• 3
    karıştırılmaması gereken ikili. hatta anlamını genişletip spor ve siyaset de diyebiliriz kendisine ama öz olarak aynı şey olduğundan kasmaya gerek yok. benim gördüğüm ilk örnek güven sazak'ın fenerbahçe'ye başkan olup bütün doğu kökenli futbolcuları takımdan uzaklaştırmasıydı. ercan saatçi zaten malumunuz. ancak zamanında bizim tribünlerde de -özellikle miliyetçiliğin tırmanışta olduğu susurluk öncesi 90'larda- görülmüş hadiseydi. istiklal marşı okunurken bozkurt işareti yapılırdı mesela. şimdi bu satırları ele almamım sebebi vinca nickli rektaşımızın "durum" iletisinden çıkan tartışmalardır. tabii daha önce de siteye girişteki filistin bayrağından da pek memnun olmayan arkadaşlarımız vardı. şimdi düşünülmesi gereken şu olmalıdır:"biz sözlük olarak birbirimizin siyasi fikirlerini mi eleştireceğiz? yoksa girdiğimiz sportif entry'ler üzerinden mi konuşacağız?". açıkçası benim gibi düşünenlerin sayıca fazla olduğunu düşünüyorum ve "futbol ya da spor" içerikli tartışmaların yaşanması taraftarıyım. unutmayalım ki bizim ortak paydamız galatasaray'dır. herkesin de galatasaraylı olma hakkı vardır. eh herkesin de belli siyasi fikirleri vardır. o halde en güzeli siyasi içerikli entry'ler yazmamaktır. bu satırların yazarı da wederson başlığında "i. melih gökçek" diyerek siyaset yapmıştır. haksızdır. melih gökçek'i başarılı bulan ve başında kinayeli bir şekilde "i" harfi konmasından rahatsız olacak renktaşlar elbet vardır. onlardan özür diliyorum. peki olayın özüne dönelim. olayın özü site girişindeki filistin bayrağıdır. elbette site yönetimimiz ve içinde adım gibi eminim vinca da olan birçok kişi filistin bayrağının konulmasındaki esas sebebin "çocukların öldürülmesi" olduğunu bilmektedir. ancak madalyonun diğer yüzünde mazisinde atatürk'e ve o dönem dolayısıyla, osmanlı'ya başkaldırmış bir ülke olması, emperyalizm'e boyun eğmesi gibi sebepler olması da benim de dahil olduğum kişiler tarafından da unutulmamıştır. haddim olmayarak benim düşüncem bu konuda herkesin daha hassas davranmasıdır. elbette ki galatasaray sosyal bir camiadır ve dünyada olup bitene söyleyeceği bir söz vardır. futbol oynarak osmanlı'ya ve ingilizlere başkaldırmış bir camiadan başka birşey de beklenemez. çocuk ölümlerinden dolayı filistin bayrağı hoşgörülebilir ama renktaşlar politika pis bir iştir. çocukların ölümünü kınamak birşeydir, ülke bayrağı koymak başka birşeydir. söz gelimi filisitin bayrağı konulmasaydı da israil bayrağının üzerine çarpı atılsaydı musevi galatasaraylı kardeşlerimizi kırıyor olmaz mıydık?

    özet olarak: hepimiz galatasaraylıyız. siyaset konuşacaksak o yer galatasaray sözlük olmamalı.

    not: çok yorgunum işlerimin yoğunluğu dolayısıyla umarım yazımda fazla çelişmemişimdir. konunun gözümdeki aciliyeti konuyla başetme zorluğuna galip geldi. hatalarım olduysa şimdiden özür dilerim hepinizden.

    not2: ofsayt veren renktaş bir anlatsın neye ofsayt verdiğini de anlayayım pot mu kırdık bir yerde yanlış mı yazdık nedir? ona göre bir ayar çekelim yazıya.
  • 5
    ingiltere ve arjantin; 2 nisan 1982' de başlayıp altı hafta süren falkland adaları savaşından 4 yıl sonra 1986' da meksika' da düzenlenen dünya kupasında karşılaşırlar. maradona yıllar sonra yazdığı (bkz: ben el diego) isimli kitabında bu maç için şunları söyleyecektir :

    "bu maç bizim için bir final gibiydi. çünkü, bir takıma karşı değil, bir ülkeye karşı kazanmış olacaktık. maçtan önce futbolun falkland savaşıyla ilgisi olmadığını söyleyip duruyorduk, ama orada birçok arjantinli çocuk ölmüştü; onları kuş yavruları gibi öldürmüşlerdi... bu bir rövanş olacaktı, sanki malvinas'ın intikamını alacaktık. yaptığımız röportajlarda hepimiz, bunları birbirine karıştırmamak lazım; futbol ve politika ayrı şeylerdir filan diyorduk, ama yalandı hepsi, düpedüz yalan! işte bunun için, sanırım attığım gol, golden öte bir şeydi. aslında iki gol atmıştım, ikisinin de zevki ayrıydı."
  • 9
    kankalar. futbol siyasetin en büyük malzemesidir. sahada top çeviren adamlara boku bokuna mı milyon dolarlar veriyor bu kulüpler. futbol konuşsun diye neden yüzbin dolarlar alıyor spor yorumcuları. hapishanede 50 tane hükümlünün bir televizyonun başına geçip içinde bulundukları ortam ve koşulların unutturulmaya çalışılması gibi dışarda da bize aynı taktik uygulanıyor. ama seviyoruz evet. güzel yapıyorlar işlerini.
  • 14
    (bkz: diego armando maradona/#1089183)----> ingiltere-arjantin savaşı ve tanrının eli

    (bkz: beşiktaş/#1105250) -------------------------> 27 mayıs darbesinin öncesi ve sonrası

    (bkz: fc barcelona/#1104171) --------------------> barcelona'nın katalan milliyetçiliğinin kalesi oluşu

    (bkz: juventus/#1105676) ------------------------> italya-türkiye ilişkilerinin gergin olduğu günlerde oynanan juventus maçları
  • 16
    birbirinden ayrılmasına imkan olmayan iki olgudur.*

    normalde futbol*'un siyaset ile pek bir işi olmaz. en azından bir zamanlar durum böyleydi. futbolun ilk yıllarında, temiz yıllarında.. ancak insan işte, yüksek mevkilere tırmanabilmek için her türlü olanağı deniyor. olaya siyaset açısında bakarsak durum biraz farklı. özellikle ülkemizde siyasiler futbolun büyük kitlelere egemen olma özelliğini her dönemde kullanmak istemişlerdir.

    bu konuda bazı olayları sizlere aktarmak istiyorum;

    progres * ve güneş neyi temsil ediyordu?

    1914 yılına, yani birinci dünya savaşı'nın başına gelindiğinde osmanlı futbolunun örgüt yapısı kurucu üyeleri kadıköy, fenerbahçe, galatasaray, progres ve strugglers olan istanbul futbol kulüpleri ligi* ile bu yapıya alınmayan istanbul jimnastik, darulfünun ve sanayi mektebi gibi okul takımlarının çoğunlukta olduğu cuma ligi diye ikiye bölünmüştü.

    bu kargaşalı ortam içinde, o tarihe kadar belli-belirsiz bir başarı gösteremeyen progras kulübü adını değiştirdi, atağa kalktı. 1914'ten başlayarak 1918'e kadar peşpeşe 5 yıl güçlü pazar ligi'nin şampiyonluğunu kazandı,sonra da kapandı.

    türkiye futboluna ilk kez profesyonelliği sokan progres(terakki) kulübünün bu başarısının sırrı kuruluşuna öncülük eden ittihat ve terakki fırkası'nın 1913 yılında gerçekleştirdiği hükümet darbesinden sonra, kendisini spor alanlarında da temsil edecek bir devlet kulübü olarak ona sahip çıkmasıdır. birinci dünya savaçının patlak vermesi bu oluşumu hızlandırmış. osmanlı'nın resmi ideolojisinin ''ırkçılık-turancılık'' olarak şekillenmesine paralel biçimde progres adı altınordu olarak değiştirilmiştir. kulüp başkanlığına dahiliye nazırı* talat paşa, yönetim kurulu üyeliklerine de ittihat-terakki'nin merkez-i umumi üyeleri* getirilmiştir. savaş süresince istedikleri oyuncuya istedikleri parayı vermek, kimlerin cepheye giderken kimlerin istanbul'da kalıp top oynayacağına karar vermek onların elindeydi. beş yıl arka arkaya şampiyon olan altınordu'nun ittihat-terakki yöneticilerinin yurt dışına kaçmalarından bir-iki gün sonra kendiliğinden kapandığını biliyoruz.

    --------------------------------------------------------------------

    bir de 1933'te kurulup 1938 yılı 11 kasım'ında kendi kendini fesheden güneş kulübü var.

    güneş'in durumunun bir kısmını hemen hepimiz biliyoruz zaten. ancak çoğu kaynakta güneş ve siyaset ilişkisi işlenmez sadece galatasaray yöneticileri arasındaki anlaşmazlıklardan bahsedilir. bakalım olayın gerçek yüzü nasılmış.

    güneş kulübünün galatasaray'dan ayrılanlarca kurulduğu, özellikle fenerbahçe'den büyük katılmaların olduğu o dönemin özelliği, kadro dergisi'nin ekonomide, halkevlerinin yayın oyganı olan ülkü dergisinin'de sporda devletçiliği ısrarla savunuyor olmasıydı. ekonomide 1929 bunalımına, sporda da özel kişilerce kurulup yönetilen türkiye idman cemiyetleri ittifakı (tici )' nın * kulüplere dayallı yapısının kişi ve kulüp çekişmeleri yüzünden kargaşaya girmesine tepkiydi bu gelişmeler... dahası devletin partisi vardı ama başkent ankara'yı ve onun simgesi olan hitit güneşi'ni istanbul'da temsil edecek bir devlet kulübü yoktu. 1935-1936 futbol sezonunda birinci lige yükselen güneş kulübü, 1937-1938 de , futbolun yanı sıra, atletizm ve kürekte de şampiyon olmuştu. o dönemlerde sporcularına sağladığı maddi , manevi imkanlarla bir kuvvet sembolü olup çıkmıştı güneş kulübü. tam zirvedeyken atatürk'ün vefatından bir gün sonra kendi kendini feshetti güneş kulübü...

    --------------------------------------------------------------------

    bu olaylar sadece güneş ve altınordu ile sınırlı kalmıyor tabiki. siyasetin sadece futbolu değil bütün sporları denetim altına alarak ve kitleleri kendi istediği tarafa yönlendirme arzusu hiç bitmedi. ulusal spor yönetimlerimiz olan tici*,tsk*,btgm* sürekli siyaset'in müdahalalelerine uğradı ve birbirinin farklı misyonlu ardılları olmalarına rağmen kaderleri hep aynı oldu.

    sonuç olarak siyaset belki bir gün insafa gelir ve ellerini spordan çekebilir ancak bu bizim ülkemizde ne zaman olur bunu kestirmek çok zor.
  • 18
    x'e siyaset karıştırmayın diyen biri varsa bilin ki ya siyaset denen şeyle ilgili hiç bir bilgisi yoktur ya da x'e siyaset "karışmamasından" bir çıkarı vardır.

    her yer siyasettir arkadaşlar, bilelim. özellikle o "bilet alıp maç izlemeye gittiğin yer" siyasettir. siyasetçi oraya gelip merhum başkanını aşağılıyorsa o yer daha da fazla siyasettir. hakkın olan kupayı alabilmek için ülkenin jandarması konumundaki başbakanı araman gerekiyorsa o yer siyasettir.

    o yüzden "aman siyaset karışmasın" naiflikleriyle gelmeyin buraya. siyaset, spor dahil her şeyin bağırsaklarına kadar içine girmiş durumda çünkü.

    ps: bölünmeye falan de karşı değilim, mümkün olduğu kadar bölünelim tribünde de toplumda da, herkesin ne olduğu, nereden çıkar sağladığı belli olsun.
  • 21
    adam gelsin senin stadında hükümet propagandası yapsın ,

    rahmetli başkanına hakaret etsin ,

    parti tabanından tavanına kadar her üyesi ağza alınmayacak şeyler söylesin ,

    sırf protesto nedeniyle stad konusunda yokuş yapsınlar ,

    belki de kariyerinin en iyi sezonunu geçiren oyuncun demokratik tepkisini koyduğu için milli takıma alınmasın ;

    sonra sen gel sözlükte "siyaset istemiyoruz , futbola siyaset karışmasın" de. yıllardır aynı terane.

    fok balıkları , penguenler hayat ne güzel di mi sözlük!
  • 23
    bazı kalın kafaların ısrarla anlamadığı hadise ama naçizane ısrarla anlatmaya devam etmek lazım. şike olaylarının bu noktaya gelmesindeki sorumlu tek ismin rte olduğunu sana söyleme diyen mi var? stadın açılışında yapılan o açıklamaları unut da, o rezil, ahlaksıza laflarını esirge diyen mi var? insanlar şike meselesine "ne yani futboldan ötürü oyunu başka partiye mi vereceksin" diye sorabilir. zanneder ki mesele burada futbol. hayır mesele futbol değil, ahlaksızlık. çıkarı için bugün bunu yapan, yarın konu başlığı değişse de tavrı değişmeyecektir. buraya kadar herkes hem fikir, aksini kimse beyan edemez. şimdi bunlar göreceli doğrular olmadığı için gelip uludere meselesini de mi burada konuşmak lazım? orada yanlış yok muydu? devlet, insanını öldürmedi mi? öldürdü de burada konuşmak zorunda mıyız? gezi meselesi başlarda herkesi huzursuz etti. ama tencere, tava çalanların hassasiyetini paylaşacak mıyım? hassiktir ordan. 28 şubat sürecini yaşamamış veya okumamışlara bunu anlatırsınız. senin devrim güzellemelerini burada okumak zorunda mıyım? senden olmayana hakaretlerini okumak zorunda mıyım? ne düşünürsen düşün, bana ne? açık söyleyeyim burada yazan bazı nefret dolu insanlar yüzünden, ben de nefretle bakmaya başladım. sana apolitik olma diyen yok. ne düşünürsen düşün ama hayatında sadece futbol olan bir mal olma. ama bunu ifade etmeyi beceremiyorsan da etme. bunları söyleyenlere bakış açısı malum bir kitle var, öncesinde de bahsettiğim. önemli olan seninle aynı düşünmemek, gerisi teferruat.
  • 24
    "spor sizin siyasi fikirlerinizi duyuracağınız araç olmayacak, izin vermeyiz." diyenler bir takım ciğersizlerin merhum başkanlarına atıp tutmasına, onların iplerinin tutanların bir camiaya gizliden gizliye düşmanlık yapmasına ve dahası o ciğersizin de bir dönem sonra bu ülkede bakan olmasına katlanmak zorunda olanlardır.

    alıyorsa mideniz, genişse o kadar mezhebiniz; susun beyler. sineye çekin. yalnız bu ülkede hep aynı dil kullanıldı, onu da unutmayın.

    "okulda siyaset mi olurmuş? hele bir okulun bitsin, ekmeğini kazan; sonra siyasete de sıra gelir."
    "kadın başına erkek işlerine karışmak olmaz. elinin hamuruyla karışma sen bu işlere, otur evinde."
    "daha çocuksun sen, bilmezsin böyle şeyleri. aklın ermez."
    .
    .
    .

    liste uzar. "futbol afyondur." diyenleri haklı çıkartmayın be birader!
  • 25
    hakkinda moderasyon ile konustugum ve su soyledigime cevap alamadigim olgudur.

    "dedigim gibi ben cok da iyi kavrandigini(siyaset futbol iliskisinin) dusunmuyorum ne yazik ki, sirf siyasal bir kisilik(kemal kilicdaroglu) futbol hakkinda yorum yapti diye bu yorum siyasal olmaz, tipki bir futbolcu (hakan sukur) siyasal bir gorus belirttiginde bunun futbol ile alakasinin olmayacagi gibi".

    tavsiyem, bunlarin karismayacagini ya da karisamayacagini dusunen kisileri gormezden gelmeniz, zira boyle dusunen insanlar bu siglikta size bir sey katmazlar. sonucta sosyal bir platform bu.