• 1
    çok üzülerek söylüyorum ki, son zamanlarda kendimde fark ettiğim bir durum bu. maçı açıyorum izliyorum takım leş bir futbol oynuyor. 90 dakikada yarım pozisyona giriyoruz. gol atamıyoruz doğal olarak kazanamıyoruz.

    önceden mağlup olduğumuzda ne twitter, ne instagram, ne de sözlük hiçbirine bakamazdım. 2-3 gün boyunca haberler yavaş yavaş ortadan kalktıktan sonra sosyal medyaya girebilirdim. arkadaşlarımla futbol konuşmak istemezdim. ama şimdi bakıyorum, puan kayıplarımız,mağlubiyetlerimiz o kadar çok arttı ki. komple bu etkinlikleri silmem gerekiyor hayatımdan. 3-4 günde bir puan kaybediyoruz ya da rezalet oynuyoruz penaltıyla falan kazanabiliyoruz.

    umarım bu dönem hızlı bir şekilde geçer ve tekrardan bu renkler ve taraftarlar hak ettiği yerde olur. puan kayıplarına mağlubiyetlere bile razıyım ama yeter ki maç bittikten sonra tekrar o maçı açıp izleyebileceğim kadar güzel futbol oynayalım. ama canlı canlı bile izlerken ıstırap çekiyoruz artık.

    çok üzgünüm çok.
  • 2
    şampiyonlar liginde 2019-20 sezonunda deplasmanda oynadığımız madrid* ve psg* maçları için tek temennim bjk'nin 8'lik rekorunu egale etmemekti. 6 kasım'da 6 tane yemeyelim diye de çok dua etmiştim ama maalesef mağlubiyetlerinin normalleşmeye başlamasından ziyade fark yemek bile rekor olmaksızın kabullenilir oldu. kaçımız hiç maça çıkmayın, 11 aralık 2019 paris saint germain galatasaray maçı 3-0 hükmen" deseler kabul etmezdik!
  • 5
    soran olursa bu takıma winner karakterini terim kazandırdı diyorsunuz. hocanın katkısına, emeğine haksızlık etmek istemem; en büyük sıçramayı da kendisi ile yaptığımıza şüphe yok.

    ancak lütfen bu takımın derwall, denizli ve kalli dönemlerine de bakın. yaşınız yetmiyorsa açın okuyun. kupa 1'de yarı final oynayan ve çavuşesku'nun hakem şikesiyle elenen, kupa galipleri kupası'nda çeyrek finalde son anda çamur kaplı zemine takılıp kaybeden, dönemin ses getiren takımları olan psv'ye, eintracht frankfurt'a, roma'ya karşı zaferler elde etmiş bir takımdan bahsediyoruz. manchester united'ı elemiş bir takımdan bahsediyoruz.

    herkes tutturmuş bir makas öyküsü gidiyor. eric cantona, ryan giggs, paul ince gibi isimlerin karşısına old trafford'da kalede hayrettin ile sahaya çıkıyorduk beyler bayanlar. yine de bir umudumuz vardı. biz böyle bir takımın sevgisiyle büyüdük. o umut, o heyecan ile bu takım avrupa arenasına çıktığında maç saatini iple çekiyorduk.

    bir jenerasyona galatasaray sevgisi kazandıran maçlar bunlardı. hala herkesin hatrında olan maçlar da bunlar. ve galatasaray'ın değerlerini yitirdiğini görmek üzüyor. köklerimizden koparken bu çaresizliği daha fazla izlemek hata olur.