• 1101
    bugün fotomaç gazetesinde köşesinde güzel bir yazı yazmış duayen. https://www.fotomac.com.tr/...utm_campaign=twitter

    --- alıntı ---
    fener’e uzaydan mı geldin?
    bak ali koç, fenerbahçe'ye başkanlık için aday olduğunda ve seçildiğinde çok mutlu oldum.
    sebebi de böyle büyük bir kulübe gelir, kurumsal işler yapar, doğru işler yapar ve diğer kulüplere kendini örnek gösterip, türk futbolunun bir kademe daha ileri gitmesini sağlar diye...
    hem sabah, hem fotomaç, hem de takım oyunu'nda yorumlar yaptım.
    ali koç'un bir senelik icraatlarına baktığımda benim yorumlarım taca çıkmış.
    herkesten özür dilerim.
    yaptığı işlere, söylemlerine baktığımda çok da ümitli değilim.
    inşallah bunda da yanılırım.
    yakın zamanda ali koç, mali genel kurul'da konuştu...
    aslında buradaki en önemli şey, tüzükte yapılacak olan bir değişiklikti.
    ancak ali koç, bu çoğunluğu sağlayamadı, acaba neden?
    çıkmış herkese konuşmuş.
    arada ben de varım...

    işte koç'un o sözleri
    kongre üyelerinin birinden gelen çanak soruya şöyle bir cevap verdi: "televizyondan anlattıklarımızın da çok doğru şeyler olduğunu düşünmüyorum.
    gerçekleri bilmeniz hakkınızdır.
    toroğlu-moroğlu diye bahsettiğin insanlar da, burada ismini almaya değmez.
    siz onlara malzeme vermeseniz de onlar illa ki fenerbahçe'ye saldıracak bir şey bulur.
    onların mevcudiyeti, onların hayatta oluş amaçları fenerbahçe'ye saldırmak." bak ali koç, geldin, hem de iddialı geldin.
    sonra da geçmiş yönetime sallayarak, yardım kampanyası başlattın.
    sen aziz yıldırım'ın başkanlığında yöneticilik yapmadın mı?
    olayın ne olduğunu bilmiyor muydun?
    orada aziz yıldırım yönetiminde süs biberi mi oldun?
    gelirden-giderden haberin yok muydu?
    öyle bir anlatıyorsun ki, sanki uzaydan geldin, fenerbahçe'nin başına geçtin.
    comolli'yi ben mi getirdim ali koç? slimani, benzia'yı ben mi aldım ali koç?
    transferleri ben mi yaptım ali koç? fenerbahçe kulübü'nün bu futbolculara verdiği parayla yardım kampanyasındaki topladığın para arasındaki fark ne kadar ali koç?
    bak ali koç, ben spor adamıyım, yaşadığım sürece futbolun içindeyim.
    benim oğullarımdan birisi de iyi bir fenerbahçeli. öyle bir sallamışsın ki, "bunlar fenerbahçe'ye sallayarak mutlu olur" demişsin. sen benim oğlumu mutlu edemedin ali koç.
    oğlum fenerbahçe'yi düşme hattında gördüğünde sinirden çıldırıyor ali koç.
    ben oğlumun mutlu olmasını isterim ali koç. ondan sonra kalkıp tribüne oynuyorsun ali koç...
    taraftar yanlışı görür bak ali koç, tribüne bir yere kadar oynarsın, fenerbahçe tribünleri doğruyu-yanlışı süratle görmeye başladı.
    yine bak ali koç;
    'toroğlu-moroğlu' demişsin.
    ben seneye yine toroğlu kalırım, böyle gidersen moroğlu sen kalırsın.
    inşallah yanılırım ali koç.

    bilmediğin işlerde ahkam kesme ahmet hakan
    erman toroğlu televizyonda yorum yaparken şenol güneş'ten sürekli, 'şenol, şenol' diye söz ediyordu. erman toroğlu'na sesleniyorum:
    şenol demeyeceksin. şenol güneş demeyeceksin. şenol güneş hoca demeyeceksin.
    fransa'yı deviren şenol güneş hocamız diyeceksin." bu yazıları yazan zat ahmet hakan... hazretler bir de bana emir kipiyle cümle kurmamı hitap ediyor.
    bak ahmet hakan, bilmediğin işlere ve toplara girersen diz bağlarından sakatlanırsın.
    ben şenol ile karşı karşıya futbol oynarken, sen 5-6 yaşındaydın.

    bu topa girme ahmet!
    biz şenol ile karşı karşıya oynarken bir maçta (ankaragücü- trabzonspor) kafa kafaya çarpıştık. beyin sarsıntısı geçirdik.
    yani ben şenol'a 'şenol' derim. fatih'e 'fatih' derim.
    mustafa'ya 'mustafa' derim.
    bunların soyadlarını söylememe gerek yok.
    çünkü bunlar benim futbolda karşı karşıya, yan yana oynadığım arkadaşlarım.
    bak ahmet hakan, bilmediğin işlerde ahkam kesmeye kalkma.
    'bildiğim' dediğin işlerde de ne kadar ahkam kestiğini, sonra ne durumlara düştüğünü milleti alem biliyor. fransa'yı 2-0 yenince heyecanlanmışsın ahmet hakan.
    peki izlanda'ya yenilince ne yapacağız? keşke fransa'ya yenilip, izlanda'yı yenseydik ahmet hakan. bunu ben de söyledim, şenol da... yani bizim futboldaki iş, senin siyasette yazdığın gibi bir gün öyle bir gün böyle, yersen kirşen değildir ahmet!
    peki ahmet, izlanda maçından sonra şenol güneş'e nasıl hitap edeceğim onu da söylesene bana...
    ya, bu işler böyledir ahmet, bilmediğin ve öğrenmediğin işte sakın ahkam kesme, topa girme.
    bildiğin işlerde de yorumların ne kadar tartışılır o da ayrı konudur... ahmet bir daha bana bulaşma, yoluna git.
    ey ahlaksızlar...

    o gece cumartesiydi
    ben ankara'da büyüdüm. 30 yıl boyunca bir grubumuz vardı, salı-perşembe akşam üstü salonda futbol oynardık, sonra yemeğe giderdik. 10 yıldır istanbul'a yerleştim. burada da buna benzer bir grubum oldu. bu grupla futbol oynamıyoruz da toplanıp yemek yeriz. bir de yaza ve kışa başlarken evimde partiler veririm. bu seneki kışa veda yaza merhaba partisini de evde yaptım, 22 haziran cumartesi günü...
    toplu fotoğrafları da göreceksiniz, kimlerin olduğunu. yıllarca karşı karşıya oynadığım zekeriya da vardı.
    bazı şerefsizler, bunların kim olduğunu tahmin ediyorum. bu yemeğin, 23 haziran pazar günü akşamı seçim kutlamaları olduğu yayın yapmışlar. ulan ahlaksızlar, bizim yemeğimiz cumartesi günüydü... bunu yapanların bazı hakemler olduğunu tahmin ediyorum.
    sevgili okuyucular, geçmişlerinde hakemlik yaparken de bunlar böyle maçlar yönetiyordu, içten pazarlıklı.mhk'ya girdiklerinde bu işlere tevessül ettiler. onun için türkiye'de var da başarılı olmadı, hakemlik de yerlerde sürünüyor.
    bunlar bu kadar küçük insanlar.

    not: yemekte altay'ın eski kalecisi tanzer, sabah, fotomaç yazarı levent tüzemen, hürriyet spor müdürü mehmet arslan, habertürk eski yazarı atilla türker gibi isimler vardı. a spor'da birlikte program yaptığım ilker yağcıoğlu, trt'de programı olduğu için serkan korkmaz seyahatten geç döndüğü için gelemedi.

    --- alıntı ---
  • 1102
    --- alıntı ---

    bilmediğin işlerde ahkam kesme ahmet hakan

    erman toroğlu televizyonda yorum yaparken şenol güneş'ten sürekli, 'şenol, şenol' diye söz ediyordu. erman toroğlu'na sesleniyorum: şenol demeyeceksin. şenol güneş demeyeceksin. şenol güneş hoca demeyeceksin. fransa'yı deviren şenol güneş hocamız diyeceksin." bu yazıları yazan zat ahmet hakan... hazretler bir de bana emir kipiyle cümle kurmamı hitap ediyor. bak ahmet hakan, bilmediğin işlere ve toplara girersen diz bağlarından sakatlanırsın.
    ben şenol ile karşı karşıya futbol oynarken, sen 5-6 yaşındaydın.

    bu topa girme ahmet!

    biz şenol ile karşı karşıya oynarken bir maçta (ankaragücü- trabzonspor) kafa kafaya çarpıştık. beyin sarsıntısı geçirdik.
    yani ben şenol'a 'şenol' derim. fatih'e 'fatih' derim. mustafa'ya 'mustafa' derim. bunların soyadlarını söylememe gerek yok.
    çünkü bunlar benim futbolda karşı karşıya, yan yana oynadığım arkadaşlarım.

    bak ahmet hakan, bilmediğin işlerde ahkam kesmeye kalkma. 'bildiğim' dediğin işlerde de ne kadar ahkam kestiğini, sonra ne durumlara düştüğünü milleti alem biliyor. fransa'yı 2-0 yenince heyecanlanmışsın ahmet hakan. peki izlanda'ya yenilince ne yapacağız? keşke fransa'ya yenilip, izlanda'yı yenseydik ahmet hakan. bunu ben de söyledim, şenol da... yani bizim futboldaki iş, senin siyasette yazdığın gibi bir gün öyle bir gün böyle, yersen kirşen değildir ahmet!

    peki ahmet, izlanda maçından sonra şenol güneş'e nasıl hitap edeceğim onu da söylesene bana...
    ya, bu işler böyledir ahmet, bilmediğin ve öğrenmediğin işte sakın ahkam kesme, topa girme.
    bildiğin işlerde de yorumların ne kadar tartışılır o da ayrı konudur... ahmet bir daha bana bulaşma, yoluna git.

    --- alıntı ---

    kaynak: https://www.fotomac.com.tr/...-uzaydan-mi-geldin/8

    bugün kendi köşesinde yazdıklarıyla, bulunduğu kabın şeklini en hızı alma ve en hızlı renk değiştirme rekorlarını elinde bulunduran ahmet hakan'ın içinden geçmiştir.
  • 1104
    --- alıntı ---

    bu topa girme ahmet!

    biz şenol ile karşı karşıya oynarken bir maçta (ankaragücü- trabzonspor) kafa kafaya çarpıştık. beyin sarsıntısı geçirdik.
    yani ben şenol'a 'şenol' derim. fatih'e 'fatih' derim. mustafa'ya 'mustafa' derim. bunların soyadlarını söylememe gerek yok.
    çünkü bunlar benim futbolda karşı karşıya, yan yana oynadığım arkadaşlarım.

    --- alıntı ---

    protokolden haberi olmayan futbol yorumcusu. biz öğretmenler arkadaş ortamında birbirimize isim veya abi/abla diye hitap ederiz. ortam okula dönüşürse bu sefer hoca veya bey/hanım deriz. arkadaşlığımızı arka plana atmayız daha da sağlamlaştırırız. bu sefer saçmalamış.