555
her maç kazanılmalı ancak bu maç daha da çok kazanılmalıydı. kocaeli’nin ağzımı bozmadan ekleyemeyeceğim sıfatlı taraftarı, sinsi eski futbolcumuz hocası, tayfur bingöl’ü, başkanı, cl dönüşü, yeni transferlerin henüz ısınmaması, okan hoca’yı yemeye çalışan yamyamları…
büyük takım sağdan soldan orta açar, döneni alır, sonra onunla sallanan savunmaya hücum eder. otobüs çekerek benim anlayışıma göre futbol katili takımlara böyle hücum edersin. bu tartışmayı kapatalım… orta sayısı değil, dert olan ceza sahası içerisinde çoğalmadan ortalamak, sahaya doğru parsellenmeden ortalamak. erken orta işini tam da çözdüğümüz maçtan sonra yapılan bu yoruma şok oldum, emre özcan’dan gelmesi beni daha da şaşırttı. maçı tam izlemedi sanırım.
galatasaray osimhen varken daha dikine oynuyor tabi, adam istiyor bunu, dar alanda iş yapmaya çalışmaktansa topu onun hızlı ve uzun bacaklarına güvenerek daha hızlı 3.bölgeye fırlatmak daha mantıklı. bir de yanında hazır barış olduğunda bunu denersin, vura vura kırarsın kapıları ama…
işte bu sefer de orta sahanın canını çıkarırsın uzayan mesafelerle. tempon sezonu çıkaramamana neden olur. oldu da. geçen sene döküldük. bu maçta oturaklı oynadık. 0-0 bitse bile oyuna üzülmezdim. üzülürdüm ama sebebi oyun değil girişte saydığım nedenler olurdu. her halükarda iyi futbol oynadığımızı düşünecektim.
gariplik o ki tam da golü attığımız dakikalarda kötü oynamaya başladık. sara kötüydü ama batrakov’u yerine aldığında seken topları hiç alamamaya başladık ki batrakov’u 8’e almak hem de torreira ile birlikte yine bir hataydı benim gözlemim. kocaeli’nin orta sahası çok sert bir orta saha. yunus, batrakov ve torreira ile baskı kurmak pek mümkün değil. sara da güçlü değil ama alan kaplıyor. bence yine lesley girmeliydi.
ilk 11 çok doğru bu arada. şükrü saraçoğlu’nda mertens ve osimhen ile beraber çıktığımız, atilla karaoğlan’ın late tackle kararıyla farka gitmesini engellediği maçtaki sahaya yayılımımıza benzer bir yayılımımız vardı.
(bkz: 21 eylül 2024 fenerbahçe galatasaray maçı)
leao yunus’un sol içte konumlanabildiği gibi, çizgide de etki yaratıyor. inanılmaz bir yetenek, ilk dokunuş, ikinci dokunuş, 3.dokunuş, 4.... hepsi muazzam... o çeşitlilik yaratıyor hat aralarında. barış sağdan, eren soldan derinlik, sallai oyun kurulumunda 3’lüyü sağlıyor. hatta sara’yı daha da özgürleştirip ceza sahasına koşu da gösterdiğini gördük. yunus hat arası. torreira döneni alıyor, dantel gibi örüyor oyunu. tam kadro bu oyunu daha da geliştireceğimizi düşünüyorum.
maçta çok olumlu şey vardı, deniz, leao, lesley, eren, apo’nun gol atması, sallai, oyunun genel olarak her maç daha da oturması, sahaya yayılımımız, barış ve sane’de fiziksel mini hareketlenmeler… ama en önemlisi hocanın dinçliği. maç sonu ve maç başındaki açıklamaları, transfer dönemindeki o bitkinliği üzerinden attığını bize ispatladı. yorgunluğu azalmış, uykuları düzelmiş bir adam. hataları var, 2 maçtır eleştiriyorum ama galatasaray için gecesini gündüzüne kattığına eminim. hissetiriyor. sadece bu bile, ülkenin bize hissettirdiği yalnızlıktan bizi alıp bir yerlere ait olma hissiyatı veriyor. paha biçilemez. sağolsun varolsun…
büyük takım sağdan soldan orta açar, döneni alır, sonra onunla sallanan savunmaya hücum eder. otobüs çekerek benim anlayışıma göre futbol katili takımlara böyle hücum edersin. bu tartışmayı kapatalım… orta sayısı değil, dert olan ceza sahası içerisinde çoğalmadan ortalamak, sahaya doğru parsellenmeden ortalamak. erken orta işini tam da çözdüğümüz maçtan sonra yapılan bu yoruma şok oldum, emre özcan’dan gelmesi beni daha da şaşırttı. maçı tam izlemedi sanırım.
galatasaray osimhen varken daha dikine oynuyor tabi, adam istiyor bunu, dar alanda iş yapmaya çalışmaktansa topu onun hızlı ve uzun bacaklarına güvenerek daha hızlı 3.bölgeye fırlatmak daha mantıklı. bir de yanında hazır barış olduğunda bunu denersin, vura vura kırarsın kapıları ama…
işte bu sefer de orta sahanın canını çıkarırsın uzayan mesafelerle. tempon sezonu çıkaramamana neden olur. oldu da. geçen sene döküldük. bu maçta oturaklı oynadık. 0-0 bitse bile oyuna üzülmezdim. üzülürdüm ama sebebi oyun değil girişte saydığım nedenler olurdu. her halükarda iyi futbol oynadığımızı düşünecektim.
gariplik o ki tam da golü attığımız dakikalarda kötü oynamaya başladık. sara kötüydü ama batrakov’u yerine aldığında seken topları hiç alamamaya başladık ki batrakov’u 8’e almak hem de torreira ile birlikte yine bir hataydı benim gözlemim. kocaeli’nin orta sahası çok sert bir orta saha. yunus, batrakov ve torreira ile baskı kurmak pek mümkün değil. sara da güçlü değil ama alan kaplıyor. bence yine lesley girmeliydi.
ilk 11 çok doğru bu arada. şükrü saraçoğlu’nda mertens ve osimhen ile beraber çıktığımız, atilla karaoğlan’ın late tackle kararıyla farka gitmesini engellediği maçtaki sahaya yayılımımıza benzer bir yayılımımız vardı.
(bkz: 21 eylül 2024 fenerbahçe galatasaray maçı)
leao yunus’un sol içte konumlanabildiği gibi, çizgide de etki yaratıyor. inanılmaz bir yetenek, ilk dokunuş, ikinci dokunuş, 3.dokunuş, 4.... hepsi muazzam... o çeşitlilik yaratıyor hat aralarında. barış sağdan, eren soldan derinlik, sallai oyun kurulumunda 3’lüyü sağlıyor. hatta sara’yı daha da özgürleştirip ceza sahasına koşu da gösterdiğini gördük. yunus hat arası. torreira döneni alıyor, dantel gibi örüyor oyunu. tam kadro bu oyunu daha da geliştireceğimizi düşünüyorum.
maçta çok olumlu şey vardı, deniz, leao, lesley, eren, apo’nun gol atması, sallai, oyunun genel olarak her maç daha da oturması, sahaya yayılımımız, barış ve sane’de fiziksel mini hareketlenmeler… ama en önemlisi hocanın dinçliği. maç sonu ve maç başındaki açıklamaları, transfer dönemindeki o bitkinliği üzerinden attığını bize ispatladı. yorgunluğu azalmış, uykuları düzelmiş bir adam. hataları var, 2 maçtır eleştiriyorum ama galatasaray için gecesini gündüzüne kattığına eminim. hissetiriyor. sadece bu bile, ülkenin bize hissettirdiği yalnızlıktan bizi alıp bir yerlere ait olma hissiyatı veriyor. paha biçilemez. sağolsun varolsun…

