• 1
    son zamanlarda çok sık şahit olduğumuz durum. işin garibi bunun normalleştirilmeye çalışılması.

    şöyle ki, bir oyuncu yıllarca yattığı yerden para kazanıyor. yeteneksiz bir kazma olduğu için gönderilemiyor çünkü sözleşmesindeki maaşı karşılayan yok. yani işin bir tarafında bu anlaşmayı yapan yönetimin rezilliği var. bunların da güvendiği şey zaten denetlenmemeleri yasal olarak.

    ama olaya tek taraflı bakılıyor. yanlış, yanlışla savunuluyor. şu tip demeçler verenleri görüyorum medyada:

    "abi adam sözleşmesi gereği parasını alıyor, bir şey diyemezsin"
    "sözleşmeyi yapan suçlu abi, ona kızın"
    "abi adam parayı istediği gibi harcar, özel hayatı bizi ilgilendirmez" (bu en midemi bulandıranı. tam bir nihilist perspektifi.)
    ...

    bakın bu lafı edenler ciddi sorunlu insanlardır bence. yahu, insan bir iş yerinde işe başlar, belki hakettiğinden yüksek maaş alır. ama onuru olan biriyse "burada performans veremiyorum, o halde her ne kadar bu para çok tatlı gelse de ve yatarak almam mümkün olsa da kendime bunu ahlaki olarak yakıştıramam" diyebilmeli.

    bahsettiğimiz kişiler asgari ücret kazanmıyor ayrıca, zaten büyük paraları kazanıyorlar. bu kararı alabilirler yani doğal olarak. her koşulda yine büyük para kazanacak gideceği yeni yerde.

    ancak her alanda olduğu gibi sporun içine de giren bu kapitalist ahlak, böyle tiplerin rahatça kök salabilmesine ortam hazırlıyor. milletin ayıla bayıla izlediği ve aslında kahvehane muhabbetinden bir tık fazlasını yapmayan futbol yorumcusu denen herifler sabah akşam bu lafları ediyor.

    gerçekten mide bulandırıcı.