81
2026-27 türkiye süper lig 5.hafta maçı.
bu maçı kazanırız. ancak önemli olan bu maçın hangi oyuncularla kazanılacağıydı. teknik direktörümüzün çıkardığı 11 üzerinden durum değerlendirildiğinde, takım olma konusunda sınıfta kaldık gibi görünüyor.
1- batrakov. oyuncuda ısrar edip, ona güvendiğini belli etmen gereken bir maçtı bu. ancak kesiği yiyen, yani bir önceki mağlubiyetin sorumlusu olarak gösterdiğin oyuncu oldu. ısrarla 10 numara olarak denediğin yunus bir kanat oyuncusudur. bu iş sağ kanattan sağ beke oyuncu çekmeye benzemez. ayrıca beke çektiğin oyuncu da kökeni gereği, her maç iki kez tehlikeli noktalarda faul yapıyor ve bir kısmı kalemizde gole dönüşüyor.
2. abdülkerim. bir önceki maçta jacobs'u denedin. mantıksızdı. penaltı da yaptırdı. her ne kadar penaltı olmasa da. belki bir işaretti sana. takımında genç bir oyuncu var. kilo fazlası olduğunu iddia ediyorsun. oyuncu 21 yaşında. koyulan adam 32. daha söylenecek çok şey var da, dilim varmıyor. korkaklık ama bu. gelecek, geçmişin garantörlüğüne sığınarak görmezden geliniyor. 21 yaşında adam o 3 kiloyu, eğer sorun gerçekten buysa, bir maçta verir.
3. sara. aslında en başta yazılmalıydı kendisi. geçen maçta sergilediği şut güçsüzlüğü, adam kaçırması, fiziksel yetersizliği, kızağa çekmek için yeterli gerekçelerdi. hatta 2 pozisyonda kendi çevresinde 360 derece dönüp, alık alık hareketler yaptığında, artık hadi gel denmeliydi. çok güzel fırsattı. ama olmadı.
4. barış. büklüm büklüm dökülüyor kendisi. ve kimse dur demiyor. barış'a tanınan imkan batrakov'a tanınmıyor. barış'ın kredisi bitmedi mi? sanki çoktan bitti gibi. ben burada batrakov'u övmüyorum. oyuncuda diretme konusunda yanlış tercihler yapılıyor sanki.
dönüp dolaşıp, aynı paradigmanın içinde farklı cevaplar aranıyor. oysaki artık bu sistemin içinde bulunacak bir cevap kalmadı. transferler de bunun için yapılıyor. kimse makina değil, her oyuncu ile birlikte yepyeni olasılıklar şekilleniyor. galiba teknik direktör kavramında da sıkıntı var. yalnızca teknik işlerden sorumlu olmayan bir menejer olunmalı sanki artık. türkiye'de işe yaparsın hala. ancak dünyada başka şekilde ilişkiler kurulmaya başlanmış olabilir.
sara yerine ugoçukvuyu denemeliydin. o denklem içinde batrakov da yer almalıydı. ugoçukvu, bizler tarafından yanlış yorumlandı, serinkanlı ancak çalışkan bir oyuncu olduğunu son maçta ortaya koydu. göstere göstere pres yapmayan, ancak rakibin zayıflıklarını kovalayan ve ona göre basan bir oyuncu profiline sahip. aynı zamanda diagonal pasları oldukça verimli. süre aldığı maçta, pas istasyonu olarak oyunun hep içindeydi. torreirayı doğrudan rahatlatacak ve eksiklerini kapacak bir oyuncu. ama 11'de yok.
bugünün 2 olumlu hamlesi leao ve deniz gül. ancak gereken diğer hamleler gerçekleşmediği için takımımızın, gelecek adına takım olma konusunda herhangi bir kazanım elde edemeyeceği bir mücadeleye çıkıyoruz.
dünyanın hangi yerinde 4 yıl üst üste olmuş bir takımın taraftarları bu kadar çile çekmiştir? ayrıca bu taraftar olmasa, takım buralara gelebilir miydi? bence bizim en güçlü yanımız, taraftar olarak itici gücümüz. galatasray'ı bizler istiyoruz ve yaratıyoruz. bu gücümüzün farkında olmamız gerekiyor. geçmiş yıllarda bizim gücümüzü ortaya koyan çok net bir cümle vardı: aslolan galatasaray'dır. kimse galatasaray'dan üstün değildir. eğer teknik direktör, takımı ileri taşıyamıyorsa, kendisi galatasaray'dan üstün değildir. bunu unutmamalıyız.
takımımıza başarılar dilerim.
bu maçı kazanırız. ancak önemli olan bu maçın hangi oyuncularla kazanılacağıydı. teknik direktörümüzün çıkardığı 11 üzerinden durum değerlendirildiğinde, takım olma konusunda sınıfta kaldık gibi görünüyor.
1- batrakov. oyuncuda ısrar edip, ona güvendiğini belli etmen gereken bir maçtı bu. ancak kesiği yiyen, yani bir önceki mağlubiyetin sorumlusu olarak gösterdiğin oyuncu oldu. ısrarla 10 numara olarak denediğin yunus bir kanat oyuncusudur. bu iş sağ kanattan sağ beke oyuncu çekmeye benzemez. ayrıca beke çektiğin oyuncu da kökeni gereği, her maç iki kez tehlikeli noktalarda faul yapıyor ve bir kısmı kalemizde gole dönüşüyor.
2. abdülkerim. bir önceki maçta jacobs'u denedin. mantıksızdı. penaltı da yaptırdı. her ne kadar penaltı olmasa da. belki bir işaretti sana. takımında genç bir oyuncu var. kilo fazlası olduğunu iddia ediyorsun. oyuncu 21 yaşında. koyulan adam 32. daha söylenecek çok şey var da, dilim varmıyor. korkaklık ama bu. gelecek, geçmişin garantörlüğüne sığınarak görmezden geliniyor. 21 yaşında adam o 3 kiloyu, eğer sorun gerçekten buysa, bir maçta verir.
3. sara. aslında en başta yazılmalıydı kendisi. geçen maçta sergilediği şut güçsüzlüğü, adam kaçırması, fiziksel yetersizliği, kızağa çekmek için yeterli gerekçelerdi. hatta 2 pozisyonda kendi çevresinde 360 derece dönüp, alık alık hareketler yaptığında, artık hadi gel denmeliydi. çok güzel fırsattı. ama olmadı.
4. barış. büklüm büklüm dökülüyor kendisi. ve kimse dur demiyor. barış'a tanınan imkan batrakov'a tanınmıyor. barış'ın kredisi bitmedi mi? sanki çoktan bitti gibi. ben burada batrakov'u övmüyorum. oyuncuda diretme konusunda yanlış tercihler yapılıyor sanki.
dönüp dolaşıp, aynı paradigmanın içinde farklı cevaplar aranıyor. oysaki artık bu sistemin içinde bulunacak bir cevap kalmadı. transferler de bunun için yapılıyor. kimse makina değil, her oyuncu ile birlikte yepyeni olasılıklar şekilleniyor. galiba teknik direktör kavramında da sıkıntı var. yalnızca teknik işlerden sorumlu olmayan bir menejer olunmalı sanki artık. türkiye'de işe yaparsın hala. ancak dünyada başka şekilde ilişkiler kurulmaya başlanmış olabilir.
sara yerine ugoçukvuyu denemeliydin. o denklem içinde batrakov da yer almalıydı. ugoçukvu, bizler tarafından yanlış yorumlandı, serinkanlı ancak çalışkan bir oyuncu olduğunu son maçta ortaya koydu. göstere göstere pres yapmayan, ancak rakibin zayıflıklarını kovalayan ve ona göre basan bir oyuncu profiline sahip. aynı zamanda diagonal pasları oldukça verimli. süre aldığı maçta, pas istasyonu olarak oyunun hep içindeydi. torreirayı doğrudan rahatlatacak ve eksiklerini kapacak bir oyuncu. ama 11'de yok.
bugünün 2 olumlu hamlesi leao ve deniz gül. ancak gereken diğer hamleler gerçekleşmediği için takımımızın, gelecek adına takım olma konusunda herhangi bir kazanım elde edemeyeceği bir mücadeleye çıkıyoruz.
dünyanın hangi yerinde 4 yıl üst üste olmuş bir takımın taraftarları bu kadar çile çekmiştir? ayrıca bu taraftar olmasa, takım buralara gelebilir miydi? bence bizim en güçlü yanımız, taraftar olarak itici gücümüz. galatasray'ı bizler istiyoruz ve yaratıyoruz. bu gücümüzün farkında olmamız gerekiyor. geçmiş yıllarda bizim gücümüzü ortaya koyan çok net bir cümle vardı: aslolan galatasaray'dır. kimse galatasaray'dan üstün değildir. eğer teknik direktör, takımı ileri taşıyamıyorsa, kendisi galatasaray'dan üstün değildir. bunu unutmamalıyız.
takımımıza başarılar dilerim.

