• --- alıntı ---

    bugün çok futbol konuşmak istemiyorum. yorumlar, istatistiklere girmek istemiyorum. bu maç tarihe geçti. var'dır, kural hatasıdır değildir ama bunun 1 hafta öncesi de var. golü atıyosun, maç değişecek, bir anda var devreye giriyor.

    adalet nerede? adalet futbol için var. adalet yoksa futbol da yok. kaçanlar, kaybolanlar ne olacak? ali gider, mehmet gider, ersun gider, problem değil biz kendi içimizde hesaplaşırız ama bunun hesabını kim verecek? *

    --- alıntı ---

    ortamlarda adalet madalet dersin kim bilecek *. adamlar doğru olan gol iptaline bile böyle ağlıyorsa, sezon sonuna kadar her puan kaybında bildiri hazırlayacaklar anlaşılan. ayrıca, futbolda adalet bittiyse sizin yüzünüzden bitti.

    (bkz: 2010 - 2011 sezonu futbolda şike soruşturması)
    (bkz: ben şike yapmışsam fenerbahçe için yaptım) (https://streamable.com/3p23n (aziz yıldırım ilk kez haklı)
    (bkz: fenerbahçe'nin ersun yanal'a teşvik primi vermesi)
    http://www.hurriyet.com.tr/tesvik-itirafi-298016 (kaynak)
  • 8 şubat 2020 fenerbahçe alanyaspor maçı sonrasında, hakemleri kastederek kullandığı, “şerefsiz! bunu nasıl görmezsin?” ifadesinin ardından, hiç olmamış gibi, bu cümle hiç söylenmemiş gibi önce 11 şubat’ta kupa maçına çıkan, bugün de 15 şubat 2020 ankaragücü fenerbahçe maçına takımının başında çıkacak olan teknik direktör.

    unutmayın, fatih terim, yardımcılarına saldırılan, malzemecisi hastanelik edilen, küfür kıyametin gırla gittiği bir denizlispor deplasmanı sonrası, “organize ve amatör bir kötülük demiştim, bu sezon profesyonel olmuş.” dediği için 4 maç ceza almıştı. kötü ve organize olmak dokunuyor arkadaşlara ama şerefsiz olmayı yakıştırıyorlar demek ki.
  • son zamanlarda izlediğim en eğlenceli videoya konu olmuş kişi: https://twitter.com/...940322716749830?s=20

    herif giderken bile ''fenerbahçe şöyle büyüktür, böyle büyüktür, fenerbahçe çömelmez, fenerbahçe kırılmaz, bükülmez.'' diye kafa ütülemeyi ihmal etmemiş. utanması da yok. ''düşme pozisyonundayken bile şampiyonluğa oynar.'' diyor. geçen sene sen değil miydin hakem galibiyetimizi çalınca ''belki de galatasaray'ı şampiyonluktan ettik.'' diyen?

    ''kalanlar sıralamayı belirlesin, lig sonunda hepsini arkamda göreceğim, biz şampiyonuz zaten.'' demekle olmuyor işte. terim, ağlata ağlata gönderir adamı.
  • bu adam tesvik primi aldi mi? evet.
    hem de bunu galatasaray'i yenmek icin fenerbahce'den aldi mi? evet.
    hakan sukur'u taktik icabi kesiyorum deyip ersen martin'i milli takimda oynatti mi? evet.
    sikeciler her macta kendisini tribune cagirdi mi? evet.
    kendisi de baska takimlarin basindayken fenerbahce tribunleriyle romantik anlar yasadi mi? evet.
    binbir zahmetle geldigi fenerbahce'de tesislerde kari kiz alemi yapti mi? evet.

    karakterimizi satacak kadar onemli bir sampiyonluk var mi? hayir!
  • fenerbahçe'nin zorla kendi fatih terim'ini yaratmak için sürekli şişirdiği, fakat sonunda ellerinde patlayan balon. hasbel kader bir şampiyonluk almış, onun dışında kupa kazanamamış adamı aldılar, fatih terim gibi bir ismin muadili yapmaya çalıştılar. kendi hayal dünyalarında fatih terim'in ersun yanaldan korkup kaçtığına inandırdılar kendilerini. fatih terim'in 'nerede kalmıştık' twiti rekor etkileşim alınca, ersun yanal geldiğinde twit attığında aynı şekilde etkileşim almasına gayret ettiler. tabi başaramadılar. çünkü sanal, sentetik, şişirme bir olayla, bir anda kendiliğinden meydana gelen sinerji bir olabilir miydi? ersundan önce de aynı muameleyi aykut kocaman'a yapmışlardı zaten. o ellerinde patlayınca ersun'a sarılmış, ersun da patlayınca şimdi yeni bir potansiyel fatih terim arayışına girdiler. favorileri erol bulut. ersun gidici, ona ayrılan sürenin sonuna geldik. (bkz: by by birdie it's time to go)
  • zamanında 300 bin dolar teşvik primini forvetinden çaycısına kadar herkese imza karşılığı dağıtmış bir adam olmasına aldırmadan 18 ocak 2020 gaziantep fk fenerbahçe maçı sonrası vedat muriç'in kartı hakkında öyle şeylere tenezzül eder miyiz tarzı laflar eden abimiz.

    2 ay önce sakatlanıp yerde kıvranan oyuncusu vakit geçsin diye emekleyip saha içine girip tekrar kıvranmaya başlayan bir takımın as oyuncusu hiç 4 sarı karttan yırtmak için kupa maçından hemen önceki maçta oyun 2-0 olur olmaz osuruktan ikinci sarıyı görür mü hiç?
  • fenerbahçe yönetiminin iki yüzlülüğüdür ersun yanal'ın 19/20 sezonunda kovulma süreci. her puan kaybında hakem, tff, galatasaray lobisi diye ağlayan adamlar teknik direktör kovuyor. başarısızlıklarının sebebi söyledikleri gibi dış faktörler mi*, hoca mı önce ona karar verip tutarlı olsunlar.

    ersun yanal'a da üzülmüyorum şahsen. herkes rütbesini bilsin önce, bayılıyordu yüksek perdeden konuşmaya. konuşsun yine şimdi. ağlayacağına gerçekleri anlatmayı prensip edinsin kendine, sonra belki üzülebilirim.
  • son zamanlarda ekranlara yansıyan yüzü beni endişelendiren teknik direktör. en son geçen hafta gördüm işte. skordan, maçtan ve atmosferden bağımsız bir ifadesi vardı sanki. umarım sağlık sorunu yoktur. tamamen maçla alakalı bir durum olmasını diliyorum. maçlar, şampiyonluklar olur biter, sağlıktan önemli hiçbir şey yok.

    edit: geçen hafta olarak kast ettiğim maç:
    (bkz: 23 şubat 2020 fenerbahçe galatasaray maçı )
  • fatih terim “organize ve amator bir kotuluktu simdi profesyonel oldu” dedigi icin 3 mac ceza yemisti.

    simdi bakalim ayni “organizasyon”, hakeme alenen “ulan serefsiz” diye hitap eden ve antreman saatlerini belli bir plana gore ayarlayan ersun yanal’a en az 2-3 mac ceza vermeye yuregi yetecek mi? ilgiyle bekliyorum.

    malum iki mac sonrasi derbi....
  • (alinti: tarih: 15 kasım 2004... yer: milli takım'ın kamp yaptığı polat renaissance oteli'nin lobisi... milli takım, 2 gün sonra servet'in shevchenko kabusu yaşadığı ukrayna maçına çıkacak.

    vatan spor servisi müdürü ibrahim seten kampı ziyaret ediyor. seten, ersun yanal, zaman zaman menajer can çobanoğlu ve mentör turgay biçer'in de katıldığı sohbet saat 22.00 sularında başlıyor, bittiğinde saatler 2.00'yi gösteriyor. o sıralarda beşiktaş-istanbulspor maçında teşvik primi gönderildiği söylentileri var. seten bu konudaki bilgileri yanal'a anlatıyor. yanal, "bak birader" deyip söze giriyor. "benim başımdan öyle bir şey geçti ki, senin anlattıkların solda sıfır. türkiye'de bu iş bitmiş. sana bunları anlatırım ama bana söz ver, eğer bir gün türkiye'de bu işlerin temizlenmesiyle ilgili bir kamuoyu oluşursa bunu kullan. yoksa bizi kimseye kurban etme."

    ve bizzat yaşadığı teşvik skandalını başlıyor anlatmaya:

    "2000-2001 sezonu... f.bahçe ile g.saray kıran kırana bir şampiyonluk yarışı içinde. g.saray, üst üste 5. şampiyonluğa koşuyor. f.bahçe ise mustafa denizli ile onlara yetişmeye çalışıyor... g.saray puan kaybetmezse de f.bahçe'nin şansı hiç yok... son haftalara girildikçe, bizim gibi [teknik direktörü olduğu agücü'nü kastediyor] takımlarla iki kulübün oynadığı maçlar önem kazandı...

    13 mayıs'ta, yani ligin bitmesine 3 maç kala g.saray ile ali sami yen'de karşılaşacağız. hafta boyunca bana f.bahçe kulübü'nden bizim futbolculara teşvik primi gönderileceği yolunda duyumlar ulaştı... takımı toplayıp sert bir konuşma yaptım:

    ''teşvik primi alanı bu takımda yaşatmam. helal olmayan bir parayı almak, insanın ailesini satmasıyla eş anlam taşır. g.saray'ı yenmek için f.bahçeliler'in sizinle bağlantı kurmaya çalıştığı dedikodusu ayyuka çıktı. sakın bu yollara girmeyin, primi alanı affetmem. hepiniz ayağınızı denk alın.''

    johnson-kennedy bağlantısı

    tabii bu konuşma oldu ama ben hepsini sonradan öğreniyorum, 2 takım futbolcuları kendi aralarında işi pişirmişler. mesela o sırada f.bahçe'de oynayan johnson, a.gücü'nün yabancılarından kennedy ve augustine'le konuşmuş, onlar para konusunda anlaşmışlar. bu ikisi takımdaki diğer yabancılar kaleci da silva ve stoper rogerio'yu da ayarlamışlar. yani zaten 4 oyuncu teşvik primine kendiliğinden 'okey' vermiş. cafer'le ayrı bağlantı kurulmuş, hakan keleş'le ayrı... takım, kendi kendine f.bahçeliler'den teşvik alma konusunda uzlaşma sağlamış.

    ben maçtan önce soyunma odasında yaptığım konuşmada herkesi son defa uyardım. neyse sahaya çıktık, olağanüstü oynadık. hakem bülent uzun da bize yardımcı oldu diyebilirim. [işte burası çok önemli] 10. dakikada faruk ilk golü attı, 1-0 öne geçtik. g.saray ilk yarıda okan buruk kırmızı kartla atılınca 10 kişi kaldı ve paniğe kapıldı. rogerio, 61. dakikada durumu 2-0 yaptı. hasan 63'te skoru 2-1'e getirdi ama yetmedi. biz maçı kazandık, f.bahçe erzurum'u 2-1 yenip büyük avantaj sağladı.

    ne güvenilir taksiymiş ama

    esas bomba maçtan sonra patladı. malzemecimiz 'hocam, bir taksi şoförü bunu size vermemi söyledi f.bahçeti yönetici.. [ismi bizde saklı] yollamış' diyerek soyunma odasına bir çanta getirdi. çantayı açınca beynimden vurulmuşa döndüm. f.bahçeli yöneticilerden birinin bize yolladığı çantanın içinden dolarlar fışkırıyordu. soyunma odasında birden hareketlenme oldu, nerdeyse bıraksam herkes çantanın üstüne atlayıp paraları orada paylaşacak. hepsine çok ağır hakaretler ederek çantayı kapattırdım.

    malzemeciye emanet ettim ve 'hayatımda böyle işlerin içinde olmadım. sizin sayenizde geldiğimiz noktaya bakın. bizim şerefimizin satılık olmaması gerekirdi. ama madem bu para geldi, en azından bunun dağıtımının nasıl olacağını ben belirleyeceğim. herkes duşunu alsın ve benden haber beklesin' deyip kapıyı vurup çıktım.

    neyse, ankara'ya döndük. çantadaki para sayıldı, içinde 300 bin amerikan doları vardı. 3 gün sabahlara kadar uyumadan ne yapacağımı düşündüm. aklımdan parayı alıp federasyona gitmek ve herşeyi anlatmak da geçti. ama cesaret edemedim.

    al parayı, at imzayı!

    sonra 300 bin doları nasıl dağıtacağımın yöntemini buldum. beyaz bir dosya kağıdı aldım. madem böyle bir şerefsizliğin içindeydik, gelen paradan gariban çaycının bile faydalanmasını sağlayacak bir metot geliştirdim. sayfanın başına 'teşvik primi alanlar' diye yazdım ve her futbolcunun adını alt alta sıraladım. ben ve antrenörlerim bu paraya hiç dokunmadık ama malzemeciye, masöre, çaycıya, tesislerdeki bekçiye varıncaya kadar herkesi bu işten nasiplendirmeliydim. futbolcuları teker teker evime çağırdım ve paylarını dağıttım. adam başı 15 bin dolar civarında bir para düşüyordu. parasını her alan, kendi adının yanındaki boşluğa imzasını attı. mesela cafer 'ben o şerejsizin evine gidip para almam. hakkımı yollasın' demiş, onunkini de takım arkadaşlarından biri götürdü. ama yine ona da imzayı attırdım. bu parayı son dolarına kadar dağıttım, sonra da beyaz dosya kağıdını evimde sakladım.

    bu 'beyaz dosya kağıdına imza attırma işi'ni niye yaptım biliyor musun? teşvik primine madem benim dahlim olmadan karıştılar, ben de onları yakacak bir belgeyi elimde sigorta olarak tuttum."

    işte telegol'ün geçen yıl cafer aydın'ı konuşturarak başlattığı teşvik primi skandalının gerçek perde arkası bu...

    300 bin dolarlık teşvik primini yollayan f.bahçeli bir yönetici...

    alan ve aldıkları paranın karşılığında boş bir kağıda imza atan a.güçlü futbolcular...

    ve bu belgeyi o günden beri saklayan teknik direktör ersun yanal...)
  • kendisi gelmeden önce fenerbahçe’nin 15 maçta 14 puanı vardı, maç başına 0,93 puan ortalaması.
    kendisi geldikten sonra 2 maçta 2 puan maç başına 1 puan ortalaması, bu anlamda kendisini başarılı buluyorum.
    kendisinden önce takım 15 maçta 14 gol atmış maç başına 0,93 gol kendisi geldikten sonra 2 maçta 2 gol maç başı 1 gol ortalaması, yine istikrarı korumuş gibi gözüküyor.
    ama ersun hocanın asıl başarılı olduğu konu takım savunması, kendisi geldikten sonra, takım savunma anlamında oldukça yol katetmiştir.
    kendisi gelmeden takım 15 maçta 22 gol yemiş maç başı 1,46 gol yenmiş kendisi 2 maçta 2 gol yiyerek bu ortalamayı 1’e düşürmeyi başarmıştır.