24865
(bkz: 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı)
ilgili maçta bir kez daha yine kartvizitinde yazan baskı ve karşılama oyunu çatır çatır işlemiştir. üstüne, özellikle ilk 45 dakikada, bu sefer 2. ve 3. bölgede oldukça iyi paslaşan bir kurgu da ortaya çıkarmıştır. döneminde avrupa kupalarında bu kadar uzun süreli iyi pas sekansları yaşadığımızı hatırlamıyorum. hoca yine oyuna bir şeyler katmaya çalışıyor. öyle "ben şunu yaptım, bunu başardım" diyerek kendini hiç güncellemeden devam etmiyor. çok takdir edilesi.
ancak, baskı oyununa karşı çalışan yöntemlerden biri olan orta ve uzun mesafeli bağlantı oyununa kaybetmiştir. bu sadece bize karşı değil, genel olarak bire bir pres yapan takımlara karşı çalışan bir kurgu. bunu durdurmanın başlıca yollarından biri de uzun bağlantılardan sonraki ikinci toplara ve devamındaki rotasyonlara karşı aynı fiziksel güç ile reaksiyon verebilmek. şu anki yedek kulübesine güvenilmediği aşikar; o yüzden, takımın form grafiğinin biraz yükselmesini ve sakatların iyileşmesini beklemek zorundayız. ayrıca, hoca genelde bu durumlara karşı maç içinde hücum hattını güncellemeyi tercih ediyordu ama orada da dursun aydın özbek yönetimi'nin transfer politikasına takıldı ve 1 hafta, 10 gün önce gelmiş oyuncuları sahaya atmak zorunda kaldı.
diğer bir taraftan, sporting maçı için hakem konusuna girip canımı bir kez daha sıkmak istemiyorum. ancak burada canımı sıkan diğer konu, hocanın ne oynattığını ve neden vazgeçmeyeceğini bilmeden karakterini tanımlayan oyunu kullandığı için kendisine yine yüz binlerce kez sallanması. kendisiyle 5. sezonu yaşıyoruz ve takıma baskı oyunu oynattığı için yine küfür yiyor.
beğenilsin veya beğenilmesin ama avrupa'daki trend oyun bu ve hoca da bunu takip ediyor. o güruh için olmayabilir ama benim açımdan çok saygı duyulası. anlaşılan, o taraf trendleri pek takip etmiyor ve maç izlemiyor. gerçi buna da gerek yok; zira şampiyonlar ligi'nde bu sezon karşılaşacağımız takımlardan neyin ne olduğunu anlayacaklardır.
yok, vazgeçtim; o vakit de "pas oyunu yok, set oyunu yok" tarafına geçiş yaparlar.
ilgili maçta bir kez daha yine kartvizitinde yazan baskı ve karşılama oyunu çatır çatır işlemiştir. üstüne, özellikle ilk 45 dakikada, bu sefer 2. ve 3. bölgede oldukça iyi paslaşan bir kurgu da ortaya çıkarmıştır. döneminde avrupa kupalarında bu kadar uzun süreli iyi pas sekansları yaşadığımızı hatırlamıyorum. hoca yine oyuna bir şeyler katmaya çalışıyor. öyle "ben şunu yaptım, bunu başardım" diyerek kendini hiç güncellemeden devam etmiyor. çok takdir edilesi.
ancak, baskı oyununa karşı çalışan yöntemlerden biri olan orta ve uzun mesafeli bağlantı oyununa kaybetmiştir. bu sadece bize karşı değil, genel olarak bire bir pres yapan takımlara karşı çalışan bir kurgu. bunu durdurmanın başlıca yollarından biri de uzun bağlantılardan sonraki ikinci toplara ve devamındaki rotasyonlara karşı aynı fiziksel güç ile reaksiyon verebilmek. şu anki yedek kulübesine güvenilmediği aşikar; o yüzden, takımın form grafiğinin biraz yükselmesini ve sakatların iyileşmesini beklemek zorundayız. ayrıca, hoca genelde bu durumlara karşı maç içinde hücum hattını güncellemeyi tercih ediyordu ama orada da dursun aydın özbek yönetimi'nin transfer politikasına takıldı ve 1 hafta, 10 gün önce gelmiş oyuncuları sahaya atmak zorunda kaldı.
diğer bir taraftan, sporting maçı için hakem konusuna girip canımı bir kez daha sıkmak istemiyorum. ancak burada canımı sıkan diğer konu, hocanın ne oynattığını ve neden vazgeçmeyeceğini bilmeden karakterini tanımlayan oyunu kullandığı için kendisine yine yüz binlerce kez sallanması. kendisiyle 5. sezonu yaşıyoruz ve takıma baskı oyunu oynattığı için yine küfür yiyor.
beğenilsin veya beğenilmesin ama avrupa'daki trend oyun bu ve hoca da bunu takip ediyor. o güruh için olmayabilir ama benim açımdan çok saygı duyulası. anlaşılan, o taraf trendleri pek takip etmiyor ve maç izlemiyor. gerçi buna da gerek yok; zira şampiyonlar ligi'nde bu sezon karşılaşacağımız takımlardan neyin ne olduğunu anlayacaklardır.
yok, vazgeçtim; o vakit de "pas oyunu yok, set oyunu yok" tarafına geçiş yaparlar.


