• 3
    ara yüzü ve sadeliğiyle hoşuma en çok giden football manager oyunudur. he tabi ilk göz ağrısı olmasından bir kıyak geçiyor da olabilirim. galatasaray'la oynamak her zaman için zor olmuştur ama zaten hangi fm'de adam akıllı bütçesi olan bir galatasaray'a rastladık ki? eğer galatasaray ile oynarsanız necati'yi satıp huntelaar'ı almayı deneyebilirsiniz. ben öyle yapardım.

    ha bu arada eğer bu oyuna güncel yama yapan bir site vs biliyorsanız yeşillendirmeniz dileğiyle...
  • 4
    (bkz: the f.a. premier league manager 2002) başlığını görünce ben de ilk oynadığım menajerlik oyununu hatırladım. cd'ciye gidip kapaktaki topu görünce direk atlamıştım, içeriğini bilmeden. malum 10-11 yaşlarında insanın bildiği oyunlar anca pes fifa oluyor futbol adına.

    eve geldim yükledim, baktım teknik direktörlük oyunu. managerzone gibi online teknik direktörlük oyunlarına hafiften aşina olduğum için çok da yabancılık çekmedim, oyun da zaten şimdiki kadar detay içermiyordu.

    taktiği ayarladım, oyunculara baktım falan. oturdum bekliyorum. online oyunlarda tarih gerçek zamanlı ilerliyor ya, bunu da öyle zannediyorum. salak gibi saatlerce bilgisayar açık beklemiştim.* gidiyorum ödevlerimi yapıyorum, yemek yiyorum geliyorum oyun hala aynı saatte. sağ üstteki continue tuşunu sonradan fark edip basınca "anaaaaaa" dememle fm maceram başlamış oldu.

    o zamanlar fernando morientes ünlü forvetlerdendi. oyunda da en sevdiğim özellik "ilgilendiğini açıkla" kısmıydı. sürekli morientes'e ilgimi açıklıyordum, instagram'da bir kıza dm'den sürekli "slm" yazar gibi. o kızlar en azından "görüldü" yapıp cevap vermez, morientes daha kötüsünü yapıp "galatasaray'ın ilgisine gülüp geçiyor"du.

    tabi birçok yeni fm'ci gibi oyun hilelerini keşfetmem uzun sürmedi. lyon'dan juninho'yu almak istiyordum, tabi o zamanlar sırbistan genç milli takımı falan nereden bileyim, 10 yaşındayken tanıdığım 150-200 futbolcu var, onlar da zaten real madrid'de falan oynuyor*

    juninho'nun tabi bir "sie" demediği kalıyordu. sonra 2. menajeri oluşturup lyon'un başına geçerek, juninho'yu u19'a atmalar, toprak sahada çift idman yaptırıp kulüp yemekhanesinde 3 günlük pilavi yedirerek takımdan soğutmalar, galatasaray hariç bütün teklifleri reddetmeler derken sonunda kadroya katıp, lyon'dan istifa ediyordum.

    bir de hiç unutmam, şampiyonlar ligi'nde real madrid ile karşılaşıp en az 10 kere save load ile maçı yeniden oynamama rağmen hepsinde fark yiyerek bir hile daha keşfetmiştim... real madrid'in menajeri olup yıldız oyuncuları galatasaray maçında dinlendirmek*

    bu şekilde yarı heyecan, yarı hile derken 2019 yılında hala devam edecek olan fm aşkı başlamış oldu. son 2 seriyi hiç beğenmiyorum gerçi, 2018 ve 2019'da detay işini o kadar abarttılar ki, benim gibi ayrıntılara takık bir adamın yaz kampını geçip oyuna başlaması bile günler alıyor. o yüzden fm 2017 ile devam ediyorum. türkiye ligi'nin 2-3 yıl sonra 3 büyüklerden arınıp da anadolu takımlarının mücadelesine dönüşmesi nedense zevkli geliyor. fm 2008 ile birlikte en iyi football manager serisi olduğunu düşünüyorum.

    ha son olarak,

    nefretimsin morientes.