• 1
    işin içine bir de derneğin girdiği durumlarda*, biraz daha karmaşık bir hal alıp, cv si müsait olmayanların abartılı laflardan kaçınması gereken konu. mesela her yıl milyonlarca lira galatasaray sportif a.ş derneğe kira ödemekte, yani şirketin borcunun bir kısmının derneğe olması gibi değişik durumlar var. şunu da unutmamak lazım abd nin de trilyonlarca dolar borcu var, ha keza samsung, mercedes, ve microsoft gibi şirketlerin de hali hazırda yüksek miktarlarda borçları olabilir ama bunu kimse konuşmaz. çünkü bu şirketlerin finansal yapısını fotomaç fanatik amk gibi konunun önemli basın organları incelemez.
  • 2
    spor kulüplerinin finansal yapılarıyla dev şirketlerin finansal yapıları arasında benzerlik kurmak neyi kafasıdır acaba? bu bahsedilen dev şirketler ürettikleri malı anında nakite çeviren şirketler ve bunların nakit akışında sıkıntı çıkması demek global ekonomik krizin çıkması demektir. bu adamlar 3 lira maaş alması gereken adama gidip 10 lira maaş vermez. vereni anında kapı önüne koyar. abd ekonomisinin trilyonlarca dolar borcu var ama bu adamların gelirleri bitmeyecek şekilde tasarlanmış. olmadı çıkarır bir savaş satar silahları. yapmadığı iş değil, zor da değil.

    fakat spor kulüplerinde başarı gelmezse taraftar statlara gitmez, forma almaz, yayın gelirleri düşer, vs.. yani spor kulüpleri ürettikleri malı anında nakite çeviremezler. zordur. ticari şirketlerle karıştırma doğru değildir. bu kulüplerde 3 kuruşluk adama 10 kuruş veren iş bilmez yöneticiler olur ve kimse de hesap soramaz. neden çünkü o adamı taraftar seviyorsa toz kondurmaz. büyük başkan derler.
  • 3
    bilanço kavramı, sektörleri farklı da olsa firmaların rakamlarının belirli ölçütlerde standartlaştırılarak karşılaştırılabilmeleri, mali verilerinin analiz edilebilmeleri, geçmişe dönük yorumlama ve geleceğe dönük tahminlerde bulunulabilmek için icad edilmiş bir kavram olduğundan, her türlü firma arasında, belli açılardan benzerlik kurmak mümkün, hatta bazen gereklidir.
    hele özellikle halka açık şirketlerin karşılaştırılması son derece normal; hatta yatırımcı için dediğim gibi gereklidir.
    değerlendirme yaparken elbette sektörel etkenler göz önünde bulundurulmalıdır.
    ama örnek veriyorum her firmanın bir ortalama tahsil süresi vardır. her sektörün bir ortalama tahsil süresi vardır.
    yine örneğin hiçbir inşaat şirketi, "ürettiği malı anında nakde çeviremez" iken, bir gsm şirketinin tahsilat süresi çok daha kısadır. spor şirketleri de belli açılardan evet dev finansal yapılarla karşılaştırılabilir. mesele bir manchester united'ı, karşıdaki aspava'yla karşılaştırmayacağız herhalde.
    bunun dışında, risk kısmına gelirsek, her sektörde riskler vardır. her şirket batabilir. her ülke iflas edebilir. buna abd de dahil. yarın çin, "ben likiditemi marijuhana'ya çeviriyorum pampa" derse, abd ekonomisi iflas eder.

    borcun döndürülebilirliğinin en önemli husus olduğunu düşünen gruptanım şahsen.
    bunun dışında elbette birçok kıstas var ama en önemli şey bu.
    misal, bir şirket (sportif şirket, inşaat şirketi, karşıdaki aspava), borcunu borçla ödemeye başladıysa, yani borç sarmalı dediğimiz şeye kapıldıysa, bu pek de hayra alamet değildir.
    sportif şirkette en büyük sorunlardan birisi bence çok ağır yükümlülükleri olan sözleşmelere karşın, bu sözleşmeleri imzalayan personellerin verimsizliğine karşı hiçbir yaptırım olmamasıdır.
    diğer sektörlerde performans olur, hedef olur, değerlendirme olur ama özellikle futbolda ne yazık ki pek bunların karşılığı yoktur.
    aynı şekilde, sigorta sistemi de oturmuş değildir.
    örneğin yıldız oyuncunuz, kendi hatası dışında sakatlandı ve sahalara dönmesi en erken 4 ay. normalde bütün sektörlerde böyle durumlarda hiç değilse muadil bir ürün sağlanır, mağduriyet giderilir. futbolda ise hiç değilse maaşının % 70'ini sigorta şirketinin ödemesini sağlayacak bir düzenleme getirilebilir. bunun için de kulüplere, oyuncuların transfer ücretlerinin mesela minimum binde üçünü, oyunculara da yıllık ücretlerinin mesela minimum yüzde birini prim olarak ödeme zorunluluğu getirilebilir.
    yine bence, ülkemiz özelinde, tff'nin saha kapama kararları, takımları küme düşürmemeleri gibi, şirket gelirlerini doğrudan etkileyen kararları kesinlikle üst mahkemelerce değerlendirilmeye tabi olmalıdır.
    aslında söylenecek çok şey var.
    çünkü düzeltilecek çok şey var.
    sağlıklı bir finansal yönetim, olanaksız gibi bir şey bu ülkede.
    her sektör için söylüyorum bunu...