• 576
    vatan sevdalıları bir an bile düşünmeden çocukluk çağlarında savaşmaya giderken, onların kemiklerini sızlatacak insanlar, yıllar sonra ülkeyi işgal eden ingiliz komutanını eğlendirmek için maç oynamaktan çekinmiyorlar ve bununla da övünüyorlardı.

    (bkz: general harrington kupası)

    --- alıntı ---

    – bir hücum sırasında bölük erimişti. yüzbaşı telefonla takviye istedi. gece yarısı siperleri takviye için istediğimiz askerler geldi. hepsi askere alınmış gencecik insanlardı. ama içlerinde daha çocuk denecek yaşta üç-dört asker vardı ki hemen dikkatimizi çekti. bölüğü düzene soktum. yüzbaşı gelenlerle tek tek ilgileniyor, karanlıkta el yordamıyla üstlerini başlarını düzeltiyor, sabah yapılacak olan süngü hücumuna hazırlıyordu. sıra o çocuklara geldiğinde, o cıvıl cıvıl şarkı söyleyerek gelen çocuklar birden çakı gibi oldular.

    yüzbaşı sordu;

    – yavrum siz kimsiniz?? içlerinden biri;

    – galatasaray mektebi sultanisi talebeleriyiz vatan için ölmeye geldik!..? diye cevap verdi.

    gönlüm akıverdi o çocuklara. bu savaş için çok küçüktüler. daha süngü tutmasını bile bilmiyorlardı. onlarla ilgilendim.

    bütün bölük, bütün tabur, bütün alay cephenin her yerinden fırladık. işte tam o anda, tam o anda, o çocuklar kurulmuş gibi siperlerden fırlayıverdiler. işte o an. tam o an bir makinalı yavruları biçiverdi. hepsi sipere geri düştüler. kucağıma dökülüverdiler. onların o gül gibi yüzleri gözümün önünden gitmiyor. hiç gitmiyor!.. işte ben ona ağlıyorum, o çocuklara ağlıyorum!..

    azman dede' nin anılarından.

    https://www.canakkalesehitlik.net/azman-dede.html
  • 577
    vahdettin engin isimli bir fenerbahçe taraftarının müdür olduğu bilgileri dolaşmakta.

    https://twitter.com/.../1163933659327533056

    https://twitter.com/.../1163927552018255873

    https://twitter.com/.../1163929599207542784

    https://twitter.com/.../1164062498456330240

    https://www.timeturk.com/...gin/biyografi-818007

    --- alıntı ---

    vahdettin engin 1956 yılında kocaeli'de doğdu.

    yakınçağ osmanlı tarihi uzmanı olan ve özellikle sultan abdülhamit dönemine ve türkiye'de ulaşım tarihine ilişkin araştırmalarıyla tanınan prof. dr. vahdettin engin, ilköğrenimini yarımca'da tamamladı. 1977 yılında galatasaray lisesi'ni bitirdi ve 1982 yılında istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi yakınçağ tarihi kürsüsü'nden mezun oldu.

    1983 yılında marmara üniversitesi atatürk eğitim fakültesi'nde araştırma görevlisi olarak akademik hayatına başladı. 1986 yılında "ahmet rıza bey ve siyasi faaliyetleri" konulu yüksek lisans tezini, 1992 yılında "rumeli demiryolları" konulu araştırması ile doktora çalışmasını tamamladı. 1995 yılında doçent, 2002'de profesör unvanını aldı.

    halen aynı üniversitenin fen-edebiyat fakültesi tarih bölümü'nde öğretim üyeliği görevini sürdürüyor. engin, 2000 yılında çıkan tünel kitabıyla türk tarih kurumu ödülü'ne layık görüldü. son dönemde dr. theodor herzl'in ii. abdülhamit ile filistin'de bir yahudi devleti kurulması için yaptığı gizli görüşmelerin ayrıntılarını belgeleriyle açığa çıkaran pazarlık adlı kitabı sayesinde basında ses getirdi. engin, aynı zamanda haftalık habertürk tarih dergisi yazarı. galatasaray spor kulübü'nün kuruluş belgesini bulan engin, sıkı bir fenerbahçe taraftarı ve emel engin'le evlenen engin'in bir kız çocuğu var.

    --- alıntı ---

    biyografisinde bile sıkı bir fenerbahçe taraftarı olduğu vurgusu olan bir adamın galatasaray lisesi'nde müdür olması kabul edilemez.
  • 578
    hadi bakalim burdan mezun beyler.

    139 kardesiniz icin gecen sene,klubu olasi sampiyonluguna mani olacak sikintili bi noktaya getirecek kadar koklerinize ve geleneklerinize bagliydiniz ya hani.

    simdi mezun oldugunuz yeri siki bi fenerbahceli mudur yonetecek.bana fark etmez. istiyosa rambo okan olsun yeni mudur. ama sizin mideniz ne kadar genis onu gorecegiz.

    ha ama adam karakterli bi insanmis. gidip de klube uye olmamis. o yuzden de kendisini takdir edip, klube uyelik konusundaki garabeti de klup uyelerinin yuzune vurmak lazim da.

    hayat tuhaf iste.vapurlar falan.
  • 579
    müdürlüğüne fenerbahçeli vahdettin engin atanan lise. vahdettin hoca tarih alanında önemli bir isimdir. milli değerlere önem veren iyi bir eğitimci ve galatasaray'ın da savunduğu fikriyata yakın bir isimdir. kendisinin bir liseye müdür olması en çok öğretmenleri ilgilendirebilir. biz öğretmenler kendimizi geliştiremiyoruz galatasaray lisesi gibi ülkenin önde gelen liselerinden birine öğretim üyesi müdür olarak atanıyor diye lakin galatasaray spor kulübü tüzüğü o kadar saçma ki lise müdürü yönetim kurulu üyesi olabiliyor. eleştiri oklarını meb veya vahdettin hocaya değil çağdışı kalmış tüzüğe yöneltmek en doğrusu.
  • 580
    kulübümüzün yuvası.

    başta şu anki yönetimimize karşı tutumları olmak üzere pek çok gerekçeyle, galatasaray lisesi’nin kulüp yönetimindeki ağırlığına kuşkuyla yaklaşıyorum. bununla birlikte, lisenin kulüpteki ağırlığının en az üç noktada galatasaray’ı diğer kulüplerden olumlu anlamda ayırdığı kanaatindeyim.

    öncelikle, aziz yıldırım örneğinde gördüğümüz durumun aksine, galatasaray lisesi, kulübün bir kişinin şeffaf olmayan, yeterince denetlenmeyen, yer yer kirli ilişkilere bulaşan yönetimine uzun süre bırakılmasına engel oluyor. yönetim daha sık değişiyor ve daha iyi denetleniyor.

    ikincisi, bir dönem öne çıkan futbolcularımızın bulaştığı cemaat yapısının kulübün yönetimine bulaşmasına br ölçüde lise engel oldu. bunun bir karşı örneğini de beşiktaş yönetiminde uzun süre bulunan ihsan kalkavan‘da görebiliriz. yanılıyorsam düzeltin, kulübümüzde buna benzer bir örnek yok. bu oluşumun türkiye’de gözde olduğu dönemlerde bile yoktu.

    üçüncüsü, kulübümüzde şu anki politik yönelimin uygunsuz yönlendirme ve baskılarına tamamen boyun eğmesi olası bir lider yönetimi yerine, kişileri aşan, geleneği olan bir tüzel kişilik yönetimi öne çıkıyor. bunun karşı örneği olarak da nihat özdemir verilebilir. köprüyü geçene dek itiraz edilmese de, bizde böyle bir örneğin öne çıkmamış olmasını lisenin ağırlığına bağlıyorum. aksi taktirde, futbolla ilgili etkinliklerini şu an başka adreslerde yürüten kişilerin (bkz: göksel gümüşdağ) kulübü ele geçirmelerinin önünde bir engel olmayabilirdi.

    sonuç olarak, galatasaray lisesi, şu anki olumsuz durumu kabul etmekle birlikte, yalnızca galatasaray’ı özgün kılan yapı değil, aynı zamanda kulübün pek çok badire sırasında özgün kalmasına neden olan etkendir de.
  • 581
    osman tanburacı’nın kitabındaki bilgilere göre, galatasaray lisesi'nin (mekteb-i sultani) 1868'deki ilk öğrencilerinin çoğu türk ve müslüman değildi.

    147 müslüman
    48 ermeni - gregoryen
    36 rum
    34 yahudi
    34 bulgar
    23 levanten
    19 ermeni - katolik

    ayrıca ilk müdür fransız de salve, ikinci müdür ermeni vahan efendi, üçüncü müdür rum fotyadi efendi idi. okulda sadece 5 sınıf vardı. ilim ve fen dersleri fransızcaydı. ali sami yen henüz doğmamıştı. (lisedeki sarı, tribündeki kırmızı 1. cilt)
  • 582
    görkemli kapısından her geçişimde ah çektiğim, puanımın yetmemesi sebebi ile giremediğim, muasır medeniyetler seviyesinde eğitim ve öğretim veren, kültür simgesi galatasarayımızın doğduğu okul. bazı köhne zihniyete sahip lisecileri mezun etmişse de ülkeye ve kulübümüze çok değerli insanlar yetiştirmiştir. başka hiç bir spor kulübünde olmayan bu bağ, yüzümüzün her zaman avrupa'ya dönük olmasının altında yatan ana etmendir. kurucumuz ali sami yen bey'in ektiği tohumları sonsuza kadar filizlendirmek dileğiyle. iyi ki varsın mekteb-i sultani
  • 583
    ülkemizin en değerli liselerinden biri belki de en değerlisi.
    liseci zihniyetin galatasaray'ımızı tekeli altına almasından dolayı bu saygıdeğer kurumumuz da maalesef zedelenmiştir.
    osmanlı'dan günümüze kalan bu değerli eğitim yuvasının fransızca temelli eğitiminden dolayı başta kanatlı kuşlar olmak üzere rakipler bize gayrimilli olduğumuz iddiası ile fransız kulüp diyorlar. bu tarih bilmemezlikten öte kör fanatizmin cehaletidir. galatasaray lisesi sultan aziz dönemi'nde lise ile üniversite arası bir kurum olarak mekteb-i sultani adıyla kurulmuştur. dönemin şartlarında fransız eğitim sistemi baskın olduğundan batılılaşma sürecinde olan osmanlı da fransız eğitim sistemini örnek alacak ve mekteb-i sultani'yi buna göre yapılandıracaktır. bu değerli kurum 1912'de 60 mezun verirken birinci dünya savaşı'nın yaşandığı 1915'te 18, 1916'da 0 ve 1917'de sadece beş mezun verebilmiştir. mezuniyet törenlerinde isimleri okunan çoğu öğrenci için burada demek yerine şehid denmiştir. gazi mustafa kemal atatürk, başta galatasaray lisesi olmak üzere birçok değerli eğitim yuvasının çanakkale savaşları sırasında öğrencilerini şehid vermesi üzerine: 'biz çanakkale'de bir darül fünun (üniversite) gömdük' demiştir.
    millici olmak futbolda fanatizme kayıp rakibin geçmişine bakmadan ona fransız demek değildir, millici olmak ingiliz işgal kuvvetleri komutanı adına düzenlenen bir turnuvaya katılıp oradan alınan kupa ile gurur duymak değildir, millici olmak sosyal medyada düşmanlık yapıp gençlik marşını avrupa'ya dinleten galatasaray'ı dışlamak ezikliğinde bulunmak hiç değildir.
  • 584
    yılmaz erdoğan olsa zili çalarmış kendilerine.

    (bkz: çok güzel hareket diyenler)

    https://twitter.com/...681690713751552?s=21

    mektebi sultani, istiklal, beyoğlu ve eski kültürü... hayata bir daha gelsem okumayı isteyeceğim okuldur. ha yine okuyamazdım orası ayrı.

    yine de iyi ki vardır. ilerleyen yıllarda, yurtdışında yaşamayı tercih eden daha az mezun çıkarması dileğiyle. (bu, öğrencilerin geleceğiyle ilgili kötü bir dilek değil, “doğdukları topraklarda” daha güzel, özgür ve parlak bir yaşam elde edebilmelerini ummaktır.)

    not: entry, kongre tartışmalarına kapalıdır.*
  • 585
    https://twitter.com/...681690713751552?s=21

    valla o kadar büyük bir olaya imza attınız ki ne yaparsanız yapın o günü unutmayız, unutmam. resmen darbeydi.

    olayın vehametini anlamak için buyrun okuyun:

    (bkz: #2643454)

    (bkz: #2643777)

    (bkz: #2643924)

    (bkz: #2644453)

    (bkz: #2644497)

    dipnot: bu arada mesele mustafa cengiz'in ibra edilmemesi falan değil. gelip de dm kutuma herkesin özgür iradesi, gencecik çocuklar vs. yazmayın yani. mesele dursun özbek denen adamı ibra edip mustafa cengiz'in ibra edilmemesi, hem de idari açıdan. ulan dursun özbek belki de galatasaray tarihinin en kötü idari yönetimini sergiledi; ama adama vermedikleri yetki kalmadı, üstüne bir de ibra ettiler. bu arada bu 358 kişinin hepsi bilerek, isteyerek, düşmanlık adına, şampiyonluk yolundayken galatasaray'ın menfaatlerini hiçe sayıp mustafa cengiz'i ibra etmediler de demiyorum ama bu kafatasçı zihniyet öyle kurnaz ki, öyle sinsi ki; adamı kullanır kullanıldığından haberin bile olmaz.
  • 586
    galatasaray'ı sevme nedenlerimden birisi olarak gösterebilirim. çünkü galatasarayı sadece sporda yaptıklarıyla değil eğitim ve kültür alanında bu ülkeye katmış olduklarıyla da seviyorum. işte bunun nedeni mekteb-i sultanidir. yüzyıllardır bu topraklarda eğitimin en önemli kurumlarından biri olmuş ve hem osmanlı imparatorluğu'na hem de türkiye cıumhuriyeti'ne yıllarca her alanda hizmet vermiş bir kurumdan bahsediyorum.

    1453 yılında yapılan bu okul osmanlı sarayına devlet adamı ve siyasetçi yetiştirmiş, savaş zamanlarında ocağa asker yollarmış, dünya savaşında cepheye asker gönderip mezun vermemiş oda yetmemiş binasını hastane olarak kullanarak devlete nice katkılar sunmuş bir mekteptir.

    cumhuriyet ilan edildikten sonra yine önderimiz atatürk'ün yenilemesiyle beraber günümüze kadar ülkeye siyasetçi, yazar, şair, tiyatrocu ve daha bir çok büyük insanlar yetiştirerek bu devlete de katkılarını sunmuş bir kulüptür.

    1905 yılına gelindiğinde de adını tüm dünyaya duyuracak ve türkiye'nin avrupadaki futbol kapısı olacak galatasaray'ı bünyesinden çıkartarak da adeta zirvede bırakmıştır. kısacası, eğitim, sanat, spor, hukuk gibi bir çok alanda bu memleketin topraklarına yüzyıllarca insanlar yetiştirmiş ve galatasarayı da bizlere hediye etmiştir.

    bu kadar eski ve köklü bir eğitim kurumunun ne yazıkki günümüzde galatasaray sk'ya bir faydası yoktur. işte bu üzücü bir durum. kendilerini elit ve liseli olarak tanımlayan bu mektebin mezunları, liseli olmayanlara gereksizce tepeden bakıyor. bu kulüp içinde ve lisede ayrımcılığa ve daha kötüsü yancılığa sebep oluyor. dursun özbek'in ibra edilip mustafa cengiz'in ibra edilmemesi bunun net örneğidir. bunun adı yancılıktır. kardeşini yedirip içirip faturasını kulübe kesen adamın aklandığı yerde kulübün 5 lirasını kendi cebindeki 5 lira gibi gören cengiz'in aklanmaması maalesef üzücü ve saçma bir durumdur. keşke sevdiğim bu kurumun galatasaray'ın ayağındaki pranga olmak yerine galatasaray'ın sağlıklı ve doğru kararlar yetiştirmesine katkıda bulunsa diye insan demeden edemiyor.-

    son olarak mekteb-i sultani onurumuzdur, liseci zihniyet sorunumuzdur.
  • 587
    ülkenin en kalifiye insanlarının çıktığı okullardan biridir. buna zıt olarak da özellikle yakın tarihte galatasaray spor kulübünü hakkını vererek yönetecek başkan ve yöneticiler bir türlü çıkaramamıştır.

    senelerdir bir yönetim gidiyor, bir yönetim geliyor. bir çoğu başarısız ve kulübü mali olarak bataklığa sürüklüyor. mali açıdan mustafa cengiz yönetimi için başarılı diyoruz ama onların bile tonla falsosu var.

    yok mu şu mektepten çıkmış, spor yöneticiliğini bilen, spordan, insan yönetiminden, finanstan ve maliyeden doğru düzgün anlayıp sadece ve sadece galatasaray'ın menfaatlerini düşünecek 50 tane adam?
  • 589
    tuvalet kağıdı niteliğinde bir gazetenin gerici bir yazarının bugünkü yazısında hedef alınmış okuldur.

    türkiye'nin, iyi kötü, modernleşme sürecinin lokomotifi olan eğitim kurumlarından biridir. kulübümüzün bazı başarılı futbolcuları, tıpkı diğer kulüplerdeki bazı başarısız futbolcular gibi, bir dinci örgütle irtibatlıyken bu örgütün kulüp yönetimine sızamamış olmasının da nedenlerindendir. bir fetöcü bir istanbul kulübünün başkan yardımcısıyken, bir diğer kulübün başkanı fetöcü savcılarla halı saha maçı yaparken bizim kulübümüz seçkin kültürü ve geleneği sayesinde bu muzır yapıyı yönetimden uzak tutmuştur.

    islamcı hayalperestler içinde bulundukları derekenin derinliğinin ve asıl nedenlerinin ayırdında olmadıkları için galatasaray lisesi gibi güzide kurumları kendilerinin içinde bulunduğu sıkıntılı durumun nedeni sayıyorlar. cumhuriyet ve hemen öncesindeki modernleşme hamlelerinin öncesine dönebilseler, asıl sorun neymiş görecekler. köleliği bile batı zoruyla, belirli bir ölçüde ve ancak de facto kaldırabilmiş, eğitim, sağlık, teknoloji gibi sahalarda çağının fersah fersah gerisinde bir düzene kendilerinden çalınmış bir altın çağ muamelesi yapan bu fantastik kurgu sever kişiler tekerleği yeniden icat etmeye girişip eski değerlerinin kaçınılmaz olarak yeniden üretilmesi, çağa uydurulması gerektiği gerçeğiyle yüzleşecekler. olan ülkemize olacak o arada.

    ama tabi şimdi iktidar sarhoşluğu var. galatasaray lisesini de kolay lokma sanıyorlar. boğazınızda kalır.
  • 591
    türkiye'de yeniden bir tarih yazılma çabası içinde. bu çaba nedeniyle, bu ülkenin gelişmesinde büyük payı olan kurumlar da, birtakım gerici, fetö artığı, birey olamamış, ulus yerine ümmet anlayışını önceleyenler tarafından kuşatma altında.

    galatasaray lisesi, türkiye'nin gelişmesinde, ilerlemesinde, çağdaşlaşmasında en büyük pay sahibi kurumlardan biridir. yetiştirdiği öğrenciler bu ülkenin bakanları, diplomatları, yazarları, sanatçılar olmuşlardır, oluyorlar ve olacaktır.

    ellerinde olsa arazisine avm yapıp, bütün geleneklerini yerle bir ederler. çünkü sözünü ettikleri gelenekleri ve örfleri yağmalamaktan başka bir şey değil.

    üzücü olan durumsa, galatasaray sevgisi adı altında, her fırsatta galatasaray lisesi'ne saydıran galatasaray taraftarıdır. o lise olmasa, bugün tutacağınız takım galatasaray olmayacaktı.

    yaşananları eleştirmek haklı bir gerekçe olsa da, ülkenin en köklü eğitim kurumuna saydırmak tek kelimeyle terbiyesizliktir. kimlerle yan yana durduğunuza dönüp bir bakın.
  • 596
    memlekette hiç azımsanmayacak bir kitle var. bunların en büyük açmazı, en büyük derdi; kimi becerebilirim, ne yersem orucumu bozmaz. türkiye cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. bu ülkenin verdiği istikalal savaşı ve genç cumhuriyetin kuruluş sürecinde galatasaray lisesinde yetişmiş gençler bu zihniyete rağmen gerçekleştirebilmişti bu mucizeyi. yürütmeye çalıştıkları karşı devrim sürecinde de bu kinlerini gizlemeye ihtiyaç duymuyorlar. hala hilafet hayali kuran cumhuriyet düşmanı alçaklar karşılarında hep galatasaray lisesini ve cumhuriyet gençliğini bulacaklar.
    hiçbir çocuk tacizcisi alçağın haddi değildir galatasaray ve değerlerine dil uzatmak.
  • 598
    yeni akit gibi pacavralarin yayimladigi soylemleri duymazdan gelmesi gereken asil lise. sokagin insaninin soyledigini ulkenin en asil ve basarili okulu ile yan yana koyarsak, bu bizim ayibimiz olur. kulup ile olan iliskisinde halkcilik meseleleri daha karisik, ona simdi girmeyecegim. lise tarihi, basarilari, fedakarliklari, dinamikleri ve yurtdisindaki prestiji ile ulkede bulunan garabet kesim icin sadece ozenip kiskandiklari bir yer olabilir. yillardir yurt disinda yasiyorum ve burada tanistigim ve calistigim en basarili turk profesyoneller ya galatasaray liseli ya da robert kolejli. orfunuzu seveyim.
  • 599
    galata sarayı ocağı...enderun'a üst düzey eğitimli kişileri yetiştirmek için ilk ve orta öğretimin verildiği devlet kurumudur. 1481 yılında 2. bayezit döneminde kurulmuştur. yetiştirilen öğrencilerin bir kısmı enderun'da eğitimine devam ederken bir kısmı da kapıkulu ocağında görev alıyorlardı. 2. mahmut döneminde enderun sisteminin kaldırılmasının ardından bu vasfını yitirmiştir.

    abdülaziz döneminde ise mektebi sultani olarak devlet kademelerine nitelikli istihdam sağlamak amacıyla faaliyete geçer. özellikle tanzimat ve ıslahat fermanıyla beraber osmanlıcılık ideali altında devleti bir arada tutma çabalarının revaçta olduğu dönemler...dini inançların etkisi altına girmeden her milletten, her inançtan insanın laik bir eğitim aldığı kurum olmuştur. papa, rum patriği, hahambaşı, rusya bu duruma tepkilidir. öğrencilere kaliteli bir ortam sunarak seçkin bir kurum oluşturma çabası içine girilse de geçirdiği iki yangın neticesinde ciddi şekilde hasar almıştır.

    mezun veremediği yıllar olmuştur. 5 mezunla dönemi kapatabildiği yıllar olmuştur.

    osmanlı devleti sultanlarının gösterdiği çabayı kendi inancımıza, örfümüze aykırı ilan eden akit yazarı, osmanlı sultanlarını ajan ve hain mi ilan etmek istemektedir? yerli ve milli duygular içerisine nifak mı sokmak istemektedir? pelikan medyası bence bu konu üzerine yoğunlaşsın.
  • 600
    nereye saldıracakları belli olmayan bir kitlenin yeni hedefi olan mekteb-i-sultanimiz. bunlara karşı tepkisiz kalmak asla doğru değildir çünkü fırsat verilirse daha da azgınlaşan, utanma nedir bilmeyen bir kesime siz sessiz kalarak karşılık vermiş olmazsınız tam aksine cesaret vermiş olursunuz. haksızlıklar karşısında tepki göstermemek yaşanan olaylara ortak olmaktır!
    galatasaray lisesi'nden mezun olamadan savaşlarda yitip giden gencecik çocuklar için, onca güzel insanı ülkemize yetiştiren lisemiz için sessiz kalma!

    not: bugünleri ve yaşadıklarımızı asla unutmayın çünkü ileride bu dönem ile alakalı çok şey okuyacağımıza inanıyorum.
App Store'dan indirin Google Play'den alın