• gündem değiştirmek için ülkerspor döneminde kazanılmış şampiyonlukları saydırmak için federasyona başvurup başvurmayacağı merak konusu olan takım.

    gerçi anadolu efes'in 14 şampiyonluğu, bunların 9, ülkerspor'un da 4 şampiyonluğu var. yine bir şampiyonluk gerideler. türkiye ligi 1967'de düzenlenmiş ilk olarak. 1946-1967 arası dönemde türkiye basketbol şampiyonası olarak düzenlenen organizasyonda üç tane türkiye şampiyonlukları var, onları da saydırırlarsa belki olur...

    gerçi o zaman da bizim o dönemdeki 11 şampiyonluğu ekleyince ikisini de geçmiş oluyoruz.

    (bkz: ay bilemedim ki nasıl yapsak şimdi)
  • 30 milyonluk bütçeyi kostas sloukas gibi bir el frenine emanet eden takım.

    yıllar önce anadolu efes'te stanko barac adlı bir kazma var idi, her maç sonu istatistik kağıdında en çok sayı atan ve ribaunt çeken oyunculardan biri olarak görünürdü. o dönem efes'in maçlarını izlemeyen birine barac'ın maç sonu istatistiklerini gösterseniz muhtemelen "ooo bu adam çok iyiymiş" geri dönüşünü alırdınız. amma velakin gelin görün ki barac çuvalının maç içerisindeki götürüleri o kadar fazla oluyordu ki, efes'i bitiren adamların başında geliyordu. aynı şey sloukas için de geçerli. maç sonu istatistik kağıdına bakıyorsunuz; 10+ sayı, 7+ ribaunt, 7+ asist... fakat özellikle karar anlarındaki komple hatalı tercihleri, 24 saniyelik hücum süresinin 20 saniyesinde topu elinde tutarak setlerin akıcılığını tamamen sikip atması, kendisinden iki gömlek üst kalitede olan nando de colo'yla içten içe ego savaşına girip (hata tamamen jelko'nun, takımda bir oyun içi lideri varken ikinci bir lider karakteri onun üstüne getirirseniz sıkıntı çıkar illaki) de colo'nun yandığı anlarda onu suyu sıkan itfaiye eri kalıbıyla soğutması... içine sıçıyor fb beko'nun. işin asıl komedisi ise şu; bu herif yaz transfer döneminde "bakın nba'e giderim haa" tehdidiyle fb beko'dan 3 yıl, senelik 2+ milyon $'lık kontrat kaptı. geçtiğimiz sezonun sonunda fb beko'nun bütçe düşürmek zorunda kalacağını düşünmüştüm açıkçası, hem kulübün kötü ekonomisi hem de kurların abuk bir noktaya doğru gidiyor oluşu nedeniyle; ancak sloukas'ın sözleşmesi de dahil olmak üzere öyle tuhaf kontratlar yaptırdı ki jelko, tünelin ucu bombok bir yere çıkacak.

    37'lik bobby dixon, istikrarsız gigi datome, kronik sakat jan vesely, sakatlık sorunları ve ritimsizlik sebebiyle iyiden iyiye çağ dışı bir uzun forvete dönüşen 31'ci nikola kalinic, sloukas... hepsinin kontratları var ve hepsinin yüklü kontratları var. kısacası bu doymuş ve bol soru işaretli parçalarla devam etmek mecburiyetindeler.

    daha fazla uzatmadan tek bir detayla geldikleri noktayı özetlemem gerekirse; 2,5 sezon kadar önce ekpe udoh-sağlıklı jan vesely ikili çember savunucusuyla parkeye çıkıyorlardı, dün akşam* takım kadrosundaki tek pivot ahmad al-dwairi* idi. 30 milyonluk bütçe ancak bu şekilde tertemiz çöpe atılabilirdi, facia kadro mühendisliği.
  • yavaş yavaş sonu gelen takım..

    fb beko bütçesini bu sene düşürmedi, ama diğer takımlar üzerine koydu.. ayrıca mevcut kadrolarını ve obradovic'in bu takımla yaptıklarını artık bütün koçlar ezberledi.. bir de yaşlandılar..

    obradovic de artık diğer büyük takımları fb ile bütçe ve başarı anlamında geçemeyeceğinin farkında.. sezon sonu mutlaka ayrılacaktır. o gittikten sonra da bütçeleri en az yarısına gelip, orta alt sıra takımı olacaklardır. 20-30 mn eur vermeye devam edip orta sıraya oynamayı düşüneceklerini sanmıyorum. *

    taraftarının basketbol kültürü, yeşil sermayenin takımına ve a lisansına çöktükten sonra oluştuğu için de, gelecek seneden itibaren boş tribünlere oynayacaklardır..

    beter olsunlar efendim.
  • bu sezon tel tel dökülmeye devam eden kestane. işin enteresan yanı, basketbol tanrıları da komple tavır almış durumda bunlara karşı. mike james gibi bir egoist hayatının en aklı başında maçını oynadı lan bu akşam*, daha ne olsun. patlıcan morunun en çok yakıştığı amcanın şirazesinin kaydığı da bir gerçek. nba görmüş adamların dahli olduğu bir oyuncu grubuna mola esnasında sövmek nedir amk, müthiş.

    (bkz: zeljko obradovic/#2805394)

    euroleague'de zaten sürünüyorlar da ligde de berbat durumdalar (galibiyet sayısı yanıltıcı). afyon'u bile iç sahada göt zoruyla yenebilen milyonluk eşşekler (2 "ş" ile). böyle devam dinyinin in gizil tikimi.
  • kazandıkları euroleauge şampiyonluğu hayırlı olsun öncelikle. uzun zamandır emek vere, vere bu duruma geldiler. tıpkı 1996-2000 arası galatasaray'ın adım adım avrupa şampiyonluğuna gitmesi gibi.

    inşallah arkadaşlarımızın da dedikleri gibi, kazandıkları avrupa kupası bizde de bir şeyleri değiştirir. çünkü biz uefa kupasını kazandığımız zaman, fenerbahçe her açıdan yapılanmaya gitmişti. bu başarı onları hırslandırmış ve olumlu yansımıştı. inşallah aynı etkiyi bizde yaşarız.
  • 21 mayıs 2017 fenerbahçe olympiakos basketbol maçı 'nı büyük ihtimalle kazanacaklar, fenerbahçe camiasının karakteristik özelliği olan 'loser'lığa rağmen bu sefer olacak gibi.

    türk basketbol tarihinin en büyük başarısına sahip olacak olan takım ünvanını alacaktır aynı zamanda. türk spor tarihinin de ilk 5 olayı içerisine rahatlıkla girer euroleague şampiyonluğu.

    bizim liseli zevat da böbürlenmekten başka bir iş yapmasın, babalarının malı gibi kullansınlar. biz sıradan galatasaraylılar, gsstoredan don alarak bile destek vermeyi kestik, batsın istiyoruz kulüp, batsın ki bu liseli zihniyeti ve liseli kafasındaki yobazlar cehennemin dibine gitsinler. galatasaraylı zengin iş adamları da aynı sebepten uzak duruyorlar kulüpten, çişini tutmaktan aciz dedelerin egosunu kim niye tatmin etmek istesin?
  • hani kiskanma ne olur, calis seninde olur diye bir laf vardir ya? sanki fenerbahce basket takimi icin soylenmis. ulker sponsorlugunda 25 milyon euro butcesiyle bu basarilari kazanmasi oldukca normal. ve bu basari bir tesaduf degil cunku bu butceler oldukca guclu takimlarla rekabet oldukca kolay. futbolda olmasi mumkun degil cunku bizim takimlarimiz barcelona, real madrid butcelerinin yanindan gecemezler. ayrica basketbolun yildizlari ulkemize geliyorlar oynamaya bunun futbolda olmasi yine mumkun degil. kiskanicak birsey yok, git efesle birles sende butceyi yap, sende kur takimini..ama nerde dursun'da o vizyon??
  • 2006-2007 sezonuna kadar orta halli sekilde takilan bir takimdi ancak ezeli rakipleri besiktas ve galatasaray armut toplarken 2006 yazinda ülkerspor ile birlesmeyi basardi ve rakiplerini surklase etti. o gunden bugune, turkiye'de basketbolun en basarili takimi olmayi basardi. bu surecte en fazla sampiyon olan takim olurken, iki kez de euroleague final four'una kalmayi basardi.

    2015-2016 sezonuna kadar ismi fenerbahçe ülker olan bu ekip, geçen sezondan bu yana sadece fenerbahçe adiyla yarisiyor.
  • gereksiz yere eleştirilen takım. beyler rica ediyorum tinerciler gibi başarılı olmadığımız zaman oyunu, turnuvayı küçümseyerek gitmeyelim. aynı durumda olsa türk oyuncu süre almıyor nasıl türk takımıyız mı derdik yoksa eurolig finali oynayacağız müthiş başarı mı derdik ? bence adamlara sallayacağımıza rekabetin bize bir şeyler katmasına izin verelim. bu fenerbahçeli iş adamları bu kadar yatırım yapıyor da bizim galatasaray'ın zenginlerinden neden tık yok onu düşünelim.
  • 1 senesi kalan oluşum.

    geçtiğimiz günlerde ali koç dedi ya "bütçe düşmeyecek diye", dillendirdiği söylemin son kullanma tarihine 1 yıl var. döviz kurunun uçtuğu, özkaynaklarının eridiği ve bunu takiben borçlarının geri dönülemez bir biçimde arttığı, şampiyonlar ligi gelirlerinden mahrum kaldığın ve milyonlarca lirayı zaten kulübe akıttığın bir ekonomide sen neyin sürdürülebilirliğinden bahsediyorsun hacım. bütçe düşmeyecekmiş, nah düşmeyecek. orta ve uzun vadede bu yapının korunabilmesi im-kan-sız.

    bunun yanında zeljko obradovic'in de son senesi, 1 sezonu kaldı. juventus'un basketbola gireceği ve takımın başına obra'yı getirmek istediği yazılıp çiziliyor ne zamandır. başka büyük avrupa takımlarıyla da anılıyor ismi.

    bir not: fenerbahçe kadın basketbol şubesi sorumlusu metin sipahioğlu, önümüzdeki sezon bütçeyi %40 kadar düşüreceklerini ifade etmişti. her şey çok açık değil mi zaten.
  • psikolojik olarak kırılma yaşayan takım.

    geçtiğimiz sezonlar da iç - dış saha fark etmez ve fark kaç olursa olsun rakip takıma yenileceklerinin mesajını verirlerdi. özellikle iç saha maçlarında rakibini bir yerde mutlaka yakalar ve yenerdi. yani no way out sloganını uygulardı.

    2019 - 2020 euroleague sezonunda hem hatalı kadro planlaması hem doymuşluk hem de yaşlanan takımın değiştirilmemesi sebebiyle oldukça trajik anlar yaşamaktalar. daha da yaşayacak gibi görünüyorlar.

    bununla birlikte ergin ataman' ın sisteminin tüm euroleague arenasını domine ettiğini ve değiştirdiğini göremediler. geçmişleri çok büyük de olsa eski yugoslav modeli koçların devri geçiyor. günümüz euroleague arenası phoenix' in run and gun oyunuyla, gsw' nin stephen curryli, klay thompsonlu oyununa doğru evrilmeye başladı.*

    ismini hatırlayamadığım bir uzun hamlesi ile riabund sorununu çözmek için bir hamle yaptılar. yalnız delici bir guard bulamaz ya da nando de colo ve kostas sloukas' ın uyumunu arttıramazlarsa final four yapmalarını geçtim top eight yapmaları bile zor olabilir. şu an rakipleri olan armani milano, bc khimkiy ve asvel ile aralarında 3 galibiyet fark var.