• https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/691267

    ne yazık ki bazen çok bilmek sıkıntı yaratabiliyor. donk'a şu sözleşmenin verilmesinin tercümeleri gerçekten insanın boğazını düğümlüyor. as oyuncu olarak düşünülüyorsa ayrı, rotasyon oyuncusu olarak düşünüyorsa ayrı, "dursun kenarda" oyuncusu olarak düşünülüyorsa ayrı sıkıntı.

    transfer konularında terim ve/veya albayrak ikilisinin yetkiyi tamamen ellerinde bulundurdukları transferlerde hep sıkıntı yaşadık. bir kaç olumlu örnek dışında (mesela melo) genelde yüksek bonservis ve maaşlarla alınan oyuncular ağzımızda kötü bir tat bıraktı.

    bunu söylemek ayıp da değil, günah da.
  • üst edit: başlık taşındığı için biraz anlam bütünlüğünü kaybetti. öncelike şunu yazalım ki anlamda bütünlük geri oluşsun.
    gerek teknik gerek taktik anlamda avrupanın en uzun süre antrenörlük yapan,en çok para kazanan,en çok şampiyonluk yaşayan hocalarından birinin bildiğidir.ve şüphesiz burada hepimizden daha çoktur. lakin kendisinin aklını okuyormuş gibi, bundan faydalanma amacı güdenlerin de sıklıkla kullandığı, kraldan çok kralcılık yaptığı durumlardan birini oluşturur.

    son dönemlerde özellikle bir oyuncu eleştirisi yapıldığında mutlaka karşınıza çıkan söz öbeği.

    yahu bu kafayla hayatınızı nasıl sürdürüyorsunuz? aslında bunun sebebi sadece ve sadece kendini beğenmişlik. çünkü adam kendi kendine karar veriyor. diyor ki, fatih terim bunu doğru görüyor (ki belki de fatih terim bunu doğru görmüyor. belki de mecburiyetten,imkansızlıktan ya da ne bileyim o anki şartlardan ötürü öyle yapmak zorunda kalmış olamaz mı?) e zaten ben de bunu öyle görüyorum. e hem ben hem de terim yanılmış olamaz. ama ben yanılmış olamam desem bana gülerler. o yüzden terim'den iyi mi bileceksiniz diye lafı çakayım sussunlar diyor. yahu bu mantıkla amerikan başkanı trump'ın veya ne bileyim hitler'in falan yaptığı her şey doğru olmuyor mu? şimdi ne alaka onu anlatalım. örnek üzerinden olsun, beyinler yanmasın.

    şimdi mesela ismail çipe diye bir kaleci var bizim takımda. ben de eski bir kaleci olmamdan mütevellit, özellikle galatasaraya gelen kaleciler konusunda oldukça detaycıyımdır. her neyse, bu ismail kardeşimiz yıllardır galatasaray forması giyiyor. yıllardır bu kardeşimizi görüyoruz. bu geçtiğimiz senelerde sıklıkla gördüğümüz üzere bu arkadaşımızı ayakları bu meslek için uygun değil. yıllardır ayak oyunlarını ve topu oyuna sokmayı bir milim bile geliştiremedi. onun dışında bu kardeşimiz bir kalecide olması gereken alan kontrolü konusunda da oldukça zayıf. uzun boyu ile yan toplarda çıkıp alması ise bu kardeşimizin tek özelliği.

    he bu arada bu kardeşimiz 23 yaşında. öyle 17 18 değil yani. ve bu kardeşimiz bu güne kadar 3 takıma kiraya gitti. bu takımlar bugsas , karagümrük ve tuzla. bu takımlar arasında ise bugsas zamanında yedek kalmayı başarmış bir isimdir.
    ayrıca kendisinin büyük şehirleri pek sevdiği hissediliyor. e yasin abisiyle nargileye falan gitmek lazım arada.
    https://yenisafak.feo.doracdn.com/...b15fyasinnargile.jpg

    şimdi ben elimdeki bu veriler eşliğinde, bu adamdan iyi bir kaleci olmaz diyorum. adam bana ne diyor?
    "sen fatih terim'den iyi mi bileceksin?"

    lan tabi ki fatih terim futbolu benden iyi bilecek. aksi taktirde ben milyon eurolar kazanırken o burda klavye başında olurdu. ben onu mu diyorum?

    bak güzel kardeşim,hani sen hiç düşünmüyorsun ama, belki fatih terim de bu adamda ışık görmüyordur. olamaz mı? elindeki imkanlar nezdinde olabildiğince faydalanmak istiyordur belki sadece? hani sen evde 100lük ampül patlayınca, "şu ay bi geçsin para harcamayayım şimdi" diye 30'luk la idare ediyorsun ya, belki fatih terim'de öyle yapıyordur? olamaz mı güzel kardeşim? hani sen muslera sonrası kaleye koydun bu çipetpeti ama, belki terim'in "lan ben bu adamla nasıl yapacam" diye uykuları kaçıyordur?

    senin derdin terim'in bilgisi değil kardeşim. senin derdin şu. sen adamı beğendin ya, terim'i kalkan olarak kullanıyorsun. böyle yapıyorsun ki yarın öbür gün adam patates olursa sen de egonu sarsmayıp "ohooo koskoca terim bile yanıldı ben napayım" diyeceksin.

    sözün özü şu, bir insanın elindekiler kullanması, elindekileri takdir ettiği veya onları %100 onayladığı anlamına gelmez. hayat o kadar basit değil. iş hayatına girince daha net anlarsınız. ben de isterim çayımı japon animelerinden çıkan tatlışko biri getirsin ama mehmet abi getirdiği zaman mehmet abiye veya bir başkasına gidip "mehmet abi keşke senin yerine çayı bana re:zero daki rem getirseydi" demem. mehmet abi sen adamın dibisin, allah razı olsun derim.

    terim oynatıyormuş ondan iyi bilemezmişiz. şu soruyla kapatıyorum.

    e carole'u da oynatıyor. onu napıcaz be kamil?

    eyyorlamam bu kadar.

    edit: ismini verip rencide etmek istemediğim bir arkadaşımız takımda başka sol bek yok diye carole oynuyor, boş konuşma yazıp engellemiş beni * ben şahsm adına kendisinden özür diliyorum. çünkü bu söylemi ile bizim kalede toldo ve higuita olmasına rağmen hoca'nın ismaili oynatması, fakat elinde alternatif olmadığı için carole'u oynatmak zorunda kalması gerçeği ile bütün büyük resmi görmemi sağladı.