• 1
    bazılarınca passat medyası olarak adlandırılsa da ben bu yakıştırmayı kullanmayacağım ve basın mensupları diyeceğim.

    fenerbahçeli basın mensupları özellikle ali koç’un başkan olmasından sonra, çok ilginç bir forma evrildi. aziz yıldırım döneminde parçalı bulutluydular ama şimdi aynı borazana üflüyorlar.

    kanaatimce, bir yerde toplanıyorlar, orada kendilerine bir sufle veriliyor ve hep birlikte onu dillendiriyorlar. bu dillendirmeler bazen saldırı seviyesine kadar yükseliyor. yani basın mensubu olma, haber yapma, yorum yaparak başarıya yönlendirmek gibi bir dertleri asla yok. tek hedefleri var o da fenerbahçe’nin şampiyon olması. bunun için iftira atmaktan, algı operasyonları yapmaktan, rakipleri kötülemekten, hakemleri, federasyonu ve kurulları etki altına almaktan zerre kadar imtina etmiyorlar.

    şöyle bir hatırlayalım. galatasaray’ın şampiyon olduğu, fenerbahçe’nin ise küme düşmekten zor kurtulduğu 2018/2019 sezonunun sonunda başkanları ali koç neler demişti:

    -türkiye ligini kastederek, kurgulanmış bir düzen var, rize’de olanları gördüğünü,
    -federasyon seçimleri için yapılan genel kurulda, federasyonun mahkeme kararıyla kaybettiği ve kimsesiz çocuklara bağışlanan tazminatın hesabını soracağını,
    -fatih terim’in sicilinin bozuk olduğunu, bir insanın sicilinin nasıl bu kadar bozuk olabileceğini. (ali koç, bizzat kendi sicilinin çok daha bozuk olduğunu ve bir hakemi (evet bir hakemi) odasına hapsetmekten önce iki yıl, sonra indirimle bir yıl ceza aldığını unutarak söylemişti bunu.:)

    daha bunlar gibi birçok şey söyledi. tarafsız tüm futbol kamuoyu, ali koç’u eleştirdi. fatih terim’e saldırmasının ayıp olduğunu yazdı çizdi. ancak fenerbahçeli basın mensupları ne yaptı; ali koç’un verdiği bu suflelerle tvlerde, gazete köşelerinde fatih terim’i itibarsızlaştırmak için saldırdılar, hatta işi daha ileri götürerek, galatasaray’ın şampiyonluklarının şaibeli olduğunu söyleyecek kadar densizliğe vardırdılar. emre bol, ferudun niğdelioğlu, serdar ali çelikler, rıdvan dilmen, mehmet arslan, ahmet ercanlar, abdulkerim durmaz gibileri ağızlarından salyalar akıtırcasına galatasaray’a saldırdılar. peki sonuçta ne oldu, koskocaman bir hiç.

    atalarımızın dediği ve fatih hoca’mın sık sık hatırlattığı gibi yel kayadan ne alabilirdi ki. sadece tozunu tabi.

    şimdi geldik 2019/2020 sezonunun 10. haftasına ve olan oldu, takke düştü kel göründü. göztepe maçında verilmeyen açık penaltıları nedeniyle, tıpkı ali koç gibi “bu sezon kurgulanmış, birileri şampiyon yapılmak isteniyor” diyen trabzonspor başkan, yönetici ve yorumcularına, teknik direktörleri ersun yanal başta olmak üzere, ali koç ve çiftliğindeki horozları hep bir ağızdan bağırmaya başladılar. vay siz nasıl “kurgu” dersiniz diye höykürdüler. yetmedi bir de resmi sitelerinden açıklama yaparak savcıları ve hatta kadim başkan yardımcıları yeni fenerasyon başkanı nihat abilerini göreve davet ettiler.

    şimdi demezler mi ey ali koç; geçen sezon senin takımınla hiç ilgisi olmayan bir maç sonucu ligin son yirmi yıldan beri kurgulanmış olduğunu fütursuzca söylerken hiç sıkılmadın da şimdi mi lig kurgu diyen trabzonsporlular için nihat abini ve savcıları göreve davet ediyorsun?

    türk futbol tarihinin en kirli sezonu 2010/2011 sezonudur diyen zeki uzundurukan’ı divanı harbe vermeye kalkarken, galatasaray’ın tüm şampiyonlukları şaibelidir diyerek diliyle nefret saçan ferudun niğdelioğlu’nu kanatlarının altına almak hiç yüzünü kızartmadı mı?

    allahın sopası yok ali koç. ama adamı işte böyle rezil rüsva eder, yerin dibine sokar. sen ki türkiye’nin karun’u sayılırsın ama karun’un allah tarafından bir gecede yerin dibine sokulduğunu unutup sağa sola höykürürsen işte allah böyle rezil eder. bizzat kendi söylediklerinle seni derdest eder, bütün insanların gözünde itibarını sıfırlar. fatih terim’i itibarsızlaştırmak isterken kazdığın kuyuya düşürür seni.

    bugün konjonktür nedeniyle yaptıklarının hesabı sorulmuyor, sorulamıyor olabilir ama bir gün türkiye’de, her yapılanın hesabının hukuk karşısında sorulacağını düşünüyorum. umarım bunu siz de düşünüyor ve diliyorsunuzdur.

    şu anda türkiye liginde görev alan hakemlerin %80’i fenerbahçeli. bu çok açık. cüneyt çakır’dan fırat aydınus’a, halis özkahya’dan arda kardeşlere, ali palabıyık’ına, koray gençerler’ine. federasyon ve tüm kurulları da fenerbahçeli. basının yarısından fazlası da fenerbahçeli. hatta cumhurbaşkanı bile divan kurulu üyeniz. bu atmosferin lig üzerinde nasıl bir etki oluşturduğunu hiç düşündünüz mü? düşünmezsiniz çünkü işinize geliyor. ama diğer takımlar enayi değil ve herkes her şeyin farkında.

    trabzonsporlular, göztepe maçında verilmeyen penaltıları için neden fenerbahçe’yi ima ettiler? boşuna mıydı? ben cevaplayayım; çünkü fırat aydınus ve koray gençerler’in fenerbahçe’nin kadrolu hakemi olduğuna inanıyorlar. verilmeyen açık penaltılarının bu atmosferde verilmediğine inanıyorlar. bilmem anlatabildim mi?

    azgın ve de kızgın fenerbahçe medyasına da minik bir tavsiyede bulunmak istiyorum; ali koç sizi kullanarak kendi başarısızlıklarını, kendi hatalarını gizliyor, perdeliyor. düşünün ilk geldiği sezon transferde ne kadar para harcadı ve sonuçta düşmekten zor kurtuldu. kendisi milyar dolarla oynarken fenerbahçeli çocukların kumbaralarındaki paralara el koymasına rağmen yine bütün paraları saçıp savurdu. sadece max kruse’ye verdiği paraları araştırın dudaklarınız uçuklayacak. bugün kurduğu takım geçen yılki kadrodan bile zayıf. puan cetvelinde yukarıda olmalarının tek nedeni avrupa kupalarında olmamaları. iddia ediyorum eğer avrupa kupası maçlarına katılsaydılar geçen yıldan daha rezil bir durumda olacaklardı. çünkü geçen sezon kadroda olan valbuena ve martin skertel’in yeri doldurulamadı.

    benden söylemesi... :)