• 1
    11 ekim 2018'de başlayıp 15 mayıs 2019'da ispanya'nın vitoria-gasteiz şehrinde (baskonia'nın salonu olan 15000 koltuk kapasiteli fernando buesa arena'da) düzenlenecek olan final four organizasyonuyla sona erecek olan (normal sezon ise 5 nisan 2019'da bitecek) euroleague sezonu.

    son 2 sezon olduğu gibi 16 takımlı lig şeklinde oynanacak. önümüzdeki sezon ise takım sayısı 18'e yükselecek. +2 takımın, wild card davetleriyle birlikte alman bayern münih ve fransız asvel olacağı açıklanmıştı resmi olarak ancak burada bir detay var; bu sezon alman ligi şampiyonu apoletiyle bayern münih euroleague'e zaten dahil oldu. dolayısıyla önümüzdeki sezon böyle bir durumun tekrarlanması halinde euroleague yönetimi başka bir ülkenin başka bir takımına wild card daveti götürebilir. zamanı gelince görülecek.

    euroleague 2017-2018 sezonunun regular season kısmı biraz sönük geçmişti 2 sezon önceye göre. organizasyon çeyrek finallerle birlikte ayılıp belgrad'taki final four ile dirilmişti. vasat başlayıp güçlü biten bir sezondu. bu sezon için ise beklentiler daha yüksek. öncelikle takımlar kadrolarını veteran oyunculardan iyice arındırıp yerlerini daha aç, daha dinamik ve daha genç oyuncularla doldurdular. bazı minik kurallarda ufak tefek değişiklikler de yapıldı ki alayı oyunun hızlanmasına katkı sağlayacak hamleler.

    türk basketbolu adına işin olumlu tarafı 3 takımla temsil edilecek olmamız; anadolu efes, darüşşafaka tekfen, fenerbahçe (burada "galatasaray" yazacak elbet). ligin ülkemizdeki yayıncısı ise yine bein sports.

    -----

    (bkz: anadolu efes)

    yeni heyecan, yeni kadro, yeni logo... efes cephesi bu sezonu "yeniden diriliş sezonu" olarak adlandırıyor. merter tesislerinde aktif olarak görev alan bir arkadaşım sezon başı itibarıyla son zamanlarda tesislerde görülmemiş bir hava olduğundan bahsetmişti. teknik ekibinden oyuncusuna kadar yoğun bir doluluk bahsini ettiği şey. geçen sezonki dibe vuruşun (euroleague sonunculuğu, ulusal lig yarı finalinde havlu atış, ulusal kupa avuntusu) sonrasında böyle bir açlığın açığa çıkacağı tahmin edilebilir bir durum aslında. şikeli futbol sezonunda aldığımız 8.'lik sonrasında gelen şahlanış sürecinin bir benzeri...

    dolar ve euro kurunun anormal oynaklığına rağmen efes yönetimi bütçe artırımına gitti; %25 - 30. transfer döneminin başında en iyi durumdaki türk'leri tek tek kadroya dahil ettiler; buğrahan, metecan ve sertaç. ergin hoca bu üçlüden daha çok türkiye ligi'nde faydalanacak. özellikle metecan ve sertaç ciddi anlamda süre alacaktır. buğrahan için ise en az 1 sezon daha gerekecek şahsi kanaatim ki kendisinin öncül hedefi ahı gitmiş vahı kalmış birkan'ı kesmek olmalı. konudan sapmayayım... akabinde ekibe anderson, beaubois (bobua), larkin, micic, moerman ve pleiss dahil edildi. anderson dışındaki (kesinlikle iyi oyuncu ama daha iyisi olabilirdi) her bir hamle nokta atış. belki larkin - wilbekin değişimi efes'in elini türkiye ligi maçlarında rahatlatabilirdi lakin daçka - efes arasındaki buy out anlaşmazlığı efes'in larkin'e yönelmesine sebebiyet verdi. burada larkin hamlesinin euroleague tarafından transfer döneminin en iyi 10 hamlesinden biri olarak gösterildiğini not düşeyim: http://gss.gs/5on

    bormio'daki hazırlık maçlarına 3'te 3'le başladılar. dün ise würzburg'a 78 - 74 kaybettiler. bu 4 maçın tamamında parkeye eksik olarak çıktılar. ergin hoca çok aç, en azından sosyal medya paylaşımları bunu gösteriyor. değişik bir efes izleyeceğiz gibi bu sezon.

    http://gss.gs/jt9

    -----

    (bkz: emporio armani milano)

    euroleague'in daimi kaybeden italyan'ı. son yıllarda kendi liglerinde sürekli ipi göğüslüyor oluşlarının temelinde kendilerine rakip olabilecek güçlü bir takımın olmayışı yatıyor. italyan basketbolunun durumu uzun zamandır tek takım üzerine kurulu zaten; kinder bologna -> montepashci siena -> burada geçiş takımı hüviyetinde bir virtus roma (roko leni ukic'in oynadığı döneme tekabül ediyor) -> milano. bologna'yla siena'yı bu dörtlüden ayıran özellik her iki takımın da euroleague final four'larının daimi üyeleri olması, zamanında. hatta bologna bir euroleague şampiyonu.

    euroleague özelinde efes'e benzeyen bir yapıları var aslında, para okey ama huzur pek yok. transfer döneminde şahane bir guard rotasyonu oluşturdular; takımda kalan dairis bertans'a ek olarak mike james ve nemanja nedovic. bu isimler dışındaki uzun eklentileri hem atlet, hem de iyi savunmacı oyuncular. koç pianigiani'yle birlikte sezona istekli girecekleri kesin.

    http://gss.gs/nLF.jpg

    -----

    (bkz: buducnost podgorica)

    (bkz: buducnost podgorica/#2418261)

    (bkz: buducnost podgorica/#2445207)

    kızılyıldız'ın yokluğunu aratmayacak bir yugo takımı. birkaç hafta önce bir şeyler çiziktirmiştim voli hakkında, tekrar olmasın diye refere entry'leri iliştirdim. yugo ekolünde takım adı çok fark etmiyor zaten; kızılyıldız'ı da, partizan'ı da, voli'si de aynı oyunu farklı isimlerle oynuyor. önceden partizan bu işin tepe noktasıydı, geçtiğimiz 4 - 5 yıllık süreçte kızılyıldız ağır basıyordu, geçen sezon ise voli çıkış yaptı. söz konusu "aynı" oyunu voli daha iyi icra edip kapağı yurolig'e attı, olay bu.

    http://gss.gs/kpO.jpg

    -----

    (bkz: cska moskova)

    takımınızda 10 tane nanemolla sepettopçusu olsun ama diğer yandan da guard ikiliniz nando de colo - sergio rodriguez ikilisi olsun. bu durumda siz şartlar ne olursa olsun en tepeye aday takımlardan birisiniz. işte böyle bir ikiliye sahip çeska. nando - sergio ikilisi bu sezon da rus devi adına ter dökmeye devam edecek.

    transfer döneminin başında kendilerinden beklenen, geçen sezonki büyük hayal kırıklığından sonra avrupa'nın en iyi isimlerine yönelmeleriydi aslında. başlarda çıkan söylentiler arasında anthony randolph da vardı, tornike shengelia da... realite beklentileri karşıladı mı? hayır. öncelikleri takımdan ayrılanların yerlerini taze gencolarla doldurmak oldu. takıma "elveda" diyen büyük karakter victor khryapa'nın yerine alec peters'ı koydular. peters'ın beceri skalası avrupa basketbolu için büyük nimet. çok iyi şutu olan mobil bir 4 numara. savunması da fena değil ki koç itoudis her türlü üstüne koydurur. aynı şekilde joel bolomboy da nba patentli bir 4. atletizmiyle biliniyor. birleşik devletler çıkışlı, rus vatandaşlığı da var.

    gelelim asıl isme...

    daniel hackett. açıkçası hekıt biraderin cska saflarını katıldığını ilk okuduğum an küçük çaplı bir şaşkınlık yaşadım. böyle dağınık ve istikrarsız bir ismin cska gibi bir düzen takımında ne gibi bir işi olabilir? bu şaşkınlığı yalnızca ben yaşamamış olmalıyım ki koç itoudis hekıt hamlesinden birkaç gün kadar sonra rus basketbol basınına bu hamlenin altında yatan mantığı şu cümlelerle açıkladı:

    "o yeri geldiğinde tıkanan hücum setlerimizi çeşitlendirebilecek nitelikte biri. nando da sergio da büyük isimler fakat bizim eksiğimiz çeşitlilik, tahmin edilemezlik. bu yüzden hekıt'ı kadroya dahil ettik."

    patron böyle diyorsa bize de izlemek düşer, düşecek...

    kurdukları kadronun temel taşları değişmedi aslında, daha çok rotasyon elemanlarında oynamalara gittiler. yine en büyük 3 - 4 şampiyonluk adayından biri konumundalar. ayrıca koç itoudis'in de son kontrat senesi. yurolig şampiyonluğu gelmez ise yolcudur abbas bağlasan durmaz.

    http://gss.gs/jnM.jpg

    -----

    (bkz: darüşşafaka)

    ya da yeni adıyla "darüşşafaka tekfen" ya da apoletiyle "son eurocup şampiyonu" ya da 3'üncü türk temsilcisi.

    sezonun bitimiyle birlikte ciddi bir değişim yaşadı daçka. koç blatt'i yunan devi olympiakos'a yolcu edip yerine yeni nesil türk koçların iyi temsilcilerinden olan ahmet çakı'yı getirdiler. takımın en ama en önemli parçası olan, bütün sistemi üzerine kurdukları ismi, scottie wilbekin'i maccabi tel aviv'e kaptırdılar. yetmedi, howard sant-roos'tan da oldular. yine yetmedi, büyük mali destekçi doğuş grubu'yla yolları ayırmak zorunda kaldılar (bu detayı paragrafın başında yazmışım gibi düşünün pls). peki oyuna küstüler mi? no bebeğim no! yine kağıt üstünde gayet potansiyelli bir takım kurdular ve yine bulundukları organizasyona renk katacaklar. yalnız, kendilerine sormak istediğim bir şey var, cevabını çok merak ettiğim bir soru:

    "neden oğuz savaş, neden? niye? sebebi neydi ki?"

    hani bazı futbolcular vardır, sırf çıktığı altyapının ve menajerinin başarılı oluşunun ekmeğini yerler, ahan da size oğuz. adamın son 2 sezonda verimli biçimde parkede yer aldığı süreyi dillendirmek istemiyorum zira komik duruma düşerim. :( hazır sözleşmesi de finitoyken ne gibi haklı bir gerekçeyle kendisiyle yeni kontrat yapıldı acep... bitik hamit altıntop'la sözleşme uzatmak bize mahsus sanıyordum.

    http://gss.gs/uLe.jpg

    -----

    (bkz: fc barcelona lassa)

    transfer döneminin şampiyonu. yaptıkları hamlelerle birden kendilerini favoriler arasına yazdırdılar. avrupa basketbolunda bir transfer dönemi ancak bu kadar kusursuz yönetilebilirdi. sona iliştireceğim kadroyu başa ekliyorum ki üstünden gidebilelim:

    http://gss.gs/D1s.jpg

    taze emekli juan carlos navarro esasen en büyük problemleriydi, bilhassa son 2 sezondur; (bkz: juan carlos navarro/#2483360). kendisinin emekli oluşuyla birlikte önlerini daha net görecekler artık ki jaka blazic - kevin pangos - kyle kuric eklentileri de bunun bir tezahürü.

    blazic denen sloven arkadaş acil yardım butonu; dış şuta ihtiyacınız olur, gerekeni yapar; savunmada sertlik gerekir, sertlik koyar parkeye; topu taşıyıp esas gardı rahatlatmak istersiniz, sürüverirsiniz oyuna... çok yönlülük denince akla gelen isimlerden biridir avrupa basketbolunda. kuric; mis gibi, problemsiz, tertemiz skorer/şutör. pozisyonuna göre güçlü fiziğiyle savunmada da fark yaratabilen bir arkadaş ki ergin hocanın da kendisini istediği yazılıp çizildi hep birkaç hafta öncesine kadar. amma ve lakin "money talks" elbette (efes de olsanız, bütçe de artırsanız o para bazen yetmiyor işte). asıl bomba pangos; son 2 sezonun (özellikle geçen sezon) en parlak birkaç isminden biri yurolig basketbolunda. zalgiris kaunas'ta saras'la yakaladığı uyum inanılmazdı. koç pesic'le de benzer uyumu yakalayacağına eminim zira koç pesic de saras gibi aynı basketbol ekolünün farklı temsilcileri sayılır; balkan - baltık. koç pesic'in ne büyük bir isim olduğunu bir kez daha belirtmek lazım tabii; (bkz: svetislav pesic/#2356710).

    pota dibine gelirsek...

    eldeki oriola - seraphin - tomic üçlüsü kesmemiş olacak ki gittiler bu üçlüye artem pustovyi'yle chris singleton'ı eklediler. insaf!

    açıkçası bu sezon gelişimini en çok merak ettiğim takım barca, final four'a yazarım. sezona güçlü girerlerse devamı gelir. ha bir de sakatlık kabusu yaşamamaları lazım çünkü kadro diğer takımlara nazaran daha bi' az ve öz. 2 - 3 ciddi sakatlık feci etkiler.

    -----

    (bkz: bayern münih basketbol takımı)

    açık konuşayım, şu entariyi hazırlarken "öff, bunlar hakkında ne karalayabilirim ki" dediğim tek takım bunlar. kısa ve öz şekilde ifade etmem gerekirse; çeyrek finale kalamazlar, iyi basketbol izletemezler. :( kadro çok kötü bir kadro mu? kesinlikle değil fakat göze hoş gelen işler sunabilecek oyuncu sayısı az. gard rotasyonu gayet iyi aslında; braydon hobbs - maodo lo - petteri koponen - stefan jovic. ex göz ağrılarımız milan macvan ve nihad djedovic de burda ama kadro mühendisliği o zenci atletizminden mahrum biraz. bilemiyorum yani, şahsen bana pek bir şey vadetmiyorlar... oyuncu grubu da şu şekil bir şey:

    http://gss.gs/hWx.jpg

    alman taraftarlar basketbolu da seviyor, salonu doldururlar, not düşelim.

    -----

    (bkz: gran canaria)

    valencia gibi eurocup gediklisi bir diğer ispanyol. hani bazı takımlar vardır, en yüksek basamak pek oturmaz bedene, beşiktaş gibi 3.'lüklerin takımı misali daima geri plandadırlar... bu kanarya adaları temsilcisi de bana hep bu izlenimi vermiştir. las palmas'la aynı bölgenin takımı olan bu basketbol organizasyonu lokasyon itibarıyla turistik güzelliğin merkezlerinden biri ispanya'da. takılın abi siz su sporlarıyla, ne işiniz var salon sporlarıyla vs. ^^

    işin esprisi bir yana, euroleague basketbolu için yetersiz bir kadroyla yola çıkacaklar. aslında komple yetersiz demek çok doğru değil, daha çok "çeyrek final aşaması için" yetersiz bir oyuncu grubuna sahipler. ha eldeki ekiple eurocup'ta yer alıyor olsalar en tepeye oynayabilecek durumda olurlardı ama maalesef, ortam başka. :(

    http://gss.gs/0II.jpg

    barca'nın kadro oluşumundaki küçük nüans kendileri adına da geçerli; çok geniş bir oyuncu havuzuna sahip değiller, sakatlık belası umarım kendilerine uğramaz. üzülürler.

    -----

    (bkz: khimki)

    bir nba takımı prototipi. kadrolarındaki 6 rus oyuncuya karşılık tam 7 birleşik devletler oyuncusuna sahipler. yıldız isim herkesin tanıdığı aleksey şved. bu sezonda da takımın liderliği kendisinde olacak. tofaş'ta şahane performanslar ortaya koyan tony crocker'ı da kaptılar. geçen sezon euroleague çeyrek finaline yükselme başarısı göstermişlerdi. bu sezon da aynı başarıyı tekrarlayabilirler ki hiç şaşırmam. bir kere çok atlet bir oyuncu grubu (atletizm demişken; rahmetli tyler honeycutt ışıklar içinde uyusun) var ellerinde. uzunları da fazla atlet, zaten takımda yalnızca 1 adet pivot orijinli bir oyuncu var, malcolm thomas (206 cm boyunda).

    uzunları harbi uzun olan, old school pivot kullanmayı seven ekiplere karşı zorlanacaklardır, açığı atletizmleriyle bertaraf etmeye çalışacaklar. serüvenlerinde ne kadar başarılı olacaklarını belirleyecek olan detay da bu olacak bana kalırsa.

    maçları takip edilesi, bol bol varyete döner parkede, benden söylemesi.

    http://gss.gs/KbI.jpg

    -----

    (bkz: saski baskonia)

    mekanın sahibi, 2019 final four'unun evi.

    kişisel olarak avrupa basketbolunda en çok saygı duyduğum organizasyonlardan, ekollerden biri. adamlar o kadar sistemliler ki, bir yapıları var ve ne olursa olsun o yapının dışına çıkmıyorlar. yıllardır böyle bu. gerek kulüp organizasyonu bazında gerekse de takım kimyası anlamında. futbolda portekiz takımlarının bir kısmı genel olarak güney amerika kıtasından beslenir, özellikle porto. hakeza ukrayna'nın şahtar donyetsk'i. bunlar da benzer sistematiği benimsiyorlar; güney amerikalı basketbolcuları, güney amerika'yla bağı olan isimleri kovalıyorlar. iyi de yapıyorlar. işe yarıyor neticede. gerçi bu transfer döneminde ezberden biraz saparak farklı birkaç isme yöneldiler ama olsun, onlar için basketbol kimyasının matematiği bu.

    tornike shengelia'ya, avrupa'nın belki de en iyi 3 buçuk - 4 buçuk kırmasına sahipler. transfer döneminin başında birçok takımın ilgisine rağmen gürcü oyuncuyu takımda tutmayı başardılar, üstüne bir de kontrat yenilediler. uzun rotasyonuna 23 yaşında ve 221 cm boyunda olan dev youssoupha fall dahil oldu. şahane transfer. baskonia'nın savunmada pota altında alan doldurma temalı difens yaklaşımı için daha bir cuk oturan başka bir isim olamazdı muhtemelen. gard rotasyonunu da pozisyonlarına göre oldukça uzun olan iki gardla (biri 198 cm, diğeri 201 cm) kompanse ettiler.

    ekip şu: http://gss.gs/GPj.jpg (fall'u eklemeyi unutmuş euroleague.net)

    final four'un evlerinde oynanacak olmasının motivasyonuyla en tepeye gitmek isteyecekler, kuşku yok. bu yolda ne derece başarılı olacaklarını gard rotasyonunun verimi belirleyecek zira biraz kapalı kutu durumunda yeni hamleler.

    -----

    (bkz: maccabi tel aviv)

    her sene aynı terane. bir sürü amerikalı zenciyi topla, sendele, başarısız ol, sezon sonu kadroyu dağıtıp gidenlerin yerlerini yeni bir sürü amerikalı zenciyle doldur. maccabi senelerdir aynı şekilde kör topal yol almaya çalışıyor. sirkülasyon bu. açıkçası bir basketbolsever olarak bu durumdan ben bıktım ama onlar bu saçmalıklar silsilesinden bıkmadılar.

    transfer ettikleri isimler arasında yalnızca iki isim için "budur" derim; angelo caloiaro ve scottie wilbekin. diğer isimler soru işareti, bence. tek artı çoğunun genç sayılabilecek oyuncular oluşları.

    kadroda 8 birleşik devletler, 5 israil ve 1 italyan vatandaşı var. değişik bir kurgu sayılmaz aslında, abd - israil bağını düşünürsek.

    bilemiyorum altan, yaptıkları yeni yatırım da fos çıkacak gibi hissediyorum. kendilerinden tek isteğim, ufuk hoca wilbekin'i türkiye milli basketbol takımı için çağırdığında problem çıkarmamaları. yani çıkarmazlar umarım, ümidim o yönde... :(

    http://gss.gs/THM.jpg

    -----

    (bkz: olympiacos)

    ve işte transfer döneminin ikincisi, anadolu efes'in 1 tık üstüne çıkarak gümüşü kapan yunan ekip. kağıt üstünde son derece kaliteli bir kadro oluşturdular. her şeyden önce takımın başına david blatt gibi bir dahiyi getirdiler ki sıfıfıfırepulos'tan sonra büyük değil, çok büyük ama bayağı bayağı büyük değişim (olumlu manada tabii). bütün hamleler koç blatt'in onayıyla gerçekleştirildi.

    takımın dümenini nigel williams-goss'a emanet ettiler. neden dümen onda? koç blatt, vassilis spanoulis'i çok dinlendirip az kullanacak bu sezon, bu yönde bir açıklaması var. spa'nın ilerleyen yaşı buna sebep. bir anlamda da barca - navarro olayının bir benzerinin oly'nin başına gelmemesi için yapılan bir hamle. yerinde hamle, gerekir. sahaya eneji getirme ve savunmayı sertleştirme kısmını (çizgi dışında) ex zalgiris oyuncusu axel toupane ile hallettiler. 3 - 4 savunması içinse baskonia'dan kaya letonyalı oyuncu janis timma'yı kapıkapıverdiler. diğer iki hamle de sasha vezenkov ve zach leday ki bu isme dikkat, enteresan işler bekliyorum kendisinden.

    sistem değişikliğine gidecekler. eğer işler yolunda başlar, gider ve devam ederse final four garanti. bunu hak edecek bir kadro oluşturdular. şunu da belirteyim; bu yıl kırmızılar - yeşiller (oly - pao) düellosunda güçlü olan taraf kendileri gibi.

    http://gss.gs/D7R.jpg

    -----

    (bkz: panathinaikos)

    bunların mafyatik bir başkanı var, tehdit ettiydi geçen sezon euroleague yönetimini "biz gidiyiriz" diyerek. kısa kesiyorum ve kendisine sesleniyorum, noooldu yarrr... yapppraaam?! yok efendim şöyle de böyle de, hikaye... gördük mevcut düzende tek takımla bir bok yapılamayacağını. paşa paşa kurdu takımı, paşa paşa izleyecek maçları. yalnız lükse bakar mısınız; adam euroleague'den çıkıp fiba şampiyonlar ligi'ne dahil olmayı göze almıştı bir şekilde. bunda euroleague'in uefa şampiyonlar ligi gibi bir gelir kalemi olmamasının da payı var elbette ama rest resttir. başarısız rest ama rest.

    kurulan kadroyu şahsen beğenmedim. efes'in amiyane tabirle siktir etmek için can atıp "bye bye" çektiği deshaun thomas'ı kadroya "ana skorerlerden" sıfatıyla dahil ettiklerini öğrendiğim gün kendilerinden bu sezon cacık olmayacağını anladım. asıl ana skorer rolü olarak getirdikleri keith langford ise 36'sına merdiven dayamış durumda ve eski temposunun çok uzağında. sınırlı sürelerde iş yapar fakat taşıyıcı parça olamaz. pota dibine ise stephane lasme gibi geri vitessiz bir karakteri iliştirdiler. evet, ben de çok seviyorum lasme'yi ama 37'sine geldi be abi, hadi ama ya... geçen sezon unics kazan'daki birkaç maçını izleme fırsatım olmuştu. şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki eski lasme'den eser yok.

    hiç olumlu iş yapmadılar mı peki? hep mi kolpa? hayır. öncelikle iyi ve potansiyelli yunan bebelerini dahil ettiler oyuncu grubuna. ammaaa asıl bomba nick calathes'i elden kaçırmamaları oldu ki adı avrupa'nın önde gelen takımlarıyla hep anıldı.

    maksimumları çeyrek final olur, daha ilerisi olmaz. oaka da yetmez.

    http://gss.gs/KFa.jpg

    -----

    (bkz: real madrid)

    son şampiyon. peki yine mi şampiyon? zor. bir kere öyle bir kayıp yaşadılar ki... luka doncic'ten bahsediyorum. fenerbahçe nasıl bogdan bogdanovic'in gidişi sonrası sallandıysa kendileri de benzer sıkıntıyı yaşayacaktır. yeri doldurulamaz bir oyuncudan bahsediyoruz neticede. bu tip oyuncular az geliyor ama öz geliyor, sonra da nba'e gidiveriyor. aramızdaki dallas taraftarları sevinebilir, onlar kendilerini biliyor. :( ha şöyle bir artı var yalnız; sergio llull sezona sapasağlam başlayacak. geçen sezon full sakattı, sezonun bitmesine 1 ay kadar bir süre kala dakika almaya başlamıştı ki madrid buna rağmen her kulvarda ipi göğüslemişti. tabii doncic'in oynattığı oyunla llull'ün sürüklediği oyun arasında çok fark var. yazdığım gibi, biri oynatırken diğeri sürüklüyor. top pablo laso'da. onu da mı ben düşüneyim!

    sadece 2 transfer yaptılar. yaşı 36'ya dayanan ceysi kerıl'ın önüne keskin sloven şutör klemen prepelic ve 22 yaşındaki arjantinli kısa forvet gabriel deck (hiç izlemedim, bilgim yok).

    çeyrek final garanti. yarı final? yarrrı finnnaaalll de garrranti (slow motion okuyun). ama şampiyonluk bence zor. doncic'sizlik sendromu ağır gelir?

    http://gss.gs/QYg.jpg

    -----

    (bkz: zalgiris kaunas)

    sizi unuttum mu sandınız aslan parçaları! işte karşınızda avrupa basketbolunun en basketbol organizasyonu gibi basketbol organizasyonu. ekol mü dediniz? alın size litvanya ekolü. iyi koç? sarunas jasikevicius! takım kimyası? belki de avrupa basketbolunun en iyisi. taraftar desteği? kızılyıldız'la birlikte en iyilerden. daha ne olsun...

    bu yıl da en az bi' normal sezon 7.'liğiyle ya da 8.'liğiyle gelen bir çeyrek final bekliyorum kendilerin. evet, omurganın üstündeki adam (kevin pangos) ayrıldı belki ama yerini nate wolters - thomas walkup gard rotasyonuyla hallettiler. asıl önemli olan şey şu ki edgaras ulanovas gibi nefis bir forveti elden kaçırmadılar. küçük bir not; ulanovas'a çok sayıda bol sıfırlı kontrat teklifi gitmiş. hatta rivayet odur ki efes de bu tekliflerden birine sahipmiş ancak ulan açık bir dille tekliflere "hayır" çekmiş ve zalgiris'e olan bağlılığını alenen ifade etmiş. tabii bunlar hep "-miş".

    2 - 3 oyuncu kaybedip bu oyuncuların yerlerini iyi sayılabilecek isimlerle doldurdular. yapı aynı yapı. eğer büyük sakatlık problemleri yaşamazlarsa önleri açık. yalnız şu sakatlık işi harbiden önemli zira 11 kişilik bir rotasyona sahipler.

    http://gss.gs/e6m.jpg

    -----

    bilgin gökberk tarzı "bitti" demeden önce fenerbahçe için de bir iki bir şey söyleyeyim hadi. sonra "çekemiyor, kıskanç" denmesin... joffrey lauvergne ne kadar iyi hamleyse tyler ennis bir o kadar vasat iş. açıkçası ben fenerbahçe'den malcolm delaney falan bekliyordum, şaşırdım. zeljko obradovic'e güveniyorlar. bu arada fenerbahçe taraftarında basketbol konusunda bir doymuşluk olduğu bariz, bu sezon tamamen futbola odaklanmış durumdalar (iiinşallah tepetaklak gelecekler). bu doymuşluk takımda var mıdır, varsa obradovic bunun ne kadar üstesinden gelir bilemiyorum (geçen sezon birkaç kez "gidiyorum ben"e yakın demeçler vermişti). çeyrek final yaparlar, orası kesin de devamı muamma bana kalırsa.

    uzunca bir entry oldu. bilgiler, takım kadroları entry'nin paylaşıldığı güne kadar olan zaman dilimini kapsıyor. bu yüzden sonraki olası eklemelerden bağımsız yorumlar sıkıştırdım ara ara. yani atıyorum, real madrid gider chris paul'ü alır falan anlamam, ona göre.

    entry'i nasıl bağlayayım? buldum... rahmetli ismet badem'den gelsin:

    "dudaklarınızdan tebessüm, kalbinizden basketbol sevgisi eksik olmasın..."

    https://youtu.be/DXm0giLbzdY?t=54m22s