• 1419
    1000. entrymi yazacağımı gördüğümde hiç düşünmeden aklıma gelen isim. bu entry duygusal öğeler içermektedir. tribe girmeyeyim diyen hiç başlamasın.

    galatasaray'a geldiğinde çok küçüktüm ama hatırlıyorum amcamın ne kadar çok sevindiğini ve bana ''gelecek 10 yıl bu adam bizi sırtlar'' dediğini. çok küçük yaştayken, büyük büyük adamların yanında maç izlemeye başladığımdan hep ona gelen hakaretlere üzülür, sinirlenirdim. içimden hep '' bir tane koy da şunların çeneleri kapansın'' diye geçirirdim ve o da golünü atardı. beni duyduğunu düşündüğüm hayal kahramanımdı. yüzünde hep bir efendilik ve mahcupluk ifadesi, önünde hep düşman bir fener medyası. ne yapsa yaranamazdı. öyle ki torino'ya adeta zorla sürüldükten ve geri geldikten sonra '' torinolu şaban'' gibi onur kırıcı bir yakıştırma bile yapmışlardı. kendi arkadaşlarım bile ona alaycı bir düşünce ile bakarlardı. daha sonra peş peşe 2 evlilik yaptı ve gündemden hiç düşmedi. fakat 1. evliliği onun hayatının bir özeti gibiydi. nikah şahidi fethullah gülen, nikahı kıyan da recep tayyip erdoğandı. boşandığı eşi daha sonra 99 depreminde hayatını kaybetmişti yanılmıyorsam.

    üzerindeki müthiş baskıya rağmen torino dönüşü muhteşem olmuş ve galatasaray'ın altın yıllarının golcüsü ve kralı oldu. her zaman o mahçup ifadesini korudu. efendiliği ile galatasaray'a yakıştı. galatasaray oldu. sonra tekrar italya yollarını tuttu. o dönemde dünya tarihinin belkide en kalabalık forvet hattına sahip takımına, inter'e giderek korkunç bir hata yaptı. ama ısrar etti başaracaktı. parma ile başarıya yelken açtı bir kupa kazandı sonunda. sonra ingiltere'ye geçti ve kariyerinde yeni bir sayfa açmayı denedi. fakat çok ağır sakatlandı ve blackburn onu sene sonu serbest bıraktı. içimde büyük bir heyecan uyanmıştı tekrar. senelerdir uzaktan takip ettiğim kahraman geri dönebilirdi. öyle de oldu ve tekrar sarı-kırmızıyla buluştu. tekrar aşk başlamıştı. bu kez misyonu abilik ve galatasaraylılıktı daha ziyade. fakat milyon dolar verilip alınan bir yabancıdan da çok gol atardı her oynadığında. bir kere kırmızı kart görmüştü ve o kadar büyük bir haksızlık yapılmıştı ki, soyunma odasına giderken aldığı darbeyi gösterip adeta ağlayarak ''bunu hak etmedim'' diyordu. oysa artık abi olmuştu. hatta kraldı. ama asla birileri gibi kralcı değildi. o kral kavramının karşılığıydı.

    tam da bu sıralarda medyada aleyhinde başlatılan kampanyalar, ''dinci, fethullahçı'' gibi ayrıştırmalara hep aynı alçak gönüllük ve dürüstlükle yorum yapıyor. tekrar kalbimi fethediyordu. ''neyin doğru, neyin yanlış olacağına kendisi karar verir insan, çünkü yaşadığı hayat kendisinindir'' demişti.
    28 şubat sonrası stratejilerin bir ayağı olan toplumu yaftalayarak dönüştürme yönteminin bir kurbanı da kendisi olacaktı. hedef galatasaraylılar tarafından çok sevilen bu adamın artık nefretle anılmasını sağlamaktı kemalist kitleler tarafından. bir kısmı başarılı oldu da fakat onun alçak gönüllü ve efendi tavrı her zaman nefreti yenmeyi başardı. kimse onun galatasaray taraftarının kalbinden silemedi. silemez. hepiniz gitseniz bile ben onun yanında kalırım. bu çok net. çünkü o türk futbol tarihinin metin oktay 'dan sonra gördüğü tek kraldır. ben metin oktay'ı canlı izleyememiş bir galatasaraylıyım. ve benim şahit olduğum bir tane kral oldu o da kral hakan şükürdür. hakan'a fenerbahçe maçında hak ettiği itibarı veren yeni galatasaray yönetimine sonsuz saygı ve sevgiler. onu kaybetmeye çalışanlar, galatasaray'ı kaybetmeye çalıştıklarını umarım anlamışlardır. seni çok seviyorum kral. milletvekilliği de çok yakıştı, protokolde yakıştı. senin gibi değerli, ahlaklı sporcuyu, galatasaraylıyı asla unutmayacağım...

    kral hakan şükür, seni çekemeyen bütün ipnelerin suratına tükür...