirken üstü kapalı bir şekilde pek çok sözlük yazarını aşağılamak onların yaptığı hatalardan daha büyüktür.

    burası şu anda hem beşikte yatan küçücük bir müstakbel galatasaraylıya hem de onun babası yaştaki insanlara aittir ve tek ortak paydası partilerüstüdür: galatasaray'dır. sizi rahatsız eden yazarları engelleyerek takılmaya sessiz sedasız devam edebilirsiniz.
  • 10444
    sesleri az ciksa da yanlis olani elestirmekten geri kalmayanlar vardir. yikici degillerdir aksine kim koca cinari yikmaya calisiyorsa onun karsisinda olanlar vardir.

    gecen sene sezon basina 2 3 transfere tav olup 2 3 galibiyet gelince sampiyonluk hayali kurmazlar hemen bu arkadaslar. yonetim istifa basligi sol frameden kaldirilinca uzulmuslerdir o zamanlarda. cunku beceriksizlik damarlarina islemis adamlardan bir hayir gelmeyecegini bilir bu renkdaslar.

    geçen seneki havanin aynisi hakim. hem de daha ilk transferden basladi. bu bakkal ve avaneleri babalarinin parasini harcamiyor bunu unutmayalim. bunlar son kurşunlarımız. gelecek olan parayi geri dönülemez yatirimlara yuksek miktarlarda yatirarak resmen rus ruleti oynuyoruz. ama buradaki fark altipatlarda 5 mermi var. kendimizi vurma olasiligimiz cok yuksek.

    bunu bilen, boyle dusunen renkdaslara selam olsun.
  • 10450
    meselenin sneijder'in gitmesi olduğunu sanan arkadaşlarımızın olduğu sözlük. (arkadaşlar derken de bu kelimeyi samimiyetle kullanıyorum. laf sokmak için değil.) sneijder gitsin, zaten sözleşmesi sona erecek bu sezon sonu. ancak önünde 2018 dünya kupası hedefi olan bir futbolcu sneijder. emin olun bunun için çok çaba gösterecek bu sene. yine de gönderilebilirdi. madem öyle bu dursun özbek ya da tudor adları verilen kişiler sezonun son maçına biz sneijder'i önümüzdeki sezon düşünmüyoruz deseydi de podolski, bruma gibi uğurlansaydı. podolski, bruma gibi (bence aidiyet hissi taşımayan, şovmen kişilerdi) adamlar selamlanmayı hak etti de sneijder etmedi mi? sen başkan olarak, teknik direktör olarak bu adama bok parçası gibi muamele edersen, bok parçası kadar bile değerin kalmaz. yani buradaki problem bu iki kalitesiz ucuz adamın yaptığı çirkinlikler.
App Store'dan indirin Google Play'den alın