2125
galatasaray taraftarının sinir katsayısını en çok zıplatan futbolcu profili. leş gibi oynaması ile değil elbet. canavar gibi oynayıp en kritik eşikte evinde televizyon karşısında maçı izlemesiyle.
singo meselesi de tam olarak böyle trajikomik bir tiyatroya dönüşmüş durumda.
adamı anlatırken kurulan cümlelere bakın:
terminatör gibi güçlü.
uçak gibi hızlı.
savunma arkasına atılan topa yetişir.
açık alanı tek başına süpürür.
gerektiğinde bek, gerektiğinde üçüncü stoper olur.
rakip kanat oyuncusunu fizik gücüyle oyundan düşürür.
özetle okan buruk’un yüksek presli, savunmayı orta sahaya kadar çıkaran ve arkada koca bir otoban bırakan oyununda ihtiyaç duyduğu en değerli profillerden biri.
ama ortada öyle bir ironi var ki insan ağlanacak haline gülüyor:
öve öve bitiremediğimiz bu “fizik canavarı”, fiziksel olarak sahada kalamıyor.
30 küsur milyon euro bonservis verdiğiniz 5 milyon euro maaşa bağladığınız bir oyuncunun en büyük alametifarikası atletizmse ve siz o atletizmi sezonun kritik dönemlerinde sağlık raporlarında okuyorsanız teorik fiziğin sahada çok fazla anlamı kalmıyor.
çünkü fiziksel kapasite sadece 35 kilometre hızla koşmak değildir.
ikili mücadelede rakibi ezmek değildir. yüksekten zıplamak da değildir. oynayabilmek de fiziksel kapasitedir.
o yoğun fikstürü kaldırabilmek, art arda maçlara çıkabilmek, takımın size ihtiyaç duyduğu haftalarda sahada olabilmek de bu işin parçasıdır.
camdan terminatör olmaz. işin taraftarı asıl çıldırtan tarafı ise singo’nun kötü futbolcu olmaması.
tam tersine. sahada olduğunda ne kadar özel bir oyuncu olduğunu hepimiz gördük. geçen sezon avrupa maçlarında bekte nasıl insan üstü bir fizikle dominasyon yarattığını gördük.
yani “uyum sağlayamadı” diyemiyorsun. “sistem ona uymadı” diyemiyorsun. “kumaşı yetersiz” hiç diyemiyorsun. adam tam olarak sistemin aradığı oyuncu.
sıkıntı şu:
anahtarı bulmuşsun ama kilidi açman gereken gün anahtar cebinde yok. derbi geliyor, singo sakat. avrupa’da tamam mı devam mı maçı geliyor, singo yok. fikstür sıkışıyor, takımın savunması nefes nefese kalıyor, yine yamalı bohça bir düzen kurmaya çalışıyoruz.
ve iş burada futbolculuk tartışmasından çıkıp yatırım tartışmasına dönüyor.
çünkü kadronun kağıt üzerinde fizik olarak en güçlü, en atletik ve en dayanıklı görünmesi gereken oyuncusunun en büyük problemi fiziksel devamlılık.
lüks galeriye gidip dünyanın en hızlı spor arabasını almışsınız. garajda müthiş görünüyor. motoruna bakıp hayran kalıyorsunuz. performansını bildiğiniz için içiniz gidiyor. ama uzun yola çıkacağınız sabah marş basmıyor.
taraftarın artık “çok iyi futbolcu ama yine sakatlandı” tesellisine tahammülü kalmamasının sebebi de bu. çünkü 30 küsur milyon euroluk yatırım potansiyel satın almak için yapılmadı. kritik maçlarda sahada olsun diye yapıldı.
singo sağlıklı olduğunda galatasaray’ın savunmasını başka seviyeye çıkarıyor.
buna itiraz eden yok. ama artık soru “singo ne kadar iyi?” değil.
soru şu:
galatasaray o iyiliğe sezon boyunca kaç maç ulaşabiliyor?
çünkü en ihtiyaç duyduğun virajda kullanamadığın 30 milyon euroluk performansın, kağıt üzerindeki değeri ne kadar yüksek olursa olsun sahadaki karşılığı sıfır.
singo’nun trajedisi de tam olarak bu. kötü olduğu için değil. çok iyi olup oynayamadığı için insanı çıldırtıyor.
singo meselesi de tam olarak böyle trajikomik bir tiyatroya dönüşmüş durumda.
adamı anlatırken kurulan cümlelere bakın:
terminatör gibi güçlü.
uçak gibi hızlı.
savunma arkasına atılan topa yetişir.
açık alanı tek başına süpürür.
gerektiğinde bek, gerektiğinde üçüncü stoper olur.
rakip kanat oyuncusunu fizik gücüyle oyundan düşürür.
özetle okan buruk’un yüksek presli, savunmayı orta sahaya kadar çıkaran ve arkada koca bir otoban bırakan oyununda ihtiyaç duyduğu en değerli profillerden biri.
ama ortada öyle bir ironi var ki insan ağlanacak haline gülüyor:
öve öve bitiremediğimiz bu “fizik canavarı”, fiziksel olarak sahada kalamıyor.
30 küsur milyon euro bonservis verdiğiniz 5 milyon euro maaşa bağladığınız bir oyuncunun en büyük alametifarikası atletizmse ve siz o atletizmi sezonun kritik dönemlerinde sağlık raporlarında okuyorsanız teorik fiziğin sahada çok fazla anlamı kalmıyor.
çünkü fiziksel kapasite sadece 35 kilometre hızla koşmak değildir.
ikili mücadelede rakibi ezmek değildir. yüksekten zıplamak da değildir. oynayabilmek de fiziksel kapasitedir.
o yoğun fikstürü kaldırabilmek, art arda maçlara çıkabilmek, takımın size ihtiyaç duyduğu haftalarda sahada olabilmek de bu işin parçasıdır.
camdan terminatör olmaz. işin taraftarı asıl çıldırtan tarafı ise singo’nun kötü futbolcu olmaması.
tam tersine. sahada olduğunda ne kadar özel bir oyuncu olduğunu hepimiz gördük. geçen sezon avrupa maçlarında bekte nasıl insan üstü bir fizikle dominasyon yarattığını gördük.
yani “uyum sağlayamadı” diyemiyorsun. “sistem ona uymadı” diyemiyorsun. “kumaşı yetersiz” hiç diyemiyorsun. adam tam olarak sistemin aradığı oyuncu.
sıkıntı şu:
anahtarı bulmuşsun ama kilidi açman gereken gün anahtar cebinde yok. derbi geliyor, singo sakat. avrupa’da tamam mı devam mı maçı geliyor, singo yok. fikstür sıkışıyor, takımın savunması nefes nefese kalıyor, yine yamalı bohça bir düzen kurmaya çalışıyoruz.
ve iş burada futbolculuk tartışmasından çıkıp yatırım tartışmasına dönüyor.
çünkü kadronun kağıt üzerinde fizik olarak en güçlü, en atletik ve en dayanıklı görünmesi gereken oyuncusunun en büyük problemi fiziksel devamlılık.
lüks galeriye gidip dünyanın en hızlı spor arabasını almışsınız. garajda müthiş görünüyor. motoruna bakıp hayran kalıyorsunuz. performansını bildiğiniz için içiniz gidiyor. ama uzun yola çıkacağınız sabah marş basmıyor.
taraftarın artık “çok iyi futbolcu ama yine sakatlandı” tesellisine tahammülü kalmamasının sebebi de bu. çünkü 30 küsur milyon euroluk yatırım potansiyel satın almak için yapılmadı. kritik maçlarda sahada olsun diye yapıldı.
singo sağlıklı olduğunda galatasaray’ın savunmasını başka seviyeye çıkarıyor.
buna itiraz eden yok. ama artık soru “singo ne kadar iyi?” değil.
soru şu:
galatasaray o iyiliğe sezon boyunca kaç maç ulaşabiliyor?
çünkü en ihtiyaç duyduğun virajda kullanamadığın 30 milyon euroluk performansın, kağıt üzerindeki değeri ne kadar yüksek olursa olsun sahadaki karşılığı sıfır.
singo’nun trajedisi de tam olarak bu. kötü olduğu için değil. çok iyi olup oynayamadığı için insanı çıldırtıyor.


